Ben Yapamam Çekinirim! – Değerler Eğitimi Özgüven
Çimen, sınıfta kısacık bir öykü okurken bile heyecanlanıyor. Biri ona güzel bir şey söylediğinde o kadar utanıyor ki, hemen ortadan kaybolmak istiyor! Çimen, biraz çekingen…
Bir gün, Çimen’in yıl sonu gösterisinde sınıfı temsil etmesi gerekti. Eyvah! Şimdi Çekingen Çimen ne yapacak? Heyecanını bastırmanın, çekingenliğini alt etmenin yolunu bulabilecek mi?
Ben Yapmadım
Ben Yogayım Ciltli
Çok büyük bir dünyada kendimi küçük hissettiğimde zihnimi, bedenimi ve nefesimi sakinleştiririm.
Hayal edebilir ve yaratıcılığımı sergilerim.
Ben Yogayım.
Bulutların arasına yükselen bir kartal veya gece gökyüzünde parıldayan bir yıldız...
Çölde bir deve veya denize yelken açan bir tekne... Yoga dönüştürme gücüne sahiptir.
Yalnızca bedeni güçlendirip zihni sakinleştirmekle kalmaz, aynı zamanda biraz hayal gücü ile bize her şeyin mümkün olabileceğini gösterir. Ben Yogayım kitabı, çocukları yogayı keşfetmeleri ve onun ötesindeki dünyaya yüreklerinde yer açmaları için cesaretlendiriyor. Usta yazar Peter H. Reynolds ve yoga eğitmeni Susan Verde bir araya gelerek sonsuz ihtimaller, yaratıcılık, hayal gücü ve kendini keşfetme üzerine müthiş bir eser ortaya koyuyorlar.
Ben. Amir
Ben’in Gemisi
Ödüllü yazar Pieter Koolwijk’ten insana ve insanın kayıplarla mücadelesine dair büyülü ve mizah dolu bir öykü…
Giel, evlerinin arka bahçesinde bir mezar olmasının pek “normal” görülmediğini biliyor bilmesine, ama böyle mutlu işte... Karşıdan karşıya geçerken yola bakmayı unutan ağabeyi Ben’in mezarı bu. Giel ve ailesi, Ben hâlâ onların yakınında olduğu için memnun. Hiç değilse Giel, şehrin öteki ucundaki o soğuk ve karanlık yere gitmek zorunda kalmıyor. Ben’i özlediğinde bahçeye bakması yetiyor. Fakat komşuları, Sirke ailesi ve Kulakkurdu ailesi öyle düşünmüyor. Giel ve ailesinin duyguları da zerre kadar umurlarında değil. Ancak Giel’in babası tepkiler karşısında pes etmiyor ve evlerini baştan inşa ediyor. Belli ki, Giel’in babasının bir planı var!..
Ben’in Gemisi, toplumun “katı” kurallarını sorgularken, birbirlerine sımsıkı sarılan bir ailenin acı-tatlı iyileşme hikayesi.
Bence Katil Öldürdü
Ben Antoine Hercule de Potasse. Kartvizitimde yazandan çok daha fazlası olmakla övünmüşümdür; mesleğimizin varoluşumuzun ancak ufak bir kısmını tasvir ettiğine dair o ünlü deyişi bilirsiniz. Beni tanımak isteyenlere kısaca özetlediğim gibi, telaffuzu en az icrası kadar zor altı farklı Uzakdoğu savunma sanatında kara kuşak veya üst düzey diploma sahibiyim. Dünyanın en yüksek beş tepesine, üstelik aynı anda tırmanmayı becerdiğim için kar leoparı sıfatını kazanmış bir dağcıyım. Nasıl becerdiğimi müsait bir zamanınızda teferruatıyla anlatırım. Teferruat demişken, istisnai bir ehl-i dikkat olduğumdan mekanik saat tamircisi, sırf denize değil derinliklerindeki her canlıya âşık olduğum için sertifikalı bir hidrografım. Tüm bu hobilerimi bir kenara bırakırsak, ki beni yakından tanımak isterseniz bırakmanızı tavsiye etmem, hayatımı uzun yıllardır özel dedektif olarak kazanıyorum. Ve hizmetinizdeyim.
Paris’in müstesna bir semtinde, ünlü bir işadamının cesedinin etrafında, kıymeti kendinden menkul bir dedektif, Çorum yöresi türküleri eşliğinde bir aşk, ünlü Türk casuslarının tam listesi, ev yoğurdu tarifi ve dahası… Tuhaf karakterler, lüzumsuz bilgiler, ilginç çizimler ve akla hayale sığmayan sürprizlerle dolu bir dedektif romanı.
“Aptallığı dâhiyane bir vukufiyetle takdim eden, cinayeti kahkahayla buluşturan bir eser.”
- Murat Menteş
“Ben ki yıllardır tutarlı saçmalıklar peşindeydim, katilin öldüremediği bir özel dedektif çıksa da karşıma canına okusam derken, okuyamayacağım bir kitapla beni şaşırtıyor, okurlarını da perişan ediyorsun! Elbette Hercule de Potasse’ı anlamayan nesle aşina değiliz.”
- Cevat Çapan
Benden Bir Tane Daha Olsa
Leo’nun işleri başından aşkındı. Ne kadar çok çalışırsa çalışsın, yapılması gereken işlerin sonu gelmiyordu. Leo sonunda bir gün, “Keşke benden iki tane daha olsaydı.” deyiverdi. Bu sözler ağzından çıkar çıkmaz karşısında bir Leo daha beliriverdi! Derken iki üç oldu, üç dört oldu ve dört çoğaldıkça çoğaldı... Acaba bu çoğalmalar onun sorununu çözecek miydi, yoksa Leo’nun sorunlarının daha basit bir çözümü var mıydı?
Benden Sonra Mutluluk
"Özdemir Asaf yoğun düşün ve duyarlıkları, çarpıcı sözcükler seçtiğini sezdirmeden, küçük dizeler halinde işlediği kısa şiirlerle verdi. Daha sonra, kimi bir kitaptan, kimi yaşamdan kopardığı izlenimlerden esinlenerek bilgece dörtlükler yazdı. Kendisiyle birlikte çağıyla ve toplumuyla hesaplamalarda buruk öfkesini içinde saklayan yeni taşlama biçimleri getirdi." Şükran Kurdakul "İşimiz zordu. Binlerce şiir arasından bir seçim yapmak gerekiyordu. Özdemir Asaf birçok şiirinin defterlerde ve dergi yapraklarında sararmasını istemiş. Kitaplarına almamış. Kitaplarına almadığı eski şiirlerini biz de dışarda bıraktık. Şiir ayıklama işi, seçme işinin büyük bölümünü oldı. Birçok şiiri Özdemir Asaf tamamlamıştı. Gönlümüz rahat, onları kitaba aldık. Bazı şiirler ise birkaç kez yazılmışlardı, bunları da özenli bir eleştirel seçme işleminden sonra kitaba koyduk." Doğan Hızlan
Benden Vazgeçme Ya Rab!
Hava karardıkça bende bir sen başlar, susamayacak kadar dolu konuşamayacak kadar yorgun gönlünü hissederim mesafelere aldanmadan. Acını anlatamazsın ama “acıyla” anlatabilirsin heybenden dökülenleri. Daha konuşmaya başlamadan ne diyeceğini bilen Rabbine açarsın avuç avuç azabını. Gaflet kalkar, şerrin içindeki hayırları görmeye başlar vicdanın.
Ve anlarsın. Aslında Allah senin için çok güzel yollar yaratmış...
Ve anlarsın
Ateş İbrahim’i yakmadıysa
Balık Yunus’u yemediyse
Bıçak İsmail’i kesmediyse
Deniz Musa’yı boğmadıysa
Sen de umutlarını "Kün Fe Yekün" ayetiyle büyütmelisin...
Benek Tozu Ve Diğer Müthiş Sırlar
Roald Dahl gizemleri severdi, belki siz de seversiniz!
Bu kitapta neler yok ki! Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndaki eksik bölüm, Roald’un dostu ve harika kitaplarının çizeri Quentin Blake’le tanışma fırsatı, Bay Wonka’nın çikolata fabrikasından nefis tarifler, Roald Dahl’dan iyi bir yazar olmanın sırları, Roald’un karnelerine göz atma şansı ve “Dünyanın Bir Numaralı Hikaye Anlatıcısı”yla ilgili çok ama çok daha fazlası...
Bu müthiş lezzetli kitap olmadan Roald Dahl koleksiyonunuz tamamlanmış sayılmaz!
Benekli
Bilgin Adalı’dan Çocuklara Yeni Bir Kitap: “Benekli”
Bilgin Adalı’dan çocuklara yeni bir kitap: “Benekli”. Adalı’nın YKY’nin okul öncesi serisinden çıkan son kitabı Arkadaşım Papi idi. YKY’nin Doğan Kardeş Kitaplığı’ndan çıkan son kitabıysa “Oğuz Kağan Destanı”.
Adalı, “Benekli” adlı kitabında bir çocuk ile bir dalmaçyalının dostluğunu anlatıyor. Kitabın kahramanı Doğay, çok hareketli bir hayvan olan Benekli’yle birlikte yaşamaya alışırken, hayatlarına yeni biri daha katılıyor: Benekli’nin yavrusu Benek…
Bu güzel kitaba resimleriyle Buket Topakoğlu Gencer eşlik ediyor.
Benekli Faremi Gördünüz Mü ?
Kitapları farklı dillerde yayınlanan özgün çocuk kitapları yazarından küçükler için yeni bir kitap!
Pamuk tüylü, kara benekli yavru kedi Zeytin, büyükannesiyle dedesinin evinde masallar dinleyerek mutlu mırıltılarla uykuya dalar. Fakat birden, çok sevdiği benekli faresini kaybettiğini fark eder! Telaş içinde Kırmızı Şapkalı Kız’a, Fareli Köyün Kavalcısı’na, Pinokyo’ya; dinlediği masalların kahramanlarının hepsine koşarak yardım ister. Neyse ki hepsi rüyadır…
Benerci Kendini Niçin Öldürdü?
Beni Asla Bırakma
Yatılı okul Hailsham’ın öğrencileri, bahçe duvarının arkasındaki karanlık ormandan çok korkarlar. Hafta sonları veya tatillerde evlerine gitmez, Hailsham’dan önceki yaşamlarını hatırlamazlar. Dış dünyayla bağlantıları yoktur. Öğretmenler değil, gözetmenler tarafından eğitilirler. Spor ve sanata büyük önem veren gözetmenler, Hailsham öğrencilerine sürekli özel olduklarını hatırlatır ve bedenlerine çok iyi bakmaları gerektiğini tekrarlar.
Kathy H. de bir Hailsham mezunu. Otuz bir yaşında ve bakıcılık yapıyor. Hailsham’daki en yakın iki arkadaşının yeniden hayatına girmesi üzerine, onlarla paylaştığı geçmişi gözden geçirmek zorunda kalıyor. Onları özel kılan şeyin ne olduğunu ve bundan sonra hayatlarını nasıl biçimlendireceğini daha derinden anlamaya ihtiyacı var. Şu sorunun cevabını da bulması gerek: Sanat ve aşk zamanı durdurabilir mi?
Kazuo Ishiguro, yayımlandığı yıl Time tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan Beni Asla Bırakma’da, yıkıma götüreceğini bile bile kendi kaderini kabullenenlere odaklanmış görünüyor.
Beni De Kalbinde Götür
Beni Gözünüzde Büyütmeyin!
Mutsuz olmak için milyonlarca sebep bulabilirsiniz: Ekonomi, ülkenin hali, küresel ısınma, gelecek kaygısı, iyi dönerin artık çok zor bulunması… Ama gülmek için çok sağlam bir sebep var. Hayattayız. Ve arabesk rap’çiler öyle düşünmese de hayat güzel ve yaşamaya değer! Bu elinizdeki kitap belki de sizin küçük çaplı ve hesaplı terapiniz. Kaybettiğinizi düşündüğünüz, oysa kanepe minderinin arasına kaymış neşeniz. Aklıma gelenlere kendi kendime güleceğime, dedim anlatayım da hep beraber gülelim. O zaman anlatıyorum…
Beni İncitemezsin
İNCİTMEK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, İNCİNMEK VARDIR. KIRMAK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, KIRILMAK VARDIR. YARALAMAK DİYE BİR ŞEY YOKTUR, YARALANMAK VARDIR.
Merkezinde duran, başkasının savaşına müdahil olmayan, esnek ve sakin bir insanın incinmesi, kırılması, yaralanması mümkün değildir. İnsan incinmemek uğruna güçlü, sert ve katı bir savaşçıya dönüştükçe daha fazla incinir. Korunma kalkanları daha da korunmasız kılar insanı.
Gerçek gücünüzü dışarıdan edindiğiniz zırhlarınızdan değil, merkezinizdeki esneklikten alırsınız.
Peki ya merkez neresi?
Bu kitap kendini arayan insanlar için yazılmadı. Merkezini yitiren insanlar için yazıldı. Dışarıya gidip aramak için değil, içeriye dönüp bulmak için kaleme alındı. İnsan merkezini dışarıda bulamaz, merkez içeridedir, bulmaya karar verdiğinizde dönüp onu yeniden keşfedersiniz. Merkezinde olmayı bilen insan için kaos yoktur, kaygı yoktur, çaresizlik yoktur, güvensizlik, yetersizlik ve korku yoktur.
Beni Kimse Kızdıramaz Ki!
Zorba da değilim kurban da...
Çocuklar arasında sözel, fiziksel ve sosyal dışlanma ile sık karşılaşılır.
Bazen de çocuğumuzun dış dünyadan, arkadaşlarından çıkarmak istediği hiç dinmeyen hırçınlığı ile baş etmeye çalışırız. Oysa biz, ne şiddete boyun eğmelerini isteriz ne de gelecekte öfkesini kontrol edemeyen bireylere dönüşmelerini.
Aslında sorun iki yönlü olsa da çözüm bellidir:
Erken çocukluk yaşlarından itibaren duygularını kontrol etmeyi öğrenenler, duygusal empatileri de gelişmiş kişilerdir. Bu gelişkinliği ise iletişim becerileri sağlar.
Dagmar Geisler’in kitabında çocukların dünyasına dair empatik diyaloglar ve canlı görseller yer almaktadır. Amaç iletişim sorunlarının çözümlerini göstermektir.
Alman Çocuk Edebiyatı’nın çağdaş yazarlarından Geisler, didaktizmden uzak, mizâhi anlatımı ve renkli çizimleri ile yine harika bir kitapla bizlerle.
5+ yaş ve üzeri çocuklar için duygusal gelişim kitabı
Beni Neden Sevmedin Anne?
ANNESİ TARAFINDAN SEVİLMEYEN KIZ ÇOCUKLARI BÜYÜYÜNCE YANLIŞ ADAMLARI SEVER
Hadi Zarife, bu senin her şeyi değiştirebileceğin son şansın. Anla artık, sevgi zayıflık değil, bilakis insanı her kötülükten koruyan bir zırhtır. Sen kızının bu zırhını çaldın ondan, onu savunmasız, çırılçıplak bıraktın bu savaş alanında. Şimdi git ve teslim et ona doğuştan her çocuğun hakkı olanı. Yanında ol onun Zarife, yargılamadan, hırpalamadan... Karşılıksız sevginin ne olduğunu öğret ona, anne elinin şifasını göster. İlk defa yatır kızını dizine, okşa saçlarını. Ağlasın dizinde kızın, akıtsın içindeki irini, kiri, pası. Bu zamana kadar yapamadığın şeyi yap; okşa kolundaki süt lekesini, öp onu. “Benim güzel kızım...” de. “Geçti...” de. “Seninle gurur duyuyorum...” de. Hadi Zarife...
Beni Neden Sevmedin?
Vasiyetim şu…
Varsa param, hepsini bağışlayın. Vücudumda kullanılabilir ne kadar organ varsa ve kime ne yarıyorsa, dağıtın.
Ama kalbimi vermeyin.
Kalbim sadece ona ait ve hep öyle kalacak. Ben ondan başka kimseyi sevmeyeceğim, sevemem. Çünkü onun baktığı gibi bakamaz kimse bana.
İçimden hep “beni neden sevmedin” diye sordum. Durmadan sordum. Cevap bulamadım.
Olsun.
En azından ben sevdim, bu ikimize de yeterdi.
Bu bedende bu kalp sadece ona ait diyorum işte, sevmese de ona ait. Kimseye vermeyin.
Bencil olduğumu mu düşünüyorsun? Bana sorarsan o bunu hak ediyor yine de. Kimse bunu bana çok görmesin. Hayatı boyunca kimseye sevgi besleyememişbir adamın son isteği bu.
Kalbimi ona verin. Kabul etsin.
Hak ediyor muyum bunu? Bilemem.
Belki de etmiyorumdur…
Beni Ödülle Cezalandırma
Çocuk Eğitiminde Doğru Bildiğimiz Yanlışlar!
Acaba ödülle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?
• Ödül, neden motivasyonu düşürür?
• Ödülle değerler neden öğretilemez?
• Ödül, yaratıcılığı neden olumsuz etkiler?
• Ödül, yapay sevginin bir göstergesi midir?
• Ödülle büyüyen çocukları ne tür tehlikeler bekler?
• Mutlu ve başarılı bir çocuk gerçekte nasıl yetiştirilir?
Bunun gibi merak edilen birçok sorunun yanıtını eğitim bilimci Dr. Özgür Bolat, son 70 yılda yapılan bilimsel araştırma ve gerçek vakalarla net bir şekilde ortaya koyuyor.
Dr. Özgür Bolat, sadece ödülün görünmeyen gizli zararlarını anlatmıyor; bizlere bir model, pratik çözümler ve uygulamalar öneriyor.
Kılavuz niteliğindeki bu kitabı okuduğunuzda mutlu, özgüvenli, sorumluluk sahibi ve başarılı bir çocuk yetiştirmek için önemli bir adım atmış olacak, çocuğunuzla ilişkinizde anlamlı değişiklikler yaşayacaksınız.
Beni Onlara Verme
“Kırgınım. Dünya kırgınlığımın da farkında değil.”
Tarık Tufan, İstanbul'un eski bir semtinde, kaybolmaya yüz tutmuş mahallelerinden birinde yaşayan hayata küskün, kırgın kadınların; yaralı, yorgun erkeklerin yarım kalan hikâyelerini anlatıyor. Acısı dinmemiş ayrılıkları, tutkulu ve hüzünlü aşkları resmediyor.
Gerçeklikle kurmaca arasındaki çizginin ortadan kalktığı yalınlıkta bir İstanbul ağıtı bu. İnsanın kalbine işleyen derin duygular, tanıdık yüzlerin saklı hayatları, yanından geçerken fark etmediklerimiz, büyüleyici ve masalsı bir dünya.
Beni Onlara Verme sizi bir tanıklığa ve bitmeyen umudun peşinden gitmeye çağırıyor.
“Çok güzelsin. Sen hep güzelsin. Ben yine sana bakıyorum, sen başka bir yere. Beni görmüyorsun. Fark etmiyorsun. Dolaştığın yerlerde dikkat çekmeyen bir nesne gibi bir kenarda duruyorum. Dokunsan can gelecek bedenime.”
Beni Öp Sonra Doğur Beni
Bir kilise tadı taşıyor Dolmabahçe camiinin pencereleri
Uzaktan bakmak şartıyla ve aydınlık oluşunu saymazsak;
Ve denizin gişesinde oturan kısa boylu saat kulesi
Yakasının içine kaydırmış hafifçe basınç-ölçerini
Beni Öp Sonra Doğur Beni, kanla yıkanmış kelimelerden sevda sözlerine, kimsenin dokunamayacağı suçsuz coğrafyalardan bir çay bahçesinden manzaralara Cemal Süreya’nın geniş dünyasını ustaca resmettiği bir panorama.
Beni Övgüyle Utandırma
Övgü Hakkında Doğru Bildiğimiz Yanlışlar
Acaba övgüyle ilgili tüm bildiklerimiz yanlış mı?
Eğitim bilimci ve Parentwiser uygulamasının kurucusu Doç. Dr. Özgür Bolat, övgü hakkında doğru bilinen yanlışları sorguluyor ve son 50 yılın bilimsel araştırmalarından yararlanarak doğruları gözler önüne seriyor.
• Övgü neden öz güveni düşürür?
• Övgü neden çocukları utandırır?
• Övgü neden motivasyonu olumsuz etkiler?
• Övgü neden koşullu sevginin ürünüdür?
• Zeki çocuklar neden çalışmaz?
• Çocuklara neden “zekisin” dememeliyiz?
• Çocuklara neden “çalışkansın” da dememeliyiz?
• Çocuğumuzla neden gurur duymamalıyız?
• Övgü neden utangaçlığa yol açar?
• Övgü narsisizme sebep olur mu?
Rehber niteliğindeki bu kitap, övgünün ardındaki gizli dinamikleri ve bilinmeyen yönleri gün yüzüne çıkarıyor.
Bilimsel bulguları akıcı bir dille sunan bu kitap, aynı zamanda ebeveynlere ve öğretmenlere pratik ve kalıcı çözümler sunuyor.
Bu kitabı elinize aldığınızda, bilimle desteklenmiş doğru adımlarla daha mutlu, öz güvenli çocuklar yetiştirmek için yeni ufuklar keşfedeceksiniz.
Beni Seç
Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.
The Wall Street Journal
Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda.
Karin Slaughter
Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler.
Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır?
Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?
Beni Unutma
ÇOKSATAN BİR KÜRT SEVDİM’İN YAZARINDAN…
“O sevmeye doyamadığım, koca bir ömrü içimde özlemiyle yaşadığım, hayat arkadaşım, can yoldaşım, sevdası mahşere kalanım, acısı dinmeyenim, yeri dolmayanım, anlatmaya doyamadığım, anlatmaya kıyamadığım, boğazımdaki düğüm, göğsümdeki boğum, titreyen sesim, sessiz gözyaşım, bitmeyen yasım, dinmeyen sızım. Masal, başıma gelen en güzel şey. Masal benim yarım kalışım.”
Masal… Küçücük yaşında yetimhaneye terk edilmiş, çocukluğu hırpalanmış, erkenden büyümek zorunda bırakılmış, sevgiye, şefkate hasret, ruhu yaralı genç bir pavyon çalışanı…
Kerem… Çocukluğuna, gençliğine acı değmemiş, yokluk görmemiş, ailesinin, çevresinin göz bebeği, geleceği parlak bir hekim…
Onlar gece ve gündüz gibi birbirinden farklı hayatların insanlarıydı. Bırakın bir arada olmayı, aynı sokakta yürümeleri bile zordu. Ama bir gece kader olmaz denileni oldurdu, onları bir araya getirdi. Birbirlerini gördükleri ilk anda yüreklerine düşen aşk ateşi imkânsızlıkların üzerine kocaman bir çarpı atmış, kurulu dengeleri alt üst etmiş, tüm ezberleri bozmuştu artık. İki genç yürek aşkla birbirlerine akarken onları buluşturan kaderin başka planları da olduğundan habersizdiler.
Bir Kürt Sevdim kitabının yazarı Dilek Bilgiç Esen okurlarına yine unutamayacakları, yürek yakan bir aşk hikayesi armağan ediyor. Gerçek bir yaşam öyküsünden ilhamla yazılan Beni Unutma, bizleri aşkın büyülü ve aynı zamanda tekinsiz arka sokaklarında dolaştırırken, önyargılarımızı, “öteki”ye dair bakışımızı da ustalıkla sorgulatmayı başaran sıra dışı bir roman.