Şiirinizin Tadına Geç Vardım
₺360,00 Orijinal fiyat: ₺360,00.₺295,00Şu andaki fiyat: ₺295,00.
3 adet stokta
Şiirinizin Tadına Geç Vardım
Behçet Necatigil’in mektup kitapları dizisi “Şiirinizin Tadına Geç Vardım” ile sürüyor. Edebiyat ve sanat dünyasından onlarca ismin yer aldığı derleme 1940’lı yıllardan itibaren Necatigil’e yazılmış mektupları kapsıyor. Mektuplar Necatigil’in dostluklarının, kendinden önceki ve sonraki kuşaklarla ilişkilerinin yanı sıra dönemin edebiyatçılarının birbirleriyle fikir alışverişlerini, çalışma düzenlerini ve alışkanlıklarını da sergiliyor.
Necatigil’den Erdal Öz’e: “Bir de sanatla uğraşanların dostluğu vardır ki, bunun için yan yana gelmeler gerekmez çok kere. Yazılardan, eserlerden yayılan bir hava çeker birini ötekine, uzaklarda da olunsa. Bizimkisi böyle bir dostluktur. Asıl sağlam dostluklar da mesafeler ötesinde çalışmaları izlemekten, takdir ve bağlılıkları güçlendirmekten doğanlar olsa gerek.”
Oktay Rifat’tan Necatigil’e: “Bugünlerde ben de seni düşünüyordum. Bunaltıcı bir şiir havası içindeyim. Yazıyorum, bozuyorum, bugün beğendiğimi yarın beğenmiyorum. Yaşamın şiir kesilmesi iyi de şiirden öteye geçmemesi bunaltıcı.”
İlhan Berk’ten Necatigil’e: “Ey eski toprağı şiirimizin, günlerimin epeycesini boşa çıkardın, anlatımdan hep kaçıyorsun, hâlâ kıvıramadım seni yazmayı.”
Gülten Akın’dan Necatigil’e: “Son günlerde çalıştığım yerdeki bazı zorunlu ilgilerden duyduğum korku, tiksinme yalnız başıma altından kalkabileceğim ağırlığı aşmıştı. Size sığındım.”
İlgili ürünler
112 Öğretmenliğime Notlar
Öğretmenlik; her günü bir diğerinden farklı, tekrarı olmayan muhteşem bir meslek ve uzun bir öykü. Öğretmenliğe yeni başlayanlar için yaşanmışlıklardan, örnek olaylardan yola çıkarak “akılda bulunsun” diyerek yazıyorum.
Belli mi olur belki bir yerlerde, benzer şeyler yaşanır ve ön öğrenmeler işe yarar. Bu yolculuğun paylaştıkça güzelleşeceğine inananlardanız ve bizimki bu uzun öykünün giriş bölümünün dipnotları olsun.
Öğretmenliğin “öğretmek ve öğrenmek” olduğunu söyleyen Müjdat Ataman, 112 Öğretmenliğime Notlar adlı kitabında deneyimlerinden gelen önerilerini paylaşıyor bizlerle.
Ve Elma Yayınevi,
Duygulara kapattık gözümüzü, kuru bilgilerle doldurup genç beyinleri, kendi yarattığımız sınavlarda geri istiyoruz gereksiz öğretilerimizi, diyerekaçık yüreklilikle özeleştiri yapabilen bir öğretmenin okumaya doyamayacağınız kitabıyla buluşturuyor okuyucusunu.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu Modern Klasikler 22
Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920’li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Bir Ruh Macerası
“‘İslam bizi geri bıraktı, Batı karşısındaki yenilgilerimizin sebebi İslam’dır!’ hükmü; giderek bir inanç, bir yaşama biçimi halini aldı. Bunu da modernlik kisvesi altında hınç ve taassupla dolu telkinler halinde yaydılar, bu tür ideolojilere ve akımlara neredeyse meşruiyet kazandırıldı.
Bu yanılgıların ortasında doğdum ve yetiştim. Gerçeğin ise tam tersi olduğunu pek çok bedel ödeyerek idrak ettim. Hayatımın ilk yarısı bir korku filmi gibi geçti. Varoluşuna sahih neden bulamayan insan, bilsin yahut bilmesin, korku, endişe ve vehim içindedir. Ben bu marazî hâli, bir imtihandan geçiyor gibi ve en ağır derecelerde yaşadım. Şimdi şu eski koltuklarda oturuyorum ve gücüm yettiğince tefekkür ediyorum. Herkes geleceğe doğru hayal kurar, bense geçmişe doğru hayal kuruyorum. Bir bahçeye yolculuk yapıyorum. Manolyalar, frenk üzümleri, yıldız çiçekleri, çimenler; tam bir cennet bahçesi… Bir zamanlar, yani çocukluğumda öyle bir bahçenin ortasındaydım ama o günlerde o nimetin şükrünü eda edebilme hassasiyetine sahip değildim. Şimdiki halimle, aklım ve gönlümle o güzel bahçeye dönüyorum. Çimenlerin üzerine seccademi serip şükür namazı kılıyorum. Bu, benim geçmişe doğru yolculuğum; geçmişe dönük hayalim…”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.