Kahramanlar ve Mezarları
₺600,00 Orijinal fiyat: ₺600,00.₺495,00Şu andaki fiyat: ₺495,00.
1 adet stokta
Kahramanlar ve Mezarları
Sábato insanlık kadar eski, insanlar yaşadıkça var olacak ruh hallerini Tünel kitabının ardından irdelemeye devam ediyor. Kahramanlar ve Mezarlar’da, hem kendi karakterinin hem de ülkesinin geçmişindeki hayaletlerin peşine düşüyor. Bu romanın konusu hakkında kısaca bir şeyler söylemeye çalışmak kitaba haksızlık etmek olur. Güç ve kederin, aşk ve kuşkunun, ensest ve cinayetin karanlık labirentlerinde gezinen roman, daima kapının eşiğinde bekleyen tehlikenin varlığıyla geçmişi anımsatıyor; geri dönüşlerle kehanetleri birbirine harmanlayarak bizi Ernesto Sábato’nun felsefi ve edebi evrenindeki ikinci yolculuğumuza çıkarıyor: Sınırlar yok oluyor, okur bulanan, eriyen ve yeniden biçimlenen zamanın içinde Arjantin’in ve tüm insanlığın varoluş nedenlerinin temel sorunlarında dolaşıyor; “vatan nedir, aile nedir, aşk nedir, yuva neresidir” sorularına yanıt arıyor.
Kitabın “Körler Üzerine Soruşturma” başlıklı bölümü ise “roman içinde roman” biçiminde bir kurguya sahip. Kaderiyle baş başa kalmış, bireysel özgürlükten yoksun, politik baskı altında zor nefes alan bireyi kurtarmak için umutsuz bir panzehir arayışının ürkütücü hikâyesi çıkıyor karşımıza. Karmaşık kurgusu, varoluşçu sorgulamaları, kara mizahla örülmüş dokusu, derin psikolojik ve mitolojik imgeleriyle, “Körler Üzerine Soruşturma”, elinizdeki kitabı görkemli bir başyapıta dönüştürüyor. Latin Amerika edebiyatının en etkileyici yapıtlarından biri olarak kabul edilen Kahramanlar ve Mezarlar’la Sábato edebiyat severlere; Hesse, Dostoyevski, Borges okurlarına “hodri meydan” diyor… Geceleri rahat uyuyamayanlar; kurumlara, kimliklere, yüce ülkülere, ilkelere inanmayanlar; sahte hayatlar yaşamak istemeyenler; isyankârlar ve kendi özbenliğini sorgulayanlar için…
İlgili ürünler
Defterler
“22 Kasım 2007 gecesi, sabahın dördünde ‘öldüm’ ve yalnızca dokuz saat sonra 'yeniden dirildim.' Tam bir organik çöküş, beden fonksiyonlarında beni hayatın son eşiğine, o vedalar için çok geç olan yere götüren bir duruş. Hiçbir şey hatırlamıyorum. Pilar oradaydı, yengem Maria da oradaydı, ikisi de, devinimsiz, tüm güçlerin terk ettiği ve ruhu çekilip gitmiş gibi görünen, yaşıyor olmaktan çok çare bulunamaz bir kadavraya dönmüş bir bedenin önünde. O saatlerin nasıl olduğunu bugün bana anlatanlar onlar. Ana, torunum, sonraki günün akşamı geldi. Baba ve büyükbaba, hala kendi solumasının rüzgarıyla tükenmekle tehdit eden bir mumun alevi gibi solgundu. Sonra bedenimin kitaplarla, şöyle söyleyelim, başka çiçeklerle çevrili halde kütüphaneye konulacağını anladım. Kaçtım. Yavaş, çok yavaş bir kendine geliş yılı, doktorların söyledikleri gibi, bana sağlığımı, enerjimi, düşünce çevikliğini geri verdi, bana aynı zamanda evrensel bir çare olan işi de geri verdi. Ölüme değil, yaşama doğru kendi ‘Fil Yolculuğumu’ yaptım, ve buradayım. Emrinize amade.”
“Saramago’nun Defterler’i hüzünlü bir kitap değil [...] öfkeli bir kitap değil, sadece, bir veda."
-Pilar del Rio (eşi)
Huzursuzluğun Kitabı
Fernando Pessoa, 1935’te öldüğünde, sandığında bıraktığı yapıtlarının sayısını kimse tahmin edemezdi. Onun elinden çıkmış şiirlerin, yazıların altında genellikle başka imzalar vardı. Ama bunlar yalnızca birer takma ad değil, öyküsü, geçmişi, yazgısı, dünya görüşü olan farklı kişiliklerdi. Pessoa’nın ölümünden sonra elyazmaları derlenmeye başladığında, bitmemiş yapıtlar da bulundu içlerinde. Bernardo Soares imzalı Huzursuzluğun Kitabı da bunlardan biriydi. Tarihten, mitolojiden, edebiyattan, ruhbilimden haberdar bir 20. yüzyıl insanının gerçekliği yadsıyışının, kendini hayallere hapsedişinin güncesiydi bu. Gündüzleri bir kumaş mağazasında çalışan, geceleri yağmurun sesinde, ayak seslerinde yalnızlığını duyumsayan bir Lizbonluydu Bernardo Soares ya da Fernando Pessoa. Bugün Portekiz edebiyatının en önemli yapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı’ndaki her metin, kırık bir aynanın, gerçekliğin bir yanını yansıtan ve sonsuzca çoğaltan bir parçası.
Mahşerin Dört Atlısı – Hasan Ali Yücel Klasikleri 99
Vicente Blasco Ibañez (1867-1928): Hukuk eğitimi alan İspanyol yazar, edebiyatla olduğu kadar siyasetle de aktif olarak ilgilendi. 1891'de El Pueblo adlı cumhuriyetçi dergiyi kurdu. 1901'de parlamentoya girdi. 1908'de Arjantin'de tarım kolonileri kurmaya çalıştı, başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimin ardından tekrar Avrupa'ya döndü. İlk dönem eserleri canlı tasvirler ve yoğun bir gerçeklik duygusuyla örülüdür. Toplumsal konuları ele alan eserleri ideolojik ağırlıkları nedeniyle eleştirilirken, son romanları derin duygusal izler taşır. 1916'da yayımlanan Mahşerin Dört Atlısı Ibañez'e dünya çapında ün kazandırdı. Birinci Dünya Savaşı'nda Fransa cephesini konu alan eser iki kez sinemaya da aktarıldı. Neyyire Gül Işık: Floransa Üniversitesi Edebiyat ve Felsefe Fakültesi'nde öğrenim gördü. İstanbul Üniversitesi Fransız ve Roman Dilleri ve Edebiyatı bölümünde çalıştı. 1986'da İspanyol Dili ve Edebiyatı anabilim dalına atandı. Italo Svevo, Italo Calvino, Leonardo Sciascia, V. Blasco Ibañez, Juan Goytisolo, Ortega y Gasset, Antonio M. Molina'dan deneme, roman ve öyküler çevirdi. Madrid'te Complutense Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri veriyor.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.