Kutlu Bir Aşk
₺200,00 Orijinal fiyat: ₺200,00.₺160,00Şu andaki fiyat: ₺160,00.
| Yayınevi | Nesil |
|---|---|
| Yazar | Halit Ertuğrul |
| Sayfa Sayısı | 152 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “14, 00 X 20, 00″ |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Nesil – Kutlu Bir Aşk
İlgili ürünler
Bülbülün Kırk Şarkısı Hz. Muhammed İçin
Gönüllere şifa bir hayat hikayesi: Hazret-i Muhammed…
Selamlar ki, şeker dudaklıların vuslatı gibi içtendir, elbette onadır. Hasretler ki, aşıkların avazı kadar yanıktır, elbette onadır. Övgüler ki, özlem sözlerince füzun ve arzular ki sevgililerin saçları misali uzun, ona, hep ona, hep onadır. O ki güldür, o ki sevgilidir, bütün mecburiyetler onadır.
Çölde alevlerle küfürler kavururken insanlığı ve bir gün ortasında kızıl kayalara çarparken vahşetlerin tutuşturduğu dalga dalga nefesler, bir melek adını andı onun. Sözcükler henüz yetim, sevgiler hançer sokumlarına mahkumdu. Goncalardan kan damlıyordu gülistanlara ve çırçır böceklerinin rüya aralığında cinayetler işleniyor; babalar kızlarını toprağa diri diri gömüyordu. Cinnet karargahına dönen yüreklerde hep aynı boşluk vardı ve masum kelebekler çarmıha geriliyordu, yalnızca masum oldukları için...
Zaman öyle bir zaman, mekan öyle bir mekandı… Ebabiller kara yere kararken Ebrehe’nin fillerini, gonca ana rahminde yetim kalıverdi. Kabe’nin duvarını bir kırlangıç kucaklamıştı oysa, çığlık çığlığa… Ardından bir şair kollarını açıp haykırmıştı: “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!.. Yaklaşıyor yaklaş…”
Avizesi cevza, ışığı dolunay idi gecenin... Yaklaşmakta olan, bir gül olup açtı ve yeminler edildi ömrüne. Gül açınca taşırdı insanlığın sevinç ırmaklarını ve dünya ilk kez dünya olduğunu hissetti. Bir bülbül gülün aşkına yanmış, yanmaktan kana boyanmıştı. Anlatıyordu: Zaman o gül gibi gül görmedi zaman olalı Gülün güzelliği dillerde dasitan olalı Peygamber Efendimizin hayat hikayesi… İskender Pala’nın güçlü kaleminden…
Hacı Bektaş
Kerbela Hz Hüseyin
Zulüm gücü elinde bulunduranın yaratılanlara haksızlık etme hakkını kendinde görmesidir. Alnı secdeye değip de yüreği adalete değmeyenlere inat, dilinden zikir düşmeyip de eliyle saltanat kuranlara rağmen Muhammedî duruş gösterip mazlumların sesi, güvenci olmanın yiğitlik meydanıdır Kerbela.
Bugün Kerbela’yı doğru okuyamadığımız meseleyi bir halifelik ısrarı diye anladığımız için imanımız kısır kalmıştır. Hz. Muhammed’i (sav), Ali’nin (kv) yolunu ve Hüseyin’in (ra) direnişini derinden anlayamadığımızdandır ki…
Allah’a kullukta “sloganca bir aşkımız” var ama “şuurumuz” yok. Tüm yaratılanlara muhabbetimiz var ama samimiyetimiz kalmamıştır.
İki türlü kıyam vardır: İbadetin ve imanın kıyamı. Namazda Allah’a aşkımızdan kıyam ederiz, imanda kıyam ise Allah düşmanlarına, Allah’ın emaneti kullarına zulüm gösterenlere karşı ölümüne karşı durmaktır. Velev ki haksızlığı yapan kendisini “Ben Müslümanım” diye tanıtsa dahi.
Masumiyetin İncisi Hazreti Meryem
Allah’a adanmışlığın sembolü!
Hz. Meryem, tüm zamanların en iffetli ve en mükemmel kadını olarak tanımlanır. Dünyevi kaygılardan soyutlanmışlığın ve Allah’a adanmışlığın sembolüdür o. Kadim kitabımız Kur’an’da Allah tarafından seçildiği ve dünya kadınlarına örnek gösterildiği bildirilen, aynı zamanda da ismiyle hitap edilen tek kadındır. Kur’an’da Hz. Musa, Hz. İbrahim ve Hz. Nuh’tan sonra en fazla adı geçen dördüncü kişi Meryem’dir.
Onunla ilgili yüzlerce hatıra ve anı sembolleştirilmiş, dinî bir ritüel hâline dönüştürülmüştür. Adı şehirleri süslemiştir Meryem’in. Asırlardır dünyanın neresinde olursa olsun, doğan kız çocuklarına her dinde ortak olarak verilen tek kız ismi Meryem’dir. O sadece diğer dinler için değil İslam dini adına da büyük öneme sahiptir. Modern çağlarda dahi toplumda kadının yeri ile ilgili pek çok sıkıntı ve tartışma yaşanırken iki bin yıl öncesine gidip onu gözlemlemek oldukça önemlidir. Meryem’in yalnız bir kadın olarak dünyaya çocuk getirmesi, asılsız suçlamalarla incitilmesi, oğlunun peygamber oluşu sürecindeki desteği bir kadın ve anne olarak onun rolünü daha anlamlı kılmaktadır. Meryem, meleğin hitabına mazhar olmuş bir kadın olarak kadınlık âlemine ışık tutmuştur. Kadını dışlayan, öteleyen, azarlayan ve horlayan bir toplumda onun asil duruşu insanlığın onurudur.
Bu çalışmada, üç dinin kadın profilinden Meryem’in güzelliği sentezlenmiştir. Bu yönüyle kadını dışlayanlara ya da kadını bedeni üzerinden değerlendirenlere tek sözümüz Rabbimizin kelamıdır:
“O iffetini çok iyi korumuştu, biz de ona ruhumuzdan üfledik; o, Rabbinin sözlerini ve kitaplarını hep tasdik etti ve o içtenlikle itaat edenlerdendi.” (Tahrîm, 12)
Mifarim N – İşaret Iv
“Eğer günahlarından ders çıkarıp onları ‘iyiliğe’ dönüştürmeyi, hissettiğin pişmanlık ve vicdan azabının yangınında ruhunu güzelleştirme arzusu ile tekâmülünü gerçekleştirmeyi başarabilirsen, işte o zaman kişiye ‘günahkar’ denilmesinin arkasındaki ‘gizli Rahmet’i de anlarsın… Günahından ‘kar’ edene ‘günah-kar’ denir. Günah-kar günahlarından dolayı aczini görüp boyun eğmeyi, ‘yokluğu’ yaşamış; Rabb’ine karşı duyduğu utanç ile varoluş amacını gerçekleştirme peşine düşmeyi öğrenmiş, hatalarını ve isyanlarını ilahî hakikatini aşikar etmek için ‘bir dönüşüm vesilesi’ kılmış kişidir.”
Misafir’in sözleri bütün hücrelerimi adeta yakmıştı. Günah-kar… Günahlarından dolayı duyduğu “samimi” utancı ve pişmanlığıyla Rabb’inin affı ve merhameti sayesinde “kar” edip temizlenmiş, böylece de yüceltilmiş ruh… Aman Ya Rabbî! Bu ne muhteşem bir açıklamaydı…
Misafir üzüntülü bir sesle şöyle söyledi: “Allah’ı takdir edemediler… O’nun kadrini, kıymetini gereği gibi bilemediler...”
İçimi derin bir utanç kapladı... Derin bir vicdan azabı...
Usulca, “Ve ma kaderullahe hakka kadrihî...” dedim.
Gözlerime baktı: “Allah’ı takdir edemediniz…”
Secdede Son Nefes
Dayanabilen yüreklere….
Her gün okuyucularımdan onlarca mektup ve mesaj alıyorum. Bu da onlardan birisiydi.
Ama öylesine ibretli, öylesine yakıcıydı ki, ilk okuyuşta, kelimenin tam anlamıyla şaşırıp, kalmıştım.
Hiç düşünmeden “bu mutlaka kitap olmalı” diye geçirdim içinden… Yazıyı gönderen okuyucumla görüşüp, hayat hikâyesini dinleyince de; şaşkınlığım büsbütün artmıştı.
“Allah’ım ! Olamaz böyle bir şey” diye inledim, hayretler içinde kalarak….
İşte insanın kanını donduran, aklını uçuran ve herkese müthiş bir hayat dersi sunan bu yaşananlar, kitap haline geldi.
Gençlerden yaşlılara, evlilerden bekârlara, patronlardan işçilere her kesim, bu kitabı mutlaka okumalıdır. Çünkü hepsine de yetecek hayatın gerçekleri ve ibretli örnekleri vardır.
Dayanabilen yürükler, buyurun…
Siret-İ Meryem
Meryem'in açık alnı kandildir.
Meryem'in açık alnı ufuktur. Her seher güneş oradan yükselir ve her gecenin içine güneş o çizgiden batarak yürür.
Meryem'in açık alnı haritadır. O, yol gösterir, işaret eder, el sallar, uğurlar, dua eder hepimize.
Kadim günlerden bilinmez yarınlara ilerleyen zaman gemisinin, yolunu rotasını çizdiği ışıklı fener, onun alnında yanar...
Meryem, deniz feneridir...
Meryem'in açık alnı kapısızdır.
Secdeler o pak alnı öpmek için birbiriyle yarışır.
Meryem, annedir. Allah'ın Kelimesi'ne annelik etmek üzere seçilendir.
Meryem'in, oğlunu tutan elleri toprağın üzerinde durur.
Meryem kuldur! Rabbine yakın olandır.
O, Meryem'dir.
Cennet Kadınlarının sultanı Hz.Meryem'i anlatmak zorlu bir macera. Kadim masallar, hikmetli anlatılar, Eski ve Yeni Ahid'ler, Mezmurlar, Furkan-ı Şerif Kur'an-ı Kerim, Davud Peygamber'den kalma ilahiler, İdris Peygamber'in kayıp Suhufu, rüya defterleri, burçlar, yıldız haritaları, sabırlı deve hörgüçlerinden çıkan iniltiler, buruşuk yüzlü zeytin tanelerinin anlattığı kıssalar, ikonalar, madalyonlar, ebrular, hat levhalar... Sibel Eraslan hepsinin masasına tek tek oturdu, hiç sözlerini kesmeden her birini dinledi ve aralarından çekip getirdi Meryem Annemizi bugünün okuruna...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.