Ahlakın Soykütüğü Üstüne
Ahşap Evin Çocukları
Amerikan Edebiyatı 101
Bağımlılık Psikolojisi
Bir bağımlının düşünce yapısına nasıl nüfuz edebiliriz? Ailemizdeki ya da yakın çevremizdeki bağımlılara yardımcı olabilir miyiz? Peki ya yardım etmek isterken daha kötu¨ sonuçların doğmasına sebep olabilir miyiz?
Bağımlıların düşünme şekli, etraflarındaki herkesi aynı kıskaca alacak şekilde işler: Bahaneler üretmekte ustadırlar, başlarına gelenler neredeyse tamamen dış etmenlere bağlıdır ve her zaman çaba gösterdiklerini iddia ederler.
İşte Abraham Twerski, bu döngüden nasıl çıkılacağını bu kısa ama etkili kitapta ele alıyor. Kendini ve başkalarını kandırmanın özsaygı duygusunun altını nasıl kazdığını ve bağımlılıkla mücadele edenlerin çabalarını nasıl tehdit ettiğini açıklıyor. Bağımlıların ve onların yakınlarının geçtikleri yolu, uzun kariyeri boyunca karşılaştığı ilgi çekici vakalarla örnekliyor. Bağımlılık Psikolojisi, bağımlı düşüncelerden kurtulup sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyenler için ideal bir rehber.
Buluşlarım
İsmi genellikle Thomas Edison’la girdiği bilimsel mücadeleyle birlikte anılsa da Nikola Tesla, belki de gelmiş geçmiş en önemli mucitlerden biridir. Amerikalı mucit Edwin Armstrong, “Dünya, Nikola Tesla gibi birinin bir kez daha gelmesi için çok uzun bir süre beklemelidir,” der ve haklıdır da. Dönen manyetik alan, kablosuz enerji aktarımı, uzaktan kumandalı model tekne, Tesla bobini ve transformatörün mucidi pek bilinmese de Tesla’dır. Buluşlarım: Bir Dâhinin Özyaşamöyküsü, Tesla’nın kendi yaşamını anlattığı ve zamanın ötesinde bir zihne sahip olduğunu kanıtladığı muhteşem bir eser.
Fakat kısa süre içerisinde zaaflarımı ele geçirdim ve daha önce hiç yaşamadığım bir keyfi yaşadım; dilediğimi yapmayı... Zaman içerisinde bu güçlü zihinsel egzersiz benim için alışkanlık haline geldi. İlk başlarda dileklerim sönüktü fakat kademeli olarak arzu ile arzuyu gerçekleştirmek için gerekli irade özdeşleşti. Yıllarca süren bu disiplin pratiğinden sonra kendimi kontrol etmekte öyle uzmanlaştım ki bazı güçlü insanları mahveden ihtiraslar benim için adeta oyuncak gibiydi.
Doğum Günü Armağanı
Dünya Tarihi 101
Tarih şaşırtıcı olaylar, gu¨çlu¨ liderler, entrikalar ve ilginç keşiflerle dolu binlerce yıllık bir maceradır. Buna rağmen tarih kitapları çoğunlukla tekdu¨ze, sıkıcı ve eğlenceli olmaktan alabildiğine uzaktır. Du¨nya Tarihi 101 ise bu¨tu¨n bu sıkıcı detayları bir kenara bırakıyor ve sizi uygarlık tarihine doğru bu¨yu¨leyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Ju¨l Sezar’dan Cengiz Han’a, Soğuk Savaş’tan ku¨reselleşmeye, köleliğin başlangıcından akıl almaz bu¨yu¨klu¨kte imparatorluklara; diktatörlerin, dinlerin ve savaşların modern medeniyetlere etkisine dair merak ettiğiniz her şey Du¨nya Tarihi 101’de!
Eğitim Felsefesi
Bağımsız bir felsefe disiplini olarak ancak 20. yüzyılda ortaya çıkan “eğitim felsefesi”, köklerini insanın en önemli işi olan eğitim olgusundan almaktadır. Binlerce yıldan beri, “Nasıl bir insan yetiştirmek istiyoruz?” sorusunu sormamış bir topluma, yeryüzünde herhalde hiç rastlanmamıştır. Bu, karşı karşıya kaldığı hemen her problemde eğitimin gerekliliğine gönderme yapan, eğitimi bütün problemlerin çözümü olarak gören günümüz toplumunda daha yoğun bir şekilde sorulan ve yanıtlanmaya çalışılan bir soru olmuştur.
Eğitim Felsefesi, “eğitimin ne olduğu”, “nasıl bir insan yetiştirmek gerektiği” sorularına verilmesi muhtemel yanıtları kapsamlı ve felsefi açıdan ele alan bir kitap olarak tasarlanmıştır. Birinci bölümde Platon’dan Aristoteles’e, Gazâlî’den Rousseau’ya, Nietzsche’den Dewey ve Buber’e geçmişin büyük filozoflarıyla idealizm, realizm, spiritüalizm, natüralizm, romantizm, pragmatizm ve egzistansiyalizm benzeri felsefe okullarının eğitim anlayışları sunulmaktadır. Yine aynı çerçevede, analitik eğitim felsefesi başlığı altında eğitimin temel kavramlarını sorgulayan eser, eleştirel eğitim felsefesi kapsamında, günümüzde kapitalizmin, pozitivizm destekli eğitim anlayışına tepkiyle oluşan alternatif eğitim anlayışlarını da mercek altına almaktadır.
Eğitime sistematik bir biçimde ve normatif bir perspektiften yaklaşan Eğitim Felsefesi, eğitimin ontolojik, epistemolojik, etik ve politik boyutlarını da içeren kaynak bir kitaptır.
Erkek Beyni
Dr. Louann Brizendine, Kadın Beyni adlı çok satılan kitabının devamı niteliğindeki bu eserinde, erkek zihniyeti ve davranışlarının ardında yatan beyinsel aktiviteleri açıklıyor ve erkek beyniyle ilgili en son bilimsel bulguları sunuyor. Erkek beyni;
- Sorun çözmek için tasarlanmış bir makinedir
- Bir sorunla karşılaştığında çözüm bulmak için duygusal yapıları değil analitik yapıları kullanır
- Rekabet ettikçe gelişir; sert oynar; hiyerarşi konusunda takıntılıdır
- Seksle ilgili bölümü kadın beynine kıyasla 2,5 kat daha büyüktür
Bilimsel bulguları son derece anlaşılır, basit bir dille anlatan bu kitabı okuyunca aklınızı kurcalayan pek çok sorunun yanıtını bulacaksınız:
- Erkek bebeğinizle göz teması kurmakta neden zorlanıyorsunuz?
- Küçük oğlunuz neden oturmak nedir bilmiyor?
- Ergenlik çağına girmiş oğlunuzla iletişim kurmak neden size bu kadar güç geliyor?
- Yetişkin erkekler neden hiyerarşiyi takıntı haline getiriyor?
Erkekleri anlamak isteyen kadınlar ve kendilerini daha iyi tanımak isteyen erkekler bu kitabı mutlaka okumalı.
Evren 101
Uzay yolculuğuna çıkmaya hazır mısınız?
Ders kitapları genellikle uzayın güzelliklerini ve gizemini sıkıcı tartışmalarla arka planda bırakırlar. Galileo da böyle bir şey istemezdi tabii ki! Bu yüzden, Evren 101 sıkıcı ayrıntılara ve uzun anlatılara girmeden, yıldızlarla bezenmiş gökyüzümüzün ardında saklanmış olanları keşfetmenizi sağlayacak ve ilginizi her daim canlı tutacak ilginç bilgileri sizlere eğlenceli bir dille sunmak için hazırlandı.
Büyük Patlama’dan Samanyolu’na, Isaac Newton’dan Henrietta Swan Leavitt gibi başarılı bilim kadınlarına, gökyüzüne dair her şeyi içinde barındıran bu elkitabı, başka hiçbir yerde bulamayacağınız resimler, tablolar ve eğlenceli astronomik bilgilerle dolu!
İster kara deliklerin ardındaki gizemi çözmeye çalışın ister en sevdiğiniz gezegenle ilgili daha fazla bilgi edinmeyi amaçlayın, bütün sorularınızın cevabı Evren 101’de; hatta farkında olmadan yanıtını aradığınız soruların bile...
Felsefe 101
Dünyanın en büyük düşünürlerinin çığır açan fikirlerini keşfedin!
Ders kitapları, felsefenin önemli teorilerini, ilkelerini ve figürlerini filozofları bile çileden çıkaracak kadar sıkıcı metinlere dönüştürebiliyor zaman zaman. Felsefe 101 gereksiz detaylara ve yorucu felsefi kuramlara yer vermek yerine insanın büyüleyici düşünce ve sorgulama tarihinin kapılarını size açıyor; Aristoteles ve Heidegger’den, istenç ve metafiziğe, başka yerde bulamayacağınız yüzlerce ilginç felsefi bilgi ve düşünce sunuyor.
Varoluşçuluğun gizemini mi çözmek istiyorsunuz yoksa sadece Voltaire’in kuşkuculuk hakkındaki düşüncelerini öğrenmek mi? Felsefe 101 merak ettiğiniz tüm soruları yanıtlıyor.
Felsefeye Giriş
“Felsefe, ister akademide doğrudan eğitimi alınsın, isterse insanın kişisel okuma ve araştırmalarıyla hayatına bir şekilde dahil ettiği bir disiplin ve düşünme alanı olsun, kişinin hayatına her yönden olumlu katkılar yapmaya aday bir kültür öğesi ya da düşünme faaliyetini ifade eder. Kişi ister hekim, ister mühendis, ister öğretmen ya da ister hukukçu olsun, kısacası hangi mesleği icra ederse etsin, gerek yaptığı işi anlamlandırıp layıkıyla yapmada, gerekse bir bütün olarak hayatını anlamlandırma noktasında felsefeye ihtiyaç duyar. Günümüzün giderek karmaşıklaşan ve zorlaşan hayatını anlamlandırma, daha sorumlu ve ilkeli bir birey olarak yaşama noktasında, öyle sanılır ki felsefeye daha çok ihtiyaç duyulmaktadır.”
Ahmet Cevizci
Referans Kitaplar dizisinin yedinci kitabı olan Felsefeye Giriş, farklı felsefe tasavvurları ve tanımlarından yola çıkarak felsefenin alt dallarını oluşturan metafizik, din felsefesi, epistemoloji, bilim felsefesi, etik, siyaset felsefesi, estetik ve eğitim felsefesi üzerine özlü, ama aynı zamanda derinlikli inceleme ve tartışmalara yer veriyor.
Genetik 101
DNA’nın yapısını, antibiyotik direncini, bakteri ve viru¨sleri öğrenmek isteyenler için...
Genetik yapımız kim olduğumuzu bu¨yu¨k ölçu¨de anlatır; biz de bu anlatıyı çocuklarımıza miras bırakırız. Göz rengimizden boyumuza, hangi hastalıklara yakalanma riskimiz olduğundan kaç yıl yaşayacağımıza kadar pek çok şey bu anlatıda mevcuttur. Peki ya bu¨tu¨n bunların ardındaki karmaşık ve bu¨yu¨leyici sistem nasıl işler?
Genetik 101, DNA’nın yapısı ve işleyişinden gen aktarımına, genetik bilimindeki son yeniliklerden u¨topik bir du¨nyanın kapılarını aralamışız izlenimi yaratan deneylere kadar milyonlarca yıllık evrim yolculuğumuzun en ilginç kısımlarını özetliyor. Bu kapsamlı ve eğlenceli kitapta genetik bilimiyle ilgili merak ettiğiniz her şeyi bulacaksınız.
Güneş Ülkesi
Yapıtları en az on cilt tutan Campanella’nın uzun süren yaşamı tam bir özgürlük mücadelesidir. İtalyanca olarak kaleme aldığı Güneş Ülkesi, yaşamını adadığı “özgürlük” düşüncesinin ve otoriteye karşı boyun eğmezliğinin simgesi gibidir. Bu büyük yapıt, ona ilk kez yaklaşanlar için ilerlemekte tereddüt edilecek büyük ve gür bir orman ya da bir labirent havası verir. Aynı zamanda 30 yıllık hapislik hayatının yarattığı öfkeyle birlikte Campanella’nın ateşli ruhundan yayılan bir çığlık; insanları cehalet uykusundan uyandıran ve kederli dünyalarından çıkmaya çağıran bir çan sesi gibidir.
Güneş Ülkesi, adaletsizliğin bilincinde olan, toprağından sürülmüş, zorunlu ihtiyaçlarını bile karşılamakta güçlük çekmiş ve bunun acısını taşımış bir insanın, adil ve dayanışmacı, baskı ve sefaletten arınmış bir toplum düşünün somutlaştırıldığı bir ideal kent tasarımıdır. Mutlu bir cumhuriyetin betimlemesi olan bu küçük kitap, 17. yüzyılda Fransa’da ve Almanya’da konuşulup tartışılmış; 19. yüzyılda pozitivistler ve sosyalistler arasında yayılmıştır. Avrupa tarihine ve kültürüne karşı aldığı mesafe ve ele aldığı ekonomik kolektivizmin yanı sıra üslubu ve doğallığıyla da dikkat çekmiştir.
Hayalet Süvari
İnsan Nasıl İnsan Oldu – Say Yayınları
Bu dünyada bir dev var. Bu devin öyle kolları var ki hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir. Öyle ayakları var ki günde binlerce kilometre koşabilir. Bu devin öyle kanatları var ki bulutlar üzerinde, kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir. Öyle yüzgeçleri var ki su altında balıklardan daha iyi yüzebilir. Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir. Bu dev o kadar güçlüdür ki dağları delip geçer ve doludizgin akıp giden suları durdurur.
Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir; ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular. Kimdir bu dev? Bu dev insandır. Acaba insan nasıl dev oldu, nasıl dünyanın efendisi oldu? Biz bu kitapta işte bunu anlatacağız.
M. İlin - E. Segal
İnsan Ruhuna Yöneliş
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve analitik psikolojinin kurucusu, psikiyatr ve dünyamızın ender Filozof-bilimadamlarından biri olan C. G. Jung, İnsan Ruhuna Yöneliş’te psikolojinin en temel ve özgün kavramlarını sunuyor: Kompleksler, düşler ve bireysel anlamları, çağrışım deneyleri, yansıtmalar, arketipler, bilinç, bilinçaltı ve bilinçdışının işlevleri...
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinin sonuncusu, çağdaş insanın günlük yaşamında ve "öte yaşamında"; düşlerinde, bilinçli ve özellikle de bilinçsiz yaşamında kendini duyuran başlıca ruhsal sorunlarına, sıkıntılarına uzun yıllar öncesinden ışık tutmaya, yol göstermeye devam ediyor. Jung, öte yandan bir kahin gibi davranıyor; insanlığı bekleyen en büyük tehlikenin "ruhsal tehlike" olduğunu, bunun da insanın bilinçaltından geleceğini savunuyor. Bu bağlamda İnsan Ruhuna Yöneliş, ilk basımından bu yana geçen yaklaşık 60 yıla karşın değerinden ve savlarından hiçbir şey yitirmemiş durumda. Çünkü Dünya gezegeni, giderek bilincini bir yana bırakıp, bilinçaltı birikimleriyle varlığını ve ilişkilerini sür dürmeye çalışan bir insan tipinin egemenliğine giriyor...
İnsancapek İnsanca 2.Kitap
Yolcular beş basamağa ayrılmalıdır: en altta, birinci basamaktakiler seyehat eden ve görünenlerdir gerçekte ise seyehat ettiriliyorlar ve kördürler. Bir sonraki basamaktakiler gerçektende bizzat dünyaya bakarlar ve görürler. Üçüncü basamak-takiler görmenin sonucunda bir şey yaşarlar. Dördüncü basamaktakiler yaşananları özümser ve beraberinde götürürler ve son olarak, gördükleri her şeyi, yaşadıktan ve özümsedikten sonra, eve dönerek faaliyetler ve eserler ile tekrar dışarı çıkartmak zorunda olan, yüksek bir güce sahip insanlar vardır. Yaşam seyahatine çıkan tüm insanlar aslında bu beş dereceye ayrılan yolculara benzer. En alt basamakta duranlar pasif olanlardır. En üst basamaktakiler ise içsel olayların kalıntılarını bile bırakmadan faaliyet gösteren ve yaşamlarını doya doya yaşayanlardır.
İnsanı Tanıma Sanatı – Say Yayınları
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikiyatr Alfred Adler, İnsanı Tanıma Sanatı’yla geniş bir okur kitlesine yöneliyor.
Adler’in, bu yüzyılın başında, insanın ruhsal-fiziksel varlığına ve yaşamdaki sorunlarına ilişkin yaptığı saptamalar, aradan geçen bunca yıla karşın değerinden hiçbir şey yitirmeden anlamlılığını ve yol göstericilik işlevini koruyor. Adler’in bir dizi konferansından doğan bu yapıtın başlıca amacı, toplum içindeki etkinliğimizin içerdiği kusurları bireylerin hatalı davranışlarından yola çıkarak anlamak, söz konusu hataları göz önüne sermek ve bireylerin toplum yaşamına daha iyi uymalarını sağlamaya çalışmak. Yapıt öte yandan, bireysel psikolojinin en temel ilkelerini ve bunların insanı tanımada taşıdığı değeri, ortak yaşamdaki ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklama amacı taşıyor.
Adler, yaşamın çağımızda pek de göremediğimiz anlamını, gerçekten de bir sanatçı gibi ince ince işleyerek ortaya koyuyor.
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
Cenevre’de saatçi ustası olan babasının yanından ayrılan; mesleksiz, işsiz, parasız ve hiçbir toplumsal statü ile bağlantısı olmayan Jean-Jacques Rousseau, yeni bir çağın oluşumunun öncesinde, çağımızın bir-çok sorununu ya?ayacak ve bunları düşünüp değerlendirmeye çalışacak olan yeni bir insan tipinin ilk örneğidir. Onun yalnızlığı, 1756 Lizbon Depremi’nde yayımladığı bildirisiyle olayı hâlâ Tanrısal iradeye bağlayan Papa’nın yalanını da; Papa’nın yalanını fark edip yaşlanan depremin toplumsal sistemin ürünü olduğunu, çünkü yıkımın ve ölümün gelip yoksul mahallelerin başına çöktüğünü fark eden bir düşünürün yalnızlığıdır. Bu nedenle, günümüzdeki "depremleri", "çöküntüleri" yalansız dolansız anlamak isteyen herkesin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünürdür Rousseau. -Ünsal Oskay-
İskandinav Mitolojisi – Say Yayınları
Yanan buzlar, buz gibi alevler... İşte hayat böyle başladı...
Kuzey’den gelen buz ile Güney’den gelen ateş, geniş uçurumlarda birleşir. Ortaya çıkan iki varlık, bir buz canavarı olan Ymir ile Audumla adındaki bir inektir. İnek yalayarak buzdan bir insan ortaya çıkarır ve bu adamın üç torunu Odin, Vili ve Ve isimli tanrılardır. Bu üç kardeş dev Ymir’i öldürüp onun vücudundan 9 dünyayı yaratırlar.
Dünyanın en etkili, en dramatik, en heyecanlı ve ilgi çekici hikâyelerinin toplandığı İskandinav Mitolojisi, İskandinavların tanrılar ve tanrıçalar, kahramanlar ve canavarlar, savaşlar ve birlikteliklerle dolu ilginç ve fantastik dünyasının kapılarını ardına kadar açıyor ve bizi dünyanın yaratılışından başlayarak Asgard’ın duvarının yapılışına, son olarak da Ragnarok’a kadar süren bir yolculuğa çıkarıyor. Odin, Thor ve Loki gibi efsanevi kahramanların üstün başarılarını masalsı bir dille aktarırken onların tutku, zalimlik ve kahramanlık dolu maceraları da Yggdrasill’in gölgesinde sanki yeniden hayat buluyor.
Görkemli ya da doğal, kahramanca ya da komik, romantik ya da berbat, korkunç ya da nazik, son derece ironik ya da son derece hareketli; burada tekrar anlatılan mitler ruhlarını ve özlerini teslim ediyor.
–The Times Literary Supplement
Kadın Beyni
Kente Gelen Çam Ağacı
Kitleler Psikolojisi
Halkların hanesinde yalnızca soğukkanlılıkla icra edilmiş eylemler yazılı olsaydı, du¨nya u¨zerindeki vakayinameler bunların pek azını kayıt altına alırdı.
Fransız filozof ve sosyolog Gustave Le Bon, şimdi olduğu kadar çağında da çok tartışılmış, eleştirilmiş ve dışlanmış fikirlere sahip bir sosyal bilimci. Özellikle Fransızların gurur kaynağı Fransız Devrimi başta olmak u¨zere her tu¨r devrime karşı oluşu, kimi ırkların u¨stu¨nlu¨ğu¨ne olan inancı, “kolektif bilinç”le ilgili çarpıcı ve kimilerine “aşağılayıcı” gelen fikirleriyle Le Bon, çağının tartışmasız en ses getiren isimlerinden biridir. Kitleler Psikolojisi, Le Bon’un bu¨tu¨n bu göru¨şlerini bir araya getiriyor ve kitlelerin davranışlarının ardındaki psikolojik nedenleri açıklarken yazarının “her şeye muhalif olma” prensibini tu¨m çıplaklığıyla gözler önu¨ne seriyor.
Konuşmalar
Konuşmalar (Analektler) eski Çin metinleri arasında en önemlisi kabul edilir. Metnin Konfüçyüs’ün takipçileri ya da öğrencileri tarafından, başta Konfüçyüs olmak üzere bilgelerin çeşitli konular üzerine karşılıklı konuşmalarının bir derlemesi olduğu düşünülmektedir. Bazı bulgular metnin Çin tarihinde Savaşan Devletler Dönemi (MÖ 475–221) olarak bilinen periyotta kaleme alındığına işaret etmektedir. Uzmanlara göre metin Çin’i oluşturan devletlerin bir imparatorluk çatısı altında toplanma çabalarının sürdürüldüğü Han Hanedanı (MÖ 206–MS 220) döneminde önem kazanmış ve bu dönemin sonlarına doğru Konfüçyüsçülüğün en önemli metinlerinden biri olarak görülmeye başlanmıştır. O zamanın ileri gelenleri Konuşmalar’a bir büyük devlet inşası rehberi olarak bakmış olmalıdır.
Küçük Ağacın Eğitimi
Sevgiyi, duyarlılığı, dürüstlüğü, samimiyeti Kızılderili mantığıyla işleyen muhteşem bir kitap...
Egemenlik ve güç tutkusu peşinde koşan Beyaz Adam’ın acımasızca yok ettiği Çerokilere ithaf edilen bu kitap, insanı umursayan, acılarını paylaşan, yaşamın bütünselliğini savunan bir kültürün mesajı... Evrensel dostluk ve barışın hikâyesi... İnsani duyarlılığın görkemli direnişi... Yüzeysel ve mekanik ilişkilerin hâkim olduğu günümüzde, yitirilen değerlere saygı duruşunda bulunma denemesi... Heidi, Küçük Prens, Şeker Portakalı ve Martı’daki samimiyeti, dürüstlüğü özleyenler; coşmak, sevmek, özgür olmak, hüzünlenmek, doya doya ağlamak isteyenler için... En çok da kitle iletişim araçlarının kölesi olanlar, yaratıcılığı körelten eğitimi sorgulamak isteyenler için...
Leyla İle Mecnun – Say Yayınları
Aşk denilince akla ilk gelen, türlü kitaplara, filmlere konu olan Leyla ile Mecnun mesnevisi, edebiyatımızın en lirik şairi Fuzulî’nin şaheseri olmasının yanı sıra en büyük aşk mesnevilerinden de birisidir. Sevgiliye kavuşamamakla inşa olan bu aşk, dünyevi aşkı tarif eder gibi görünse de tasavvufi öğelerden beslenerek sonunda Tanrı aşkına ulaşmaya varır ve vahdet-i vücud inancını (varlığın birliği) ortaya koyar. Diğer aşk mesnevilerinin çoğunun aksine sevgililer kavuşamazlar ve ölüm bu aşkın tamamına erdiği yer olur.