Vadideki Zambak
Elinizdeki Balzac’ın başyapıtlarından biri sayılan bu kitap, okuyan pek çok kişi tarafından umutsuz bir aşk romanı olarak nitelendirilse de, içerisinde dönemin getirdiği hızlı dönüşüme dair sosyolojik bir inceleme ve eleştiri de barındırmaktadır. Kitap, 1809-1835 yılları arasında geçmekte olup, Fransız İhtilali sonrasındaki toplumsal ve siyasi karışıklıklar olay örgüsüne yedirilmiştir. Kitabın cinsiyet ve sınıf katmanlarının katı olarak ayrıldığı erkek egemen bir toplumda kaleme alındığını ve o dönemin şartlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz. Son olarak George Santana’ya atfedilen “Geçmişlerini unutanlar, onu tekrarlamaya mahkûmdurlar,” sözünü buraya ekleyip, iki yüzyıl öncesinde geçen bu aşk romanını, yayına hazırlarken keyifle okuyacağınızı umut ediyoruz.
İlk Bilim Kütüphanem-Dinozorlar Ve Tarih Öncesi
Gezegenimiz 4,6 milyar yaşında. Dünya’daki yaşam yaklaşık 3,8 milyar yıl önce başladı. İlk yaşam biçimleri bitki ya da hayvan olmayan basit mikroskobik canlılardı. Sürüngenlerin ortaya çıkması için 3,6 milyar yıl daha geçmesi gerekti. Bu sürüngenlerin bazıları gezegenin gördüğü en büyük ve en vahşi yaratıklardı... Bunlar dinozorlardı...
Zamanda Yolculuk – İş Bankası Kültür Yayınları
Zamanda yolculuk, insanın çağların içindeki yolculuğunu anlatırken, sizi bu olağanüstü maceranın bir parçası olmaya çağırıyor. Bu kitapla tarihte yolculuğa çıkacak ve geçmişte insanların nasıl yaşadıklarını öğreneceksiniz. Piramitlerin nasıl inşa edildiğini, bir şatodaki yaşamın nasıl olduğu ya da korsanların İspanyol kalyonlarına nasıl saldırdıklarını göreceksiniz.
Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle. Topla. Rahatla – Epsilon Yayınevi
Hangimiz dağınık değiliz ki?
Evimiz, işyerimiz, hayatımız….
Peki derli toplu olmak bu kadar mı zor?
Saatlerinizi ayırarak topladığınız her yer kısa sürede yine mi dağılıyor?
Belki de şimdiye kadar yanlış yöntemleri uyguladınız. Japon temizlik ve organizasyon uzmanı Marie Kondo, “derleyip toplama” konusunda size yardımcı olmaya hazır. Üstelik kalıcı sonuçlar elde edeceğinizin garantisini veriyor. Marie Kondo, bu kitapta anlattığı yöntemler ve paylaştığı sırlarla sayısını kendisinin bile hatırlamadığı müşterilerinin hayatını değiştirdi. Şimdi sıra okuyucularında!
Bir balıkçı yaka siyah kazağı diğerinden nasıl ayırt edeceğinizi bilmek, çorapları doğru şekilde katlamak, saklama kutularını en etkili şekilde kullanmak… hayatınızda mucizeler yaratabilir. Hele fazlalıklardan kurtulmak… Kendinizi eskisinden çok daha huzurlu, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlayabilir.
Denemeye başlayın… Hemen, şimdi!
Köroğlu Destanı
Bu calışma, Anadolu sahası sozlu gelenek kulturunun ve dolayısıyla muzikal repertuarının başlıca şaheserlerinden olan Koroğlu anlatılarını hem icra kuruluşu ve hem de ezgileri bakımından ele alıp sozlu kompozisyon teorisi ışığında değerlendirmeyi amaclamaktadır. Gunumuze kadar Koroğlu anlatıları epizot ve motif eksenli calışılarak anlatıcı ve onun eseri inşa yontemleri goz ardı edildi.Motif ve epizot kavramlarının beraberinde getirdiği asıl karmaşanın, Koroğlu anlatılarının birbirilerinin varyantları olduğu ve buna gore bir urformunun bulunması gerektiği yonunde olduğu gorulur. Dolayısıyla, her icranın bir varyant oluşturduğu ve varsayılan ancak bir turlu bulunamayan asıl kaynağa gore bu varyantların hatalar, eksiklikler ve onarımlar içerdiği yonundeki fikirlerin, calışma konusunun surekli aynı noktaya takılmasını beraberinde getirdiği gorulmektedir. Koroğlu anlatılarının urformu ve varyantları konusu, “daha fazla ornek” elde edilerek “gelecekte bir gun” aydınlanabilir” şeklindeki yaygın inanışın mevcudiyetiyle daha fazla motif eksenli calışma yapılmasını salık vermektedir. Biz, sozlu kompozisyon teorisini ve onun alan araştırmalarından elde ettiği verilerden yola cıkarak geliştirdiği bulgularını Koroğlu anlatılarına uygulayarak formul ve tema kavramları aracılığıyla Koroğlu’nun anlatı yapısını inceleyeceğiz. Calışmamızın giriş bolumunde, Anadolu sahası Koroğlu anlatılarını ele alan araştırmacıların konu hakkındaki fikirleri ve yontemleri incelenecektir. Birinci bolum, “Koroğlu Anlatısı ve Sozlu Kompozisyon Teorisi” başlığını taşımakla beraber bu bolumde sozlu anlatıların muzikal yapıları üzerine araştırmacıların bahisleri ele alınıp daha sonra teorinin tanıtımı ve uygulamaları anlatılacaktır.İkinci bolumde, Anadolu sahasından derlenen Koroğlu anlatıları tematik bakış acısıyla ele alınacak ve karşılaştırılacaktır. Bu bolum ikinci bolumun devamı niteliğinde olup teoriye bakış acımızı, teorinin acmazlarını ve getirilerini tartıştığımız bolum olacaktır.Ucuncu ve son bolum ise daha onceki bolumlerin bulgularıyla beraber Koroğlu’nun Anadolu sahasındaki muzikal varlığı ve ozellikleri ele alınacaktır. Koroğlu anlatılarının gizli oznesi olarak muziğin ortaya çıkardığı karakteristik dağılım yapısı bu bolumde sergilenecektir.
Novum Organum
Bacon, Aristotelesçiliğin egemen olduğu çağıkapatmak isteyen bir dönemin filozofudur.
Bacon´a göre Aristotelesi´in organon´u, "modern çağda", bilgiye ulaşmada yetersiz kalmıştır. Bu istenmedik durumdan çıkmak, bilgiye ulaşmada başarısız olmamak için, Aristoteles´in organonunun yerini alacak, "bilim çağında" bilgi edinmede başarılı olacak, başka bir organon, bir novum organum ortaya konmalıdır. Bacon´a göre en baştan başlamak, düşünme için yeni -nova- bir yol tutmak gerekir.
Bacon´ın felsefe tarihinde bir kırılma noktası oluşturan Novum Organum´u, mevcut organondan ötürü "sahte kavramlar"ın, "putlar" ın istilasına uğrayan "zayıf insan anlığını" arındırıp, insana onu bilimlere götürecek yeni bir organon, bir "araç" sunmaktadır.
Türk Mitolojisi
Türk Mitolojisi Türklerin İslam öncesi ve Türkiye dışındaki ülkelerde Türkçe konuşan halkların mitolojileri hakkında açıklayıcı bilgiler içermektedir. Bin yıl önce tek tanrılı bir din olan İslam’a katılan ve bu nedenle de pagan dönemindeki gelenekleriyle resmi olarak bağını koparan bir halkın mitolojisinden konuşmak oldukça zordur. Türk-Anadolu mitolojisinde de çok farklı kökenlere dayanan kapsamlı bileşenlerin karışımı söz konusudur: Altay mirası, Anadolu uygarlıklarının pagan döneme dayanan temelleri, Ortodoks ve Heterodoks İslami geleneğin ve Hıristiyanlığın dikkate değer katkısı ile nihayet evrensel konular içeren ve her yerde rahatlıkla rastlanan masal, destan ve efsanelerin güç belirlenebilecek etkisi. Türk Mitolojisi ister yaşayan, isterse eski zamanlardan beri yazılı kaynaklarda saklı kalan gelenekler olsun, geniş anlamda, Türkiye’deki Türklerin geleneklerine dayanan ve mitolojiyle yakın veya uzak ilgisi olan konuların kaydını tutmaktadır. Sunumumuz bir taraftan tarihsel olarak Oğuzların geçmişine, diğer taraftan da İslami mirasa dayanmaktadır. Eş zamanlı bakış açısıyla, etnik olarak Türk-Altay mirası olmayan ögeleri de konu dışında bırakmak istemedik. Bu anlamda bakış açımız, bugünkü Türkiye’nin farklı kökenli kültürel gerçeklerini kapsamayı amaçlamıştır.
Nietzsche’nin Felsefesi
Modern Batı düşüncesinin enigması olan Friedrich Wilhelm Nietzsche bireycidir, perspektivisttir, elitisttir, anarşisttir, varoluşçudur, yaşamsalcıdır, nasyonalisttir, enternasyonalisttir, insanın ahlâken yükselişinin filozofudur, insanın ahlâken çöküşünün filozofudur, romantizmle postmodernizm arasında bir köprüdür; bazen de on dokuzuncu yüzyılla günümüz düşüncesi arasında köprüsüz bir uçurumdur. Nietzsche aynı zamanda bir şairdir, denemecidir, filologdur. Nietzsche, her hâlükârda, entelektüel radikalizmin en önemli simalarındandır.
Friedrich Nietzsche ve dağınık bir görünüm arz eden eserlerinin en önemlisinin hangisi olduğu konusunda da, onun neyin filozofu olduğu konusundaki kadar renkli ve sonuçsuz bir tartışma süregitmektedir. Böyle Buyurdu Zerdüşt, Ahlâkın Soykütüğü ya da İnsanca, Pek İnsanca… Hakikaten Nietzsche’nin fikirlerinde de, eserlerinde de gerçek anlamda bir merkez bulmak hiç de kolay değildir. Bu nedenle, yazılarının ağırlık noktasının tespit edilemeyişi ile “Nietzsche enigması” adem-i merkeziyet kavramıyla da incelenmeyi hak etmektedir.
Bu çalışmada Amerikalı felsefeci L. R. Anderson, Nietzsche’yi ve ona dair süregiden tartışmaları bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, aslında Nietzsche’nin zannedilenden çok daha tutarlı ve odaklı bir filozof olduğunu ortaya koyuyor. Nietzsche’nin Felsefesi felsefeyle ilgilenen her seviyeden okurlar için önemli ve güncel bir kaynak…
Canavar Peşinde 31 Kertenkele Kral Komodo
Yepyeni Canavar Peşinde macerasına hoş geldiniz: Kargaşa Dünyası
Tom’un en zorlu görevi başlıyor! Annesini hilekâr büyücü Velmal’in elinden kurtarmak zorunda. Bunu da ancak altı iksir malzemesini bularak yapabilir. Bu malzemelerin her biri, Kayonya’nın korkunç canavarları tarafından korunuyor. Tom ve arkadaşları, çölün zorluklarına göğüs gerip Kertenkele Kral Komodo’yu
yenmek zorunda…
Öksüzler Treni
Bazen içinizdeki çocuk geçmişinizde hapsolur ve siz o çocuğu kurtarmak için tüm umutlara sımsıkı sarılırsınız…
Binlerce çocuk düşünün, ya ailesini hiç tanımamış ya da ailesini kaybetmiş. Kimsesiz çocukları düşünün, gülen gözleriyle size bakan. Tek istedikleri sıcak bir yuvayken, tek umutları ise onları bilinmeyen geleceklerine taşıyan Öksüzler Treni’dir.
1929 yılı Amerika’sında Vivian Daly de o trende yolculuk eden çocuklardan sadece biridir. Küçük yaşta hayatın zorluklarıyla karşılaşan Vivian, bir şekilde kaderine yön vermek zorundadır. Bunu gerçekleştirme gücünü de ona nereden geldiğini hatırlatan aile yadigârı kolyesinde bulacaktır…
On yedi yaşındaki Molly Ayer, son şansını da tüketmek üzere olduğunun farkındadır. Ona bakmakla yükümlü olan aileyle arası iyice açılan Molly’nin tek şansı, kamu hizmeti adına doksan bir yaşındaki yaşlı bir kadının çatı katını temizlemeye bağlıdır. Molly bu işi gönülsüzce yapacak olsa da aslında o yaşlı kadınla ne kadar çok ortak yönleri olduğunu yaşayarak öğrenecek ve geçmişte hapsolan ruhlarını özgür bırakma yollarını onunla birlikte keşfedecektir.
Öksüzler Treni ikinci şansları, beklenmedik dostlukları ve bizi kim olduğumuzu keşfetmekten alıkoyan sırları barındıran muhteşem bir roman.
“Sürükleyici… Bir eve ait olma hissini arayan iki kadının yürek burkan hikâyesi.”
Publishers Weekly
Canavar Peşinde 17 Fildişi
Yepyeni Canavar Peşinde macerasına hoş geldiniz: Karanlıklar Diyarı Tom, bu kez Avantia’nın iyi canavarlarını Karanlıklar Diyarı Gorgonia’dan kurtarmaya çalışıyor... Avantia’nın iyi canavarları, Malvel’in yarattığı altı yeni ve korkunç canavar tarafından tutsak edildiler ve kötü büyücünün hüküm sürdüğü Karanlıklar Diyarı Gorgonia’ya götürüldüler. Dev Mamut Fildişi, Gorgonia’nın çürüyen ormanlarında dehşet saçıyor. Canavar, Ateş Ejderhası Ferno’yu tutsak etti. Tom, Ferno’yu kurtarmak zorunda. Yoksa Avantia’nın karşı karşıya olduğu tehlikeyi ortadan kaldıramayacak.
Canavar Peşinde 13 Boğa Adam Torgor
Yepyeni Canavar Peşinde macerasına hoş geldiniz: Karanlıklar Diyarı. Tom, bu kez Avantia’nın iyi canavarlarını Karanlıklar Diyarı Gorgonia’dan kurtarmaya çalışıyor.... Avantia’nın iyi canavarları, Malvel’in yarattığı altı yeni ve korkunç canavar tarafından tutsak edildiler ve kötü büyücünün hüküm sürdüğü Karanlıklar Diyarı Gorgonia’ya götürüldüler. Tom, onları kurtarmak için bu korkunç diyara adım atmak ve ilk olarak korkunç canavar Boğa-Adam Torgor ile karşılaşmak zorunda.
Canavar Peşinde 7 Korkunç Ahtapot Zepha
Kötü büyücü Malvel sihirli altın zırhı çaldı ve parçalarını Avantia’nın dört bir yanına gizledi. Tom bu parçalan bulmak zorunda ancak her biri Malverin yarattığı altı korkunç canavar tarafından korunuyor. Tom’un altın zırh macerasındaki ilk görevi Korkunç Ahtapot Zepha ile karşılaşmak. Kahramanımız su altındaki bu zorlu mücadeleyi kazanacak mı?
Canavar Peşinde 4 At Adam Tagus
Avantia’yı korumakta olan altı canavar var: Ateş Ejderhası Ferno, Deniz Yılanı Sepron, Dağ Trolü Arkta, At-Adam Tagus, Kar Canavarı Nanuk ve Alev Kuşu Epos. Bu canavarlar, Kara Büyücü Malvel’in yaptığı kötü büyü nedeniyle, bir zamanlar korudukları toprakları yerle bir etmeye başladılar. At-Adam Tagus, ovalarda yaşayan insanlara ve hayvan sürülerine korku saçıyor. Tom, onu durdurabilecek mi?
Canavar Peşinde 3 Dağ Trolü Arkta
Avantia’yı korumakta olan altı canavar var: Ateş Ejderhası Ferno, Deniz Yılanı Sepron, Dağ Trolü Arkta, At-Adam Tagus, Kar Canavarı Nanuk ve Alev Kuşu Epos. Bu canavarlar, Kara Büyücü Malvel’in yaptığı kötü büyü nedeniyle, bir zamanlar korudukları toprakları yerle bir etmeye başladılar. Tom, Büyücü Aduro’dan aldığı kılıç ve kalkanla yeni bir maceraya atılıyor. Bu kez Dağ Trolü Arkta ile karşı karşıya. Tom, ülkesini yok olmaktan kurtarabilecek mi?
Canavar Peşinde 2 Deniz Yılanı Sepron B. Yok
Avantia’yı korumakta olan altı canavar var: Ateş Ejderhası Ferno, Deniz Yılanı Sepron, Dağ Trolü Arkta, At-Adam Tagus, Kar Canavarı Nanuk ve Alev Kuşu Epos. Bu canavarlar, Kara Büyücü Malvel’in yaptığı kötü büyü nedeniyle, bir zamanlar korudukları toprakları yerle bir etmeye başladılar. Tom, bu kez okyanusun derinliklerinde Deniz Yılanı Sepron ile mücadele etmek zorunda. Sepron’u lanetin etkisinden kurtarabilecek mi?
Gölgelerin Efendisi 2 – Yanan Köprü
Son yılların en iyi fantastik serilerinden biri olan ve haftalarca New York Times Bestseller listesinde kalan "Gölgelerin Efendisi / Ranger's Apprentice", bir Orman Muhafızı Çırağı olan Will'in yaşadığı soluk kesici maceraları konu alıyor…
Araluen Krallığı, yıllardır doğal engeller sayesinde kötü kalpli Lord Morgarath'tan korunur. İnsanlar güven ve huzur içinde yaşamaktadır. Ta ki 'şeytanın' zamanı gelinceye kadar… Orman Muhafızı Halt'un eski çırağı Gilan ile özel bir göreve katılan Will ve Horace, geçtikleri her yerin boşaltılmış olduğunu görürler.
Morgarath'ın krallık ordusu için planladıkları, hayalgüçlerinin çok ötesindedir. Yaklaşan felaketin önlenmesi, yalnızca Will ve Horace'a bağlıdır.
Okulda Tuzak
Sınıf başkanlığı seçimlerinde hem başkan hem de başkan yardımcısı sürpriz isimler arasından çıkmıştı. Sınıf başkanı İrem sessiz sakin, orta halli bir öğrenciydi; yardımcısı seçilen Yavuz ise tam aksine iriyarı, enerjik, yerinde duramayan ve çalışkan bir çocuktu. Yavuz, bir kızın yardımcılığını üstlenmeyi bir türlü kabullenemiyordu. Bu yüzden İrem'i görevinden vazgeçirebilmek için ona her türlü oyunu oynamaya karar verdi. Artık savaş başlamıştı...
Çizimin Sırları – 1
Biraz olsun azimli ve istekli olan herkes iyi çizim yapmayı öğrenebilir ve işte bu, her seviyedeki meraklılar için kapsamlı ve pratik bir kurs niteliğinde olan Çizimin Sırları'nın başlangıç noktasıdır. Natürmorttan, bitkilere, manzaradan, hayvanlara, figür çiziminden portreye kadar geniş bir yelpazeye sahip bu kitap, uygulama yapmanız ve kendinizi geliştirmeniz için büyük bir fırsat sunarken, perspektif ve kompozisyonun da dahil olduğu pek çok beceri ve teknikle ilgili gösterimlerle de gelişim sürecinize ivme kazandırıyor.
Çizimin Sırları'nda kullanılan gelenekselleşmiş ve kendini kanıtlamış yöntemler, yüzyıllardır sanat öğrencileri ve ressamlar tarafından kullanılmaktadır. Barrington Barber, bir öğretmen ve ressam olarak edindiği paha biçilemez deneyimini, nasıl etkili ve başarılı çizim yapabileceğinizi göstermek için sizlerle paylaşıyor. Bu alandaki deneyiminiz ne olursa olsun, resme yaklaşımını cesaretlendirici, öğretme şeklini ise ilham verici bulacaksınız.
Çizim Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Her Şey
Kitabın ana konuları temel çizimde alıştırma egzersizleri, natürmort, manzara, portre ve
figür çizimleri üzerine yoğunlaşıyor.
Ayrıca dünyaca ünlü ressamların çizim teknikleri ayrıntılarıyla anlatılıyor. Çizimin bütün detayları, ipuçları, teknikleri sizi sıkmadan örneklerle gösteriliyor.
Çizim Hakkında Öğrenmek İstediğiniz Her Şey şimdiye dek yazılmış çizime dair en iyi kitap. Elinizden bırakamayacağınız sıra dışı bir çalışma.
Olumlu Düşünmenin Gücü
Tüm dünyada 40 dile çevrilen, 22 milyondan fazla
satan ve kişisel gelişim kitaplarının öncüsü ve hala
aşılamamış olanı ‘’Olumlu Düşünmenin Gücü’’ Profil
yayıncılık aracılığıyla yeniden Türk okuyucularıyla
buluşuyor.
Kalbinizdeki inanç başınıza iyi olayların gelmesini
sağlar.Kişisel gelişim ve başarıya dair bu klasik kitap
endişelerinizden kurtulmayı, başkalarının sizi sevmesini,
günlük sıkıntılarınızdan kurtulmayı, hedeflerinize
ulaşmak için içinizdeki gücü keşfetmeyi sağlayan
olağanüstü bir eser.
Olumlu Düşünmenin Gücü size bugüne kadar eşi
benzeri olmayan, olağanüstü yollar sunan bir başyapıt.
Norman Vincent Peale problemlerinizi aşmak için sıra
dışı yollar sunuyor.Bu kitapta en yıkıcı görünen
engelleri nasıl aşacağınızı, kendinizi nasıl rahat ve
güvende hissedeceğinizi, stresten korunma yollarını
öğreneceksiniz.
Dip Vazgeçmeyi Ve Vazgeçmemeyi Öğreten Küçük Bir Kitap
Seni asla geri aramayacaklarını bildiğin beşinci iş görüşmesidir.
Kimsenin olmadığı bir gece kulübünde boşluğa doğru şarkı söylemektir.
Kayak yapmayı öğrenirken, yedinci kez yere düşmektir.
Startın verilmesinin heyecanı geride kalıp, finiş çizgisine ulaşmanın uzak bir hayal olduğu uzun bir maraton koşmaktır.
Büyük hedefinize ulaşmak için zorlu yolları aşmaktır. Tabii doğru hedefin peşinden gidiyorsanız.
Başka?
Tamam, kariyerinize, gelecekteki mutluluğunuza ve belki de nihai mutluluğa giden anahtardır.
Ömer Seyfettin Seçme Hikayeler – Profil Kitap
Fırtınayı Kucaklamak
“Gidiyorlar, ağıt yakalım arkalarından. Çünkü gitmek var, dönmek yok.
Bağırlarına basmışlar çocuklarını ve dişlerini sıkarak. Yağmura, kara, dipçiklere ve saat kulelerine aldırmayarak. Tel örgüleri yarıp duvara tırmanarak. Bozbulanık, coşkun bir nehrin kederli köpüğü gibi. Aniden havalanan sığırcık sürüsü gibi… O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları. Bakıyorlar ama görmüyorlar. Ne televizyonlar ne uydular ne çocuk mamaları ne don ne gömlek. Onlar o çocuğun peşindeler, hani güzel fotoğraf. Denizin kustuğu cesetler ve defileler. Akıl yetirmeyin buna. Aklınıza tüküreyim nerde aklınız? Aklınız yok. Zaten siz de yoksunuz, ama paranız varmış.
Görmeye geldik.
O çocuğu oraya gömmeye geldik.
Diyeceğimizi dedik, bizi uğraştırmayın. Korku dağları bekliyor galiba, korkudan kurtulmak için, savaş kartalları sürekli o korkuyu bombalıyor. Ya gelirlerse diye gördüğünüz karabasanlar. Ve rüyalarınızı delik deşik eden tornavidalar. Onlar, o sırtında kırbaç şaklattığınız köleler, o kan, o asırlarca içtiğiniz kan. Boğulacağız, durdurun şu koşuyu. Durdurun yoksa dengemiz bozulacak, bir karadelik bizi yutacak. Boşuna, zulmün âbad olduğu nerde görülmüş? O koşu sonsuzluğa yönelmiş, bir gün yakanıza yapışacak. Fırtınayı kucaklayacak.
Uzaklardan, dağlardan, vadilerden gelen sesi dinleyin.
Dinleyin yankısı her yanı tutmuş.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Bombalara karşı durmaya geldik.
Zincirleri hepten kırmaya geldik.
O yüzsüz yüzünüzü görmeye geldik.
Asırların hesabını sormaya geldik,
Sormaya geldik!”
Sevincini Bulmak
Türk edebiyatının usta hikayecilerinden Mustafa Kutlu’nun yeni kitabı Sevincini Bulmak okurlarıyla buluşuyor.
Kutlu, Sevinci Bulmak’ta “dış dünyanın hücumuna karşı kitapların dünyasına sığınan” Suna ile Elif’in hikâyesini anlatıyor. Hikaye, Tanpınar hayranı bir akademisyen olan Suna’nın ve onun dert ortağı, sırdaşı Elif’in hayatlarına giren insanların, yaşadıkları aşkların, ayrılıklarının, uğradıkları hayal kırıklarının, hüzünlerinin anlatılmasıyla şekilleniyor. Kutlu, “sevincini arayan” ve bütün zorlukların üstesinden gelen kadınların dünyalarını okuyucuya açıyor.
Kutlu, yeni kitabında insani ilişkilere değinmekle birlikte günümüz ilişkilerini de sorguluyor.
“Güz.
Nedir güzün güzelliği?
Yaprakların kızırması, sararması, ardından dala elveda diyerek ayva kokan esintinin kolları arasında, bir o yana bir bu yana salınarak toprağa düşmesi. Şahane ayrılık, şahane ölüm. Toprak ve yaprak iki sevgili değil midir? Yahut ana-oğul. Yaprak düşer, bin parçaya ayrılır, ana kucağında ölür. Bu dramatik kavuşma için yağmurun sayısız bestesi vardır. Taze mezar üstüne yağar, yağar...
Ne zamana kadar?
Kara çevrilip tüm alemi sessizlik kaplayana kadar. Sonra matem sona erer, güneş gülümser. Dallara su yürür ve tomurcuk patlar. Toprak ana yavrusunu hayata uçurur. Devran böyle döner.
Pervane alevin etrafında döner döner, aşktan çıldırarak kendini ateşe atar.
Şimdi biz bir aşkın doğumuna şahit olmayacak mıyız? Buna bir şiir yazmayacak mıyız?”
İlmihal Yahut Arzuhal
“Aydınlığa ve vuzuha açılan bir kapı, sonsuzluğa doğru uzanan bir yol, hakikat ve merhamet deryasına doğru akan bir nehir, göğe yükselen bir miraç...
Mustafa Kutlu’nun İlmihali’nde (ki yıllar önce ilk metinler ortaya çıktığında ona birlikte Kutlu İlmihal adını vermiştik) yüksek bir hissiyatın eşlik ettiği bu hikmetli anlatım edebin ve edebiyatın, sanatın imkânlarıyla yeni bir biçime ve üsluba kavuşuyor, terütaze yeni bir ihmihal türüne kanatlanıyor.
Yazar metinlerin neredeyse tamamında aslında kendi tecrübelerini, müşahedelerini, içten duyduklarını, tazarru ve niyazlarını, ızdıraplarını, zevk ve acılarını, ümit ve korkularını, rüya ve hayallerini anlatıyor. Bir dua gibi, bir rahmet seli gibi hikâye ediyor. Merhamet, hürmet, hizmet sütunları üzerine yükselen bir ahlâk dünyası, bir insanlık meşheri kuruyor.”
-İsmail Kara
Tarla Kuşunun Sesi
Türk edebiyatının usta hikâyecilerinden Mustafa Kutlu’nun yeni kitabı Tarla Kuşunun Sesi, okurlarıyla buluşuyor…
Kutlu, “halk destanı” tarzında kurduğu hikâyede, bir ailenin kuşaklar boyu yaşadıklarını anlatıyor. Kalabalık bir ailenin hayatını merkeze alan Kutlu, diğer hikâyelerinde de olduğu gibi hikâyeyi günlük hayatın unsurlarıyla zenginleştiriyor. İnsana, aileye, topluma “gerçekçi” ve “merhametli” bir gözle bakan anlatıcı, hikâyeye tarihi bir arka plan da çiziyor.
“Böyledir. Her şeyin aynı şekilde sürüp gideceğini sanırız. Kâinata ve hayata akıl erdirmeye çalışmak boş. Akıl dediğin bir yere kadar. Nasıl gayba inanıyoruz, olup bitenler için şöyledir böyledir demenin bir mânası yok. Teslim olmalı.
(…)
İşte su üzerine bir yazı yazdık, geldik gidiyoruz. Şu gölgede bir miktar dinlendik. Hepsi bu.
İdare edin. Hoşça kalın.”