Lanetin Tarihi
₺229,00 Orijinal fiyat: ₺229,00.₺185,00Şu andaki fiyat: ₺185,00.
| Yayınevi | İndigo Kitap |
|---|---|
| Yazar | Sena Nur Işık |
| Sayfa Sayısı | 96 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
İndigo Kitap – Lanetin Tarihi
İlgili ürünler
6-7 Eylül 1955 Olayları – Yakın Dönem Türkiye Tarihinin Sis Perdesi
Abdülhamid
Hiçbir Osmanlı padişahının kişiliği ve saltanat dönemi, II. Abdülhamid'inki kadar yoğun ve birbirine taban tabana aykırı yorumlara konu olmadı. Pek yakın bir dönemde yaşamış ve çağının belgeleri ortadan kalkmamış bulunduğuna göre, bu, şaşılacak bir şeydir. Böyle bir "muarnma"nın oluşmasına yol açanlar da, hiç kuşkusuz, onun yakın ve uzak çevresindeki kimselerle kendisinden sonraki dönemin tarihi kişisel, öznel (subjektif) görüş açısıyla değerlendiren yazar ve siyasetçileridir.
Şöyle bir genelleme yapılabilir: Abdülhamid'in birtakım güncel hesaplaşmalar dolayısıyla bir simge gibi kullanılmış olması yüzünden, "vasat" bilgiyle yetinenler şu ya da bu görüşe inanmak durumunda kalmışlar, gerçeği öğrenmek isteyenler ise yeterli kaynaklar bulamamışlardır. Daha derinlemesine bakarsak, söz konusu değerlendirmelerin arka planında yakın geçmişten bu yana süregelmiş önemli bir siyasal ve düşünsel çatışmanın izlerine rastlarız. Bu, gelenekçilerle ilerlemeciler arasındaki çatışmadır. Başlangıçları çok daha önceye giden, ancak Abdülhamid döneminde belirginleşen, İkinci Meşrutiyet sonrasında yapılanıp bugünlere gelen bu çatışma, düşünsel planda İslamcılık ve Batıcılık akımları olarak biçimlenmiştir. İslamcılık akımının temsilcileri, Abdülhamid'in gerçek anlamda "Panislamizm siyaseti" izlediğini sandıkları ve yanlış buldukları her şeyde onun tahttan uzaklaşmasını sağlayan İttihatçıların parmağı olduğuna, Cumhuriyet döneminde de ittihatçı çizginin sürdürüldüğüne inandıkları için, Abdülhamid'i yüceltme yoluna gitmişlerdir. Batıcılık akımını savunan birçok kişinin de, ötekiler gibi, Abdülhamid'i "Panıslamist" olarak gördükleri ve onun Batıyla ilişkilerini bilmedikleri açıktır.
Günümüzde, "Hangi Abdülhamid?" sorusunu ortaya atmanın, onu şu ya da bu prizmadan görmenin, yanlış bilgi sahibi olmak ve tarihi yanlış değerlendirmek gibi sakıncaları bir yana, hiç yararı yoktur, Dolayısıyla, Osmanlı tarihinin oldukça uzun bir sürecinde tahtta kalmış ve üstelik imparatorluğu kendisini eksen alarak yönetmek için elinden gelen çabayı harcamış olan Abdülhamid, artık nesnel tarihin prizmasından geçirilerek incelenmeli, değerlendirilmelidir.
Başkomutan Emsalsiz Lider
Başkomutan kitabı, Türk milletinin varoluş mücadelesini Mustafa Kemal’in askeri kariyerini izleyerek anlatıyor. Onun hangi kritik dönemde, hangi hayati kararı, nelere dayanarak aldığını ve bunların sonuçlarını tartışıyor.
Sadece siyasi durum ve güç ilişkileri açısından değil, arazi bilgisi ve insan psikolojisi açısından da Mustafa Kemal’in tercih ve aksiyonlarını analiz ediyor.
Ahmet Yavuz bizi hem arazide hem arşivlerde bir zaman yolculuğuna çıkarıyor ama ayaklarımızı bugüne bastırarak… Mustafa Kemal’in izinde bugünü daha iyi anlamak, onu geleceğe taşımak için.
Kuşçubaşı Eşref (Benjamin Fortna)
Trablusgarp fedaisi, Batı Trakya savaşçısı, efsanevi Teşkilat-ı Mahsusa subayı, 150’lik…
Osmanlı’nın son dönemine damgasını vuran Kuşçubaşı Eşref, bugün hâlâ tartışılan bir karakter; kimilerinin görmezden geldiği, kimilerininse mitik hale getirdiği, tarihsel gerçeklik ile popüler hayal gücünün sınırları arasında flulaşan efsanevi bir figür. Dünyaca ünlü tarihçi Profesör Benjamin C. Fortna’nın, Kuşçubaşı’nın kendi eliyle kaleme aldığı hatıralar ve sandukasından çıkan şahsi belgelerden üzerinden yaptığı bu birinci sınıf çalışma, Kuşçubaşı hakkında bugüne kadar yazılan en detaylı ve güvenilir biyografi olma özelliğini taşıyor. Fortna, çalışmasını bireye merkezleyerek, devlet ve toplum arasındaki katı sınırları sorgulamaya ve çok daha incelikli bir tarihsel gerçekliğe varmaya kapı aralıyor.
“Sadakat, hıyanet, milliyet ve vatanperverlik gibi heybetli ve telaffuzu hoş kavramlar tekil insanların hayatlarına giydirilerek izah edilmeye çalışıldığında kağşarlar, keskinliklerini kaybederler. Eşref Bey kolayca kullanılan soyut kavramları sigaya çekmemizi sağlayan somut bir hayat yaşamıştır. İlaveten, yaşadığı zamanın dünyasını dostlarla ve düşmanlarla paylaşmıştır. Her insan bir ilişkiler ağının parçası, o halde her biyografide yan rollerde başka ilginç karakterler de boy göstermelidir. Nitekim Kuşçubaşı Eşref Bey biyografisinde kendisinden başka Mustafa Kemal, Enver, Cemal ve Hurşid paşaların, Süleyman Askerî ve Yakup Cemil’in, Çerkes Ethem’in, Ahmed’in, Reşid’in, Selim Sami’nin hikâyelerinin bazı cepheleri de saklıdır.”
Abdulhamit Kırmızı
“Ziyadesiyle mühim ve orijinal bir çalışma. Osmanlı İmparatorluğu’nun çetin ve travmatik geçen son on yılına emsalsiz bir iç bakış sunuyor.”
Erik-Jan Zürcher
Selçuklular Osmanlılar Ve İslam
Müslüman Türk devlet ve toplum geleneğinde değişik boyutlarıyla İslam’ın yeri ve işlevi konusu, belki ilk bakışta Kristof Kolomb’un yumurtası gibi basit görünebilir. Ama temelde bu, Türk devletlerinin iç ve dış politikalarını, toplumlarının yapısını doğru ve gerçekçi olarak anlamamız ve analiz etmemiz konusunda önemli ve karmaşık rolü olan bir problemdir. Bu itibarla yüzyıllara yayılan uzun soluklu bir tarih sorunsalı olarak zihniyet, kullanılan araçlar, uygulanan yöntemler ve elde edilen sonuçlar olarak ciddi bir şekilde tartışılmayı hak ediyor.
Teşkilat’ın İki Silahşoru
Biri Meşrutiyet’in Silahşoru Dede Yakup Cemil
Diğeri Cumhuriyet’in Silahşoru Torun ‘’Yakup Cemil’’
“Soner Bey beni arıyormuşsunuz?”
Tanışmamız telefonda bu cümleyle başladı.
Tarih: 16 Haziran 1999.
“Tetiği çekene biz ‘Teğ-Men’ ya da ‘Çiftçi’ derdik. Bu şifreler
bize Teşkilatı Mahsusa’dan mirastı. Nasıl mı?
İki kompartıman çalıştık; 1-2-3 ve 4-5-6.
Ben 4’üm. Liege-Brüksel ve Rotterdam-Abnham hattı bizimdi.
Neler mi yaptık?
Operasyondan sonra ellerimizi kolonyalı mendillerle sildik...
Bunun eğitimini İzmir yakınlarında Amerikalılardan kalma bir
yerde aldım...”
İttihat ve Terakki’nin silahşoru Yakup Cemil’in kardeşi
Mehmed Hüsnü’nün torunuydu.
Sistemler, rejimler değişti; Teşkilat hep aynı kaldı.
Teşkilat’ın İki Silahşoru’nun 1903 yılında Pangaltı’da
başlayan 80 yıllık yazılmamış hikâyesi...
Türk Siyasi Tarihi
'- Teşkilât
- Medreseler
- Lâle Devri
- Patronahalil İsyanı
- III. Mustafa Dönemi
- III. Selim Dönemi
- Kabakçı İsyanı
- Vak'ayı Hayriye
- Cezayir'in Elden Çıkışı
- Tanzimat ve Sonrası
- Ayastefanos Antlaşması
- II. Meşrutiyet
- İttihatçılar
- 31 Mart Vakası
- Balkan Harbi
- 1. Dünya Harbi
- Mondros Mütarekesi
- Kürdistan İdeâli ve Şeyh Sait
Ya İstiklal Ya Ölüm
O gün İstanbul işgal altında. Kirli çizmeler dolaşıyor caddelerinde. Güneş bu karanlığın içine doğmak istemiyor. Güneşin her zamanki gibi doğması için Fenerbahçeliler, Kurbağalıdere kenarında kulüp binasının önündeki iskeleye yanaşan motorlarla Anadolu’ya silah kaçırıyorlar. Hem bu yüzden hem de işgal kuvvetlerinin takımlarını peş peşe yendikleri için özel bir nefret var üzerlerinde. Sahada cezalandırmak istenen Fenerbahçe, üstün başarılı sportif mücadele sonucunda alınan Harington Kupasıyla, taraflı tarafsız herkesin gönlünde taht kurmuş, Türk istiklalinin ateşleyicilerinden olmuştur.
Bu başarıyı ve gururu anlatan Ya İstiklal Ya Ölüm halkımıza, bu sporcularımızın ve askerlerimizin aziz anısına bir armağan.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.