Abdülhamid
₺425,00 Orijinal fiyat: ₺425,00.₺351,00Şu andaki fiyat: ₺351,00.
Hiçbir Osmanlı padişahının kişiliği ve saltanat dönemi, II. Abdülhamid’inki kadar yoğun ve birbirine taban tabana aykırı yorumlara konu olmadı. Pek yakın bir dönemde yaşamış ve çağının belgeleri ortadan kalkmamış bulunduğuna göre, bu, şaşılacak bir şeydir. Böyle bir “muarnma”nın oluşmasına yol açanlar da, hiç kuşkusuz, onun yakın ve uzak çevresindeki kimselerle kendisinden sonraki dönemin tarihi kişisel, öznel (subjektif) görüş açısıyla değerlendiren yazar ve siyasetçileridir.
Şöyle bir genelleme yapılabilir: Abdülhamid’in birtakım güncel hesaplaşmalar dolayısıyla bir simge gibi kullanılmış olması yüzünden, “vasat” bilgiyle yetinenler şu ya da bu görüşe inanmak durumunda kalmışlar, gerçeği öğrenmek isteyenler ise yeterli kaynaklar bulamamışlardır. Daha derinlemesine bakarsak, söz konusu değerlendirmelerin arka planında yakın geçmişten bu yana süregelmiş önemli bir siyasal ve düşünsel çatışmanın izlerine rastlarız. Bu, gelenekçilerle ilerlemeciler arasındaki çatışmadır. Başlangıçları çok daha önceye giden, ancak Abdülhamid döneminde belirginleşen, İkinci Meşrutiyet sonrasında yapılanıp bugünlere gelen bu çatışma, düşünsel planda İslamcılık ve Batıcılık akımları olarak biçimlenmiştir. İslamcılık akımının temsilcileri, Abdülhamid’in gerçek anlamda “Panislamizm siyaseti” izlediğini sandıkları ve yanlış buldukları her şeyde onun tahttan uzaklaşmasını sağlayan İttihatçıların parmağı olduğuna, Cumhuriyet döneminde de ittihatçı çizginin sürdürüldüğüne inandıkları için, Abdülhamid’i yüceltme yoluna gitmişlerdir. Batıcılık akımını savunan birçok kişinin de, ötekiler gibi, Abdülhamid’i “Panıslamist” olarak gördükleri ve onun Batıyla ilişkilerini bilmedikleri açıktır.
Günümüzde, “Hangi Abdülhamid?” sorusunu ortaya atmanın, onu şu ya da bu prizmadan görmenin, yanlış bilgi sahibi olmak ve tarihi yanlış değerlendirmek gibi sakıncaları bir yana, hiç yararı yoktur, Dolayısıyla, Osmanlı tarihinin oldukça uzun bir sürecinde tahtta kalmış ve üstelik imparatorluğu kendisini eksen alarak yönetmek için elinden gelen çabayı harcamış olan Abdülhamid, artık nesnel tarihin prizmasından geçirilerek incelenmeli, değerlendirilmelidir.
| Yayınevi | Timaş Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Okay Tiryakioğlu |
| Baskı Yılı | 2016 |
3 adet stokta
Timaş Yayınları – Abdülhamid
Hiçbir Osmanlı padişahının kişiliği ve saltanat dönemi, II. Abdülhamid’inki kadar yoğun ve birbirine taban tabana aykırı yorumlara konu olmadı. Pek yakın bir dönemde yaşamış ve çağının belgeleri ortadan kalkmamış bulunduğuna göre, bu, şaşılacak bir şeydir. Böyle bir “muarnma”nın oluşmasına yol açanlar da, hiç kuşkusuz, onun yakın ve uzak çevresindeki kimselerle kendisinden sonraki dönemin tarihi kişisel, öznel (subjektif) görüş açısıyla değerlendiren yazar ve siyasetçileridir.
Şöyle bir genelleme yapılabilir: Abdülhamid’in birtakım güncel hesaplaşmalar dolayısıyla bir simge gibi kullanılmış olması yüzünden, “vasat” bilgiyle yetinenler şu ya da bu görüşe inanmak durumunda kalmışlar, gerçeği öğrenmek isteyenler ise yeterli kaynaklar bulamamışlardır. Daha derinlemesine bakarsak, söz konusu değerlendirmelerin arka planında yakın geçmişten bu yana süregelmiş önemli bir siyasal ve düşünsel çatışmanın izlerine rastlarız. Bu, gelenekçilerle ilerlemeciler arasındaki çatışmadır. Başlangıçları çok daha önceye giden, ancak Abdülhamid döneminde belirginleşen, İkinci Meşrutiyet sonrasında yapılanıp bugünlere gelen bu çatışma, düşünsel planda İslamcılık ve Batıcılık akımları olarak biçimlenmiştir. İslamcılık akımının temsilcileri, Abdülhamid’in gerçek anlamda “Panislamizm siyaseti” izlediğini sandıkları ve yanlış buldukları her şeyde onun tahttan uzaklaşmasını sağlayan İttihatçıların parmağı olduğuna, Cumhuriyet döneminde de ittihatçı çizginin sürdürüldüğüne inandıkları için, Abdülhamid’i yüceltme yoluna gitmişlerdir. Batıcılık akımını savunan birçok kişinin de, ötekiler gibi, Abdülhamid’i “Panıslamist” olarak gördükleri ve onun Batıyla ilişkilerini bilmedikleri açıktır.
Günümüzde, “Hangi Abdülhamid?” sorusunu ortaya atmanın, onu şu ya da bu prizmadan görmenin, yanlış bilgi sahibi olmak ve tarihi yanlış değerlendirmek gibi sakıncaları bir yana, hiç yararı yoktur, Dolayısıyla, Osmanlı tarihinin oldukça uzun bir sürecinde tahtta kalmış ve üstelik imparatorluğu kendisini eksen alarak yönetmek için elinden gelen çabayı harcamış olan Abdülhamid, artık nesnel tarihin prizmasından geçirilerek incelenmeli, değerlendirilmelidir.
İlgili ürünler
Devleti Aliyye Iı
Halil İnalcık Devlet-i 'Aliyye'nin ilk cildinde, Osmanlı Devleti'nin bir beylikten güçlü ve köklü bir imparatorluğa dönüşümünün öyküsünü konu ederek geniş kitlelere ulaştı. Okuyucuların merakla beklediği ikinci cildin konusu, imparatorlukta padişahlık otoritesinin yok oluş sürecinde çeşitli odakların iktidarı ele geçirmek için verdiği mücadele…
Halil İnalcık, dönemin tarihçilerinin "tagayyür ve fesad", yani bozuluş ve kargaşa olarak adlandırdıkları bu durumu, o çağın kaynaklarından ve az bilinen arşiv belgelerinden de yararlanarak günümüz okuyucusu için anlatıyor, yorumluyor.
Hatıralar – Roger Garaudy
Ben geçitlerden de geçtim, çıkmazları da yaşadım. İsterim ki, bunca mücadelenin, düşüşün ve yanlışın, umudun ve kardeşçe buluşmaların bana kazandırdıkları benimle gömülüp gitmesin.
Fikir ve eylem adamı olarak 20. yüzyıla adını yazdıran Garaudy, elinizdeki kitabı bu cümlelerle özetliyor.
Stalin'den Nasır'a, De Gaulle'den Fidel Castro'ya, Bachelard'dan Jean-Paul Sartre'a, Pablo Neruda'dan Picasso'ya nice ünlü devlet, düşünce ve sanat adamlarıyla görüşüp tartıştığı meseleleri okuyucularıyla paylaşıyor.
Yazar, yaşadıklarından hareketle kendisinin kim olduğunu ve ne için yaşadığını sorgularken; tespitleri, tahlilleri ve teklifleri ile geleceğin dünyasına da ışık tutuyor.
Güleryüzlü bir geleceğe özlem duyanların heyecanla okuyacakları çok önemli hatıralar ve gerçek anlamda bir temel eser...
Kayı 6: İmparatorluğun Zirvesi Ve Dönüş
17. asrın son yirmi yılına girildiğinde Osmanlı Devleti gücünün ve kudretinin zirvesinde, dünya siyasetinde etkin bir şekilde hükmünü icra ediyordu. Dünyada yenemeyecekleri hiçbir devlet yoktu.
Yıllardır birçok tarihçi yetiştiren ve yaptığı televizyon programlarıyla tarihi yediden yetmişe herkese sevdiren Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, tamamen ilmî kaynaklardan beslenerek her yaştan tarih severin kolaylıkla okuyup anlayabileceği bir üslupla Kayı dizisini yazmış ve tarihimizi sıkıştığı bu alandan kurtarmıştır. Önyargısız ve objektif bir şekilde okuyucunun değerlendirmesine sunulan bu serinin hedefi; Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşundan yıkılışına kadar siyasî, sosyal, iktisadî ve imarî tüm serüvenini ve Osmanlı padişahları hakkında bilinen gerçekleri akıcı, anlaşılır, merak uyandırıcı ve roman tadında bir üslupla yorumlamaktır.
Ahmet Şimşirgil, adaletiyle kalpleri kazanan; yiğitliği, cesareti ve mertliğiyle dosta güven, düşmana korku salan; üç çağa damgasını vurmuş, üç kıtaya yayılmış Devlet-i Aliyye-i Osmaniye'nin hikâyesine KAYI VI: İmparatorluğun Zirvesi ve Dönüş kitabıyla devam ediyor.
Bu eserde, I. Mustafa’dan II. Osman’a, IV. Murad’dan IV. Mehmed Han’a kadar birçok padişahın; Köprülü Mehmed Paşa’dan Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’ya; Tarhuncu Ahmed Paşa’dan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’ya kadar birçok devlet adamının; Halime Valide Sultan’dan Mahfiruz Hatice Sultan’a, Hatice Turhan Sultan’dan Kösem Sultan’a kadar birçok valide sultanın nasıl yaşadıklarını, neler yaptıklarını, imparatorluğu idame ettirmek gayesiyle ne gibi siyasi yollar izlediklerini, imar faaliyetlerini ve şahsiyetlerini bulacaksınız.
Kayı 8: Islahat Darbe Ve Devlet
Bağ-ı alem içre gerçi pek safadır saltanat
Vakf etsen bir kuru gavgâya câdır saltanat
Bu zamanın devletiyle kimse mağrûr olmasın
Kam alırsan adl ile ol dem becâdır saltanat
3. Selim Han
Son zamanların en çok okunan Osmanlı Tarihi serisi “Kayı”, Kayı 8: Islahat, Darbe ve Devlet adlı eserle kaldığı yerden devam ediyor. Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil bu çalışmasında; Osmanlı padişahlarından 3. Osman Han’ın tahta cülusuyla başlayıp sırasıyla 3. Mustafa Han, 1. Abdülhamid Han, 3. Selim Han ve 4. Mustafa Han dönemlerini anlatıyor.
Tam yarım asır devam eden bu dönemde savaşlar, barışlar, ıslahatlar, imar faaliyetleri ve Osmanlı padişahları ile önemli devlet adamlarının şahsiyetleri yanında;
Devlete yapılan ihanetleri görüp üzüleceksiniz!
Çerkezistan’da İslâm’ın yayılması uğrunda verilen mücadeleyi görüp gayretleneceksiniz!
Kırım’ın nasıl elden çıktığını okuyup kahrolacaksınız!
Darbelerin ülkede yaptığı tahribata şahit olacaksınız!
Çeşme Limanı’nda Osmanlı donanmasının ateşe verilmesindeki gaflete yanacaksınız!
Padişahların kötü gidişatı durdurmak, ülkeyi yeniden düzlüğe çıkarmak yolunda bitmeyen gayretlerini görüp heyecanlanacaksınız!
Napolyon’un Mısır seferi ve sonrasında Cezzar Ahmed Paşa’nın Akka Müdafaası’yla gururlanacaksınız!
Bunlar ve daha birçok mesele Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil’in eşsiz üslubu ve yorumlarıyla Kayı8: Islahat, Darbe ve Devlet kitabında sizleri bekliyor.
Kuşçubaşı Eşref (Benjamin Fortna)
Trablusgarp fedaisi, Batı Trakya savaşçısı, efsanevi Teşkilat-ı Mahsusa subayı, 150’lik…
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Kuşçubaşı Eşref, bugün hâlâ tartışılan bir karakter; kimilerinin görmezden geldiği, kimilerininse mitik hale getirdiği, tarihsel gerçeklik ile popüler hayal gücünün sınırları arasında flulaşan efsanevi bir figür. Dünyaca ünlü tarihçi Profesör Benjamin C. Fortna’nın, Kuşçubaşı’nın kendi eliyle kaleme aldığı hatıralar ve sandukasından çıkan şahsi belgelerden üzerinden yaptığı bu birinci sınıf çalışma, Kuşçubaşı hakkında bugüne kadar yazılan en detaylı ve güvenilir biyografi olma özelliğini taşıyor. Fortna, çalışmasını bireye merkezleyerek, devlet ve toplum arasındaki katı sınırları sorgulamaya ve çok daha incelikli bir tarihsel gerçekliğe varmaya kapı aralıyor.
“Sadakat, hıyanet, milliyet ve vatanperverlik gibi heybetli ve telaffuzu hoş kavramlar tekil insanların hayatlarına giydirilerek izah edilmeye çalışıldığında kağşarlar, keskinliklerini kaybederler. Eşref Bey kolayca kullanılan soyut kavramları sigaya çekmemizi sağlayan somut bir hayat yaşamıştır. İlaveten, yaşadığı zamanın dünyasını dostlarla ve düşmanlarla paylaşmıştır. Her insan bir ilişkiler ağının parçası, o halde her biyografide yan rollerde başka ilginç karakterler de boy göstermelidir. Nitekim Kuşçubaşı Eşref Bey biyografisinde kendisinden başka Mustafa Kemal, Enver, Cemal ve Hurşid paşaların, Süleyman Askerî ve Yakup Cemil’in, Çerkes Ethem’in, Ahmed’in, Reşid’in, Selim Sami’nin hikâyelerinin bazı cepheleri de saklıdır.”
Abdulhamit Kırmızı
“Ziyadesiyle mühim ve orijinal bir çalışma. Osmanlı İmparatorluğu’nun çetin ve travmatik geçen son on yılına emsalsiz bir iç bakış sunuyor.”
Erik-Jan Zürcher
Madalyonun Arka Yüzü
Aden ve Clar’in aşkları Angela’nın ölümü ile son mu buldu? Kurban edilmekten aşkı ile kurtulan Aden’in
intikam ateşinden kurtulma çabaları nasıl sonuçlanacak? Kehanetin ortadan kalkması ile Aden
kendi hayatına devam edebilecek mi?
Viyana’da yüzyıllardır farklı bir ırk olarak çoğalan Güneş Kabilesi diğer üstün yetenekli ırkların aynı yeryüzünde bir arada yaşamalarına izin verecek mi?
Madalyonun Arka Yüzü kitabında “Tanrıça’nın Laneti” nde dönen oyunlar gün yüzüne çıkartılıyor. Ölümsüzlüğe sahip tek canlı olduğunu öğrenen Aden, üstün yetenekleri ile ustaca kurgulanmış oyunlardan yara almadan çıkabilecek mi?
Clar ve Aden aşkı nasıl sonuçlanacak?
Hem var olma savaşını hem aşkı anlatan ve soluk soluğa okuyacağınız Madalyonun Arka Yüzü, okurları farklı diyarlarda heyecanlı bir yolculuğa çıkartıyor.
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik Ve Sosyal Tarihi – 1
Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi, Osmanlı tarihini dünya tarihinin ayrılmaz bir parçası haline getiren Halil İnalcık’ın, orijinali Cambridge University Press tarafından yayınlanan eseridir.
Bu eser aynı zamanda, İkinci Dünya Savaşı’na dek siyasi ve askeri olaylardan ötesini sorgulamayan tarihçilik yaklaşımının, toplumsal ve ekonomik boyutların da katılarak zenginleşmesiyle değişen dünya tarihçiliğinin, Osmanlı tarihi bölümüne dair bir çalışma olarak düşünülüp kaleme alınmıştır. Bu çalışma, gelecek nesil tarihçiler için daha derinlemesine çalışmalar bekleyen yeni gündem maddelerini ve metodolojik örnekleri de içerir. Bu ilk ciltte Halil İnacık’ın 1300-1600 döneminin sosyal ve ekonomik tarihine dair, esere de damgasını vuran yaklaşımının ana hatları çiziliyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomik ve Sosyal Tarihi’nin ikinci cildi 2018 yılında okurlarla buluşacaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.