Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Ciltli
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar – 4 Karton Kapak
Müzayedeye katılan Lina ve Aral, kendilerini bir sirk gösterisinin ortasında bulduğunda başrol olduklarını fark etmeleri uzun sürmez. Sirkin perdeleri kapanmamak üzere açıldığında ise oyun başlar ve gerçek ile illüzyon birbirine karışır. Yaşam ile ölüm arasında tercihler yapmak zorunda kalan Lina, damarlarında akan kanı inkâr edemeyecek durumdadır. Ortaçağ’dan bu yana kanında taşıdığı DNA onun için bir lanet, Circus için bir lütuftan ibarettir ve Yüksek Şûra’nın bunun peşini bırakmaya niyeti yoktur. Gölgesinde yetişmiş üç cennet çiçeğinden biri ayaklarına dolanarak onu da yeraltına çekmek ister. Lina ya mecburiyet tasmasını takacak ya da sevdiklerini bir bir darağacına uğurlayacaktır…
Damarlarımda akan ağır kan… Üzerimde taşıdığım ruh yalnızca yedi gram. Al benden neyimi istiyorsan. Kendisine olan saygısını da yitirdiğinde ne yapar insan? Kim açar kapısını, kendinden bile kaçsan? Kalmak mı zor gitmek mi? Otuz beş binde verilen bir karar… Hangisi yaşatır, hangisi derinden yaralar? Verilmesi zor cevaplar… Tek tesellisiyse; bazı insanlar böyle yaşar… Bu hayatı mutlaka kazanacağım Aral…
Bazı İnsanlar Böyle Yaşar 2 (Ciltli)
“Işıksın.
Kırılmışsın.
Hüznün yağmur.
Gülüşün gökkuşağı.
Biraz daha gülümsesen bana, olmaz mı Lina?”
Lina, hakkında yeni gerçekler öğrendiği babasının aslında kim olduğunu bulmak için ipuçlarını takip ederken güvendiği dağ olan Aral, üzeri kar tutmasın diye bir çözüm yolu arar. Örgüt Lina’nın peşine düşer ve bazı emirler demiri kesmek istediğinde demir direnç gösterir.
Susulanlar konuşulmak, hatıralar hatırlanmak isterken sırlar kulaktan kulağa yayılır. Kalp, aklın yoluna çıktığında akıl yolunu şaşırır. Geçmişin sırrı ortaya çıkmak için zaman kollarken Lina’nın sırtında sandığı bıçak aslında elindedir ve hedefi hiç ummadığı biridir.
Bazı Yollar Yalnız Yürünür
Kitapsız, çiçeksiz, hayvansız, vicdansız, doğrusuz insandan uzak dur.
Umudu öldürüp, nefreti toprağa dikmek isteyenlerden uzak dur.
Hayatı sadece ideoloji ve düşünce olarak görenden uzak dur.
Mutlu olmanı, sorgulamanı, düşünebilmeni kendilerine yapılmış bir tehdit olarak görenlerden uzak dur.
Kendilerine duydukları yabancılık yüzünden karşısındakini kötü bilenlerden uzak dur.
Nefreti evinin kapısına koyan, artık her dışarı çıktığında avucunda nefret taşıyanlardan uzak dur.
İnsan hayatına olan saygısızlığı bir övünç madalyası gibi, gurur mekanizması gibi görenlerden uzak dur.
Kelimeleri özenle seçmeyen, her cümlesi biat olan, her sözcüğü toz olandan uzak dur.
Sesinin tonu kalbinin tonundan çok olanlardan uzak dur.
Çünkü neye çok yaklaşırsan, neyi çok biriktirirsen, ona dönüşürsün.
Bean Fasulye
Bu kitapta iyilikten eser yok...
Bean: Fasulye, acımasız bir gerçekliğin ortasında birbirini parçalayarak hayatta kalmaya çalışan karakterlerle dolu. Sevgi ile şiddet, arzu ile intikam arasında incecik bir çizgide yürüyen bu insanlar, ne pahasına olursa olsun hayatta kalmaya çalışırken, etraflarındaki her şeyi yıkmaya, kendi yaralarını başkalarının kanıyla sarmaya hazır. Her bir sayfa, bir savaş alanı; her bir cümle, ruhun en derin yaralarına keskin bir bıçak.
Bu kitapta iyilikten eser yok: Masumiyet, tutkuların elinde bir oyuncağa dönüşmüş. Burada yalnızca çirkin gerçekler, zehirli bağlar ve sınır tanımayan bir sahiplenme hırsı var.
Bu kitabı okumaya karar verdiyseniz, sınırları silinmiş bir dünyanın içinde sürükleneceksiniz. Her satırda hem çekilecek hem itileceksiniz; burada merhamet yok, yalnızca doyumsuz arzular ve onlara eşlik eden derin bir karanlık var.
Tiksindirici ama büyüleyici bir gerçeklikle yüzleşmeye hazırsanız, sayfaları çevirmeye devam edin. Ve bu cehennemi keşfetmeye başlayın.
Beatrıceten Sonra Birinci Yüzyıl
Dünya bir felakete doğru dolu dizgin koşuyor. Kötüye kullanılan bilim insanlığın geleceğini tehdit ediyor. Yeni doğan çocuklar büyük oranda erkek, çünkü "oğlan" olsun istiyordu herses. Buyrun, bilim dilekleri yerine getirdi sonunda. İşin sonu nereye varacak? Kadınlar yeryüzünden silinip gidecek mi? Bir grup aydının kurduğu "Bilgeler Şebekesi" insanları uyarmaya, zararın bir yerinden döndürmeye uğraşıyor ama boşuna. Şimdiye dek Kuzeyliler tarafından "uzaktaki bir başka dünya" olarak değerlendirilen Güney ülkelerinde şiddet tırmanıyor, yavaş yavaş tüm dünyaya yayılıyor. Bunlara tanıklık eden, insanlığın düştüğü korkutucu durum karşısında el ele mücadele eden bir gazeteciyle bir böcekbilimci; onlardan doğacak bir kız çocuğu: Beatrice... Bu Beatrice'in yüzyılı, gerileme ve bıkkınlık çağı.
Bebek Annem
El örgüsü bir kazak kaç kişiyi ısıtabilir?
Çok sevilen mizah ustası, yazar Behiç Ak, Yaşasın Ç Harfi Kardeşliği, Postayla Gelen Deniz Kabuğu ve Eve Giden Küçük Tren adlı çocuk romanlarından oluşan koleksiyonuna yenisini ekledi. Arkadaşının yüzünü güldürmek için küçücük bir kalbin ne büyük işler yapabileceğini muzip bir dille anlatan yazar, özgün desenleriyle de birbirinden ilginç karakterlere hayat verdi. Toplukonut kültürüne, tüketim toplumuna eleştirel bir bakış getiren roman, modern zamanların “normal” kavramını da çocukların düşsel penceresinden tartışmaya açıyor. Unutulan değerleri hatırlatan, dayanışmayı ve sevgiyi yücelten kitap, yetişkinlerin sıkıcı dünyasının dışında, kendi dillerini konuşan çocuklara hediye niteliğinde.
Yeni sınıfına alışmaya çalışan Ziya, okula hiç gelmeyen sıra arkadaşı Şule’yi her geçen gün daha çok merak etmektedir. Geç de olsa tanışan ikili, Şule’nin annesinin sağlığına kavuşması için sevginin iyileştirici gücünü ilmek ilmek örmeye başlar. Çocuklar; esrarengiz Kıpırdamayan Adam, tambaki balığı ve örgü kursundakilerin yardımıyla bir anneyi yeniden gülümsetebilecek midir?..
Bebekler Okulu
Beceriksiz Ninja Rantarou 1
Beceriksiz Ninja Rantarou 2
Beceriksizler Sirki
Beden
Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi'nin Yazarından
Sizi inşa etmek için gereken atom sayısı toplamda yedi milyar-milyar-milyar (7 oktilyon). Bu yedi milyar-milyar-milyar atomun sizi oluşturmak için duyduğu bu yoğun arzunun nedenini ise bilen yok.
Bütün hayatımızı bir bedende geçiriyoruz ama pek azımızın onun nasıl işlediğine, içinde neler olup bittiğine dair fikri var. Kulağa ne kadar inanılmaz gelse de, bir toprak parçasının içinde bulacağımız materyalin aynısından ibaretiz. Bizi oluşturan elementleri özel kılan tek şey, bizi oluşturuyor olmaları. Yaşamın mucizesi işte bu. Bu kitabın niyeti ise bu muhteşem düzeneği, kendimizi anlamak.
Ünlü kitabı Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi ile bilimi anlaşılır ve eğlenceli kılmakta çıtayı oldukça yükseklere çeken, çağımızın en büyük anlatıcılarından Bill Bryson, şimdi insan bedeninin işleyişine, kendini iyileştirme konusundaki olağanüstü becerilerine odaklanıyor. Kısa sürede bir klasiğe dönüşen Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu, işgal ettiğimiz alana, varoluşunuzun barındırdığı dehaya tekrar tekrar şaşırmanızı sağlayacak bir kitap. Anlatan Bryson olunca, bizim hikâyemizden daha büyüleyici bir hikâye, gerçekten yok.
“Bryson, metafor ve teşbihler konusunda benzeri olmayan bir anlatı üstadı... Baştan sona sürükleyici, kışkırtıcı ve eğlenceli.” Wall Street Journal
"Bir harikalar rehberi... Yaşama dair nihai bir reçete belki de.” Gavin Francis - Guardian
Yılın En İyi Bilim Kitabı - Sunday Times
Kraliyet Akademisi Bilim Kitabı Ödülü Finalisti
Yılın Kitabı Seçkilerinde - Washington Post • Financial Times • Boston Globe
Beden Asla Yalan Söylemez
Birine öfkelenme özgürlüğümüz yoksa onu sevmeyi seçemeyiz.
Sevmeme özgürlüğümüz olmayan birini gerçekte(n) sevemeyiz.
Birine karşı hissettiğimiz duygu “ona karşı hissetmemiz gerekenler” diye önceden tarif edilmişse, onunla meselemiz bitmeyecek, hatta başlayamayacaktır bile.
Gerçek hayatta “Böyle hissetmem lazım!”, “Şöyle hissetmemem lazım!” diye bir şey yoktur çünkü. Hisler ne yöne gideceklerini gerekliliklere sormazlar. Hiçbir ‘gerçek’ ve olgun ilişki özünde nesnel değildir. Özneler ‘gerçek’ paylaşımlarını nesnellik üzerinden kurmazlar.
Kabullenme özgürlüğümüz olmayan her duygu dışarıya akamayan bir irin gibi bedenimizi ve ruhumuzu ele geçirir. İçimize hapsettiğimiz her duygu aynı zamanda içimizi hapseder.
Üzerini örttüğümüz her şeyin altında kalırız çünkü. Eksik olduğumuzu ararız, hem de eksik bırakandan ya da ona benzeyenden. Noksanımızı, bizi zaten noksan bırakandan dileniriz bir ömür boyu.
Oysa yapabileceğimiz yegâne şey alamadığımız ilgiyi, saygıyı, duygularımıza dair anlayışı, korumayı ve koşulsuz sevgiyi kendimize gösterebilmemizdir. İnsan ancak kendi kendinin ebeveyni olabildiğinde yetişkin, özgür ve mutlu olabilir.
Bunlar içinizde bir yerlere biraz tanıdık geliyorsa bu kitabı okumaya hazırsınız. Size bu kitabın kimle veya kimlerle ilişkinize dair olduğunu söylemeyeceğim yine de… Çünkü biliyorum ki söylersem kaçacaksınız. Size iyi gelmediği, sizi mahvettiği, sizi hasta ettiği, sizi mutsuz ettiği hâlde kaçacaksınız.
Oysa kaçmanın kendisiydi asıl korkunuz. Biraz canınızın yanmasına izin verirseniz, canınızın yanması geçecek. Sizi kendinizin şifalı ellerine doğru çağırıyorum.
– Cem Mumcu
Yetenekli Çocuğun Dramı adlı dünyaca ünlü kitabın yazarı Alice Miller, Beden Asla Yalan Söylemez ile bu hastalıkların nasıl ortaya çıktığını gözler önüne seriyor. Bu kitap, duygularımız ile bedenlerimizin kaydettikleri ve ezelden beri içselleştirdiğimiz ahlâk kurallarına uymak için hissetmek istediklerimiz arasındaki çatışmayı ele alır.
Beden Dili
İnsanları 'okuma'nın en hızlı yöntemi bu kitapta...
Karşınızdakinin bedenine bakarak aklından geçenleri okumanız mümkün. Duygu ve düşünceleri çözümlemek, insanları doğru tanımak, tuzağa düşmemek, yalanı ortaya çıkarmak itin beden dilini bilmeniz yeterli. Ayrıca beden dilinizi kullanarak patronunuz, aileniz, arkadaşlarınız ve diğer insanların sizinle ilgili düşüncelerini de değiştirebilirsiniz.
Gerçek hisler yüzde gizlidir. Başparmaklar, ayaklar ve gözbebekleri ruh halimizi ortaya koyar. Kendimize duyduğumuz güveni konuşmalarımızdan önce bedenimiz yansıtır. Etkili bir el sıkışma birçok kapıyı açar. Karşımızdakini ikna etmenin en etkili yöntemi beden dilini kullanmaktır.
İnsanlara güven vermek göründüğü kadar zor değildir.
Otoriteyi hem kurmak hem de yıkmak beden dili He mümkündür.
Eski FBI ajanı Navarro'nun profesyonel deneyimleri ile Princeton Üniversitesinde psikoloji eğitimi alan Marvin Karlins'in bilimsel çalışmalarını birleştiren bu kitap, beden dilini öğrenip kullanarak dünyanızı nasıl kontrol altında tutacağınızı anlatıyor.
Beden Dismorfik Bozukluğu Çalışma Kitabı
Beden Dismorfik Bozukluğunun Üstesinden Gelin ve Beden Görüntünüz ile İlgili Takıntılarınızı Sonlandırın
Beden Dismorfik Bozukluğundan (BDB) yakınıyorsanız, BDB Çalışma Kitabı’ndan yararlanabilirsiniz.
Beden görünümünüzde algıladığınız kusurlarla ilgili bünyenizi zayıf düşüren takıntılarınızın üstesinden gelin.
Dengeli bir beden görünümü algısı oluşturun.
Özgüveninizi güçlendirin.
Bedenim Bana Ait
Bedenin Simyası
Behçet Cantürkün Anıları
Öldürülecek 67 Kürt işadamı listesinin ilk sırasında
onun ismi vardı…
Anne tarafından Ermeni’ydi.
Hayatı boyunca “Ermeni dönmesi” diye aşağılandı.
İlk cinayetini 15’inde işledi.
23 yaşında uyuşturucu sevkiyatına başladı.
Karadeniz mafyasıyla işbirliği onu silah kaçakçılığına götürdü.
Müteahhit olarak devlet ihalelerine girdi.
ASALA ve PKK’ya karşı yardım ettiği iddiasıyla işkenceli sorgulamalara maruz kaldı…
Hep beraat etti.
Son sevkiyatı 5.5 ton baz morfindi.
Zırhlı otomobili 14 Ocak 1994 Cuma günü durduruldu.
Bir gün sonra Sapanca’da ölü bulundu…
Şakağına sıkılan tek kurşunla öldürülmüştü…
İşte Behçet Cantürk’ün yaşamöyküsü…
Bekçi Amosun Hastalandığı Gün
Hayvanat Bahçesi’nde çalışan Amos MCGee, sevgili dostları fil, kaplumbağa, penguen, gergedan ve baykuşa daima zaman ayırırdı. Bir gün hastalanınca işe gidemedi ama evde perişan halde yataktan çıkamazken beklenmedik misafirler kapısını çaldı. Roller tersine dönmüştü, dostları onu ziyarete gelmişti.
Philip C. Stead’in yumuşak bir dille yazdığı Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün kitabı, arkadaşlık ve kendini başkalarına adama üzerine sıcak bir hikâye anlatıyor.
Kitabı resimleyen, yazarın eşi Erin E. Stead ise etkileyici çizimleriyle hikâyeye bambaşka bir boyut kazandırıyor.
Philip C. Stead bu kitabıyla 2011’de Caldecott Madalyası’yla ödüllendirildi.
Bekçi Amos’un Hastalandığı Gün, ayrıca 2010’da New York Times tarafından En İyi Resimli Kitap, Publishers Weekly tarafından 2010’un En İyi Çocuk Kitabı seçildi.Yazar Creawed Tuna Fish and Peas on Toast [Ekmek üstüne kremalı tonbalığı ve bezelye] kitabını da hem yazdı, hem resimledi
Beklemeyeceğim İşte!
Beklenmedik Bir Işık
Beklenmedik Misafir
Leo ormanın kıyısında, ahşap bir evde yaşıyordu. Onu çok seven bir sahibi vardı ama oyun oynayabileceği tek bir arkadaşı bile yoktu. Kediciğin canı çok sıkılıyordu ta ki bir gün ceviz ağacının altında daldığı uykudan uyanana kadar.
Karlarla kaplı ışıl ışıl bir ormandan sımsıcacık bir dostluk hikâyesi…
Beklenmeyen Şahit
Beklenmeyen Şahit, içinde Hercule Poirot’nun yeni bir macerasının da bulunduğu daha önce yayımlanmamış öyküleriyle okurlarla buluşuyor.
1920’lerin Londrası... Şehirdeki büyük bir evin tüylü halıları şok edici bir cinayetle lekelenir. Kurban, Emily French adında çok zengin, yaşlı bir kadındır. Tüm kanıtlar bu acımasız cinayeti kurbanın yüklü mirasını bıraktığı yakışıklı genç Leonard Vole’un işlediğini göstermektedir. Yaşlı kadının sadık yardımcısı Janet Mackenzie de mahkemede bu yönde ifade vermiştir. Leonard, gizemli eşi Romaine’nin tanıklığıyla temize çıkacağından emindir. Ne var ki zanlının eşinin mahkemedeki ifadesiyle davada akılalmaz bir dönüşüm yaşanır.
Daha önce yayımlanmamış öykülerin de yer aldığı Beklenmeyen Şahit’te Agatha Christie’nin ilk defa karşılaşacağınız gizemli karakterleri sizi yine şaşırtacak!