A Study İn Scarlet – İngilizce Klasik Roman
“I consider that a man’s brain originally is like a little empty attic, and you have to stock it with such furniture as you choose. A fool takes in all the lumber of every sort that he comes across, so that the knowledge which might be useful to him gets crowded out, or at best is jumbled up with a lot of other things, so that he has a difficulty in laying his hands upon it. Now the skillful workman is very careful indeed as to what he takes into his brain-attic. He will have nothing but the tools which may help him in doing his work, but of these he has a large assortment, and all in the most perfect order. It is a mistake to think that that little room has elastic walls and can distend to any extent. Depend upon it there comes a time when for every addition of knowledge you forget something that you knew before. It is of the highest importance, therefore, not to have useless facts elbowing out the useful ones.”
A Takımı Doğuyor
Gülten Dayıoğlu’nun İz Sürücü Köpekler dizisinin birinci kitabı A Takımı Doğuyor,
Berk Öztürk’ün resimlediği yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor.
Arama ve kurtarma köpeği olarak yetiştirilen dokuz kurt köpeğinin doğma, büyüme ve kurtarma çalışmalarına katkılarını anlatan maceralarına tanıklık etmeye hazır mısınız?
A Takımı İz Sürmeyi Öğreniyor
A Warm Winter
A-71
“Peki kim kalbin akıldan daha önemsiz olduğunu söyleyebilir ki? Sana evrendeki düzenin tıpkı kan dolaşımı gibi kalbi esas aldığını, her şeyin kalple anlaşılabileceğini, evreni açıklamak için aklın yetersiz kalacağını ama kalp ile yapılan yönelişlerin kâinattaki düzene uyum sağladığını nasıl anlatmalıyım, bilemiyorum. Aklınla sihirbazlık düzenekleri kurabilirsin ama kalbinle sihir yapabilirsin. Akıl bir depremin rakamsal şiddetini ölçebilir ama kalp rakamın neden öyle takdir edildiğine vâkıf olur. Akıl sahnelenen oyunu izah eder, kalp oyunun yazarını anlamanın peşindedir. Akıl hadiseleri açıklar, kalp ise hadiselerin perde arkasındaki sebebi. Akıl bilgidir, kalpse bilgelik.”
Yıl 2023, Sina Çölü’nde bir uçak düşer. Yolculardan bazıları son derece gizli ve esrarengiz ilişkiler ağının parçasıdır. Bölgeyi yeniden şekillendirmek isteyen kimi okültist ve evanjelik üst akıllar, dijital ağların patronları, güç odaklarına bağlı insan hakları dernekleri, medya aktörleri, terörist örgütler ve coğrafyanın savrulan insanları, gençler, bebekler…
Elinizdeki roman, değişmekte olan ve daha da değiştirilmek istenen dünyanın gelecek kodlarını, nano teknolojinin hakimiyeti ile kalbi arasında sıkışmış bir delikanlının kaderine kilitleyen nefes nefese bir hikâye; A-71’in hikâyesi. Viyana Kuşatması’ndan 2071’e uzanan bir macera.
İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden…
A’dan Z’ye Hastalıkların Travmaları
Ezber bozucu, ilham verici bilgilere hoş geldiniz.
Bu çalışma, ReSetting sisteminin yıllarca tuttuğu “hastalık-travma” ilişkilerinin istatistiklerinden derlendi. 1978-79 yıllarında Dr. Ryke Geerd Hamer’ın insanlığın hizmetine sunduğu bilgileri yıllardır yaptığım eğitim ve canlı yayın uygulamalarında kullanarak daha uygulanabilir hale getirdim. Bütün eğitimlerde ve canlı yayınlarda gelen iyileşmelerin sebeplerini tek tek not aldım.
Şu an elinizde tuttuğunuz bu kitap bu konuyla ilgili yazılmış en geniş travma arama motorudur. Hastalıkların travmalardan kaynaklı olduğu bilgisi yeni değil ancak hangi hastalığın hangi travmayla ilgili olduğunu bilmekten daha önemlisi bunları deneyimlemek. Yıllarca verdiğim eğitimler ve bire bir canlı yayın seanslarında neredeyse bu kitaptaki bütün hastalıkların travmalarına şahit oldum ve büyük oranda sonuçlar aldım.
On binlerce iyileşme vakası bu konuda bana ışık oldu ve şimdi bunu uygulamanız için beğenilerinize sunuyorum.
A’mak-I Hayal
A’mak-I Hayal – Hayalin Derinlikleri – Türk Edebiyatı Klasikleri 18
Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanı kabul edilen A’mâk-ı Hayal, Filibeli Ahmet Hilmi’nin felsefi ve tasavvufi görüşlerini içermektedir. Romanın kahramanı Raci, içindeki şüphe ejderhasını susturmak ve mutlak hakikate ulaşmak için mezarlıkta karşılaştığı Aynalı Baba’nın yardımıyla manevi seyahatlere çıkar. Raci bu seyahatlerinde hedefine ulaşmak için Buda’yla Hiçlik Zirvesi’ne, Yunan tanrılarının bulunduğu Olimpos Dağı’na, Hürmüz ile Ehrimen’in savaş meydanına, Simurg’un sırtında Merih gezegenine, Kaf Dağı’na ve daha birçok yere gider. Raci hakikatin peşinde nice âlemde, boyut ve mekânda dolaşırken biz okurlara Ahmet Hilmi’nin Doğu ve Batı felsefesi, tasavvuf, mitoloji, dinler tarihi üzerine kurduğu bu gerçeküstü romanı izlemek düşüyor -şaşkınlıkla, merakla ve zevkle…
Filibeli Ahmet Hilmi (Şehbenderzade, 1865-1914) Filibeli Ahmet Hilmi, Hacı Süleyman Bey ve Şevkiye Hanım’ın en büyük çocukları olarak Filibe’de (Bulgaristan) dünyaya geldi. Ailesi, Osmanlı’nın 93 Harbi yenilgisinden sonra, 1878 yılında yaşanan büyük göçle İstanbul’a yerleşince Filibe’de başladığı eğitim hayatına burada devam etti. Galatasaray Mekteb-i Sultanisi’ni bitirip ilk olarak Posta ve Telgraf Nezareti’nde çalışmaya başladı. Sonra Duyun-ı Umumiye Nezareti’nde görev yaptı. Ardından Beyrut’a gönderildi. Beyrut’ta Jön Türklerle iletişim kurup oradan Mısır’a kaçtı. Mısır’da Çaylak adında bir mizah dergisi çıkardı. Bir süre sonra İstanbul’a döndü ve 1901 yılında Fizan’a (Libya) sürüldü. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra İstanbul’a gelerek Darulfünun’da felsefe hocalığı yaptı. İkdam, Şehbal, Yeni Tasvir-i Efkâr, Sırat-ı Müstakim gibi gazete ve dergilerde siyasi, felsefi yazılar kaleme aldı. Kendisi ayrıca İttihad-ı İslam, Hikmet, Coşkun Kalender, Millet ile Muhasebe, Münakaşa, Kanat ve Nimet adlı gazeteleri çıkardı. İttihat ve Terakki Fırkası, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Siyonizm ve Masonluk eleştirileri nedeniyle gazeteleri sık sık kapatıldı ve sürgüne gönderildi. II. Meşrutiyet döneminin önemli fikir adamlarından biri olan Ahmet Hilmi tiyatro, roman ve şiirin yanı sıra siyaset, felsefe, tasavvuf ve tarih gibi alanlarda da yazılar ve eserler kaleme almıştır. Yazarın seçme eserlerine Türk Edebiyatı Klasikleri Dizimizde yer vermeyi sürdüreceğiz.
Abartma Tozu
Bir sabah uyandık ve bizim kasaba toptan delirdi.
Annem sağlıklı yaşam uğruna evi dev bir organik tarım alanına dönüştürdü.
Babaannem sevimli, minnoş pansiyonunu oteller zinciri yaptı.
Babam daha çok para kazanmak için eve uğramaz oldu.
Kuzenim ata binerken resim yapmaya, flüt üflerken piyano çalmaya başladı.
Yengem temizlikle kafayı bozdu. Kocasını pis diye evden kovdu ve çocuklarını her gün suya yatırdıktan sonra mandalla çamaşır ipine astı.
Sevgi Teyze, daha çok sevebilmek için çocuklarını koltuğa bağladı, hepsine aynı kombin kıyafetler giydirdi ve onları sevgi komasına soktu.
Fehmi Abi, bilgisayarın başından tuvalete gitmek için bile kalkmadığından hastanelik oldu.
Okulda daha başarılı olmak için teneffüs yapmamaya, hafta sonları da okula gitmeye başladık.
Etrafımda bir tane normal insan kalmadı.
Ha şimdi diyeceksin ki bir tek sen mi normalsin?
Evet, bir tek ben normalim. Neyse ki mücadeleci bir ruhum var. Bu kasabadaki insanlara bir süper kahraman lazımsa o kesinlikle benim. Koca kasabada yanımda olan tek kişi, Tevfik Kılıkırkyarar. Gerçi o da çok normal değil ama olsun, o da insan.
Abbas Dayı Hadisesi
Abdülhamid
Abdülhamidin Akıl Oyunları
Sultan 2. Abdülhamid Han, cihanın son büyük imparatorudur ve asla sıradan veya yabana atılacak karakterde bir hükümdar değildir. O, duyan kulaklara nasihatler ve gören gözlere işaretler bırakmayı başarmıştır. Âlem-i İslam ve devleti için yaptıklarını biliyorum diyorsanız, yanılıyorsunuz... Çünkü bugüne kadar okuduklarınız ya da biliyorum dedikleriniz o buz dağının sadece görünen yüzüdür.
Hayal veya masal değil, sadece ve sadece gerçekleri öğreneceksiniz. Hiç kimsenin yazmadığı ve anlatmaya cesaret edemediği hakikatleri okumaya hazır olun! Sultanın yaptıklarını ve hizmetlerini okudukça hüzünleneceksiniz lakin onun gibi bir dâhinin gelecek nesiller için bıraktığı işaretleri takip ederseniz, neticede, yalanlarla değil, tarihin acılarla dolu o döneminin gerçekleriyle yüzleşeceksiniz...
Abim Benjamin
Aboubakar – Sahanın Yıldızları
2023 yılı güncel bilgileri ve istatistikleriyle!
Yüz binlerce Afrikalı çocukla aynı rüyaları görüyor aynı sahalarda kahraman olma hayalini kuruyordu.
Hayalini gerçekleştiren az sayıdaki çocuktan biri oldu. Kamerun’un son büyük golcüsünün Garoua’nın tozlu sokaklarından ulusal kahramanlığa ulaştığı hikâyesi bu…
Önce Fransa’ya oradan Portekiz’e yükselirken herkesi yeteneğiyle geleceğin yıldızı olacağına ikna etti. Kariyerindeki inişler, çıkışlar ve sakatlıklar onu yıldıramadı. Aksine her zorluğu aşarak kendine yeni hedefler belirledi; sakatlığının getirdiği dezavantajları sadece özel oyuncuların yapabileceği şekilde avantaja çevirdi.
Kariyeri boyunca attığı gollerle ülkesini gururlandıran Aboubakar, evi gibi gördüğü Beşiktaş’ta şimdi üçüncü şampiyonluğunu yaşamak istiyor. Ne de olsa o sahada olduğu zaman sadece oyunun akışı değil, olayların seyri de değişiyor. O sahadayken imkânsız diye bir şey kalmıyor, her şey mümkün oluyor!
Abumrabum
Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) “Bir oğlun olacak, adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16). İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır.
Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur. İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).
Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi…
Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.
Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin kaleminden nefes nefese bir polisiye...
Aç Hayalet
Aç Niyazi
Aç Tırtıl
1969 yılında ilk kez yayımlandığından beri pek çok ödül alan, tüm dünyada 62 dile çevrilen ve 46 milyondan fazla satan Aç Tırtıl, çocukların sevgilisi olmaya devam ediyor. Büyük boyutu, Eric Carle’ın capcanlı resimleri ve sade diliyle bu kitap özellikle okulöncesi çocuklarına eğlenceli okuma deneyimi yaşatarak kitap sevgisi kazandırmaya yardımcı oluyor...
Aç Tırtıl pazartesi günleri 1 elma, salıları 2 kocaman armut, çarşambaları 3 erik, perşembeleri 4 çilek, cumaları 5 portakal tadında...Cumartesileri ise birbirinden leziz 10 farklı yiyeceğe bedel. Pazarları mı? Pazarları güzel bir kitap okumanın tarif edilmez mutluluğudur Aç Tırtıl.
Acaba Benden Ne Olur ?
Acaba Kaç?
Acaba Nasıl?
Acaba Neden?
Suna Hanım’ın yaramaz kedisi çatıdaki serçeleri kovalarken dengesini kaybedip düşüverir. Suna Hanım fırladığı gibi kedisini kucaklayıp veterinere götürür. Tedavisi yapıldıktan sonra kediciğin hayatı ve görünüşü birazcık değişir. Üstelik evin diğer sakinleri ona tuhaf davranmaya başlamıştır.
Neden kediciğe böyle davranıyorlar dersiniz?
Acaba neden?
Acaip – Can Yayınları
Çünkü senin her şeyin bulaşıcıdır Güzin. Sen gülersen bakkal güler, taksici güler, elinde tavşan balonuyla yanından geçen çocuk güler, dilenci kadın güler, otobüsün camından yarı ölü yorgun yüzüyle dışarıyı izleyen dede güler, su güler, hava güler, kar güler, şehir güler, sokak güler. Sen üzüldün mü güneş bile çıkmaz. Yağmur yağar üç gün üst üste. Bulutlar bırakmaz güneşi kendini göstersin. Sen acıktın mı aşevlerinin önü, lokantaların kapısı, köftecilerin arabaları kuyruk olur. Sen şaşırırsan Güneş tutulur, Ay tutulur, gökte milyarlarca yıldır dönenen onca cismin aklı karışır. Sen seversen senin sevgin tüm dünyaya yeter. Tüm dünyadan aynaya tutulmuş ışık gibi sana geri döner.
Uzun yıllardır okumaya hasret kaldığımız türde sıcak bir aşk hikâyesi, dünyanın farklı coğrafyalarından gelmiş, birbirinden garip insanların esrarengiz hikâyeleriyle buluşuyor. Karanlık denizler, ürkütücü maceralar, mitolojik figürler, korkunç mahluklar… Hepsi birbirinden “acaip” bu hikâyeler, Ankara’nın en karanlık tarafında kalan karanlık olaylara karışıyor, içinde ne işler çevrildiğini anlayamadığımız bir çeviri bürosunda Samim ile Güzin’in sonsuz aşkına çevre oluyor.
Mahir Ünsal Eriş, serinin ilk kitabı Gaip’te araladığı sır perdesinin ardından Acaip’le ilerliyor.
Acayip Bir Bakan
Bayan Charlotte, arkadaşları Leo ve Marie’ye kavuşmak u¨zere yola koyulur. Tren istasyonunun bilet gişesine heyecanla koşarken kendi valizi yerine yanlışlıkla Başbakan’ınkini alınca planları tepetaklak olur. Çocukların eğitimiyle ilgili yeni politikasını açıklayacak olan Başbakan’ın valizi önemli belgelerle doludur.
Bayan Charlotte, kendisine bakanlıkta bir görev teklif edileceğinin hayaliyle, Başbakan’ı bulup valizini teslim etmek u¨zere harekete geçer.
Yol boyunca başından macera hiç eksik olmayan Bayan Charlotte, Başbakan’ın yerine sıra dışı bir konuşma yapınca hem medyanın hem de gizli servisin dikkatini çeker. Her yerde aranan Bayan Charlotte’un şu sıkıcı yeni eğitim politikasıyla ilgili de yorumları olacaktır.
“Yeni Öğretmen” ve “Gizemli Ku¨tu¨phaneci”yle çok sevilen Bayan Charlotte’un Maceraları dizisi hız kesmeden devam ediyor!
Acayip Bir Deniz Yolculuğu
Acayip Bir Hediye
Aceleci Ayıcık Babu – Asla Geç Değil
Ayı Babu, çok meşguldür. O kadar meşguldür ki ne arkadaşlarına selam verecek ne birine çarptığında özür dileyecek ne de kendi kendi kalbinin sesini dinleyecek vakti yoktur. Ta ki çok kıymet verdiği saatini kaybedene dek... Saatini bulmak için arkadaşlarından yardım isteyen Babu'nun öğrenmesi gerekenler vardır. Arkadaşları, Ayı Babu’ya arkadaşlığın hayata kattığı güzellikleri hatırlatır.
Aceleci Ayıcık Babu, zaman kavramına başka bir gözle bakabilmeyi, sevdiklerimize zaman ayırabilmeyi ve kalbimizin sesini dinlemeyi lirik bir dille anlatıyor.
Aceleci Tırtıl
Acemi Korsan – Elma Çocuk
Kulağının arkasında gizlenen bir çocukla muzip işler peşinde olduğundan şüphelendiğimiz tatlı öğretmen Nehir Yarar, çocuk olmanın mutlu ve hüzünlü yanlarını, yetişkinlerin büyük beklentilerle hazırladığı ancak midemize oturan, başarı soslu çocuk menülerini eğlenceli bir sunumla önümüze getiriyor. Vedat ve arkadaşlarının sıcacık, eğlenceli hikâyeleri, hayallerine sıkı sıkı sarılanlara özel ikramımızdır. Afiyet şeker olsun efendim.
Düşlerinin sandalında acemi bir korsan olmanın keyfi başkadır. Biraz açılalım mı, ne dersiniz?
Ada sakinleri yüzünü yaz mevsimine çevirmiş, gelecek renkli günlerin heyecanıyla hayatlarını sürdürmektedirler. Bu sakinliği seven Vedat, yıl içindeki tüm koşuşturmaların, anlamsız bulduğu yarışların bitecek olmasından mutludur. Nihayet her yıl öğrenciler arasında düzenlenen uzun koşunun finalleri yapılacak, yani karneler dağıtılacaktır. Böylelikle ilginç projelerini gerçekleştirmek için gerekli zamanı bulabilecektir Vedat, ezber bozmanın zamanı gelmiştir.
İzlediği bir filmin etkisinde kalarak korsan olmayı düşler önce. Ama yakıp yıkmak için değil keşfetmek için korsan olacaktır, engin mavilikler onu çağırmaktadır. Hemen en yakın dostu Net Fikret’e danışır, bütün iş Gönül ve Sarıkız’ı ikna edip sevecen bir sandal bulmaya kalmıştır. Başka projeleri de vardır elbette, kendi laboratuvarını açmak ya da adayı beton ellerden kurtarmak gibi. Ama o ve arkadaşları, adalıların haber kaynağı Naklen Nuriye teyzeyi hiç hesaba katmamışlardır…