Bela Çiçeği – Modern Türk Edebiyatı Klasikleri 29
Size, bize, “mevcutlu” götürülen, az sonra karısından ayrı düşecek olana, Beyoğlu’nun arka sokaklarında çamurlara bata çıka yürüyene, karanlık odalarda kendini arayana, “eksik” sevene, dövülmüş halini kimseler görmesin isteyene, cam yeşili etek giyene, sonbahar uğultusu duymamış olana bakıyor Attilâ İlhan, bakıyor ve onlardan, sizden, bizden şiir yapıyor.
İlk kez 1962’de basılan Belâ Çiçeği’nde onun, kendine, hayatından şöyle ya da böyle gelip geçen insanlara, dostlarına, sevgililerine, sokaklara, meydanlara, toplumsal olaylara bakarak yaptığı şiirler bulacaksınız; belki kendinizi de...
Belâ Çiçeği /Aysel Git Başımdan /Sen Benim Hiçbir Şeyimsin /Gecenin Kapıları /Nada Nada y Nada /Nun Nun /Şubat Yolcusu /Büyük Leylâ /Eksik /İbrahim Cura Limited /Büyük Leylâ’nın Sonu /Beni Bir Kere Dövdüler *Cinnet Çarşısı /Doktor Şandu’nun Esrarı /Gökyüzü Olmak /İkinci Cem’in Gizli Hayatı 1 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 2 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 3 / İkinci Cem’in Gizli Hayatı 4 /Claude Diye Bir Ülke *Cinnet Çarşısı /Cinnetsaray /Rock’n’roll Köpekleri /Bir de Manhattan Olursa /Sirkeci Garpalas 32 /Eller Yukarı *Mâhur Sevişmek /Emirgân’da Çay Saati /Yarının Başlangıcı 1 / Yarının Başlangıcı 2 / Yarının Başlangıcı 3 / Yarının Başlangıcı 4 /Hacı Murad’ın Ölümü /Orient-Express /Mâhur Sevişmek /Ferdâ
Belki
Belki Başka Zaman
Belki Bir Gün
Kalbe kimi, ne zaman, nasıl seveceğinin söylenmediğini öğrendim. Kalp canı ne isterse onu yapıyor. Kontrol edebileceğimiz tek şey; hayatımıza ve aklımıza, kalbimize yetişme şansı verip vermeyeceğimiz.” Sydney’nin dört dörtlük bir hayatı vardır. Üniversitede sevdiği bölümde okuyordur, ayakları üzerinde durmasını sağlayan bir işe ve büyük bir aşkla bağlı olduğu harika bir erkek arkadaşa sahiptir. Ta ki karşı balkonda gitar çalan gizemli adam Ridge, ona erkek arkadaşının kendisini aldattığını söyleyene kadar. Sürprizlerle dolu bir müzisyen olan Ridge, Sydney’ye hayatını yeniden kurması için müziğinin ve evinin kapılarını açar ve beraber şarkılar yapmaya başlarlar. Ancak bu müzikal birliktelik hiç hesapta olmayan zorlukları ve karşı konulmaz bir yakınlaşmayı beraberinde getirecektir. Şarkıların, aşkın ve ihanetin iç içe geçtiği, iniş çıkışlarla dolu bu romanda New York Times çoksatanlar listesinin yıldızlarından Colleen Hoover bizi kalbin yaptığı seçimlerin sonuçlarıyla şaşırtıyor. Belki Bir Gün, müziğe ve kelimelere tutkuyla bağlı iki insanın özgün hikâyesinden çok daha fazlası. Aşkın ve duyularımızın sınırlarını zorlayan Sydney ve Ridge’in bütün dürüstlükleriyle yazdıkları tüm şarkıları Griffin Peterson, Colleen Hoover okurları için özel olarak seslendiriyor.
Belki Bir Gün Uçarız
O ağacın altında uzanmaya devam ettim. Yıldızlar aslında nedir size söyleyeyim: Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. Bilim adamları sürekli yenilerini keşfettiklerini söylüyorlar. Bunda şaşılacak bir şey yok. Yukarısı bir gün dümdüz olacak.
Şehir içinde dünya turu, kalbin içinde kapı zili, aklın içinde sergüzeştler... Kutu gibi evler, ebesinin örekesine çıkan sokaklar, yeteri kadar ölmüş insanlar. Dünya yalan, hatta adaletin bu mu ulan?
Benim abim şampiyon! “Hayat, kitapta durduğu gibi dursaydı be Allahım.”
Belki Bir Gün Uçarız, yeknesaklığa celalleniyor, huzursuz, şedit ve enerjik... Yeni bir yazarın ilk kitabı...
Aylin Balboa, deşeliyor, haykırıyor, söyleniyor... Şah damarı atıyor tıp tıp, sokak taşıyor yanında.
Belki De Neşe
“Hayat, en uzunu, sakalı nehri andıran en uzun ömürlü ihtiyarınki
De dâhil olmak üzere, ardında her zaman karanlık
Suskunluklar, küle dönmeyen harabeler, meçhul
Adalar bırakır. Altmış yıl değil, akla hayale sığmayacak altı
Yüz yıl daha geçse bile, bu süre adaları yaşanır kılmaya,
Harabeleri kül etmeye yetmez; insan karanlıklardan bahsetme
Mecburiyetinden gene kurtulamaz.”
Çağdaş dünya edebiyatının ölümsüz kalemlerinden José Saramago’nun üç kitaptan oluşan Toplu Şiirler’i artık Türkçede.
Bellingham – Benim Futbol Kahramanım
POSTER, FUTBOLCU KARTI VE AYRAÇ HEDİYELİ!
ZIDANE HAYRANI BİR YILDIZ DOĞDU: JUDE BELLINGHAM
İngiltere Millî Takımı’nın çok yönlü orta saha oyuncusu Jude Bellingham, bugünün ve geleceğin yıldızı olarak görülüyor. Millî takımda forma giyen genç yıldız, henüz Birmingham takımındayken en başarılı futbolcular listesine adını yazdırdı ve takımın en genç oyuncusu oldu. Ardından Borussia Dortmund takımında top koşturdu ve şimdi Real Madrid gibi bir dünya devinin başarısı için ter döküyor. İngiltere Millî Takımı’ndaki hocasına göre, yıldız oyuncunun karakterinde başarısızlığa asla yer yok!
Bellingham’ın bu yeteneğinde, amatör liglerde 700’ün üzerinde gol atma başarısı gösteren babasının rolü büyüktür. Böyle bir gen ile üstün yeteneklerin birleşmesi, yeşil sahalarda parlayan bir yıldıza dönüştü. Bellingham, müthiş çalışmasının ve azminin karşılığını alarak, genç yaşında adını tüm dünyaya duyurdu. Önündeki uzun kariyer ise futbolseverlerin sabırsızlıkla bekleyeceği günleri içeriyor.
BENİM FUTBOL KAHRAMANIM SERİSİ HEM EBEVEYNLER HEM DE ÇOCUKLARLA BÜYÜK GOLLER ATIYOR!
Benim Futbol Kahramanım serisiyle, dünyaca ünlü futbolcuların büyük zaferlerle dolu başarı hikâyelerini çocuğunuzla beraber okuyacaksınız. En önemlisi, futbol kahramanının hayatının derinliklerine dalarken çocuğunuz, okuduğunu anlama becerilerini geliştirecek. Okuma becerisi kazandırmanın en iyi yolu, ona elinden bırakamayacağı kitaplar vermektir.
Bellingham – Sahanın Yıldızları
Jude Bellingham’ın çocukluğundan beri ilham aldığı tek bir kişi vardı: Amatör liglerin gol kralı, babası Mark Bellingham. Onu izleyerek futbolu sevmeye başlayan Jude, henüz sekiz yaşındayken Birmingham City altyapısına girip kendisinden yaşça büyüklerle top koşturmaya hak kazandı.
Orta sahada oynayan bu üstün yetenek, 16 yaş 38 günlükken Birmingham City’nin A takımına katılan en genç oyuncusu ünvanını elde etti. Atletik yapısı, top hâkimiyeti ve çok yönlü oyun karakteriyle yaşının ötesine geçen genç Jude başarıdan başarıya koşuyordu. Fakat sezonlar boyu terlettiği 22 numaralı formanın kendisinden sonra emekli edileceği kadar büyük bir futbolcu olacağını kimse bilemezdi.
Onun hikâyesi çocukların azim, disiplin ve aile desteği sayesinde büyük başarılara imza atışını anlatıyor.
Küçük yaşlarından bu yana Real Madrid hayranı olan Jude’un hayallerine ulaşana dek kariyerini ilmek ilmek örüşü size de ilham olacak.
Ben Annemin Sırlarıyım
Geçmiş iyileşirse gelecek de iyileşir...
“Dedesi koruk yer torununun dişi kamaşır” diye bir atasözü vardır. Anne babaların hatırlamadığı sırlar bile, çocukları hasta eder. Hepimiz bir zaman tünelinde seyahat ediyoruz, üstelik dededen toruna hiçbir şey kaybolmuyor bu tünelde.
Zaman su gibi akıp geçiyor, yıllar yılları kovalıyor sanıyoruz ama çoğu hiç geçmiyor ve içindeki anılarla yerinde öylece duruyor. Hatırlamadıkların bile hem seni hem çocuğunu hasta etmeye devam ediyor.
Oysa hepsini iyileştirmek mümkün...
Geçmişin karanlık tüneline girmeye cesaret edersen, hem çocuğunun fiziksel hastalıklarını hem de kendi çocukluğunu ve hastalıklarını iyileştirebilirsin. Sen çocukluğuna bir adım attığında çocukluğun da sana on adım atacaktır, çünkü sırlar her zaman ortaya çıkmak ister. Senin “hastalık” sandığın deneyim, aslında çocukluğunun anlaşılmamış bir mesajıdır. Bu kitap geçmişle yüzleşmek için değil anlamak ve iyileştirmek için yazıldı.
Ben Beşiktaşlıyım
Uzun uzun karanlık gökyüzüne baktım. Bana gülümseyecek bir yıldız aradım. Yoktu... Yıldızsız gökyüzü, ışıksız, mutsuz, karanlık yüzler gibi beni korkuttu.
İyice sokuldum anneme... Üzüntüyle;
"Neden gökyüzünde hiç yıldız yok?" diyerek iç çektim.
Annem kollarıyla beni sıkıca sararak;
"Yıldızlar seni değil, içinde yaşadığımız kenti, kentin gürültüsünü terk ettiler.." dedi.
Ben Bir Ağacım
Mevlüt'ün Ortaokul Yılları
Herkes için Orhan Pamuk
"Bu kitapta, şimdiye kadar yazdığım sayfalardan en kolay anlaşılabilir ve en güçlü olanları seçmeye çalıştım."
Çocukluk ve okul hikayeleri ve tarihten sayfalar
Orhan Pamuk, diğer kitaplarından bu parçaları kitaba alırken metinlere dokundu, eski yazılarını değiştirdi, cümleler, paragraflar ekledi, başlıklar koydu. Pamuk'un kırk yıllık yazarlık hayatının en güzel sayfalarından yapılan bu seçme hem onun yeni ve genç okularının, hemde yazarın eski takipçilerinin ilgisini çekecek.
"Kitabın kalbinde, hakkında hayaller kurmaktan hoşlandığım iki konu var. Tarihin esrarlı yüzü çocukluk ve öğrencilik yıllarının hatıraları. Romanlarımda ve düzyazılarımda bu iki kaynağa hep geri döndüm. Her seferinde de iki konunun kafamda iç içe geçtiğini hissettim. Yani: Tarihin çocuksu yanı ile çocukluğun tarihsel yanı."
Hiç yayımlanmamış bir hikaye
Ben Bir Ağacım'da Pamuk, Osmanlı zamanının bir celladını, bir padişahın kıskançlığını anlatıyor, bir ağacı, bir resmi konuşturuyor ve kendi çocukluk, gençlik ve okul hatıralarını hikâye ediyor. Pamuk'un yeni romanı Kafamda Bir Tuhaflık'ın kahramanı Mevlut Karataş'ın ortaokul yıllarının hikâyesiyle...
Ben Bir Gürgen Dalıyım
Ben Bir Kelebek Sevdim
Ben Bir Kitap Kurduyum
Ben Bu Kitabı Boyarım! ;3-4 Yaş
Ben Buldum
Bilim Tarihinin “Ben Buldum!” Anıları:
100 Buluş, 100 Öykü!
Arşimet’in, suyun kaldırma kuvvetini bulduğunda, hamamdan fırlayıp, “Evreka! Evreka!” diye kendini sokağa atmasının öyküsünü duymayan yoktur. Böyle “Evreka!” anları pek çok buluşta yaşanmıştır aslında.
Telefonun bulunuş öyküsü sözgelimi; çoğumuz biliriz, ama cep telefonunun bulunuş öyküsünü hiç duyduk mu acaba? Buna bilgisayarın, internetin, e-postanın, Facebook’un, WhatsApp’ın bulunuş öykülerini de ekleyebiliriz; elektriğin, oksijenin, DNA’nın, aspirinin, röntgenin bulunuş öykülerini de… Dünya’mızın yuvarlak olduğunu, döndüğünü ilk kim, nasıl buldu? Yaşını kim, çevresini kim hesapladı? Yine Dünya’mızın ilk oluşumu, yani doğuşu nasıl oldu? Ya küresel ısınmanın, sera gazlarının, ilk hava tahmininin öyküleri?..
Gündelik hayatımızı kolaylaştıran buluşlardan sonra buzdolabının, klimanın, tükenmezkalemin, blucinin, trafik ışıklarının, kedi kumunun “Ben Buldum!” anları nasıldı? Birbirinden ilginç araştırma ve derlemelerinden tanıdığımız Süleyman Bulut, merak radarlarını bu kez bilim ve buluşlar tarihine çevirdi… Pek çoğunu ilk kez okuyacağınız 100 buluşun 100 kısa öyküsü Ben Buldum!’da.
Ben Buradayım
Ben buradayım.
Sen ise oradasın.
Bunun bir önemi yok.
Belki bir rüzgâr çıkar ve bizi bir araya getirir.
O zaman ben de burada olurum, tıpkı senin gibi...
Çok satan yazar ve illüstratör Peter H. Reynolds’tan arkadaşlıkların beklenmedik şekillerde başlayabileceğini anlatan duygu yüklü, sevgi dolu bir öykü…
Ben Büyüyünce
Nalbant Nuri ile oğlu Mehmet, toy bir atı nallamaya çabalıyorlardı. At, hiç de hoşnut görünmüyordu. Kuyruğunu savurtuyor, gözlerini kırpıştırıyor, dudaklarını oynatarak homurdanıyor, arada bir öfkeyle kişniyordu. Derisi de yer yer seğirmeye başlayınca, Nalbant Nuri, ayağını koyverdi. Yelesini sıvazlayarak sevecenlikle çıkıştı:
Bak hele güzel kızım! Kocaman at oldun gayri, taylığı toyluğu bir yana koy. Naldan ürkecek ne var?
İyiliğin için yapıyoruz bunu. Hadi, vazgeç huysuzluktan! Çifte mifte sallamaya kalkışma ha! Kocadım gayrı direnemem. Allah saklasın, taaa şuralara dürelenir giderim de çarşılıya şenlik çıkar. Belki bir yanım da kırılır. Nuri emmine böyle işler etmek sana yakışır mı? Doğrusu ya, anan da böyleydi gençliğinde. Ama, o tez uslanmıştı. Sen de aklını başına topla! diyerek, atın boynuna kolunu doladı. Döşünü kaşıdı yumuşak yumuşak... At, gide gide gevşedi. Gövdesindeki seğirmeler azaldı. Kuyruk savurtuşu tavsadı...
Ben Cosmo
Ben Cumhuriyet Bayramında Doğdum
Ben De Çocuktum
1972’de kurulan Nesin Vakfı, ortalama 41 çocuğu ve 21 çalışanıyla -gönüllüleri de sayarsak- 70 kişilik cıvıl cıvıl bir ailedir. Vakf’ın ana binası Çatalca’da, 15 dönümlük yemyeşil bir bahçe içindedir. Her çocuğun ayrı bir odası vardır. İlk ve orta eğitimdeki çocuklarımız Çatalca’daki devlet okullarında okurlar, Yüksek öğretimdeki gençlerimiz, bulundukları kentlerde, varsa Nesin Vakfı’nın evlerinde, yoksa kiralanan bir evde ya da yurtlarda kalırlar. İlkokul çağına girmeden Vakf’a katılan çocuklar, bir meslek edininceye, daha doğrusu kendi ayakları üstünde duruncaya değin, Vakf’ın koruması altındadır. Nesin Vakfı’nda neredeyse yok yoktur: 25.000 kitaplık kütüphanesi, tiyatro salonu, yüzme havuzu, spor ve oyun salonları, seramik atölyesi, müzesi, bilgisayar odası, hayvanları (inek, koyun, keçi, tavuk, bıldırcın, tavşan, hindi, ördek...) çeşit çeşit meyve ağaçları, sebze bahçeleri, marangozhanesi... Ve elbette Aziz Nesin her zaman bizimle birliktedir. Nesin Vakfı’nın gelirleri, Aziz Nesin’in yapıtlarının telif haklarından, Nesin Vakfı’nın konutlarının kiralarından ve bağışlarından oluşmaktadır.
Ben Fenerbahçeliyim
Pırıl pırıl silinmiş pencere camları buğulanıyor. Duvardaki taze badana kokusu yağmur kokusuna karışıyor. Yepyeni bir okulda yepyeni arkadaşlarla birliteyiz. Önlükle birlikte sanki çocukluğa da veda ettik. Ceket-pantolon ya da ceket-eteklerimizle gençliğe "Merhaba" diyoruz. Göz göze geliyor, birbirimizi selamlıyoruz. Sıcak bakışlar, sıcak gülüşlerle destleniyor.
Ben Fil Değilim
Uzun bir burun
Sarkık kulaklar
Gaz çıkarma
Bu, bir fil mi?
(Yoksa… bir geyik mi?)
Hayır, bu fare kesinlikle bir fil değil.
Diğer hayvanlar haklı olduklarını düşünseler de, gaz çıkaran fare değil!
“Tadına doyulmayan, eğlenceli bir hayal gücü…
Newson ve Collins harika bir hayali oyun ortaya çıkarmış.”
Julia Eccleshare
Love Reading Ayın Kitabı
“Kahkahalarla güleceğiniz bir öykü” i newspaper.
Ben Galatasaraylıyım
Ben Kazanmadan Bitmez
Ben Kendime Yeterim – Bir Hakikat Yolculuğu
Nereye gittiğini bilen birine, bütün dünya yol verir.
Karanlık, ne kaderindir ne de bir süreç... Çakacağın bir kibrite bakar aydınlığın. Herkes kendi yolunun ışığı olmak zorundadır. Ne geçmişin gölgesine kaç ne de geleceğin belirsizliğinden kork... Hayat, bilinmezliğiyle güzeldir aslında. Hesapsız kitapsız oluşuyla sürprizlidir. Hiçbir şeyin garantisi yok... Tam da bu yüzden cesur olanların sahnesidir dünya...
Sahnenin kenarındaki güvenli koltuklarında oturup, olan biteni izleyenler ne bilsinler yaraları iyileştirebilmeyi, ne bilsinler düştükten sonra ayağa kalkmanın hazzını, ne bilsinler aşkı, ayrılığı, hayal kırıklığını ve her şeye rağmen yeniden sevebilmenin gücünü? Ne bilsinler kaybetmeyi, kazanmayı? Yolda olmak yaşamaktır, sahnede olmak hayatta olmaktır.