Gece Açan Çiçekler
Mucizenin Adı Umut
Saklı Dünyaya Yolculuk
Hangisi daha önemli? Insanların alıskanlıklarını sürdürmesi mi yoksa dünyanın kendini sürdürmesi mi?.. Tortuya dönüsmüs denizler, sisle kaplı gökyüzü, dogal olanın dogadan koptugu bir dünya... Ama belki de güzel olan ne varsa henüz yitip gitmemisti.
Ada’yla Doruk, amcalarının yanında birkaç hafta geçirmek üzere Isık Limanı adlı, kendi hâlindeki kasabaya gelirler. Pamir de büyükbabasının emanetini teslim etmek üzere aynı kasabada trenden iner; onun pesi sıra ise iri yarı ve esrarengiz bir adam!..
Ancak aslında Isık Limanı sıradan bir yer degildir ve yolları kesisen bu üç çocuk, kasabanın derinliklerindeki büyük sırdan habersizdir.
Kâsif’in haritasının izinde, sıcak hava balonuyla yapılan yolculuk heyecanlı oldugu kadar tehlikeli de geçer. Hayal bile edemeyecekleri gizemlerle dolu saklı dünyaya ulastıklarında ise artık tek bir düsünceleri vardır; yer altındaki güzellikleri yeryüzüne tasımak!
Ünsüz Youtuberin Günlüğü
Bu kitapta youtuber olmak isteyenlerin macerası var. Kimi bunu başarır, kimi komik kalır, kimi de youtuber olamayınca Ezgi gibi kaleme sarılır. Ezgi ve okul arkadaşlarının başlangıçtaki amaçları yalnızca eğlenmektir.
Fakat bir süre sonra işin rengi değişir ve birden bambaşka bir sorunla karşı karşıya kalırlar. Okulun “Son Zil” gecesine katılmayıp süt fabrikasının kapısına dayanırlar. Ama fabrikanın içindeki “Madre” ne sizin ne de onların hayal ettiği gibidir; gördükleri sistem, insanlık için başka türlü bir “Son Zil”dir.
Ünsüz Youtuberın Günlüğü'nü soluksuz okuyacak, üretim ve reklam dünyasının perde arkasını daha iyi göreceksiniz.
Gökkuşağını Kovalayan Kedi
Ne kadar koşarsan koş, gökkuşağını yakalayabilir misin?
Geçebilir misin altından, o rengârenk göksel köprünün?
Mühür kapkara bir kedidir ve halinden hiç hoşnut değildir. Gökkuşağının altından geçmeyi hayal eder. Bunu başarabilirse, renginin değişeceğini sanır. Bir yağmur sonrası beliren gökkuşağı, sanki onun hayallerini gerçekleştirmek için çıkmıştır ortaya. Mühür sevinçle koşmaya başlar. Koşar koşar koşar… Ve başına neler gelir neler! Filiz Özdem, “Gökkuşağını Kovalayan Kedi”de, hayata yeni pencereler aralayan bir hikâye anlatıyor yine. Kendini sevmeyen, beğenmeyen ve rengi değişirse hayatının değişeceğini sanan Mühür’ün eğlenceli bir dille yazılmış hikâyesine Seçil Çokan’ın renkli resimleri eşlik ediyor.
Yuan Huanın Kulübesi
Ezber bozan kalemiyle çocuk ve gençlik edebiyatımıza pek çok yenilikçi eser kazandıran Miyase Sertbarut’un, okumaya mesafeli duran çocuklardan esinlenerek yazdığı Yuan Huan’ın Kulübesi, beş mucizevi hikâyeyi dikkat çekici bir üst kurguyla birleştiren, merak uyandırıcı bir roman.
Başta kitapların renkli dünyasına ısınamayanlar olmak üzere, 9 yaşını aşmış her yaştan okurunu gözü pek bir hikâye avcısına dönüştürmeyi vadeden bu heyecan dolu serüven; yerel ile evrenseli, geleneksel ile dijitali bir araya getirerek, zamanı ve mekânı genişleten, enfes bir anlatım sunuyor.
“Herkesin bir hikâyesi vardır,” düşüncesi izleğinde, çocukları eleştirel okumaya yönlendiren Yuan Huan’ın Kulübesi; hikâyelerin ölümsüzlüğüne vurgu yaparak, aslolanın onları aktarma yöntemlerini çeşitlendirmek ve geleceğe taşımak olduğunu savunuyor.
İlhami, oyun olsun diye girdiği bir telefon kulübesinin ahizesinden tuhaf hikâyeler dinlemeye başlar. Geçmiş ile bugün arasında sıkışıp kalan işçi çocukların, parmaklıklar ardında büyüyen çocukların, hatta okula gitmek istedikleri halde gidemeyen çocukların gizemli hayatlarına tanıklık eden kahramanımızın aklına parlak bir fikir gelir. Dinlediği hikâyeleri Türkçe ödevi için kullanacaktır. Kitap okumayı sevmeyen İlhami için işler yoluna girmiş gibidir. Ancak unuttuğu önemli bir ayrıntı vardır. Ya okuduğu kitabı okula getirmesini isteseler? Peki, adını Yuan Huan olarak uydurduğu Çinli bir yazar gerçekte var mıdır? Bant kaydı sandığı sesin ardında yatan sır nedir? İlhami’nin zihni son hikâyeye kadar karmakarışıktır. Yoksa, anlattığı yalanlara artık kendi de mi inanmaktadır?..
İçindeki gizli hikâyeciyi, Çinli yazar Yuan Huan’a atfettiği ters köşe hikâyeler ile açığa çıkaran Miyase Sertbarut, İlhami’yi ve dolaylı olarak bütün okurlarını esrarengiz bir edebiyat evrenine konuk ederek, benzersiz bir kitap deneyimi yaşatıyor.
Çok katmanlı metnini daha da derinleştirmek adına aralara gizem tohumları serpiştirmekten kendini alıkoyamayan yazar, Yuan Huan'ın Kulübesi'nde yanıtını aradığı cevapsız sorularıyla okurunun kitapla olan etkileşimini arttırıyor ve geniş geniş düşündürüyor.
Kitap Tamircisi
Kitap Hastalıkları Hastanesi’nden emekli olan Muhsin Dede'ye bir gün fena hâlde dağılmış el yazması bir kitap getirirler. Kitabı tamir ettikçe birbirinden özel öykülerle, haritalarla ve geçmişe ait notlarla karşılaşan yaşlı tamirci, kendini bir anda kitapla konuşurken bulur. Kitabı tamir ettikçe de eşilen dağların, kurutulan derelerin, kesilen ağaçların, kirlenen denizlerin, betonlaşan şehirlerin de iyileşeceğine inanmaya başlar.
“Biliyor musun? Şimdiki şehirler de tıpkı senin gibi darmadağın. Her yerde soğuk yüzlü binalar var. Ağaçları, hayvanları, hatta insanları bile görebilmek çok güç artık. Şehirler büyüdükçe insanlar küçüldü.”
Ömür Kurt bu kitapta gerçekle masalı buluştururken, Türkçenin zenginliğinden yararlanıyor, edebiyatımıza yeni bir soluk getiriyor.
Lolipop
Adını sevmediği için kendine en sevdiği şekerin adını veren çocuğun birbirinden sevimli öyküleri. Victor-Emanuel Meier, adından hiç memnun değildir. Uzun araştırmalar sonunda, "Lollipop" adında karar kılar. Hani şu, saplı bir yeşil şeker markası. Victor’un en sevdiği şeker de zaten Lollipop’tur. Üstelik, iyice yalayıp saydamlaştırınca, tek gözünü kısarak içinden baktığı kişiye her istediğini yaptırabilmektedir. Dolayısıyla, Lollipop ve yeşil şekeri Lollipop, önce yakın bir arkadaş edinme konusunu, ardından da evdeki iş bölümü ve ayağını yorganına göre uzatma konularını birlikte çözerler. Lollipop’un ödünü koparan misafir köpek konusunda doğrudan sonuca ulaşamasalar da, büyükannenin işinden utanç duymak ve giderek dozu artan yalanlar söylemek çıkmazından kurtulmayı başarırlar. En sonunda doğum günü partisi ise gerçek bir zafer olur... Hans Christian Andersen ve Astrid Lindgren ödülleri gibi çocuk ve gençlik edebiyatının uluslararası pek çok büyük ödülünün sahibi usta yazar Christine Nöstlinger’den, yine eğlenceli olduğu kadar sosyal eleştiriler sunan bir çocuk roman. Öyküler halinde biçimlediği kitabında, aile içi ilişkileri, arkadaşlığı, aşkı, korkuları, yalanları ve doğum günü partilerini bir çocuğun gözünden, eğlenceli ve hatta komik bir yorumda ele alıyor.
Karaböcü 1 Hoş Geldi
Dilimize kazandırdığı önemli eserlerle tanıdığımız çevirmen Niran Elçi, dört kitaplık “Karaböcü” dizisini, okuma serüveninin başındaki çocuklar için kaleme aldı. Nisan ve küçük kedisi Karaböcü’nün sevimli maceraları, çocukların günlük yaşamlarına hem eğlenceli hem gerçekçi bir açıdan ışık tutuyor. Gözde Bitir’in siyah-beyaz resimlerle canlandırdığı dizi, ilköğretimin başlangıcındaki çocukları, aile içi iletişim, değişik canlılarla yaşam, arkadaşlık, okul, sevinçler, hayal kırıklıkları, korkular ve sorumluluklar üzerine gülümseterek düşündürüyor.
Taşındıkları için okul değiştiren Nisan, hiç arkadaşı olmadığından yakınır. Bir gün sokakta simsiyah bir kedi yavrusu bulur. Sevimli yavru sanki Nisan’ın her söylediğini anlıyor gibidir. Pis bir kediyle ailesini ikna edemeyeceğini düşünen Nisan, gizlice eve soktuğu minik yavruyu yıkarken, onun sıradışı özelliklere sahip olduğunu fark eder. Bu arada, Nisan’a sürpriz yapmak isteyen anne ve babası da ona bembeyaz bir kedi yavrusu armağan ederler. Nisan, iki sevimli yavrudan birini seçmek zorundadır...
Yeşil Parmaklı Tistu
Tistu'nun parmakları dünyayı değiştirecek!
Titsu'nun ellerinde, doğuştan gelen gizli bir güç vardır. Parmaklarını nereye dokundursa oradan yeşil fidanlar fışkırır, ortalık çiçek bahçesine döner; tutuklular mutlu olur, hastalar iyileşir, savaşlar durur. Bu küçücük çocuk, dünyayı değiştirmeye adaydır... Ama aslında kimdir bu Tistu?
Goncourt ödüllü, Fransız yazar Maurice Druon'un çocuklar için yazdığı tek roman olan Yeşil Parmaklı Tistu hem Fransa'da hem de tüm dünyada bir çocuk klasiği sayılıyor.
Masal Kurma Oyunu
Derken, bir masal diğerini yarattı...
Bora, teyzesinin Ayvalık’taki evinde enfes bir yaz tatili geçiriyordu. Doğayla iç içe günler, denizde keyifli saatler, sohbet eşliğinde yakılan mangallar… Elektriklerin kesildiği bir akşam, eniştesi “masal kurma oyunu” oynamayı önerdi. Çünkü masallar karanlığı ve sessizliği severdi. Yaşlı bir oduncunun öyküsüyle başladı her şey. Sonra haber geldi: Albatros Kraliçe Zuhra’nın hükümranlığındaki Kuşlar Sarayı’nda, yolunda gitmeyen bir şeyler vardı...
Çağdaş edebiyatımızın usta öykücülerinden Cemil Kavukçu, Bir Öykü Yazalım mı?’nın ardından, çocukları yeni öyküler kurmaya davet ediyor.
Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz
Şeker Portakalı adlı romanıyla ülkemizde yediden yetmişe herkesin sevgilisi olan Brezilyalı yazar Jose Mauro de Vasconcelos, damarlarında Çingene kanı taşıyan yetim Chicao'nun öyküsünü anlatıyor.
Brezilya'nın uçsuz bucaksız kıraçlarında doğan Chicao, rüzgarı ve denizi kardeşi bilerek büyür. Ateşli, güzel Joaninha'nın sevgilisi ve o kıyının en güçlü erkeği olur. Vasconcelos, her zamanki şiirli anlatımıyla, özsuyunu doğadan alan, sevgi ve özlem dolu, yaşamın içinden süzülüp gelmiş bir roman daha yaratıyor. Anlattığı toprakları ve o toprakların insanlarını çok iyi tanıyan yazar; onların duygularını, düşüncelerini, o topraklara bağlılıklarını ve o topraklardan kopuşlarını ustalıkla yansıtıyor.
Bu romanda rüzgar canlanıyor, ışık ve müziğe, dans adımlarının ve yürek çarpıntısının sesleri karışıyor.
Beyaz Gemi – Ketebe Yayınları
Cengiz Aytmatov’dan geçmişle geleceğin, hafızayla hayal gücünün, ayrılık ve kavuşmanın ustaca bir araya getirildiği, beyaz perdeye de uyarlanmış unutulmaz bir eser!
Engin ve korkutucu bir ormanın kıyısında, iyi yürekli dedesinin himayesine terk edilmiş küçük bir çocuk; balık olmayı, Isık-Göl’ün sularında ağır ağır yüzen beyaz gemiye ulaşmayı düşler. Gemide babası ve tamamlanmış bir hayat onu bekliyordur. Dedesi Hamarat Momun ise yalnız torununa ormanın ve kimsesiz çocukların koruyucusu Boynuzlu Geyik Ana’nın masalını anlatır sabırla. Elbet ormanın kalbinden çıkıp gelecektir Boynuzlu Geyik Ana. İnsanın acımasız tabiatını tüm gerçekliği ile gözler önüne sererek.
Beyaz Gemi; yalnızlık, kökler, düşler, dünler ve yarınlar üzerine çarpıcı bir hikâye…
Uçan Kız Volante
Hayallerini gökyüzüne çizen bir çocuğun öyküsü!
Gece Güneşi adlı öykü kitabıyla çok sevilen şair ve yazar Karin Karakaşlı'dan küçük okurları için muzip ve sıradışı bir öykü! Yetişkinlerin sıkıcı, gri dünyasından uzaklaşmayı deneyen yazar, çocuksu düşlerin, tatlı telaşların, aykırı renklerin peşine düşüyor. Sevgi ve anlaşılma beklentisinin her yaş için önemli olduğunu anlatan kitap, sanatın iyileştirici gücünü hatırlatıyor. Başarılı illüstratör Merve Atılgan'ın özgün desenleriyle boyutlanan öykü, türlü nedenle canı sıkılan herkesi gülümsetecek güçte.
Viola'nın gu¨nleri yetimhanede geçmektedir. Tavşandudağından dolayı alay konusu olan Viola, yalnız ve arkadaşsızdır. Hiçbir "pazar annesi" de onu evine davet etmemektedir. Ku¨çu¨k kızın tek mutluluğu, şato resimleri yapmaktır. Haylazlığı yu¨zu¨nden verilen cezadan kaçtığı bir gu¨n yakındaki Hayaletli Ev'de, tuhaf bir yaşlı adama rastlar. Bir yarasa ile "ku¨f"ün de yaşadığı bu ev Viola'nın hayatını beklenmedik şekilde değiştirecektir...
Ay Işığı Sokağı – Modern Klasikler 98
Fransa’nın bir liman kentinin denizci mahallesinde gezinirken duyduğu arya söyleyen sesi izleyerek tanımadığı insanların marazi hayatlarına dalan bir gezgin; patronuna kölece bağlılığı yüzünden korkunç bir eyleme sürüklenen karanlık, itici ve yabani bir hizmetçi; 1810 yılında İspanya’daki savaşta yaralanan, düşman bir ülkede amansız bir hayatta kalma mücadelesine girişen bir Fransız albay; 1918 yılının bir yaz gecesi Leman gölünde bulunup kurtarılan, ancak sonra yüreğini kavuran yurt özlemine yenik düşen bir Rus savaş esiri; yaşıtları üniversiteye giderken hâlâ liseye devam eden avare bir gencin öğretmeninin otoritesine isyan ettikten sonra ödediği ağır bedel.
Zweig bu öykülerde insanı insanlıktan çıkarıp en uç noktalara sürükleyen deneyimlerin izini sürerken, okuru da ister istemez karakterlerinin ruh çalkantılarının içine çekiyor…
10 – 11 Yaş 10 Dakikalık Testler Zeka Bilişsel Ve Düşünsel Beceriler 4.Kitap
Can Sıkıntıma Ne Söyledim
Vadideki Zambak
İlk Bilim Kütüphanem-Dinozorlar Ve Tarih Öncesi
Gezegenimiz 4,6 milyar yaşında. Dünya’daki yaşam yaklaşık 3,8 milyar yıl önce başladı. İlk yaşam biçimleri bitki ya da hayvan olmayan basit mikroskobik canlılardı. Sürüngenlerin ortaya çıkması için 3,6 milyar yıl daha geçmesi gerekti. Bu sürüngenlerin bazıları gezegenin gördüğü en büyük ve en vahşi yaratıklardı... Bunlar dinozorlardı...
Zamanda Yolculuk – İş Bankası Kültür Yayınları
Zamanda yolculuk, insanın çağların içindeki yolculuğunu anlatırken, sizi bu olağanüstü maceranın bir parçası olmaya çağırıyor. Bu kitapla tarihte yolculuğa çıkacak ve geçmişte insanların nasıl yaşadıklarını öğreneceksiniz. Piramitlerin nasıl inşa edildiğini, bir şatodaki yaşamın nasıl olduğu ya da korsanların İspanyol kalyonlarına nasıl saldırdıklarını göreceksiniz.
Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle. Topla. Rahatla – Epsilon Yayınevi
Hangimiz dağınık değiliz ki?
Evimiz, işyerimiz, hayatımız….
Peki derli toplu olmak bu kadar mı zor?
Saatlerinizi ayırarak topladığınız her yer kısa sürede yine mi dağılıyor?
Belki de şimdiye kadar yanlış yöntemleri uyguladınız. Japon temizlik ve organizasyon uzmanı Marie Kondo, “derleyip toplama” konusunda size yardımcı olmaya hazır. Üstelik kalıcı sonuçlar elde edeceğinizin garantisini veriyor. Marie Kondo, bu kitapta anlattığı yöntemler ve paylaştığı sırlarla sayısını kendisinin bile hatırlamadığı müşterilerinin hayatını değiştirdi. Şimdi sıra okuyucularında!
Bir balıkçı yaka siyah kazağı diğerinden nasıl ayırt edeceğinizi bilmek, çorapları doğru şekilde katlamak, saklama kutularını en etkili şekilde kullanmak… hayatınızda mucizeler yaratabilir. Hele fazlalıklardan kurtulmak… Kendinizi eskisinden çok daha huzurlu, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlayabilir.
Denemeye başlayın… Hemen, şimdi!
Köroğlu Destanı
Novum Organum
Bacon, Aristotelesçiliğin egemen olduğu çağıkapatmak isteyen bir dönemin filozofudur.
Bacon´a göre Aristotelesi´in organon´u, "modern çağda", bilgiye ulaşmada yetersiz kalmıştır. Bu istenmedik durumdan çıkmak, bilgiye ulaşmada başarısız olmamak için, Aristoteles´in organonunun yerini alacak, "bilim çağında" bilgi edinmede başarılı olacak, başka bir organon, bir novum organum ortaya konmalıdır. Bacon´a göre en baştan başlamak, düşünme için yeni -nova- bir yol tutmak gerekir.
Bacon´ın felsefe tarihinde bir kırılma noktası oluşturan Novum Organum´u, mevcut organondan ötürü "sahte kavramlar"ın, "putlar" ın istilasına uğrayan "zayıf insan anlığını" arındırıp, insana onu bilimlere götürecek yeni bir organon, bir "araç" sunmaktadır.
Türk Mitolojisi
Türk Mitolojisi Türklerin İslam öncesi ve Türkiye dışındaki ülkelerde Türkçe konuşan halkların mitolojileri hakkında açıklayıcı bilgiler içermektedir. Bin yıl önce tek tanrılı bir din olan İslam’a katılan ve bu nedenle de pagan dönemindeki gelenekleriyle resmi olarak bağını koparan bir halkın mitolojisinden konuşmak oldukça zordur. Türk-Anadolu mitolojisinde de çok farklı kökenlere dayanan kapsamlı bileşenlerin karışımı söz konusudur: Altay mirası, Anadolu uygarlıklarının pagan döneme dayanan temelleri, Ortodoks ve Heterodoks İslami geleneğin ve Hıristiyanlığın dikkate değer katkısı ile nihayet evrensel konular içeren ve her yerde rahatlıkla rastlanan masal, destan ve efsanelerin güç belirlenebilecek etkisi. Türk Mitolojisi ister yaşayan, isterse eski zamanlardan beri yazılı kaynaklarda saklı kalan gelenekler olsun, geniş anlamda, Türkiye’deki Türklerin geleneklerine dayanan ve mitolojiyle yakın veya uzak ilgisi olan konuların kaydını tutmaktadır. Sunumumuz bir taraftan tarihsel olarak Oğuzların geçmişine, diğer taraftan da İslami mirasa dayanmaktadır. Eş zamanlı bakış açısıyla, etnik olarak Türk-Altay mirası olmayan ögeleri de konu dışında bırakmak istemedik. Bu anlamda bakış açımız, bugünkü Türkiye’nin farklı kökenli kültürel gerçeklerini kapsamayı amaçlamıştır.