Aslan Firarda
Aslı Pazarı Bekliyor
Asperger Sedromu
Aspergerli bireyler, dünyayı diğerlerinden farklı algılarlar. Genellikle sıradan insanları tuhaf ve anlaşılmaz, sosyal ilişkileri zor ve karmaşık bulurlar. Onlara göre gündelik hayat hızlı ve fazlasıyla değişkendir. Bu kişiler yüksek zekâlarıyla ve yaratıcılıklarıyla dikkat çekseler de, çoğunlukla geleneksel düşünme, hissetme ve davranış kalıplarına uyum sağlamakta zorlanırlar.
Asperger sendromu, yakın zamana kadar az bilinen ve az görülen bir gelişimsel bozuklukken bugün neredeyse her okulda bu sendroma sahip bir çocuğa rastlamak mümkün. Bu çocukların evde, okulda, arkadaş ortamında sağlıklı ilişkiler kurmaları ve başarılı olmaları için desteklenmeleri elzem. Peki Asperger tanısı nasıl konur, bu konuda aileye ve öğretmenlere nasıl bir görev düşer? Sendromun görüldüğü çocuklarda dil kullanımı nasıl bir özellik gösterir? Bilişsel alan ve motor beceri gelişimi nasıl etkilenir? Sosyal davranışı belirleyen beceri eksikliğini gidermek için ne yapılabilir? Zorlayıcı deneyimlere sebep olan duyusal hassasiyetle nasıl mücadele edilir? En sık görülen belirtiler hangi pratik stratejilerle hafifletilebilir? Aspergerli kişilerin bağımsız bir yetişkin hayatı sürmeleri mümkün müdür ve bu yönde atılacak adımlar ne olabilir?
Asperger sendromu alanında öncü araştırmalara imza atan, uzun yıllar bu durumdan etkilenen çocuk ve yetişkinlerle klinik çalışmalar yürüten psikolog Tony Attwood, bu kitapta Aspergerli kişilere özgü sıradışı özellikleri tanımlayıp analiz ederek ortaya kapsamlı bir rehber çıkarıyor. Asperger sendromundan etkilenen bireyler, anne babalar, eğitimciler ve ruh sağlığı alanında çalışan profesyonellerin kütüphanesinde bulunması gereken temel bir kaynak.
Aspidistra
İngiliz romancı George Orwell, Hayvan Çiftliği adlı siyasal masalında, zorbalığa dönüşen Stalin yönetimini yerden yere vurmuş; Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı ünlü yapıtında da insanlığı belleksiz ve muhalefetsiz bir totaliter toplum tehlikesine karşı uyarmıştı. Ama bu iki büyük yapıtından önce, 1930'lar İngiltere'sinde 'sınıf atlama özlemi'ni benzersiz bir kara mizahla eleştirdiği Aspidistra romanını kaleme almıştı. Aspidistra, sınıf atlama özentisindeki dar gelirlilerin bir statü simgesi olarak gördükleri, evlerinden eksik etmedikleri çiçeksiz bir zambak türüdür. Bir reklâm ajansında metin yazarlığı yapan Gordon Comstock, kapitalizmin yutturmacası olarak gördüğü reklâmcılıktan nefret eder, orta sınıfın boğucu yaşamından kaçarak şairliğe soyunur. Bu uğurda sevgilisinden ayrılmayı bile göze alır; ama romanın sürpriz sonunu yine sevgilisi yaratacaktır.
Asreman İçinde Bir Sen 2
İçindekiler
• 8 Adet Özel Tasarım Tarot Kartı
• Ayraç
İstanbul yavaş yavaş buz tutmaya başlıyordu.
Boyut değiştirip artık Varta’nın pençeleri arasında olan Mahinev’i İstanbul’da aramaya devam eden kurtlar şehirden yavaşça çekildi ama şehrin buzu çözülmedi.
Yılanların nöbet tutmaya başladığı şehirde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Nigin Bağı’yla mühürlendiği kişinin kim olduğunu anlayan Mahinev, hafızasındaki eksik parçaları tamamlamak için bir yola çıkar. Yaşanan büyük tutulmayla beraber Varta’nın kapısı tehlikeli varlıklara açılmıştır.
Mahinev, babaannesinin rüyalar yoluyla haber vererek gitmesini istediği o tapınakta elmas bir yılan bedeni bulur, bulduğu yılan bedeniyle bir bağlantısı olduğunu fark eder.
Efken’in yoldaşlığıyla sırları yavaşça çözmeye başlayan Mahinev’i hedef hâline getiren güçlü bir düşman kapıdadır. Tüm bunlar olurken Efken ile arasındaki ilişkinin çok öncelere dayandığını öğrenen Mahinev, açığa çıkan sırlarla beraber güçlerini yavaş yavaş keşfetmeye ve düşmanla savaşmaya başlar.
Assassins Creed 4 – Sırlar
Hakikat kanla yazılacak! Eskisinden daha tecrübeli, daha bilgili ve daha tehlikeli olan Usta Assasin Ezio Auditore, Altaïr'in kayıp kütüphanesini belki de Tapınakçıları sonsuza dek yok etmenin çözüm yolunu içeren bir kütüphaneyi bulmak üzere destansı bir yolculuğa çıkacaktı. Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi. Kütüphane yalnızca gizli bir ilmi değil, aynı zamanda dünyanın o güne kadar öğrenmiş olduğu en sarsıcı sırrı içeriyordu; Tapınakçıların insanlığın kaderine hükmetmek için kullanmayı umduğu bir sırrı… Kütüphaneye girmek için beş anahtara ihtiyaç vardı onları bulmak için de Ezio'nun giderek büyüyen bir Tapınakçı ordusunun Osmanlı İmparatorluğu'nun istikrarını tehlikeye attığı bir şehre, çalkantılar içindeki Konstantinopolis'e seyahat etmesi gerekecekti.Atası Altaïr'in izinden yürüyen Ezio'nun Tapınakçıları son kez yenmesi gerekiyordu. Çünkü durum hiç bu kadar kritik olmamıştı ve kutsal bir yolculuk olarak başlayan serüven zamana karşı yarışa dönüşmüştü... Hakikat kanla yazılacak! Kanla ve Suikastçının İnancı'yla!..
Assassins Creed 5-Sahipsiz
Hakikat Kanla Yazılacak!
“Ben kılıç kullanmakta ustayım. Ve ben öldu¨rme işinde yetenekliyim.
Bu yeteneğimden zevk almıyorum. Bu işte sadece iyiyim, o kadar.”
1735 Londra
Haytham Kenway kılıç tutabilecek yaşa geldiğinde beri silah eğitimi alıyordu. Ailesiyle birlikte yaşadığı ev saldırıya uğradığında -babası öldu¨ru¨lmu¨ş ve kız kardeşi silahlı adamlarca kaçırılmıştı- Haytham yuvasını yapabileceği tek şekilde savundu: Öldu¨rerek.
Artık bir ailesi olmadığından, gizemli bir eğitmen tarafından alınıp eğitildi ve ölu¨mcu¨l bir katile dönu¨ştu¨. Öç alma isteği onu tu¨kettiğinde, Haytham intikam almak için araştırmaya başladı. Artık kimseye gu¨venmiyor ve bugu¨ne kadar bildiği her şeyi sorguluyordu.
Assasinler ve Tapınakçılar arasında yu¨zlerce yıldır devam eden savaşın ortasına su¨ru¨klendiğinde etrafı komplo ve ihanetle sarıldı.
Ama o öldu¨rmek için doğmuş ve eğitilmişti, karşısına kim çıkarsa çıksın durmayacaktı.
Assassins Creed 6-Cehennem
1862; Londra Sanayi Devrimi’nin dönemecinde ve dünyanın ilk yeraltı demiryolu hattının yapımı devam ediyor. Kazıda bir ceset bulunduğunda, bu Assasinler ve Tapınakçılar arasındaki asırlar süren savaşın en ölümcül bölümünün başlamasına sebep oluyor.
Karanlık sırları olan, iyi gizlenmiş bir Assasin ve Tapınakçıları ülkenin başkentinden silip atacak bir görev... Yakında Yoldaşlık bu Assasini, Jacob ve Evie Frye’ın akıl hocası Henry Green olarak tanıyacak. Ama şimdilik o Hayalet.
Oliver Bowden (d. 1948), ünlü bir romancı ve Rönesans tarihçisidir. Halen Paris’te yaşamakta olan yazar, Assassin’s Creed bilgisayar oyunlarını romanlaştırmasının yanı sıra pek çok kurgu ve kurgu dışı eser kaleme almıştır.
Assassins Creed 7-Kara Sancak Suikastçının İnancı
Hakikat Kanla Yazılacak!
“İş üzerindeki kukuletalı adam tarafından büyülenmiştim. Etrafındaki kıyımı yok sayıp zamanını kollayan ve saldırmayı bekleyen bu ölüm elçisi tarafından hipnotize edilmiştim.”
Korsanlığın altın çağı yaşanmaktadır ve Yeni Dünya vaatlerle doludur. Bir tüccarın oğlu olan Edward Kenway küstah biridir. Günlerini zengin olmayı hayal ederek geçirirken açık denizlerdeki ihtişamlı hayatı merak etmeye başlar.
Ailesinin evi saldırıya uğradığında kaçmaktan başka şansı kalmaz ve Kenway kısa sürede kendi zamanının en ölümcül korsanlarından biri haline gelir.
Ancak açgözlülük, hırs ve ihanet onun peşini bırakmaz. Korkunç bir komplo su yüzüne çıkınca, Kenway sahip olduğu her şeyi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve intikam alma dürtüsüyle harekete geçer.
Astronot Dedem
Astronot Kutup Ayısı
Asya Hun İmparatorluğu
Askeri meziyetleri yüksek ve muzaffer bir Türk devleti olan Asya Hun İmparatorluğu’nun (MÖ 209 - MS 216) kuruluşundan yıkılışına kadar siyasi tarihinin anlatıldığı elinizdeki eserde; yürüttüğü iç ve dış siyaseti, diplomatik ve ticari faaliyetleri, alabildiğince geniş topraklarında hassasiyetle işlettiği güvenlik ağı, liderlik, sadakat ve liyakate verdiği değer gibi özelliklerine de vurgu yapılmıştır. Ayrıca bu çalışmada Motun’un en iyi Çin yemeklerini bile “pis kokulu ve iğrenç” diye nitelendirerek halkının Çin kültürüne ilgi duymasına engel olmaya çalışması, Wu-wei Ch’an-yü’nün kendisine hakaret eden Çin elçisinin değil, onu iyi incelemeden huzuruna çıkartan görevlinin başını alması, Çin İmparatoru Wu-ti’nin Hunlar karşısındaki yenilgilerini yapılan büyülere bağlaması gibi ilginç olaylar, devletin parçalanma ve yıkılma sebepleri, Geç Dönem Hun devletlerindeki Buddhizm çalışmaları görülecek, Hun kurganlarında bulunan olağanüstü eserler ile de zamanda yolculuk yapılarak üstün Hun medeniyetine şahit olunacaktır..
At Çalmaya Gidiyoruz
"İnsanlar onlara bir şeyler anlatmanızdan hoşlanıyorlar, mütevazı ve güven veren bir ses tonuyla yeterince şey anlatırsanız sizi tanıdıklarını sanıyorlar, ama aslında tanımıyorlar, sizin hakkınızda bir şeyler öğreniyorlar sadece, çünkü öğrendikleri şeyler olgular, -duygular değil; herhangi bir şey hakkında ne düşündüğünüzü, başınıza gelenlerin ve verdiğiniz kararların sizi nasıl siz yaptığını bilmiyorlar. Onların yaptıkları şey kendi duyguları, düşünceleri ve tahminleriyle boşlukları doldurmak, sizinle çok az ilgisi olan yepyeni bir yaşam yaratmak, böylece artık güvendesiniz." Trond 67 yaşında kenti arkasında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Taşra hayatı güzeldir ama daha on beş yaşındayken hayatını alt üst eden olaylar tesadüf eseri yeniden zihnine hücum eder. Artık sandıktaki sırların bir bir ortaya dökülme vakti gelmiştir. At Çalmaya Gidiyoruz, çok güzel ve etkileyici bir roman. Çevrildiği bütün dillerde de çok beğenildi ve iyi eleştiriler aldı. 2007’de New York Times gazetesinin yayımladığı "yılın en iyi beş edebiyat yapıtı" listesindeydi.
Ataleti Yenmek
Tembelliği Yenme Kitabı
Bir şeyi yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
Onu niçin yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.
İsterseniz nasıl yapacağınızı biliyorsunuz.
Yapmamakla neler kaybettiğinizi ve yaparsanız neler kazanacağınızı biliyorsunuz.
Ama yine de hiçbir şey yapmıyorsunuz.
Sizi durduran nedir?
Atalet!
Atalet, isteksizlik ile yorgunluğun, tembellik ile depresyonun, yavaşlık ile yılgınlığın, hayal kırıklığı ile kayıtsızlığın, tükenmişlik ile tepkisizliğin "ortaya karışık" halde bir insanın ruhunu ele geçirmesidir.
“Üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket etme” ve “yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmeme” halleri tipik atalet göstergeleridir.
Atalet isteğin iktidarsızlığıdır. Göğsünüzde bir filin oturduğu hissiyle yaşamaktır. Ayaklarımızda demirden ayakkabılarla koşmaktır.
Duygusal atalet düşündüğünü yapmamak, entelektüel atalet yaptığın üzerine düşünmemektir. Bu kitapta; ataletin tarifi, türleri, nedenleri, süreçleri, sonuçları ve başa çıkma yöntemleri anlatıyor. Ailede, işyerinde, okulda kullanılacak şekilde örnekler veriliyor.
Tek kaynaktan tam çözüm sunuluyor.
Bu kitap, ataletli ruh halinden kurtulmak isteyenler içindir. Türkçede atalet halini analiz eden ve ataletle başa çıkma yollarını gösteren, ilk ve tek kitaptır.
“Tanrı bize iki yuvarlak organ verdi; biri oturmak, diğeri düşünmek için. Başarımız hangisini daha çok kullanacağımıza bağlı.”
–Ann Landers
Atasözleri
Atasözleri, kültüre dair inceliklerin görülebileceği en temel söz birimleridir. Ne zaman ya da kim tarafından söylendiği bilinmez ama halk bu sözlerin doğruluğunda, derinliğinde mutabıktır. Binlerce yıllık gelenekten damıtılmış bu hikmetli sözler, İskender Pala’nın özgün yorumlamalarıyla tekrar bir araya getirildi. Günlük hayatta hangi durumlarda kullanıldıkları, hangilerinin artık kullanımdan kalktığı / kalkması gerektiği gibi aydınlatıcı bilgilerle zenginleştirilmiş bu eser, halk kültürümüz için de önemli bir çalışma. Bu çalışmada bine yakın atasözüne yer verilmiştir. ... Umarız okuyucu ve öğrencilerimiz bu bin sözden bin öğüt öğütürler ve atalar sözü hazinemizden cevherler devşirirler.
Atasözleri Atölyesi
Atasözleri Sözlüğü
Ömer Asım Aksoy tarafından derlenen Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, bu alanda yarım asrı aşkın bir süredir temel başvuru kaynakları arasında yerini almış bir eserdir. İlk basımı 1965 yılında Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yapılmış olan bu klasikleşmiş dilbilim çalışması, uzun yıllardır yayınevimiz tarafından yeni baskılarıyla okurlara sunulmaktadır.
Yazarın veciz nitelemesiyle, “Atalarımızın, uzun denemelere dayanan yargılarını genel kural, bilgece düşünce ya da öğüt olarak düsturlaştıran ve kalıplaşmış biçimleri bulunan kamuca benimsenmiş özsözler” olan atasözleri ile “bir kavramı, bir durumu, ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce”lerden ibaret olan deyimleri, ilköğretim ve ortaöğretim çağındaki öğrenciler için anlaşılabilir kılmak amacı elinizdeki derlemenin ortaya çıkmasına vesile oldu.
Ömer Asım Aksoy’un klasikleşmiş eseri Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü’nden derlenerek genç okurun ilgisine sunulan bu çalışma, eğitmenlerin ve ebeveynlerin öğrenciler için rahatlıkla tercih edebilmeleri adına sadeleştirilerek hazırlanmıştır.
Atasözleri Sözlüğü – Atasözleri Ve Deyimler Sözlüğü 1
İlk baskısı 1965 yılında TDK tarafından yayımlanan Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, klasikleşmiş bir dilbilim çalışmasıdır.
Düşünceler, yaşayışlar, inanışlar ve geleneklerle örülü dilimizi belgeleyen, atrihsel ve kültürel belleğimizin unutulmamasına yardım eden bir sözlüktür. Uzun araştırmalar sonucunda hazırlanan bu çalışma bilimsel ve nesnel bir kaynak olması sebebiyle kuşakların başvuru kitabı olmuştur, olmaya da devam etmektedir.
Atasözleri Ve Deyimler Sözlüğü – Altın Kitaplar
Altın Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, ilk ve orta öğretim öğrencilerinin dilimizi ve kültürümüzü öğrenmeleri için hazırlanmış eşsiz bir kaynaktır.
Bu kitapta, milli dil kültürümüzün en önemli değerlerinden atasözleri ve deyimlerimizin en güzel, en anlaşılır açıklamalarını bulacaksınız.
Bu sözlük, Türk Dil Kurumunun en son çıkan imla kılavuzuna göre düzenlenip genişletilmiştir.
Atasözleri Ve Deyimler Sözlüğü – Bilge Kültür Sanat
Atasözleri; atalarımızın yüzyıllar boyu yaşadığı deneyimleri, öğüt ve fikirleri bize özlü biçimde; genellikle mecaz yolu ile aktaran nesilden nesle geçen, anonim olan ve hüküm bildiren sözlerdir. Atasözleri, bizim kültür ve dilimizin renkleridir. Onların canlı kalması ve beslenmesi dilimizin söyleyiş gücünü arttırır. Milletimizin her bireyi dağarcıklarını bu sözlerle bezemeli ve kendine iletilen mesajlardan yararlanmayı bilmelidir. Bu eserde atasözlerinin en çok kullanılanları derlenip özellikle öğrencilerimizin dikkatine sunulmuştur. Deyimler dil ağacının en güzel çiçekleridir. Genellikle mecazlarla yüklü olduğu için söylemek istediklerimizi, hatta açıkça söyleyemediklerimizi kısa ve özlü biçimde anlatıverir. Çoğu deyimin ardında bir öykü, bir efsane gizlidir. Dil, deyimlerinin zenginliği ile güçlenir ve renklenir. İfademizi zenginleştirmek ve derinleştirmek, deyimlere ve anlamlarına hâkim olmak ve onları sıkça kullanmakla olur. Unutulmamalıdır ki, dilimiz kültürümüzü zenginleştirir. Zengin ve köklü kültürü olan, buna sahip çıkmayı bilen nesiller geleceğe daha güvenle bakar.