Baba Ve Piç
Elif Şafak’ın Baba ve Piç adlı kitabını okudunuz mu? Okuyun. Üzerine çok yazıldığı için çok kısadan söyleyeceğim: Farklı katmanları, farklı okumaları, farklı çağrışımları keşfetmek için okuyun. Türkçenin sonsuz zenginliğini, Elif Şafak’ın dil oyunlarını, dille oynamasını, dili uçurmasını, cinsiyetçiliğe meydan okuyan dil "hınzırlıklarını" keşfedip, tadını çıkarmak için okuyun. Unutmak, anımsamak, anılar, suskunluklar, sırlar ve gerçekler, isyanlar ve boyun eğmeler, kaçışlar ve arayışlar üzerine, bizi bize anlatan enfes bir roman olduğu için okuyun.
Zeynep Oral, Cumhuriyet
Canlı ve eğlenceli. Bu muhteşem roman beni alıp uzaklara götürdü. Geri döndüğümde ise beni başka bir gerçeklik bekliyordu.
Alan Cheuse, Chicago Tribune
Cesur ve güzel... Kitapta pek çok karakter olmasına rağmen, bu karakterler arasında en etkileyici olanı Kazancı ailesinin kadın reislerinden biri değil, belki de İstanbul’un kendisi.
John Freeman, Star Tribune
Şafak güçlü kadın karakterler yaratma konusunda çok hünerli, ayrıca İstanbul’a ilişkin canlı tasvirler pek çok kişiyi şehre çekecek türden. Şafak’ın karakterleri kitabı bitirdikten sonra bile insanın zihnini terk etmiyor.
Patricia Corrigan, St. Louis Post-Dispatch
Babaannem Geri Döndü
Dedemin Bakkalı ve Abartma Tozu kitaplarıyla her yaştan yüz binlerce çocuğun en sevdiği yazarlardan biri olan Şermin Yaşar'ın son kitabı Babaannem Geri Döndü yine bol bol ironi, kahkaha ve katıksız sevgi içeriyor.
7’den 70’e tüm okurların sayfalarında kendilerinden bir parça bulacağı Babaannem Geri Döndü, aslında son derece tonton ve şefkatli bir babaanne olan Hasibe Hesapoğlu’nun hiç beklenmedik bir şekilde çocuklarının evine yerleşme macerasını anlatıyor. Torununun ağzından dinleyecek olursak olaylar tam olarak şöyle gelişiyor:
Her şey babaannemin âniden kapıda belirmesiyle başladı. Ayağında pateni, üstünde balerin eteği ve pembe saçlarıyla bir babaanne ancak bu kadar kapıda belirebilirdi! Neredeyse bir barınağı dolduracak kadar evcil hayvanın yanı sıra legolar, yapraklar, taşlar, hayalî bir arkadaş ve daha bir sürü tuhaf şeyle dolu 15 valiziyle bize yerleşmeye karar verdi!
İnsanın babaannesinin yaramaz bir çocuğa dönüşmesi çok acayipti. Bazen oturup bağıra çağıra ağladı, bazen de olur olmadık kahkahalar attı! Kıyafetleri de arkadaşları da fikirleri de oyuncakları da birbirinden garipti.
Babaannem yüzünden ne uyuyabildik ne oturabildik ne de eğlenebildik.
Tek istediğimiz eski tonton, şefkatli babaannemizdi. Gerçek babaannemi o kadar özlemiştik ki...
Ve tam da artık ümidimizi kestiğimiz anda işler değişti.
Ne mi oldu?
Babaannem geri döndü!
Babaannem Kime Benziyor?
Ali resim yapmayı, hayvanları ve babaannesini çok seviyordu.
Babaannesi ona masal anlatırken hayvan taklitleri yapıyor; keçi gibi meliyor, kedi gibi miyavlıyor, takma dişlerini takırdatarak çok üşümüş bir penguen bile oluyordu!
Bir sabah, “Dede, babaannem kime benziyor” diye sordu.
Uzun kulaklı bir tavşana mı, bir kediye mi, yoksa bir bülbüle mi?
Hayat dolu çizgileriyle çocuklar için büyülü dünyalar yaratan Feridun Oral’dan rengârenk, sımsıcak bir hikâye…
Babaannemin İçine Uzaylı Kaçtı
Polisiye tadında kitaplarıyla çok sevilen senarist, yazar Sevgi Saygı, son çocuk romanıyla okurlarını yine mizahla harmanladığı eğlenceli bir maceraya davet ediyor. Birbirinden ilginç karakterleri, temposu hiç düşmeyen kurgusu ve yalın ama muzip anlatımıyla dikkati çeken roman, çocukların sınırsız hayal dünyasının peşine takılıyor. Yetişkinler için zorlu bir süreç olan Alzheimer hastalığının çocuk dünyasındaki yansımasını gerçekçi diyaloglar ve mizahi bir üslupla aktaran yazar, arkadaşlık ilişkilerinden aile bağlarına, nesillerarası iletişimden toplumsal cinsiyet rollerine, pek çok konuyu ustalıkla işliyor. Gözlem gücünü ve senaristlik deneyimini yansıttığı romanlarıyla büyük beğeni toplayan Sevgi Saygı, çocuklar için yazdığı "Memo'nun Macerası" dizisi ve Şimugula adlı çocuk kitaplarının yanı sıra, genç edebiyattaki verimiyle de tanınıyor.
Alaz ve Ayaz, babaanneleri Behice Hanım'ın, yani Bici'nin günden güne değişen hallerine bir türlü anlam veremez. Bu işin arkasında, olsa olsa uzaylılar vardır! Birkaç arkadaşıyla birlikte "Uzaylılarla Yakın Temas" (UYT) grubunu kurar ve gizlice bir plan yaparlar: Yaşlılar izlenmeye alınacak, uzaylılar tespit edilecektir. Ancak, küçük dedektiflerin planı beklenmedik olaylarla karışır...
Babalar Ve Oğullar – Can Yayınları
Klasik Rus edebiyatının unutulmaz yazarı Turgenyev, çağdaşlarından bütünüyle farklı bir yol izlemiş, yaşadığı dönemde Avrupa'da yazılan romanlara ve Avrupa kültürüne daha yakın bir tavır sergilemişti. Turgenyev'in başyapıtı olarak tanımlanan Babalar ve Oğullar, bu etkinin izlerini taşır.
Romanın öne çıkan karakteri Bazarov, arkadaşı Arkadiy'e ve onun modern değerlerle yaşamayı seçen babasıyla amcasına öyle sinir bozucu bir biçimde karşı çıkar ki, sergilediği nihilizm Bazarov'un müthiş zekâsıyla birleşince genç bozguncunun saldırılara uğraması kaçınılmaz olur. Tıpkı romanın yayımlanmasından sonra yoğun saldırıya uğrayan Turgenyev gibi. İvan Turgenyev, Babalar ve Oğullar'ın yayımlanmasından sonra ülkesini terk etmek zorunda kalmış, yaşamını Avrupa'da sürdürmüştü.
Babalar Ve Oğullar – Koridor Yayıncılık
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.
Rus edebiyatındaki ilk modern roman kabul edilen Babalar ve Oğullar kuşaklar arası çatışmayı gerçekçilik penceresinden ele alan, yayımlandığı ilk günkü kadar sarsıcı ve heyecan verici bir başyapıttır.
Arkadi baba evine, yakın dostu ve akıl hocası Bazarov ile beraber döner. İnsanlara tepeden bakan ve hemen her konuda fikri olan Bazarov kısa sürede ev halkı için bir tehdit oluşturur. Batı taraftarı bu kentsoylu aydınların yanından, muhafazakar toprak sahibi ailenin yanına gittiklerinde ise Bazarov’un tavırlarında acımayla karışık bir kayıtsızlık göze çarpar. Yeninin eskiyle, modernin gelenekselle, üretimin yıkımla çatıştığı bu atmosferde Bazarov, kendisini asla anlamayan “baba” figürüyle daima ters düşer.
İnsan ruhundaki dalgalanmaları ve bulutlanmaları işlerken aşkın her türlü prensibi altüst edişini çarpıcı bir şekilde ortaya koyan bu eseri Uğur Büke’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Babalar Ve Oğullar Kısaltılmış Metin
Üniversiteden başarıyla mezun olan Arkadiy, babasının çiftliğine dönerken yanında arkadaşı Bazarov’u da götürür. İki delikanlı da ilerici fikirleri olduğunu ve kendi yollarının dünyayı daha güzel bir yer haline getireceğini düşünmektedir. Gençlerin bu tavrı, hayatın zorluklarıyla mücadele etmekten yorulmuş aileleriyle aralarında büyük çatışmalar çıkmasına yol açar. Gençler tartışmalarda hep başarılıdır, ancak gerçek hayatla yüz yüze geldiklerinde her şey değişir. Geleceklerini sadece fikirleri değil, nasıl insanlar oldukları belirleyecektir.
Babam Bir Astronot
Babam Bir Çalıya Dönüştüğünde
Babam Bir Dev
Babam Bir Uzaylı
Babam Şimdi Çok Uzaklarda
Babam Yanımdayken
Babama
Tüm çocuklarına dünyanın
Babalı çocuklar dilerim,
Doyasıya yaşayabilsinler diye
Çocukluklarını.
Doyasıya efelensinler diye
Komşu çocuklarına.
Değil mi ki
Benim babam senin baban döver
Eve gelince,
Varsın sapanla kırılsın camlar
Tırmansınlar elma dallarına
Gönüllerince.
Ayşe Kulin’den babasına 80. yaş günü armağanı…
Babamı Kim Öldürdü
Birtakım iç hesaplaşmalar içindeki yazar uzun zaman sonra çocukluğunun geçtiği, küçük, çirkin bir Fransız kentinde yaşayan babasını ziyarete gider. Karşısında bulduğuysa, erkeklerin duygularını bastırması ve sert olması gerektiğini savunan, bugün “toksik erkeklik” denen kültürün içine doğmuş, kendisine rol model olan birçok erkek gibi erkenden okulu bırakıp işçiliği değişmez bir kader gibi sırtlanarak fabrikalarda çalışıp ellisinde yatağa mahkûm olmuş, zavallı bir adamdır.
Fransa’nın en etkili yazarlarından biri kabul edilen Édouard Louis bu kısa ve çarpıcı metinde mevcut düzenin grotesk gerçekliğini vurgularken, milyonlarca insanın hayatını etkileyip yöneten siyaset denen şeyin, siyasetçiler için aslında bir salon oyunundan başka bir şey olmadığını anlatıyor.
“Louis’nin bir yazar olarak en güçlü yanı, olguları kimi zaman takıntı noktasına varacak kadar tutkulu bir şekilde hissetmesi ve hislerini nötrlemek yerine onları araştırmaya açık, felsefi bir zihinle analiz etmesidir.”
Edmund White, The Guardian
Babamın Bağlaması
Beni bir ömür sekiz köşeli şapkasının gözünde taşıyan babamı başımın üstünde taşımak için yeniden uzun ve karlı yollara düştüm.
Yirmi beş yıl sonra bir gece yarısı kapısını çalıp ona üç günlük bir yolculuk ve ömürlük sorular bırakan Heves Ali’yi âşıkların bayramına yetiştiren Yusuf, arabasının bagajında babasının eski bavulu, ön koltuğunda üç telli bağlaması ve port bagajında tabutuyla bu kez toprağına, evine, kendine doğru yol alıyor... Babamın Bağlaması’yla Âşıklar Bayramı’nın ikinci perdesi açılıyor, Yusuf o derin kuyudan çıkıyor: Upuzun bir yolda, geçmişin sırlarıyla, geleceğin belirsizliğiyle ve hevesinden arta kalanlarla yüzleşen Yusuf, aşka, ayrılığa, ölüme ve yalnızlığa yakılmış yepyeni bir türküye kulak veriyor.
Cevdet Kudret Roman Ödülü, Attilâ İlhan Roman Ödülü, Fransa-Türkiye Edebiyat Ödülü ve Sait Faik Hikâye Armağanı sahibi Kemal Varol, sinemaya da uyarlanan romanı Âşıklar Bayramı’nın devamı olan Babamın Bağlaması’nda, merhaba ile hoşça kal arasındaki derin vadide yankılananlarla yine akıllardan çıkmayacak bir yolculuğa çağırıyor.
Çünkü ayrılık, sadece bir insandan değil, artık içinde olmadığımız bir hikâyeden de mahrum kalmak demekti.
Babamın Başına Kedi Kondu
Babamın Bavulu
“Yaşadığı kent İstanbul’un hüzünlü ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbiriyle çatışması ve kaynaşmasının yeni simgelerini buldu.”
2006 yılının Aralık ayında Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırken sözlerine “Ölümünden iki yıl önce babam kendi yazıları, elyazmaları ve defterleriyle dolu küçük bir bavul verdi bana.” diye başlayan ve konuşmasını “bugün babam aramızda olsun çok isterdim.” cümlesiyle tamamlayan Pamuk, “Babamın Bavulu” adlı Nobel tarihinin en içten ve en iyi hazırlanmış konuşmalarından biriyle tüm dünyada büyük yankı bırakmıştı.
Babamın Bavulu’nun 2007 Şubat’ındaki ilk baskısı, yazarın aynı adlı Nobel konuşmasının yanısıra, 2005 yılında Alman Yayıncılar veKitapçılar Birliği Barış Ödülü’nü alırken yaptığı “Kars’ta ve Frankfurt’ta” konuşmasıyla, 2006 Nisan’ında Oklahoma Üniversitesi’nde Puterbaugh Ödülü’nü alırken yaptığı “İma Edilen Yazar” konuşmalarını içeriyordu.
Bu yeni basımda ise, Pamuk’un 2012 yılında Avrupa kültürüne katkı yapan yaratıcılara verilen Sonning Ödülü’nü (Danimarka) alırken yaptığı “Avrupa Fikri” adlı konuşması da yer alıyor.
Babamın Bavulu, Pamuk’un dünyasına ve yazarlığına adım atmanın en özlü kılavuzu...
“Pamuk, roman sanatını biz Batılıların elinden aldı ve bambaşka birşey haline getirdi.”
Babamın Gözleri Kedi Gözleri
Bugün annem, ilk kez, ben sormadan, babamdan söz etti. Doğum günümden konuşuyorduk. İki gün sonra doğum günüm. Annem, babamın da doğum günüme gelebileceğinden üstü kapalı söz etti. Nereden biliyor? Demek benden gizli görüşüyorlar. Ben de annemden gizli, babamla mektuplaşıyorum. Ama üçümüz bir araya gelemiyoruz. Tuhaf bir bilmece. Babam doğum günüme gelirse sevinçten çıldırırım. Boynuna sarılır, asla gitmesine izin vermem.
Babamın Gözleri Kedi Gözleri, ilkokula giden bir kız çocuğunun günlüğünden oluşan bir roman. Bir gün yeni bir eve taşınırlar. Küçük kız, her gün, o çok sevdiği babasının eve gelmesini bekler. Baba gelmez. Çünkü, anneyle araları açılmıştır. Yine de babasıyla küçük kız arasında küçük haberleşmeler, kısa mektuplaşmalar olur. Duygu dolu, sevgi dolu bir kitap. Sevim Ak, ülkemizde çocuk kitabı yazan en başarılı yazarlardan biri. Yazdığı birbirinden güzel kitapları ardı ardına yayınlayacağız. Bu kitabı resimleyen Behiç Ak da ülkemizin sayılı çizerlerinden. Üstelik de Sevim Ak'ın kardeşi.
Babamın Saçları Tatile Çıktı
Babamın Yeri
Babamla Aramdaki 6 Kişi
Babamla Ormanda
Babanız Atatürk
Her birinizin bir babası ve bir annesi var. Onlar olmasa idi dünyaya gelemezdiniz. Eğer Atatürk, milletinin ve ordularının başında Anadolu savaşlarını kazanmasa idi, bu dünyada vatansız ve hürriyetsiz kalırdınız. Asıl öksüzlük budur. Onun için kitaba Babanız Atatürk adını koydum. Hayatınızı ana-babanıza, hür, şanlı ve şerefli Türklüğünüzü Atatürk’e borçlusunuz. Size, babanız Atatürk’ün nasıl yetiştiğini, neler yaptığını, nasıl bir insan olduğunu anlatmak istiyorum. Onunla, niçin övündüğünüzü, nasıl onun gibi olacağınızı öğrenmeniz umuduyla.
Babasının Bir Tanesi
Babaya Mektup – Modern Klasikler 82
Kafka’nın babası Hermann Kafka’ya Kasım 1919’da yazdığı bu mektup, alıcısına hiçbir zaman ulaşmadı. Yazarın yapıtlarına ve esin dolu dünyasına adım atmak için mükemmel bir giriş metni olan mektup, aynı zamanda 20. yüzyıl edebiyat tarihinin büyük itiraflarından biri sayılabilir.
Kafka, suçlayıcı bir tonla hafif bir ironinin birbirine karıştığı mektubunda, babası tarafından kabul görme talebini dillendirir. Aslında babasıyla arasındaki yabancılaşma ve iletişimsizliği, yapıtlarının çoğunda kendine mesele edindiği daha geniş kapsamlı varoluşsal bir açmazın parçası olarak görüyordu. Yazar evliliğe ve yetişkin bir erkek olmaya hazırlanan Georg Bendemann adlı karakterinin babası tarafından ölüme mahkûm edildiği Yargı adlı öyküsünde olduğu gibi, evlenememesinden ve yetişkin olamamasından babasını sorumlu tutuyordu.
Başarılı bir işadamı olan Hermann Kafka’nın oğluyla ilişkisinde, işlerini devam ettirecek tek erkek evladına yönelik geleneksel beklentisi belirleyici olmuştu. Bu, yeni oluşmuş ataerkil Yahudi orta sınıfının yaşadığı tipik baba-oğul çatışmasının yaygın bir örneğiydi aslında.
Babil
Son yılların en çok ses getiren romanlarından Babil şimdi Türkçede!
#1 NEW YORK TIMES ÇOKSATANI
NEBULA EN İYİ ROMAN ÖDÜLÜ
LOCUS EN İYİ FANTASTİK ROMAN ÖDÜLÜ
İNGİLİZ KİTAP ÖDÜLÜ YILIN KURGU KİTABI
GOODREADS YILIN EN İYİ FANTASTİK KİTABI FİNALİSTİ
Traduttore, traditore: Bir çeviri eylemi her daim bir ihanet eylemidir.
1928. Kolera yüzünden yetim kalan Robin Swift, gizemli Profesör Lovell tarafından Kanton’dan Londra’ya getirilir. Orada yıllar boyunca Latince, Antik Yunanca ve Çince öğrenir, bu çalışmalarının hepsi Oxford Üniversitesi’nin prestijli Kraliyet Çeviri Enstitüsü –diğer adıyla Babil– için bir hazırlıktır. Kule içindeki öğrencileriyle dünyanın çeviri merkezi ve daha da önemlisi, büyünün merkezidir. Gümüş-işleme –çeviride kaybolan anlamın büyülü gümüş külçelerle ortaya çıkarılması sanatı– imparatorluğun sömürgeleştirme arayışına hizmet ettiği için İngilizleri rakipsiz kılmıştır.
Robin için Oxford, bilgi arayışına adanmış bir ütopyadır. Ancak bilgi güce boyun eğer ve Britanya’da büyümüş bir Çinli olarak Robin, Babil’e hizmet etmenin anavatanına ihanet anlamına geldiğini fark edecektir. Çalışmaları ilerledikçe, Robin kendini Babil ile imparatorluğun yayılmasını durdurmaya adanmış karanlık Hermes Cemiyeti arasında sıkışmış bulur. Britanya, gümüş ve afyon üzerine Çin ile savaşa giriştiğinde Robin karar vermek zorunda kalacaktır...
Güçlü kurumlar içeriden değiştirilebilir mi, yoksa devrim her zaman şiddet mi gerektirir?
“Kuang bu kitapta kendini aşmış. Babil acımasız, nazik, destansı ve samimi; hem bir aşk mektubu hem de bir savaş ilanı. Mükemmel bir kitap.” –Alix E. Harrow
“Coşku dolu bir eser. Kuang’ın burada yaptığı şey daha önce edebiyatta yapılmadı.” –Tochi Onyebuchi
Babilde Ölüm İstanbulda Aşk
Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına…Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem…Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi…Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi…Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi…
Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi…Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi… Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını, Babil uyandığı zaman?!..
Bacaksız Kamyon Sürücüsü
“Heeey! Çekilin önümden.”
Bacaksız Bahri ve ailesi Kastamonu Cide’den İstanbul’a, Fesleğen Sokağı’na taşınalı birkaç ay olmuştur. Bacaksız’ın bu yeni mahallede çok fazla arkadaşı yoktur ama parlak bir fikri vardır: Yalnızca büyüklerin yapabileceği bir iş olan kamyon sürücülüğünü deneyip mahallenin çocuklarına kendini göstermek.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Macera Peşinde
“Ya polis gene görürse bizi?”
Bacaksız Bahri’nin, çeşme başında kovalarını doldurmaya çalışan Gülten’e yardım etmek için yine parlak bir fikri var: Çeşmeye taktığı hortumu Gülten’in evine kadar uzatmak.
Ancak işler planladığı gibi gitmez. Başına gelenlerden kurtulmaya çalışırken Paytak Yılmaz’la karşılaşır ve bu iki kafadar kendilerini büyüklerin dünyasında bir maceranın içinde bulur.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Okulda, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.
Bacaksız Okulda
“Çiz bakalım yukarıdan aşağıya!”
Fesleğen Sokağı çocukları tatlı bir telaş içinde çünkü okullar açılıyor. Bacaksız Bahri ve arkadaşları da bu yıl okula başlayacak. Mahallede büyük küçük herkes o ilk günü sabırsızlıkla beklerken birbirinden güzel defterler, kalemler alınıp çantalara yerleştirilir. Bacaksız ve arkadaşlarını çizilecek yüzlerce düz çizgi ve yepyeni bir dünya bekliyor.
Rıfat Ilgaz’ın Bacaksız’ın başından geçenleri anlattığı Bacaksız Kamyon Sürücüsü, Bacaksız Sigara Kaçakçısı, Bacaksız Paralı Atlet ve Bacaksız Tatil Köyünde adlı diğer kitapları da büyük keyifle okuyacaksınız.