Dakikalar İçinde Dünya Tarihi – Anında Açıklanan 200 Önemli Tarihi Olay
₺195,00 Orijinal fiyat: ₺195,00.₺158,00Şu andaki fiyat: ₺158,00.
İlk uygarlıklardan Ortaçağ’a, Devrimler Çağı’ndan yirminci yüzyıla uzanan bir yolculuk… Görseller eşliğinde 200 önemli tarihî olay, dönem ve şahsiyet üzerinden bir dünya tarihi okuması…
Homo sapiens’ten günümüze insanın tarihî yolculuğu nasıl gelişti? İlk medeniyetlerden bugüne toplumlar ne yöne evrildi? Pek çok tarihî dönüm noktası dünya tarihini nasıl şekillendirdi? Roma İmparatorluğu’na ne oldu? Magna Carta neden bu kadar önemliydi? Birinci Dünya Savaşı’na ne yol açtı? SSCB neden çöktü? Rus İvan gerçekten de o kadar korkunç muydu?
Uzun Lafın Kısası serisinden Dünya Tarihi Aristoteles’in bilgeliğinden Atatürk’e, Mısır’dan Hiroşima’ya, bronzdan kitle iletişim araçlarına kadar pek çok önemli detayla hızlı ve doyurucu bir okuma vadediyor.
Bir görsel ya da açıklayıcı şemanın eşlik ettiği her bir konu ayrı bir kitap olacak kadar detaylı irdelenmeyi hak etse de giriş niteliğindeki bu çalışma, tarihteki önemli dönüm noktaları hakkında geniş bilgi edinmek isteyen herkesin bu tarihî serüvene çıkmasını sağlayacak.
| Yayınevi | Kronik Kitap |
|---|---|
| Yazar | Dorothy Ail |
| Sayfa Sayısı | 416 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “12, 7 X 12, 7″ |
| Cilt Tipi | Ciltsiz |
3 adet stokta
Kronik Kitap – Dakikalar İçinde Dünya Tarihi – Anında Açıklanan 200 Önemli Tarihi Olay
/n
İlk uygarlıklardan Ortaçağ’a, Devrimler Çağı’ndan yirminci yüzyıla uzanan bir yolculuk… Görseller eşliğinde 200 önemli tarihî olay, dönem ve şahsiyet üzerinden bir dünya tarihi okuması…
Homo sapiens’ten günümüze insanın tarihî yolculuğu nasıl gelişti? İlk medeniyetlerden bugüne toplumlar ne yöne evrildi? Pek çok tarihî dönüm noktası dünya tarihini nasıl şekillendirdi? Roma İmparatorluğu’na ne oldu? Magna Carta neden bu kadar önemliydi? Birinci Dünya Savaşı’na ne yol açtı? SSCB neden çöktü? Rus İvan gerçekten de o kadar korkunç muydu?
Uzun Lafın Kısası serisinden Dünya Tarihi Aristoteles’in bilgeliğinden Atatürk’e, Mısır’dan Hiroşima’ya, bronzdan kitle iletişim araçlarına kadar pek çok önemli detayla hızlı ve doyurucu bir okuma vadediyor.
Bir görsel ya da açıklayıcı şemanın eşlik ettiği her bir konu ayrı bir kitap olacak kadar detaylı irdelenmeyi hak etse de giriş niteliğindeki bu çalışma, tarihteki önemli dönüm noktaları hakkında geniş bilgi edinmek isteyen herkesin bu tarihî serüvene çıkmasını sağlayacak.
İlgili ürünler
Avrupa Hunları
Uzun bir tarihî süreç içerisinde Asya bozkırlarında yaşayan Türkler , Hunlar ile birlikte farklı bir coğrafya olan Doğu Avrupa sahasına yönelmeye başlamışlardır. Hunların Avrupa içlerinde
görülmeleri: Sabarlar, Avarlar , Kumanlar, Hazarlar, Bulgarlar, Peçenekler gibi çeşitli Türk boylarının da buralara ilerlemelerine basamak ve temel teşkil etmiştir.
Avrupa Hunları, 4. yüzyılın sonlarında Avrupa önlerinde görünmelerinden, dağılış devreleri olan 5. yüzyılın ikinci yarısına kadar Avrupa tarihinde derin izler bıraktılar. Bu sebeple Avrupa Hun tarihinin aydınlatılması, daha sonraki devirlere de ışık tutacaktır. Elinizdeki eser de Avrupa Hunları’nın tarihini orijinal kaynaklar yardımıyla aydınlatmaya çalışmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı Tarihi
28 Haziran 1914. Kara El Örgütü üyesi Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip’in yarı otomatik Browning’inden çıkan kurşunların uğursuz çınlaması Saraybosna’da duyulduğunda, bunun – kimi tarihçilere göre – tarihin ilk topyekûn harbiyle sonuçlanacağını pek az kişi öngörebilirdi. Ancak Avusturya-Macaristan Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Prenses Sophie’nin ölümleri, 19. yüzyılın ikinci yarısındaki Fransa-Prusya Savaşı’ndan beri âdeta cadı kazanına dönmüş olan Avrupa’yı kıyamete sürükledi. Avusturya-Macaristan ve Alman İmparatorlukları çok geçmeden İngiltere, Fransa ve Rusya’dan müteşekkil İtilaf Devletleri’yle savaşa tutuştu. Birçok kişi, savaşın 1870-71’deki gibi bir manevra harbiyle süratle sona ereceğini, hatta askerlerin Noel’den önce evlerine döneceğini düşünüyordu. Ancak mücadele, kimi zaman birkaç kilometrelik kazanımlar için yüz binlerce askerin toprağa düşeceği, Manş Denizi’nden İsviçre’ye kadar uzanan çamurlu siperlerde durağan bir mevzi savaşı hâlini aldı. Nihayetinde 30’dan fazla ülkeyi içine çekerek 4 yıldan daha uzun süren Birinci Dünya Savaşı; kara, hava ve denizdeki çarpışmalarla yaklaşık 20 milyon insanın canına mâl oldu. İmparatorlukların tarihe karıştığı, büyük sosyoekonomik dönüşümlerin yaşandığı ve dünya haritasında köklü değişikliklerin ortaya çıktığı bu süreç, tarihin en büyük trajedisi olan İkinci Dünya Savaşı’na zemin hazırlayarak günümüz dünyasının da temellerini attı.
Andrew Wiest’in Birinci Dünya Savaşı Tarihi, dünyanın dört bir yanında gerçekleşen askerî, siyasi ve toplumsal hadiseleri 250’den fazla fotoğrafla, yalın bir dille aktarıyor. Kara, hava ve denizde gerçekleşen muhtelif muharebeler haritalar eşliğinde okuyucuya sunulurken, tankların ilk kez tarih sahnesine çıkışı gibi mühim gelişmeler ile önemli kişilere ilişkin bilgiler de hususi kutucuklarla açıklanıyor. Andrew Wiest’in Birinci Dünya Savaşı Tarihi, dünyanın küresel ölçekteki ilk modern savaşını, zengin görseller ve sürükleyici bir anlatımla çarpıcı bir okuma tecrübesine dönüştürüyor.
Büyük Dünya Tarihi
“Büyük Dünya Tarihi”; Kleopatra, Büyük İskender,
Cengiz Han ve Galileo gibi geçmişe yön veren büyük
insanların hikâyesini anlatsa da, aslında bu bizim de
hikâyemiz. Çünkü yeryüzünün ilk uygarlıklarından
günümüze dek süren bu serüvenin başkahramanları,
yaptıklarıyla günümüz dünyasını da şekillendirmişlerdir.
Yüzyıllar boyunca yapılan savaşların, büyük zaferlerin
ve yenilgilerin, yaşanan doğal afetlerin, salgınların,
önemli icatların ve önemsiz gibi gözüken daha pek
çok ayrıntının, tüm insanlığı nasıl etkilediğini Andrew
Marr’ın kuvvetli kaleminden okuyalım
Bu kitaptan uyarlanan “Büyük Dünya Tarihi” belgeseli,
BBC’nin en büyük yapımlarından biridir ve NTV’de
yayınlanmıştır.
Durdurulamayan İnsanlık 2
HER ŞEY NEDEN BU KADAR ADALETSİZ?
Tarih kitapları krallar, kraliçeler ve komutanların hikâyeleriyle dolu. Peki tüm bu insanlar nereden çıktı? Bazı insanlar saraylarda yaşayıp herkese emirler yağdırırken bazılarının niçin o sarayları temizlemek ve emirlere itaat etmek zorunda olduğunu merak ettiniz mi hiç?
Sapiens kitabıyla tüm dünyada satış rekorları kıran tarihçi yazar Yuval Noah Harari genç okurlara yönelik serisinin ikinci kitabında on bin yıl önce gerçekleşen devrimin bugün bile hayatımızı nasıl etkilediğini anlatıyor. Her şeyin hangi noktada yanlış gitmeye başladığını ama hatalarımızı düzeltmek için hâlâ şansımız olduğunu gösteriyor.
Buğday yetiştirmeye dair masum bir çabanın kıtlıklara, açlığa ve savaşlara nasıl yol açtığını keşfediyoruz. Eski çağların dâhilerinin yazıyı nasıl bulduğunu ve neden vergi ödemek zorunda olduğumuzu öğreniyoruz. İki geveze iskeletle, altın küpeli timsahla ve milyonlarca mutsuz tavukla tanışıyoruz. Ayrıca insanların bitki ve hayvanları kontrol etmeyi öğrenmesinin, bizi nasıl birbirimizi kontrol etmeye yönelttiğini anlıyoruz.
Durdurulamayan İnsanlık: Dünya Neden Adil Değil büyük bir şeffaflık ve mizahla harmanlanan gerçek bir hikâye. Dünyamızın nasıl şekillendiğini, neden bazı insanların her şeyi varken diğerlerinin hiçbir şeyi olmadığını merak edenler için destansı bir macera.
Homo Deus- Yarının Kısa Bir Tarihi
Hayvanlardan Tanrılara Sapiens kitabıyla insan türünün dünyaya nasıl egemen olduğunu anlatan Harari, Homo Deus'ta çarpıcı öngörüleriyle yarınımızı ele alıyor. İnsanlığın ölümsüzlük, mutluluk ve tanrısallık peşindeki yolculuğunu bilim, tarih ve felsefe ışığında incelediği bu çalışmasında, insanın bambaşka bir türe, Homo deus'a evrildiği bir gelecek kurguluyor.
Yola "önemsiz bir hayvan" olarak çıkan Homo sapiens, tanrılar katına ulaşmak uğruna kendi sonunu mu hazırlıyor?
Homo sapiens nasıl oldu da evrenin insan türünün etrafında döndüğünü iddia eden hümanist öğretiye inandı?
Bu öğreti gündelik yaşantımızı, sanatımızı ve en gizli tutkularımızı nasıl şekillendiriyor?
İnsanı inekler, tavuklar, şempanzeler ve bilgisayar programlarının tümünden ayıran yüksek zekası ve kudreti dışında herhangi bir alametifarikası var mı?
Tarih boyunca benzeri görülmemiş kazanımlar elde etmemize rağmen mutluluk seviyemizde neden kayda değer bir artış olmadı?
"Tüm bunları anlamak için tek yapmamız gereken geriye dönüp bakmak ve Homo sapiens'in aslında ne olduğunu, hümanizmin nasıl dünyaya hakim bir din hâline geldiğini ve hümanizm rüyasını gerçekleştirmeye çalışmanın aslında neden insanlığın kendi sonunu getireceğini incelemektir. İşte bu kitabın temel meselesi budur."
"Okurken hem eğlenecek hem de çok şaşıracaksınız. Her şeyin ötesinde, kendinizi daha önce hiç düşünmediğiniz şeyleri düşünürken bulacaksınız."
-Danıel Kahneman, Hızlı ve Yavaş Düşünme'nin yazarı-
"Homo Deus'u okuduğunuzda uzun ve zorlu bir yolculuğun ardından vardığınız bir uçurumun kenarında durduğunuzu hissedeceksiniz. Yolculuğun artık bir önemi kalmayacak, çünkü bir sonraki adımınızı engin bir boşluğa atacaksınız."
-David Runciman, The Guardian-
İkinci Dünya Savaşı Tarihi
Osmanlı İmparatorluğu Ve Avrupa
Osmanlı İmparatorluğu ile Avrupa arasındaki altı yüz yıllık ilişkilerin tarihi düşünüldüğünde, nedense akla önce savaşlar, fetihler, toprak kayıpları, kısacası bitmez tükenmez bir çatışma ve bunun yarattığı ruh halleri gelir.
Oysa Claudio Magris’in ifadesiyle, “Avrupa ile Osmanlı İmparatorluğu’nun karşılaşması, savaşan ve birbirini yiyip bitiren iki ayrı dünyanın sonunda farkına bile varılmadan nasıl iç içe geçip birbirlerini zenginleştirdiklerinin büyük örneğidir.”
Jean-François Solnon, 2010 Avrupa Tarih Kitabı ödülünü kazanan bu çalışmasında, işte bu iç içe geçişin, “çatışma ve karşılıklı hayranlığın” zengin tarihini ele alıyor.
Daha önce Sarık ve İstanbulin (2013) adıyla yayımlanan, Fransa’daki 2017 baskısında ise adı L’Empire Ottoman et l’Europe olarak değiştirilen Osmanlı İmparatorluğu ve Avrupa, çatışan tarafların karşılıklı algılarının nasıl oluştuğunu ve zaman içinde nasıl dönüştüğünü edebiyat, resim, müzik, tiyatro, koleksiyonlar ve koleksiyoncular, moda, eğlence dünyası gibi çok çeşitli ve renkli bir yelpazeden örneklerle anlatıyor. Elçiler, seyyahlar, sanatçılar ve tercümanların da büyük rol oynadıkları bu ilişkiler yumağı Solnon’un işlek kalemiyle çözülüp gözlerimizin önüne serildikçe, karşılıklı merak ve hayranlığın çatışma ve korkuya zaman zaman nasıl galebe çaldığını görüyoruz.
Sömürgecilik Tarihi
Sömürgecilik sorununa ve geçirmiş olduğu sürece eleştirel gözle bakmak, beş kıtanın son beş yüz yıllık tarihini gözden geçirmek, yalnız sömürenlerin değil sömürülenlerin de tarihini irdelemektedir. Daha düne kadar Batılı klasik tarihçiler için sömürü "ötekine" "uygarlık götürme" olarak gösterilmiştir. Oysa Avrupa kral ve kraliçelerinin yeni güç ve iktidar alanlarına ihtiyaçları vardı. Bilinmeyene yolculuk, efsanelerde ve masallarda işitilen, hep ağız sulandıran o görkemli hazineler, altın yollar, değerli madenler için başladı. Yeni yerlerin bulunması Batılı ülkelerin iştahlarını daha da kabarttı. Ve sermaye birikimi her geçen gün artan gücüyle, her sistemin dinamiğini oluşturan ve eş zamanlı olarak değerleri de yok eden yıkıcı bir süreci başlattı: Uygarlıkların talanı, kültürlerin yıkımı ve soykırımı... Geçmişten günümüze anlatılan uygarlık masallarına bugün artık kimse inanmıyor ve "avcı" tarafından yazılan tarihe eski kavramlarla bakmıyor. Amerika, Afrika, Asya yerlileri tüm bu tarihin nesneleri olarak kaldılar. Özne ise hep Batı‘ydı. "Yeni Dünya Düzeni" ve "Globelleşme"nin bir fetiş haline getirildiği, "tek kutuplu" duruma gelmiş bir dünyada geçmişi hatırlamak, bugünlere nasıl gelindiğini anlamak için elinizdeki kitap klasikleşmiş, "değişen dünya koşullarında" da güncelliğini koruyan önemli bir kaynaktır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.