Dünya Tarihi 101
₺400,00 Orijinal fiyat: ₺400,00.₺330,00Şu andaki fiyat: ₺330,00.
Tarih şaşırtıcı olaylar, gu¨çlu¨ liderler, entrikalar ve ilginç keşiflerle dolu binlerce yıllık bir maceradır. Buna rağmen tarih kitapları çoğunlukla tekdu¨ze, sıkıcı ve eğlenceli olmaktan alabildiğine uzaktır. Du¨nya Tarihi 101 ise bu¨tu¨n bu sıkıcı detayları bir kenara bırakıyor ve sizi uygarlık tarihine doğru bu¨yu¨leyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Ju¨l Sezar’dan Cengiz Han’a, Soğuk Savaş’tan ku¨reselleşmeye, köleliğin başlangıcından akıl almaz bu¨yu¨klu¨kte imparatorluklara; diktatörlerin, dinlerin ve savaşların modern medeniyetlere etkisine dair merak ettiğiniz her şey Du¨nya Tarihi 101’de!
| Yayınevi | Say Yayınları |
|---|
5 adet stokta
Say Yayınları – Dünya Tarihi 101
/n
Tarih şaşırtıcı olaylar, gu¨çlu¨ liderler, entrikalar ve ilginç keşiflerle dolu binlerce yıllık bir maceradır. Buna rağmen tarih kitapları çoğunlukla tekdu¨ze, sıkıcı ve eğlenceli olmaktan alabildiğine uzaktır. Du¨nya Tarihi 101 ise bu¨tu¨n bu sıkıcı detayları bir kenara bırakıyor ve sizi uygarlık tarihine doğru bu¨yu¨leyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Ju¨l Sezar’dan Cengiz Han’a, Soğuk Savaş’tan ku¨reselleşmeye, köleliğin başlangıcından akıl almaz bu¨yu¨klu¨kte imparatorluklara; diktatörlerin, dinlerin ve savaşların modern medeniyetlere etkisine dair merak ettiğiniz her şey Du¨nya Tarihi 101’de!
İlgili ürünler
6-7 Eylül 1955 Olayları – Yakın Dönem Türkiye Tarihinin Sis Perdesi
Abdülhamid
Hiçbir Osmanlı padişahının kişiliği ve saltanat dönemi, II. Abdülhamid'inki kadar yoğun ve birbirine taban tabana aykırı yorumlara konu olmadı. Pek yakın bir dönemde yaşamış ve çağının belgeleri ortadan kalkmamış bulunduğuna göre, bu, şaşılacak bir şeydir. Böyle bir "muarnma"nın oluşmasına yol açanlar da, hiç kuşkusuz, onun yakın ve uzak çevresindeki kimselerle kendisinden sonraki dönemin tarihi kişisel, öznel (subjektif) görüş açısıyla değerlendiren yazar ve siyasetçileridir.
Şöyle bir genelleme yapılabilir: Abdülhamid'in birtakım güncel hesaplaşmalar dolayısıyla bir simge gibi kullanılmış olması yüzünden, "vasat" bilgiyle yetinenler şu ya da bu görüşe inanmak durumunda kalmışlar, gerçeği öğrenmek isteyenler ise yeterli kaynaklar bulamamışlardır. Daha derinlemesine bakarsak, söz konusu değerlendirmelerin arka planında yakın geçmişten bu yana süregelmiş önemli bir siyasal ve düşünsel çatışmanın izlerine rastlarız. Bu, gelenekçilerle ilerlemeciler arasındaki çatışmadır. Başlangıçları çok daha önceye giden, ancak Abdülhamid döneminde belirginleşen, İkinci Meşrutiyet sonrasında yapılanıp bugünlere gelen bu çatışma, düşünsel planda İslamcılık ve Batıcılık akımları olarak biçimlenmiştir. İslamcılık akımının temsilcileri, Abdülhamid'in gerçek anlamda "Panislamizm siyaseti" izlediğini sandıkları ve yanlış buldukları her şeyde onun tahttan uzaklaşmasını sağlayan İttihatçıların parmağı olduğuna, Cumhuriyet döneminde de ittihatçı çizginin sürdürüldüğüne inandıkları için, Abdülhamid'i yüceltme yoluna gitmişlerdir. Batıcılık akımını savunan birçok kişinin de, ötekiler gibi, Abdülhamid'i "Panıslamist" olarak gördükleri ve onun Batıyla ilişkilerini bilmedikleri açıktır.
Günümüzde, "Hangi Abdülhamid?" sorusunu ortaya atmanın, onu şu ya da bu prizmadan görmenin, yanlış bilgi sahibi olmak ve tarihi yanlış değerlendirmek gibi sakıncaları bir yana, hiç yararı yoktur, Dolayısıyla, Osmanlı tarihinin oldukça uzun bir sürecinde tahtta kalmış ve üstelik imparatorluğu kendisini eksen alarak yönetmek için elinden gelen çabayı harcamış olan Abdülhamid, artık nesnel tarihin prizmasından geçirilerek incelenmeli, değerlendirilmelidir.
Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi Ve Dönüş
17. asrın son yirmi yılına girildiğinde Osmanlı Devleti gücünün ve kudretinin zirvesinde, dünya siyasetinde etkin bir şekilde hükmünü icra ediyordu. Dünyada yenemeyecekleri hiçbir devlet yoktu.
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren ve yaptığı televizyon programlarıyla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, tamamen ilmî kaynaklardan beslenerek her yaştan tarih severin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir üslupla Kayı dizisini yazmış ve tarihimizi sıkıştığı bu alandan kurtarmıştır. Önyargısız ve objektif bir şekilde okuyucunun değerlendirmesine sunulan bu serinin hedefi; Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan yıkılışına kadar siyasî, sosyal, iktisadî ve imarî tüm serüvenini ve Osmanlı padişahları hakkında bilinen gerçekleri akıcı, anlaşılır, merak uyandırıcı ve roman tadında bir üslupla yorumlamaktır.
Ahmet Şimşirgil, adaletiyle kalpleri kazanan; yiğitliği, cesareti ve mertliğiyle dosta güven, düşmana korku salan; üç çağa damgasını vurmuş, üç kıtaya yayılmış Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hikâyesine KAYI VI: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş kitabıyla devam ediyor.
Bu eserde, I. Mustafa’dan II. Osman’a, IV. Murad’dan IV. Mehmed Han’a kadar birçok padişahın; Köprülü Mehmed Paşa’dan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’ya; Tarhuncu Ahmed Paşa’dan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya kadar birçok devlet adamının; Halime Valide Sultan’dan Mahfiruz Hatice Sultan’a, Hatice Turhan Sultan’dan Kösem Sultan’a kadar birçok valide sultanın nasıl yaşadıklarını, neler yaptıklarını, imparatorluğu idame ettirmek gayesiyle ne gibi siyasi yollar izlediklerini, imar faaliyetlerini ve şahsiyetlerini bulacaksınız.
Padişahların Akıl Hocaları
İnsan nasıl ki beden ve ruhsa, akıl ve kalpse, görünenin ardında bir görünmeyen yani ki gönlü varsa, devlet dediğimiz dahi öyledir. Ecdat cihana hükmetmeden önce gönüllere hükmetmeyi, şehirlere girmeden önce gönüllere girmeyi şiar edinmiştir. Ve bilmiştir ki gönüllere girilmeden şehirlere girilemez!
Bu yolda devleti idare edenler, evvela gönüllerini terbiye etmiş ve gönüllerine hükmetmiş, kul olmayı bilmişlerdir. Ve bu maksadı kendilerine her daim anlatacak ve unuttuklarında hatırlatacak bir hocanın hemen yanında bulunmayı şeref farz etmişlerdir. Yoksa “Evliya ve enbiyaya intisabım var” demeleri, “Sultanlık bir kuru kavga imiş” deyip de gönüllerindekini bu denli söylemeleri başka bir sebepten değildir.
Ecdadın kurduğu bu gönül medeniyetinin görünen yüzü, sureti padişahlar ise bunun bir de ardında olanı, sireti ve bu bedenin bir gönlü ve aklı olması gerek. İşte bu kitapta görünenin ardında olanı, gönül medeniyetinin esas mimarlarını ve sultanların sultanlarını okuyacaksınız…
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor.
Türk Siyasi Tarihi
'- Teşkilât
- Medreseler
- Lâle Devri
- Patronahalil İsyanı
- III. Mustafa Dönemi
- III. Selim Dönemi
- Kabakçı İsyanı
- Vak'ayı Hayriye
- Cezayir'in Elden Çıkışı
- Tanzimat ve Sonrası
- Ayastefanos Antlaşması
- II. Meşrutiyet
- İttihatçılar
- 31 Mart Vakası
- Balkan Harbi
- 1. Dünya Harbi
- Mondros Mütarekesi
- Kürdistan İdeâli ve Şeyh Sait
Türkleşmek. İslamlaşmak. Muasırlaşmak
Ziya Gökalp, Türk yazar, toplum bilimci, şair ve siyasetçidir. Meclis-i Mebûsan’da ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekilliği yapmıştır. Düşünce ve sanat yaşamımızda Türkçülük akımını ve Millî Edebiyat dönemini başlatan yazarımız Ziya Gökalp’tir. Ziya Gökalp, eserlerinde öne sürdüğü görüşlerini, yalın bir konuşma diliyle ve herkesin anlayacağı şekilde kullanmaya özen göstermiştir.
Ya İstiklal Ya Ölüm
O gün İstanbul işgal altında. Kirli çizmeler dolaşıyor caddelerinde. Güneş bu karanlığın içine doğmak istemiyor. Güneşin her zamanki gibi doğması için Fenerbahçeliler, Kurbağalıdere kenarında kulüp binasının önündeki iskeleye yanaşan motorlarla Anadolu’ya silah kaçırıyorlar. Hem bu yüzden hem de işgal kuvvetlerinin takımlarını peş peşe yendikleri için özel bir nefret var üzerlerinde. Sahada cezalandırmak istenen Fenerbahçe, üstün başarılı sportif mücadele sonucunda alınan Harington Kupasıyla, taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurmuş, Türk istiklalinin ateşleyicilerinden olmuştur.
Bu başarıyı ve gururu anlatan Ya İstiklal Ya Ölüm halkımıza, bu sporcularımızın ve askerlerimizin aziz anısına bir armağan.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.