Wendigo
₺150,00 Orijinal fiyat: ₺150,00.₺124,00Şu andaki fiyat: ₺124,00.
1 adet stokta
Wendigo
“Blackwood’un dehasının niteliğini tartışmaya mahal yok. Onun sıradan şeylerin garipliğinin altında yatanları yazıya dökerken sergilediği beceri, ciddiyet ve titiz sadakate kimse yaklaşamamıştır.” –H. P. Lovecraft
Tuhaf kurgu ve hayalet hikâyesi türlerinde çığır açan Algernon Blackwood, insanın duyguları ve mantığı arasındaki gerilimi kurcalayan, doğaüstü ile doğal olan arasındaki alacakaranlık coğrafyayı keşfe çıkan öncü bir yazar. Tıpkı Söğütler gibi başyapıtlarından biri olan ve 1910’da yayımlanan Wendigo ise yabanilik ile medeniliğin içli dışlı olduğu, adlandırılamayan dehşetlere gebe bir öykü.
Kanada’nın yabanıl arazilerinde geyik avına çıkan dört kişilik grup ikiye ayrılınca ilahiyat öğrencisi Simpson ile ona rehberlik eden Fransız asıllı Kanadalı Joseph Défago ıssızlığın ortasında, esrarengiz bir tabiatın içerisinde tekinsiz bir serüvene yelken açar. Ormanın kasvetli atmosferinde, önce berbat bir koku, sonra da kaynağı bilinmeyen izler ortaya çıkar. Korku, akıl ile mantığı sararken tabiatın yüreğinde gizlenen “bilinmeyen,” varlığını usul usul sezdirmeye başlayacaktır.
Yabanın çağrısı cevapsız kalmaz…
İlgili ürünler
Beni Seç
Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.
The Wall Street Journal
Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda.
Karin Slaughter
Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler.
Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır?
Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?
Korku Filmi
Korku Kulübü 15 – Korku Şatosu
Mezun Cinayetleri
İstanbul’un köklü liselerinden birinin aşure gününde, mezunlardan işadamı Murat Karaağaç lise binasının çatısından düşerek ölür. Şüpheli görünen vakayı araştırmaya başlayan Başkomiser Perihan Uygur’un soruşturması yukarıdan gelen emirle engellenir. Ancak bu mezun cinayetlerinin sadece ilkidir. Cinayetler devam edecek, Perihan Uygur ekibiyle birlikte ardında hiçbir iz bırakmayan katilin peşine düşecektir.
Tuna Kiremitçi ilk polisiye romanı Mezun Cinayetleri’nde yepyeni bir kadın başkahramanla tanıştırıyor okuru: Vahşi cinayetleri aklı, tecrübesi, sakinliğiyle çözen Başkomiser Perihan Uygur…
Ormandaki Sır
Onlar bir seri katili hapishaneye gönderdiklerinde on bir yaşındalardı. Kahramandılar… Ama yalancıydılar.
Chester kasabasında üç yakın arkadaş; Naomi, Olivia ve Cassidy yaz boyunca ormanda dolaşıp Tanrıça Oyunu adını verdikleri ritüellerin peşinden gider. Ama yaz, içlerinden biri saldırıya uğrayıp on yedi yerinden bıçaklanınca aniden sona erer. Mucizevi bir şekilde hayatta kalan Naomi, ona zarar veren adamı teşhis eder ve kızların tanıklıkları, altı kadını öldürmekle suçlanan Alan Michael Stahl’ı hapishaneye gönderir.
Seneler sonra Stahl hapishanede ölünce üç kız, Olivia’nın isteği üzerine tekrar kasabada bir araya gelir. Olay gününden beri kimseye söyleyemedikleri bir sırları vardır. Olivia, her şeyi anlatmak için harekete geçmek üzeredir ve ne kadar tehlikeli olursa olsun, Naomi de o gün ormanda tam olarak neler yaşandığını öğrenmeye kararlıdır.
Yirmi iki yıldır sakladıkları bu sır, bütün gerçekleri ortaya çıkarabilecek midir?
Psikiyatrist
Yıl 1935, Çekoslovakya. Yakın zamanda Carl Jung’dan psikiyatri eğitimi almış olan Dr. Viktor Kosárek, yeni görevine başlamak üzere Hrad Orlů Akıl Hastanesi’ne gelir. Tesis bir dağın tepesindeki, etrafı ormanlarla çevrili, Orta Çağ’dan kalma terk edilmiş bir şatodur.
Avrupa felaket bir savaşa hazırlanırken, öldürmeye meyilli altı akıl hastası –diğer adıyla Şeytan’ın Altılısı– bu şatoya kapatılmıştır. Kendi geliştirdiği yeni bir tekniği kullanan Dr. Viktor, hastaların ürkütücü sırlarını ortaya çıkarabilmek amacıyla onlarla seanslar düzenlemektedir.
‘Meşin Önlük’ adı verilen katilse, Prag’da kurbanlarını feci şekilde öldürmektedir. Yakalanma tehlikesinden her seferinde başarılı bir şekilde kurtulabilen katilin berbat ve kanlı cinayetleri sanki bizzat Şeytan tarafından işlenmiş gibidir. Belki de gerçekten öyledir…
Başkomiser Lukáš Smolák, Karındeşen Jack’i taklit edercesine cinayetler işleyen caniyi yakalayabilmek için Hrad Orlů Akıl Hastanesi’deki uzman doktorlardan yardım istemek zorunda kalır. Cinayetlerin, Kartal Şatosu’ndaki akıl hastalarıyla nasıl bir bağlantısı vardır? Bunu ancak Şeytan bilir, ortaya çıkarmaksa Viktor’un görevidir…
Doğu Avrupa folklorundan izler taşıyan ve Çekoslovakya sınırının hemen ötesindeki Nazi felaketinin gölgesinde kalan bu romanı okurken iliklerinize kadar ürperecek ve kitabı elinizden bırakmayacaksınız.
“Sizi daha ilk sayfasında içine çeken ve karanlık dünyasına sürükleyerek çılgınca eğlendiren bir hikâye.” (New York Times)
“Nefes kesici.” (Daily Mail)
Tarikat
Kaçırılan bir çocuk…
Ufak bir çocuk Stockholm’deki anaokulundan gündüz vakti kaçırılır. İz bırakmadan bir anda yok olur.
Zamana karşı bir yarış…
Dedektif Mina Dabiri yardım etmesi için yakın arkadaşı Vincent’ı çağırır. Ancak araştırmada ilerledikçe kaybolan başka çocuklar da ortaya çıkar. Zaman daraldıkça daha fazla çocuğun kaçırılacağı anlaşılır.
Sırlarla dolu bir dünya…
Mina ve Vincent kendilerini gizemli bir tarikatın pençesinde bulur. Her şey için çok geç olmadan onları durdurmayı başarabilecekler mi?
İsveç polisiyesinin kraliçesi Camilla Läckberg ve mentalist Henrik Fexeus, “Mina ve Vincent” serisinin ikinci kitabıyla karşınızda.
Ucubeler
Evrenin yasalarına karşı çıkabilir miyiz? İsyan edip kendimizi yeni baştan yaratabilir miyiz? Yoksa boşuna mı debeleniriz içimizdeki o gözden uzak bataklığın bulanık sularında?
"Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir." Ucubeler, 2012'de Zignata Geçidi adlı kitabı yayımlanan yetenekli yazar Nuray Türk'ün ilk öykü kitabı. Sonunda evini yakan sahtekâr bir besteci, torununun garip hastalığıyla mücadele ederken aklını yitiren yaşlı bir adam, intikam peşinde büyük bir dövüşçüye dönüşen dev bir kadın ve yeniden çocuk olmak isteğiyle garip deneyler yapan bir Progeria hastası…
Dört öyküden oluşan Ucubeler'de varolma biçimlerinden hoşnutsuz, dayatılan dünyayı kabullenmeyen, ona başkaldıran insanların çığlıklarını duyuyoruz.
Nuray Türk öykülerinde işte bu kendini yeniden yaratma çabasını yüceltiyor ve soruyor: Bunu gerçekten yapabilir miyiz? Başa sarabilir miyiz? Düzeltmeler yapabilir miyiz? Ucubeler'i okurken yazarın bunu başarmayı ne kadar arzuladığını, aslında hiç de umutsuz olmadığını hissediyoruz. Sanki ne kadar çok sorarsa, ne kadar çok ayak direrse, başarıya o kadar yaklaşacakmış gibi. Ve Nuray Türk okuru da bu dirençli kahramanların dünyasına sürüklemekte çok usta.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.