Müfettiş
₺135,00 Orijinal fiyat: ₺135,00.₺112,00Şu andaki fiyat: ₺112,00.
3 adet stokta
Müfettiş
Gogol’ün, dönemin yozlaşan bürokrasisine serzenişte bulunan Puşkin’in sözlerinden esinlenerek yazdığı, resmî kurumların çatıları altında gayriresmi durumların yaşandığı bir güldürü Müfettiş.
Çarın ıslahat planları gereği teftişler artırılınca adeta birer tanrıya dönüşen müfettişler, bürokrasinin kaderini belirlemeye başlar. Kimi fırsatçıların bu durumu fark etmesiyle, gerçek bir müfettiş olmak ya da yalnızca müfettişe benzemek arasında bir fark kalmaz. Kentteki iyi giyimli, zengin bir toprak ağasının kumarbaz oğlunu müfettiş sanan kaymakam, posta müdürü, memurlar ve kent sakinleri, teftiş etmekle uzaktan yakından alakası olmayan bu adama ikramlar, hediyeler yağdırmaya başlar. Sözde müfettişe de durumun keyfini sürmek kalır…
Çarlık Rusya’sını sarsan Müfettiş, Gogol’ün kariyeri için kısa vadede bir tehdit, uzun vadede bir başyapıt haline geldi.
İlgili ürünler
Dört Oyun
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilk çevrilen 19. yüzyıl Rus romancıları arasında yer alır. Moskova, Petersburg ve Paris üniversitelerinde öğrenim gören Turgenyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. Zayıf iradeli Rus aydınlarını, serflerin yaşantısını, toprak sahibi soyluların aşklarını ve kendisini yakın hissetmediği radikal genç kuşağı tarafsız ve gerçekçi bir dille eserlerine aktarmıştır. İhtiyatsızlık beklenmedik bir ihaneti, Taşralı Kadın kadının fendini, Ana Yolda Konuşma insanı eğlendiren boş konuşmaları, Sorrento’da Bir Akşam kendi yolunu bulan aşkı sahneye taşır.
Fazilet Eczanesi
Haldun Taner’in, “Eczanenin Akşam Müşterileri” (1952) adlı öyküsünden yola çıkarak yazdığı Fazilet Eczanesi, çok katmanlı sosyo-kültürel özellikleriyle, dik başlı ama insancıl Saadettin Bey ve çevresindeki renkli kişileriyle tiyatromuzun klasiklerinden.
Haldun Taner: “Eczane bir bakıma sade bir ilaç laboratuvarı değil, bir insan laboratuvarıdır da. Oraya iki ayaklı ne konular gelir gider. Eczane bir mikrokozmostur. Bir yaşam dilimi yansıtmak istemiştim bu oyunda. Bizim insancıklarımızla örülü bir yaşam kesiti. Onların bütün kusur ve meziyetleri ile, doğru yanlış bütün koşullanmaları ile, sevinçleri, dertleri, sevgileri, kinleri, şakaları, tutkuları, duygusallıkları ve kalender felsefeleri ile... Sahneye, daha doğrusu eczaneye girip çıkan yirmi yedi insan göreceksiniz.”
Ayşegül Yüksel: “Fazilet Eczanesi, 1950’ler Türkiyesi’nde yaşanan toplumsal ve ekonomik geçiş döneminin içerdiği eski ve yeni değer dizgelerini yan yana ve tüm çelişkileri içinde verir... Saadettin’in eczanesiyle simgelenen ‘eski düzen’in kaçınılmaz yıkılışı da oyunun dokusuna aşama aşama sindirilmiştir.”
Figaro’nun Düğünü Veya Çılgın Gün – Hasan Ali Yücel Klasikleri 359
Kısasa Kısas
Toplu Oyunlar 1
Kaldım yine kendi kendime. İlk baştaki gibi. Olsun ama artık trendeyim. Ne güzel karnım tok sırtım pek. Düzen içerisinde bir piyon olabildim sonunda. Amacım bu muydu? Ben söylenmemiş sözlere tercüman olacaktım. Akmayan göz yaşlarının akarsuyu olacaktım. Ne umdum ne buldum. Kendi sesim kendi ne nefesimdim halbuki. Şimdi düzenin bir parçası olmaktan başka çarem yok. Ne kadar acı. Makinist görevini yapıyor elçi de beni gözetliyor. Ben… Ben anca kendimle uğraşırım. Kendimi dinlerim. Bu tren durduğunda seneler geçmiş olacak ben ne olacağım peki? Zaten ben var mıydım? Hiç var oldum mu?
Üç Kız Kardeş
Çehov’dan, bir taşra kasabasında boğulup giden, kısır hayallerine, hiçbir zaman gerçekleşmeyecek düşlerine yenik düşen insanların içler acısı ilişkileri..
“İki yüz yıllık bir geçmişi var şehrimizin, bugün yüz bin kişi yaşıyor ama tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yaşayanların hepsi diğerinin bir benzeri… Aralarında kendini yüce bir ülkeye adamış tek bir insan bile yok! Hani şöyle biraz olsun dikkatleri üzerinde toplayacak, azıcık da olsa yetenekli ne bir sanatçısı var ne de bir bilim insanı… Koskoca kentte imrenilecek, gıpta edilecek tek bir insan bile olmaz mı? Anca yerler içerler, uyurlar, derken ölür giderler… Ardından yenileri doğar, onlar da yer, içer ve uyurlar; sıkıntıdan patlamamak içinse yaşamlarını o lanet olası iğrenç dedikodularla, votkayla, kumarla, birbirlerini mahkemeye vermekle renklendirmeye çalışırlar…”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.