Bay Mercedes
Bay Mutlu
Bay Oskar Tatilde
Bay Pasaklı
Bay Pipo
Bay Sakin
Bay Tavşan’ın Bir Fikri Var
Bay Tavşan’ın tek istediği, biraz otları kemirmek, çayırda koşup oynamak, rahatsız edilmeden güzel havanın keyfini çıkarmaktır. Ama o da ne? Kocaman bir köpek peşine düşmüştür bile. Hem de görünürde hiçbir neden yokken… Bay Tavşan çok korksa bile bu haksızlığa bir çözüm bulmaya kararlıdır. Olup biteni öteki tavşanlara anlatır ve birlik olup köpeğe öyle bir sürpriz hazırlarlar ki…
Birlikten her zaman kuvvet doğar. Bay Tavşan bunu sizlere anlatacak, hem de çok eğlenceli bir biçimde…
Bay Tekir Ve Onun Tuhaf Kuralları
Bay Tekir Kedioğlu kurallara ya da “kural sandığı şeylere” aşırı bağlı bir kedi. Bir yerde bir kural ihlali mi var? Aman aman! Bay Tekir Kedioğlu için bunun düşüncesi bile tüyler ürpertmeye yeter!
Peki ya onun hayatına tamamen “kural tanımaz” bir ufaklık giriverirse ne olur? Bay Tekir Kedioğlu’nu takıntılarından ancak gerçek bir dostluk ve sevgi kurtarabilir.
Islak’ın peşinden giderek heyecanlı ve aksiyon dolu bir dizi maceraya atılan Bay Tekir, unuttuğu duyguları tekrar hatırlayabilecek mi?
Bay Tembel
Bay Titrek
Bay Unutkan
Bay Uzun
Bay Ve Bayan Kıl
Bay ve Bayan Kıl ideal bir çift gibi görünür. Her ikisi de iğrenç insanlardır! Birbirlerine çok kötü şakalar yaparlar: Bayan Kıl, Bay Kıl’ı korkutmak için cam gözünü bardağının içine atar. Bay Kıl ise buna, yatağın içine bir kurbağa koyarak karşılık verir. Bu ikisi kadar itici kimseyle karşılaşmamışsınızdır! Hiç yıkanmazlar, Kuş Böreği yapmak için sürekli kuş avlarlar, çocuklardan nefret ederler. Bay Kıl’ın sakalı korkunç ziyafet artıklarıyla dolu olur: solucandan spagettiler, küflenmiş mısır gevreği... Ama sonunda kötü bir sürprizle karşılaşırlar. Görün bakın, Tombilik Kuş ve Şaklabani Maymunlar onların bu ziyafetlerini nasıl burunlarından getiriyor!
Bay Yavaş
Bay Zıp Zıp
Bayan Kaz Ve Çikolatalı Pasta
Bayan Mcginty’nin Ölümü
Bayan McGinty’nin başına yediği darbe ölümüne neden olmuştur. Tüm şüpheler Bayan McGinty’nin pansiyoneri olan James Bentley üzerinde toplanır. Çünkü şüphelinin giysilerinin üzerinde kurumuşkan izleri ve maktüle ait birkaç saç teli bulunmuştur. Ama ortada önemli bir nokta vardır: Bentley bir katile benzememektedir. Acaba Poirot, cinayetten iki gün önce gazetede çıkan bir haber sayesinde bütün hünerini gösterip düğümü çözebilecek midir? Katil elini kolunu sallayarak ortalarda dolaşırken görev Hercule Poirot’yu beklemektedir.
Bayan Molli Nezaket Okulu
İyi Davranışlar İçin Rehberler
Frensi, Feliks ve Fredi ile tanış. Bu üç tilki yavrusu nazik olmayı öğrenmek için büyük bir mücadele verdiler ve… sonunda karşılarına tesadüfen Bayan Molli Nezaket Okulu çıktı.
Üç kardeşin başkalarına, kendilerine ve gezegenimize iyi davranmayı, nazik olmayı öğrenirlerken aldıkları dersleri bu sevimli ve insanın içini ısıtan kitabın sayfalarında onlarla birlikte izle.
Bayan Peregrine İn Tuhaf Çocukları 2. Kitap Gölge Şehir
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'nın Macerası Gölge Şehir'de Devam Ediyor! 3 Eylül 1940. On tuhaf çocuk, ölümcül canavarlardan oluşan bir ordudan kaçıyor. Ve onlara yardım edebilecek tek kişi var, o da bir kuşun bedenine hapsolmuş durumda.
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları'nda başlayan olağanüstü yolculuk, Jacob Portman ve arkadaşlarının, dünyanın tuhaf başkenti olan Londra'ya yaptıkları yolculukla devam ediyor. Orada, müdireleri Bayan Peregrine'e yardım etmenin bir yolunu arayan tuhaf çocukları, savaş yüzünden yaralanmış bu şehrin karanlık köşelerinde korkutucu sürprizler bekliyor. Serinin ikinci kitabı Gölge Şehir de merak uyandıran eski fotoğraflarla heyecan verici bir hikâyeyi bir araya getiren, eşsiz bir kitap. Gölge Şehir'e yapılacak bu yolculukta siz de yerinizi ayırın!
"Gergin, duygusal ve tuhaf mı tuhaf. Fotoğraflar ve metin birbirini tamamlayarak unutulmaz bir hikâye yaratıyor." -John Green, Aynı Yıldızın Altında'nın çoksatan yazarı
"Tuhafın tadını almışları heyecanlandıracak bir macera…"
-Kirkus Reviews
"İlk kitabın hayranları, bu kitabın içindeki ganimetlere bayılacak."
-School Library Journal-
"Güçlü bir devam kitabı, ilki kadar sürükleyici ve bağımlılık yaratıcı."
-Hypable
Bayan Peregrine Nin Tuhaf Çocukları 3.Kitap Ruhlar Kütüphanes
Tuhaf çocukların hikayesi, serinin üçüncü kitabı Ruhlar Kütüphanesi’yle son buluyor.
Olağanüstü güçlere sahip bir çocuk. Ölümcül canavarlardan oluşan bir ordu. Tuhafların geleceği için verilen destansı bir savaş.
Bayan Peregrine’in Tuhaf Çocukları ile başlayan ve Gölge Şehir ile devam eden macera, Ruhlar Kütüphanesi’nde nefes kesici bir son buluyor. Öykümüz on altı yaşındaki Jacob’ın yeni bir özel güç keşfedip, tuhaf yoldaşlarını sıkı korunan bir kaleden kurtarmak için tarihin içine dalmasıyla başlıyor. Bu yolda Jacob’a, ateşi kontrol edebilen Emma Bloom ve kayıp çocukları bulmakta üstüne olmayan Addison MacHenry adlı bir köpek eşlik ediyor.
Günümüz Londra’sından, Viktorya İngilteresi’nin en korkunç mahallesi olan Şeytanın Arka Bahçesi’nin labirentvari arka sokaklarına seyahat edecekler. Burada, bütün tuhaf çocukların kaderleri belirlenecek. Serinin önceki kitaplarında olduğu gibi, Ruhlar Kütüphanesi heyecan verici fantazi ile daha önce hiç basılmamış eski fotoğrafları ve eşi benzeri olmayan bir okuma deneyimini kusursuz biçimde bir araya getiriyor.
Bayan Peregrinein Tuhaf Çocukları 4 Günler Haritası
Günler Haritası’nda Bayan Peregrine’in vesayeti altındaki çocuklar Amerika’da yepyeni bir maceraya atılıyorlar.
Tuhafların dünyasını yerle bir eden savaştan sonra döngüler ve tuhaf halk hayatlarını yeniden kurmaya çalışmaktadır. Jacob Portman da savaştaki rolünden sonra evine, Florida’ya dönmüştür. Hayatının normale döndüğünü sanan Jacob, arkadaşlarının sürpriz ziyaretiyle aslında tuhaflıkların peşini bırakmayacağını fark eder. Tam da istediği gibi.
Dedesi hakkında daha önce hiç bilmediği yeni şeyler öğrenen Jacob, bir gölge avcısı olarak dedesinin izinden gitmeye ve Amerika’daki tuhaflara yardım etmeye karar verir. Yepyeni tuhaflıklara ev sahipliği yapan Amerika, tuhaflar için kanunsuz bir kıtadır. Jacob ve arkadaşları kendilerini eskisinden bile daha büyük bir tehlikenin içinde bulacaklardır.
Bayan R. Vakası
Bayan Şeftali Ve Alya Değirmende
Okul öncesi ve ilk okuma dönemindeki çocuklar için hazırlanan, büyük boy, renkli resimlerle süslü Bayan Şeftali ve Alya serimizin bu kitabında Bayan Şeftali ile Alya değirmene gidiyorlar.
Küçücük bir buğday tanesinin sofralaramıza gelene kadar nasıl süreçler geçirdiğini anlatan keyifli bir hikâye…
Doğayla iç içe öğretici ve neşeli bir serüven…
"Ben bir buğday tohumuyum,
Toprağa suya hasretim.
Kavuşunca bunlara,
Neşeyle filizlenirim."
Bayır Köy’ün Çocukları
Baykuş Yemini
Bataklığın Kıyısındaki Ev ve Hayaletli Gölün Çocukları gibi, macera ve gizem dolu kitaplarıyla sevilen Yeşim Saygın Armutak'ın beklenen kitabı çıktı. Yazar, çocukların heyecanla okuduğu polisiye kurgularına, bu kez psikolojik bir boyut katıyor ve gerilimin tadını bir miktar artırıyor. Her sayfada heyecan dozunun biraz daha yükseldiği roman, kayalıklardaki bir deniz fenerini, iki meraklı genci, bir Jules Verne hayranıyla bir araya getiriyor. Kasabadaki hırsızlık olayı çözülürken, insan doğasının loş derinliklerine de bir yolculuk başlıyor. Siluetler, geçmişleri sırlarla dolu gizemli karakterler, merak uyandıran fotoğraflar ve sürpriz ipuçlarıyla bezeli bu Yeşim Saygın Armutak klasiğinde, okur, arkadaşlığın ve dayanışmanın önemine tanıklık ediyor.
Sıradan bir kasabada büyük bir tarihi eser kaçakçılığı gerçekleşir. Olay, bütün kasaba halkının yaşamını etkiler; ama en çok da, dedektif hikâyelerine meraklı Pi ve Siyam'ın yaşamını. Tükenmez bir azimle, hırsızlığın sırrını çözmeye çalışan iki genç bir yandan da, yakın kayalıklardaki deniz fenerinde yaşayan dostları Jul'ün gitgide tuhaflaşan hareketlerine anlam vermeye çalışır. İpuçlarını izlerken,
bir suç çemberinin ortasına düşen ikili, fenerdeki sırrı çözebilecek midir?..
Bayrak
30 Ağustos günü 16 daireli bir apartmanın önünden geçiyordum. Baktım: Tek balkonda bir küçük bayrak: "-Zaferi unutmuşuz," dedim. Bayramların bir resmî yönü var. Asker geçer, top, tank geçer. Bir de vatandaşcası var. Herkes gönülden çoşkunluk gösterir. Bu İkincisini kaybetmişiz.
Zaferden bir gün önceki Türkiye'yi hatırlıyorum. Yunan ordusu bütün Batı Anadolu'da, Bursa'da, Trakya'da. İstanbul hükümeti, yenen devletlerin diktasına boyun eğmiş. Eğer İstanbul barışı olursa, Venizelos Anadolu Rumları ile Batı Anadolu Türklerini değiştirecek. Şimdi İzmir, Selânik kadar bir Yunan şehri olacaktı. İstanbul milletlerarası bir nitelikte kalacaktı. Çoktan bu şehirde azınlıkta olacaktık. Bir defa ne çarşılarda, ne bankalarda, ne ithalât ihracatta Türk'ün payı olmayacaktı. Doğu'da Ermenistan kurulmuş olacaktı. Kapitülasyonlar yürürlükte kalacaktı.
Anadolu ve Trakya çarşıları hıristiyan azınlıkların elinde bulunacaktı. Hıristiyan azınlıkların refahı durmadan artacak ve Kürde, Çerkeze, Şiiye, Sünniye parçalanan toplumun yoksulluğu gittikçe çoğalacaktı.
Bu ölüm hükmünden kurtulmanın tek çaresi Anadolu'da zaferi kazanmaktı. Bu zafer de ancak bir taarruzla kazanılabilirdi. Hükümet: "-Param yok!" diyordu. Ordunun başında bulunanlar taarruza karşı idiler. Meclis çoğunluğu ortalama bir barış peşinde idi.
İşte böyle kara bir günün kapkara bulutları içinden bir şimşek çaktı. Mustafa Kemal ordunun başına geçti. Bir vuruşta o sarsılmaz sanılan Yunan cephesini yıktı.
Bugünkü Türkiye ve Türklük yüzde yüz o günkü zaferin eseridir.