Toplu Oyunlar 1
₺265,00 Orijinal fiyat: ₺265,00.₺212,00Şu andaki fiyat: ₺212,00.
Kaldım yine kendi kendime. İlk baştaki gibi. Olsun ama artık trendeyim. Ne güzel karnım tok sırtım pek. Düzen içerisinde bir piyon olabildim sonunda. Amacım bu muydu? Ben söylenmemiş sözlere tercüman olacaktım. Akmayan göz yaşlarının akarsuyu olacaktım. Ne umdum ne buldum. Kendi sesim kendi ne nefesimdim halbuki. Şimdi düzenin bir parçası olmaktan başka çarem yok. Ne kadar acı. Makinist görevini yapıyor elçi de beni gözetliyor. Ben… Ben anca kendimle uğraşırım. Kendimi dinlerim. Bu tren durduğunda seneler geçmiş olacak ben ne olacağım peki? Zaten ben var mıydım? Hiç var oldum mu?
| Yayınevi | Kmd Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Kamil Samet Selçuk |
| Sayfa Sayısı | 86 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2024 |
| Boyut | “13, 0″, 5 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
18 adet stokta
Kmd Yayınları – Toplu Oyunlar 1
Kaldım yine kendi kendime. İlk baştaki gibi. Olsun ama artık trendeyim. Ne güzel karnım tok sırtım pek. Düzen içerisinde bir piyon olabildim sonunda. Amacım bu muydu? Ben söylenmemiş sözlere tercüman olacaktım. Akmayan göz yaşlarının akarsuyu olacaktım. Ne umdum ne buldum. Kendi sesim kendi ne nefesimdim halbuki. Şimdi düzenin bir parçası olmaktan başka çarem yok. Ne kadar acı. Makinist görevini yapıyor elçi de beni gözetliyor. Ben… Ben anca kendimle uğraşırım. Kendimi dinlerim. Bu tren durduğunda seneler geçmiş olacak ben ne olacağım peki? Zaten ben var mıydım? Hiç var oldum mu?
İlgili ürünler
Dört Oyun
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilk çevrilen 19. yüzyıl Rus romancıları arasında yer alır. Moskova, Petersburg ve Paris üniversitelerinde öğrenim gören Turgenyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. Zayıf iradeli Rus aydınlarını, serflerin yaşantısını, toprak sahibi soyluların aşklarını ve kendisini yakın hissetmediği radikal genç kuşağı tarafsız ve gerçekçi bir dille eserlerine aktarmıştır. İhtiyatsızlık beklenmedik bir ihaneti, Taşralı Kadın kadının fendini, Ana Yolda Konuşma insanı eğlendiren boş konuşmaları, Sorrento’da Bir Akşam kendi yolunu bulan aşkı sahneye taşır.
İpin Ucu
Macbeth – Hasan Ali Yücel Klasikleri 38
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren bu efsanevi yazar, büyük olasılıkla 1606 yılında yazdığı Macbeth’le "yükselme arzusu ve politik hırsın" kişiyi neye dönüştürebileceğini dünü, bugünü ve yarını kapsayacak bir derinlikle öngörmüştür. Sabahattin Eyüboğlu (1990-1973): Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biriydi. Tek başına ya da imece usulü yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'w kadar, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
Orestes – Hasan Ali Yücel Klasikleri 395
Euripides (MÖ y.484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu özelliği şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. Euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan veya modern ozanların ilki sayılabilir. Orestes MÖ 408 yılı civarında Atina’da sahnelenen son tragedyasıdır. Konusu Aiskhylos’un Eumenides oyununun konusuyla hemen hemen aynıdır. Ancak her şey daha gerçekçidir. İnsanüstü güçlerle donatılmış mükemmel kahramanların Euripides’in eserlerinde yeri yoktur. İdealleri savunma kararlılığı hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Kahramanlar arasındaki keskin zıtlaşmalar karakterlerini olduğu kadar dönemin ahlak değerlerini de gözler önüne serer.
Sersem Kocanın Kurnaz Karısı
“Haldun Taner’in en usta yapıtlarından biri olan Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Moliere’in birçok piyesini Türkçeye adapte etmiş devlet adamı Ahmet Vefik Paşa üzerinedir. Paşa, Bursa’da vali iken kendi başına bir tiyatro kurmuş, Türk ve Ermenilerden oluşan aktörlerini bizzat yönetmişti. Üç perde boyunca Moliere’in Georges Dandin’inden sahneleri üç ayrı üslup varyasyonu içinde izleriz. Bunun sonucu, bugünkü Türkiye’deki çeşitli oyun üsluplarının bir parodisidir. Taner’in tercih ve sevgisinin geleneksel Türk tuluat tiyatrosundan yana olduğu ustaca işleyişinin içinde sezilir.”
- Metin And
Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız. Görorum hepiniz gardroba koşmaya hazırlanorsunuz. Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuş’la Virjinya’nın bir diyalogu eski kostümlerin birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler. Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz, fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perde.
Sivri Zeka (Eğlenceli Görsel Zeka Soruları)
Üç Kız Kardeş
Çehov’dan, bir taşra kasabasında boğulup giden, kısır hayallerine, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek düşlerine yenik düşen insanların içler acısı ilişkileri..
“İki yüz yıllık bir geçmişi var şehrimizin, bugün yüz bin kişi yaşıyor ama tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yaşayanların hepsi diğerinin bir benzeri… Aralarında kendini yüce bir ülkeye adamış tek bir insan bile yok! Hani şöyle biraz olsun dikkatleri üzerinde toplayacak, azıcık da olsa yetenekli ne bir sanatçısı var ne de bir bilim insanı… Koskoca kentte imrenilecek, gıpta edilecek tek bir insan bile olmaz mı? Anca yerler içerler, uyurlar, derken ölür giderler… Ardından yenileri doğar, onlar da yer, içer ve uyurlar; sıkıntıdan patlamamak içinse yaşamlarını o lanet olası iğrenç dedikodularla, votkayla, kumarla, birbirlerini mahkemeye vermekle renklendirmeye çalışırlar…”
Vatan Yahut Silistre – Bilge Kültür Sanat
Oynandığı zaman halkı coşturan ve yazarının sürgüne gönderilmesine yol açan Vatan yahut Silistre Namık Kemal sahnelendiğini gördüğü ilk ve tek eseridir. Eserin asıl değeri vatan konusunu işlemiş olmasındadır. Türk edebiyatında vatan sevgisi ve fikri en güzel şekilde ilk defa bu eserde ele alınmıştır. Türk tiyatrosunun ilerlemesinde önemli bir yere sahip olan eserin öğrenciler tarafından sahneye konması insanımızın vatan kavramı üzerinde yeniden düşünmelerini sağlayacaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.