Bir Tavuk Hikayesi
Bir Tayyarecinin Anıları
6 Ocak 1896-16 Temmuz 1969 yılları arasında yaşayan Vecihi Hürkuş, Türkiye'nin havacılık tarihinde önemli bir ad. Hiçbir devrin ve hiçbir kimsenin adamı olmayan Vecihi Hürkuş, üstün yetenekli bir pilot, başarılı bir uçak mühendisi, havacılığa âşık bir idareci olarak yaşadı. Kurtuluş Savaşı'na katılmış, Türkiye'nin hem bağımsızlık savaşında hem sivil havacılık tarihinde yer almış Vecihi Hürkuş'un anıları, tarih kitaplarında rastlanamayan gerçekleri de gün ışığına çıkarıyor.
Bir Tembel Hayvan Ailesi Nasıl Yaşar
Dikkat! Bu kitap uykunuzu getirebilir.
Bir tembel hayvan ailesi nasıl yaşar? Ne zaman kahvaltı yapar? Spor yapmayı severler mi? Sinemaya giderler mi? Peki ya alışveriş günleri nasıl geçer? Sizce onlar da bizim gibi mi, yoksa biraz daha farklı mı? Tembelliğin bir yaşam biçimi olduğu kahkahalarla okuyacağınız eğlenceli bir hikaye kitabı.
Bir Tereddüdün Romanı
Peyami Safa’nın romancılığının zirvesine çıktığı eserlerinden biri olan Bir Tereddüdün Romanı, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra inanmakla inkâr, bireysel ve toplumsal temayüller, kendi kendini tahrip aşkı ile yaratıcı hırslar ve sevdalar arasında kalan insanoğlunun tereddüt ve bocalamalarını konu edinmiştir. Roman içinde yazılan roman kurmacası ve Peyami Safa’nın kendi hayatından derin izler taşıyan yapısıyla Bir Tereddüdün Romanı, mütareke yıllarında ve savaş sonrasında doğan yaşamak yorgunluğu, toplumsal değerlerin alt üst oluşu, geçmişle olan bağların kopuşu, ahlak bunalımı, maddi ve ruhi sefalet, hiçbir şeye tam olarak bağlanamamak acısı, insanların inanmakla inkâr etmek, yapmakla yıkmak, sevmekle nefret etmek, iyilikle kötülük, isyan etmekle boyun eğmek, ölmekle yaşamak arasında geçirilen tereddütleri üzerine kurulmuştur.
Bir Tilki. Bir Hikaye – Tilki Volpina’nın Eşsiz Yolculuğu
Bir Tırtılın Hikayesi
Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?
Türkiye bir bilim ülkesi değildir. Ürettiği bilim de birkaç kişisel istisna dışında dünya ölçeğinde tamamen ihmal edilebilir düzeydedir. Türkiye’nin bu bilim fakirliği, sanayisine ve ticaretine de yansımıştır. Özgün hemen hiçbir sanayi ürünü olmayan Türkiye; ticarette de, tarımda da gariban olup; örneğin yazılım oluşturmak gibi akıl ve bilgiden başka hiçbir sermaye istemeyen, son derece kolay ve getirisi büyük bir işi dahi yapamamaktadır. Türkiye’de (askerlik hariç) hemen hiçbir konuda bir ehil insanlar sınıfı yoktur.
Bu korkunç cehalet denizini yaratanların arasında yaşamaya nasıl devam edebileceğiz? Atatürk Türkiyesi çoktan tarih olmuş, 1950’den beri kırsal kökenli zır cahil politikacılar elinde Osmanlı tüm dehşetiyle hortlamıştır. Ancak eskisinden çok daha hızlı gelişen dünyada yeni Osmanlı Cumhuriyeti, Osmanlı İmparatorluğu kadar yaşamayacaktır. Aklımızı başımıza alıp, dünyayı yöneten bilgiyi edinip onu üretmeyi öğrenemezsek, bizlerin nesli bu yeni Osmanlı garibesinin parçalanarak tarih olduğunu ve Ön Asya’daki Türk varlığının silindiğini görecektir.
Türkiye sonu pek feci bitebilecek olan bu cehalet temelli politikalarından derhal vazgeçerek aklını başına almalıdır.
Bir Tür Kıvılcım
Bir Türk Ailesinin Öyküsü
Osmanlı İmparatorluğu'nun çalkantılı son dönemlerinden, Birinci Dünya Savaşı'nın yıkıcılığına uzanan bir öykü. Varlıklı bir ailenin adım adım yoksulluğa ilerleyişinin, bir arada kalma mücadelesinin, mantığın ve deliliğin çarpıcı anlatımı.
Bir Türk Ailesinin Öyküsü, İrfan Orga'nın samimiyetle, romansı bir üslupla kaleme aldığı anıları...
"Hayatım boyunca okuduğum en bize ait öykülerden birini içtenlikle, doğallıkla ve sıcacık bir kalemle sunan bu kitap beni yıllarca bırakmadı. Ben de kitabı bırakamadım.
Kitabın yeni Türkçe baskısını orijinalinin yanına koyabilmek ve arkadaşlarıma armağan edebilmek için sabırsızlıkla satışa sunulacağı günü bekliyorum."
- Ayşe Kulin
"İrfan Orga'nın vatanına, kültürüne, diline ve edebiyatına ta uzaklardan yaptığı bu hizmeti gecikmiş alkışlarla anmalıyız."
-Talat S. Halman
"Kaybedilmiş sevgilerin acısını dile getiren, kederli ve olağanüstü güzellikte bir öykü; 20. yüzyılın en muhteşem anılarından biri..."
- Caroline Moorhead, The Independent
Bir Tutkunun Peşinde Carl Ebert – Genç Cumhuriyet’in Tiyatro Ve Opera Serüveni
Ankara’da bir Musiki ve Temsil Akademisi ve bunun devamı olarak Devlet Tiyatro ve Operası’nı kurmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından davet edilen Carl Ebert, 1936’da yazdığı raporla bir yol haritası hazırlar. Bu rapor doğrultusunda kurucu kadroya dahil olan uzmanlarla birlikte son derece disiplinli bir çalışma süreci başlar. Carl Ebert, dört yıl gibi kısa bir sürenin sonunda Türk seyircisine Türkçe olarak oynanan iki opera örneği sunarak Atatürk’e verdiği sözü tuttuğunu gösterir.Filiz Ali Bir Tutkunun Peşinde Carl Ebert’te kişisel hayatında derin izler bırakan Carl Ebert’in Ankara’da geçirdiği on bir yılda bir opera kurulması ve opera kültürünün oluşması için yaptıklarını, eğitim anlayışını, çalışma arkadaşlarını ve öğrencilerini anlatırken Cumhuriyet’in ilk yıllarında sanat ve kültür hayatımızdaki gelişmeleri ve bu sürecin aktörlerini de tüm ayrıntılarıyla ele alıyor.“Onunla tanıştığımda çok küçüktüm. O zamana kadar tanıdığım hiç kimseye benzemiyordu. İlk görüşte müthiş etkilenmiş olmalıyım. O etki bugüne kadar devam etti. Konservatuvardaki tiyatro ve opera provalarını, temsillerini izleyerek, ama en çok büyülenmiş gibi onu izleyerek büyüdüm. Öğrencilerinin onun ağzından çıkan her sözcüğü, gösterdiği her jest ve mimiği nasıl hayranlıkla özümsediklerine tanık oldum. Öğrencilerle aynı dili konuşmamalarına rağmen babamın aracılığıyla kurulan müthiş dinamiği deneyimledim.”
Bir Uzay Masalı
Mars’ta yaşayan Maylo, Dünya’ya doğru bir keşif yolculuğuna çıkar. Orada kendisi gibi uzaya merak duyan
bir çocuk olan Alya ile karşılaşır. Derken birlikte rengârenk gezegenler ve ışıl ışıl Güneş’le tanışıp sohbet
edebilecekleri bir uzay yolculuğu yapmaya karar verirler. Evren tüm misafirperverliğiyle onları
ağırlayacaktır.
***
Bu heyecan verici evrendeki yerimizi anlamamız için uzaklarda bir yerlerde, milyarlarca dünya
keşfedilmeyi bekliyor. Uzaydaki tüm komşularımıza Dünya gezegenindeki çocuklardan selamlar! Bir gün
buluşmak dileğiyle…
KİTAPTAN
Bir varmış, bir yokmuş… Tüm gezegenlerin etrafında döndüğü, ateşten bir topa benzeyen kocaman bir
yıldız varmış. Güneş’miş adı. Bu gezegenlerin içinde, evimiz dediğimiz bir de Dünya varmış. Dünya ve
onun yedi muhteşem arkadaşı!
İşte Alya, Dünya’da yaşayan çok meraklı bir çocukmuş. Araştırmak, öğrenmek en büyük tutkusuymuş. En
sevdiği kitaplar, içinde uzay olanlarmış. Eeee, konu uzay olunca cevabını bekleyen onlarca soru varmış.
— Nasıl bu kadar güzel, böyle parlaksınız?
— Hey, oradaki çocuklar! Benimle saklambaç oynar mısınız?
Uzaydaki tek çocuk Alya değilmiş tabii. Sevimli mi sevimli Maylo varmış bir de. Dünya’nın komşusu, kızıl
gezegen Mars’ın meraklı çocuğuymuş o.
Bir Varlıkmış Bir Yoklukmuş
Bir Varmış 1 Yokmuş
Bir Varmış Bir Yokmuş – Çirkin Ördek Yavrusu
Küçük ördek yavrusu diğer kardeşlerine hiç benzemiyormuş. Tüyleri karmakarışık, ayakları kocamanmış. Üstelik kimse onunla oynamak istemiyormuş. Çirkin ördek yavrusunun başına neler gelecek acaba?
Hans Christian Andersen’in en bilinen ve sevilen masallarından biri olan Çirkin Ördek Yavrusu, Jonathan Bentley’nin çizimleriyle renklenen yeni anlatımıyla, çocuklara keyifli bir okuma deneyimi yaşatacak.
Bir Varmış Bir Yokmuş – Everest Yayınları
Bir Varmış Bir Yokmuş’un bir yüzünde gerçek yaşamdan alınmış öyküler, diğer yüzünde ise kurgulanmış öyküler var… Ancak Ayşe Kulin’in kitabın önsözünde de belirttiği gibi hayal ile hakikat, kurgu ile gerçek kimileyin öylesine iç içe geçiyor ki… Bu iç içe geçişi en iyi dile getirecek biçim bu kitabı önlü arkalı, evire çevire okunacak bir kitap olarak tasarlamaktı.
Biz de öyle yaptık, bir yanda gerçek öyküler bir yanda kurgular var ama hangisinin gerçek, hangisinin hayal ürünü olduğunu karıştırmak mümkün. Belki hayatın gerçeği de tam bunu anlatmak istiyor bize…
Bir Varmış Bir Yokmuş – Üç Huysuz Keçi
Üç Huysuz Keçi, dağdaki otlaklara doğru yola çıkmışlar. Önce bir köprüden geçmeleri gerekiyormuş. Fakat o da ne? Köprünün altında bir trol yaşıyormuş ve bu trol keçileri teker teker midesine indirme konusunda pek bir hevesliymiş. Neyse ki bizim keçiler çok akıllıymış. Daha da önemlisi trol biraz şapşalmış.
Geçmişi iki yüz yıl öncesine dayanan Üç Huysuz Keçi masalı, Norveç’in en sevilen halk masallarından biridir. Gaye Chapman’ın olağanüstü çizimleriyle renklenen masalın yeni anlatımı çocuklara keyifli bir okuma deneyimi sunacak.
Bir Varmış Bir Yokmuş Masal Parkı
Heey Çocuklar!
Masal Parkı’nda eğlenmeye ne dersiniz? Birbirinden güzel La Fonten ve Andersen Masalları “Masal Parkı”nda toplandı. Zaman ve kültür farklılıklarını aşarak klasikleşmeyi başaran bu masallar, günümüze gelene kadar pek çok çocuğun hayal dünyasını süsledi ve onlara arkadaşlık etti. Şimdi sıra siz de… Haydi ne duruyorsunuz, “Masal Parkı” sizleri bekliyor.
Bir Yaz Gecesi Rüyası
Shakespeare’in en verimli döneminde yazdığı komedilerden biridir Bir Yaz Gecesi Rüyası. Eski Atina yakınlarındaki büyülü bir ormanın gizemli gölgeliklerinde, birbirini kovalayan ya da birbirinden kaçan aşk vurgunu kadınlarla erkeklerin yaşadıkları bu maceraya cinler, periler de karışınca işler içinden çıkılmaz bir hal alır. İster soylu olsun isterse peri, aşk vurgunları ne yaptıklarını pek bilemezler çünkü aşk gözlerini kör etmiştir. Shakespeare’in yüz yıllardır en çok sahnelenen, bestelenen, resmedilen, birçok sanatçıya esin kaynağı olan oyunu gülünsün, eğlenilsin diye yazılmış gibidir ama yer yer, özellikle doğa ve insan, birey ve toplum ilişkileri konusunda yazarın çok ciddi görüşlerini de aktarır. Ozan her yapıtında olduğu gibi bu oyununda da unutulmayacak sözleriyle, gözlemleriyle, sınırsız hayal gücüyle okuru şaşırtır.
Bir Yaz Gecesi Rüyası – Hasan Ali Yücel Klasikleri 172
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı komedyasında bir aşk öyküsünü o dönemde pek revaçta olan cin ve peri masallarını kullanarak anlatır. Ancak Shakespeare Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda çağdaş oyunlara parmak ısırtacak imgesel tasarımlar ve sınırsız bir hayal gücünün yaratabileceği fanteziler üretmiştir. Oyun aşk üzerine kurulmuş olsa bile, bu eserinde de birey ve toplum eleştirisini ihmal etmeyen Shakespeare, kendi dönemindeki amatör oyuncuların bir taşlamasını da oyun içinde oyun halinde Bir Yaz Gecesi Rüyası’na yerleştirmiştir.
Bir Yolculuğun Öyküsü
Saatler gece yarısını gösterirken üst üste tam dört kez çalar yazarın kapısı, ziyaretçileri üç ayı ve bir uzaylı! Hepsinin de derdi aynı.
“Benim de öykümü yaz!”
“Benim de öykümü yaz!”
Koray Avcı Çakman’dan maceralı, merak uyandırıcı, komik mi komik bir öykü. Bakalım kahramanlarımız Ejderha Dağı’nı geçip Dev Göl’ü aşmayı başarabilecekler mi? Obur Vadi gerçekten obur mu? Gıdıklayan Irmak’ta gıdıklanan boğulur mu? Umut ve cesaret dolu bir yolculuğun öyküsü bu!
Bir Yumak Dostluk
Bir Zamanlar O Da Çocuktu – Adı: Mustafa
....Bu Dünya'dan adı Mustafa olan kimbilir kaç çocuk geldi, geçti. Ama bunların içinden biri, öncelikle biz Türkler için, aynı zamanda bütün insanlık için çok önemliydi. Onun hangi Mustafa olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz:
Mustafa Kemal Atatürk!
Öyle değil mi?
İşte ben bu kitapta sizlere, çocukluk günlerinden başlayarak onun yaşam öyküsünü anlatmaya çalışacağım.
Bu öyküyü, bütün Türk çocuklarının ince ince bilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü küçük Mustafa öncelikle Türkler için, ama aslında dünya insanlığı için çok önemli, gerçekten önemli, doğru ve büyük eylemleri başardı.
Bir. İki. Üç. Tıp!
Biraz Yağmur Kimseyi İncitmez
Birbirimizi Sevebilmek
Güney Kaliforniya Üniversitesi profesörlerinden felsefe doktoru Leo Buscaglia, ünlü bir yazar ve aranan bir konuşmacıdır. Toplantılarda ve televizyonda yaptığı konuşmalar dirıleyicilerinden sürekli olarak olumlu tepkiler almaktadır. Sevginin ve sevgi dolu ilişkilerin dinamiği üzerine yaptığı incelemeler yalnız Amerika Birleşik Devletlerinde değil, dünyanın pek çok yerinde ilgi uyandırmış, çok satar kitapları birçok dile çevrilmiştir. Kitabevimizce yayınlanan "Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek" adlı yapıtı Türk okurunun da beğenisini kazanmıştır. "Birbirimizi Sevebilmek" adlı yapıtı ise yazarın insan ilişkileri üzerine yaptığı incelemelerin sonuçlarını içermektedir. Kitapta yazar karı koca ailenin diğer bireyleri ve arkadaşlar arasındaki ilişkilerden dogan bağışlama, sevecenlik, iletişim, dürüstlük, kıskançlık qibi olay ve öğeleri sonuçlarıyla birlikte tartışmakta: ilişkilerde çıkacak sorunlara yetkiyle açıklamalar ve çözümler getirmektedir.
Bire Kadar Sayma Rehberi
Birgün Herkes
Bir gün herkes 15 dakikalığına iyi olsa...
Görünmez olmak mı, yoksa görünür olmak mı hayatı kolaylaştırır?
Gizlenerek özgür olamaz insan!
Miyase Sertbarut'un, görmezden gelinenler ile görünmezliğin izini sürenlerin düşlerini kesiştirdiği Bir Gün Herkes..., iyiliğin ve koşulsuz sevginin her türlü dayatmaya göğüs gerebileceğine işaret eden, umut yüklü bir roman.
Farklı olana karşı istemsizce geliştirilen refleksleri, ayrımcı, önyargılı düşünce ve davranışları toplumsal bir “mesele” olarak ele alan yazar, eleştiri oklarını bireyin normallik algısı üzerine yönlendiriyor.
Bir gün herkes 15 dakikalığına iyilik yapsa... dünyanın iyilikle dolacağına ve yeni bir cennet aramaya ihtiyaç kalmayacağına vurgu yapan kitap, yaşadıkları çevrede kabul görmeye çabalayan çekirdek bir ailenin hayatını küçük mucizelerle doldurup inanılmaz kılmayı başarıyor.
Eğer bir insan görünmez olmak istiyorsa kesinlikle iyi bir niyeti yoktur. Yoksa olabilir mi?
Fahir, sınıfın yenisidir. Çekingen ve ürkek kişiliğiyle etrafına karşı hep temkinlidir. Diğer çocuklarla iletişim kurmaktan çekinir. Âdeta kalabalıklar içinde sessizce dolaşan bir hayalet gibidir. Onun bu durumunu fark eden okulun rehberlik öğretmeni, sınıftan iki öğrenciyi Fahir'in “iyilik perisi” ve “iyilik prensi” olarak görevlendirir! Asmin ve Ender “zoraki” arkadaşlarını gözlemeye, yavaş yavaş hayatına girmeye çalışır. Çok geçmeden de tuhaf davranışlarının ardında yatan gizemi keşfederler. Fahir görünmezliğin peşindedir. Bunun için kitaplar okumakta, deneyler yapmakta ve hatta bir formül üzerine çalışmaktadır. Peki ama 7. sınıfa giden bir çocuğa bu odaklanmayı, bu takıntıyı, bu umudu, bu azmi veren sebep nedir? Diyelim ki formülü buldu ve görünmez adam oldu, bununla ne planlayacaktır?
Herkesin dünyada kendince bir iz bırakmaya hakkı olduğunu anımsatan Miyase Sertbarut, bu romanıyla toplumsal duyarlılık geliştirmemiz gereken hassas bir konuya temas ediyor, dezavantajlı grupların yüzleşmek zorunda kaldığı kimi gerçekler hakkında farkındalık kazandırıyor.
Sakladığı sırrı, usta işi bir dedektif kurgusuyla son sayfalara kadar açık etmeyen Bir Gün Herkes..., görünmez olmanın mı yoksa görünür olmanın mı hayatı kolaylaştıracağını sorgulatarak okurun zihnini ters köşeye yatırıyor.
Biri Daha Var
“Bir varmış, bir yokmuş…” diye başlar bütün masallar. Ve gerçekten de birileri varken birileri yoktur. Bazılarının hikâyesi anlatılırken bazılarından hiç söz edilmez. Varsa yoksa başrol; ötekiler neler yaşamış, neler hissetmiş hiç söylenmez.
Oysa arka plandakilerin, gizli kahramanların neler yaşadığını keşfedip olaylara bir de onların gözünden bakmalı. Mesela masalda sadece 7 cüce mi vardı? Geppetto Usta'nın, bir oğuldan başka isteği yok muydu? Çiftlikteki tavuklar altın yumurtlayamadıkları için ne hissetmişlerdi? Rapunzel masalında “oradan geçen bir prens”in neden adı sanı yok? Peki Kırk Haramilerin kırkı da kötü müydü?
Usta yazar Şermin Yaşar, "Biri Daha Var" diyerek masalların görünmeyen kahramanlarını anlatıyor; okuru söylenmeyeni merak etmeye, düşünülmeyeni düşünmeye ve dünyayı her yönüyle görmeye davet ediyor..
Biri Diğeri Öteki Beriki
Biri Şu Sayıları Toplasın
Çınar için matematik dersinden daha zor bir şey varsa, o da güne iki saatlik matematik dersiyle başlamak. Neyse ki onu her an mutlu edebilen bir uğraşısı var: Karikatür çizmek. Sürekli yanında taşıdığı karikatür defterine herkes konu olabilir. Bünyamin Öğretmen bile. Elbette, haberi olmaksızın...
Peki ya bir gün, bir matematik dersinde, o defter hiç umulmadık ellere geçerse?
Okul binasında matrak bir matematik oyunu başlamak üzere!
Burcu Ünsal’ın eğlenceli, akıcı anlatımı ile Ezgi Keleş’in canlı, kıvrak desenleri grafik roman tadında bir öyküde buluşuyor! Çınar ve arkadaşları problemleri birlikte çözerken hem aralarındaki farklılıkların oluşturduğu bütünü hem de yaratıcı aklın nesilleri bir araya getirebilme gücünü fark ediyor.