Zengin Hayaller Peşinde
₺235,00 Orijinal fiyat: ₺235,00.₺194,00Şu andaki fiyat: ₺194,00.
Cahit Zarifoğlu şiirden hikâyeye, günlükten çocuk masallarına kadara birçok alanda at koşturmuş bir şairimizdir. Bununla beraber kalem oynattığı her alanın ön sırasında yer almıştır.
Her zaman Zengin Hayâller Peşinde koşan merhum şairin, elinizde bulunan düşünce ve sanat yazıları, O’nun bilinen yönlerini daha bir zenginleştirirken, bilinmeyen yönelerini ve çok az tanıdığımız taraflarını da ortaya koymaktadır. Cahit Zarifoğlu’nun sanatın teorik yönü üzerine “düşünmekten değil ama, konuşmaktan” fazla hoşlanmadığı öne sürülür.
Bu kitapta, O’nun sanat ve edebiyatın teorik yönüyle de ilgilendiğini, düşündüğünü görüyoruz.
| Yayınevi | Beyan Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Cahit Zarifoğlu |
| Baskı Yılı | 1999 |
1 adet stokta
Beyan Yayınları – Zengin Hayaller Peşinde
Cahit Zarifoğlu şiirden hikâyeye, günlükten çocuk masallarına kadara birçok alanda at koşturmuş bir şairimizdir. Bununla beraber kalem oynattığı her alanın ön sırasında yer almıştır.
Her zaman Zengin Hayâller Peşinde koşan merhum şairin, elinizde bulunan düşünce ve sanat yazıları, O’nun bilinen yönlerini daha bir zenginleştirirken, bilinmeyen yönelerini ve çok az tanıdığımız taraflarını da ortaya koymaktadır. Cahit Zarifoğlu’nun sanatın teorik yönü üzerine “düşünmekten değil ama, konuşmaktan” fazla hoşlanmadığı öne sürülür.
Bu kitapta, O’nun sanat ve edebiyatın teorik yönüyle de ilgilendiğini, düşündüğünü görüyoruz.
İlgili ürünler
Batı Notları
Batı Notları , Nuri Pakdil’in Fransa’ya yaptığı gezinin akabinde kaleme aldığı yazıları içeriyor. Kitapta sadece Batı’ya dair tespitler yapılmıyor, ülkemizdeki Batılılaşma sürecinin halkımıza ve genelde tüm mazlum halklara yansımaları ele alınıyor. Batı Notları , tarih bilincine sahip Müslüman bir yazarın Batı’yı ve Batılılaşma girişimlerini değerlendirdiği bir çalışmadır.
Sunuş yazısında şöyle diyor Pakdil: “Yalnızca izlenimlerimi değil, Batı’nın bende yaptığı çağrışımları da yazdım. Şunu da belirteyim: Bilinen gerçeklere yeni bir şey eklenmedi.Ama bunlarla, uygarlık sorunlarımıza az çok değiniliyorsa, bu gerçeklerin sürekli yazılması ve üzerinde düşünülmesi zorunludur.”
Nuri Pakdil, Paris’te katıldığı bir sempozyumda, Afrika ülkelerinden gençlerle görüşür. Bu konuşmalarda Afrika’nın dirilişine, diriliş özlemine yoğunlaşır dikkati. Ve 1969’da Türkiye’ye döndüğünde, “Afrika sorunlarını inceleyecek, Afrika uluslarıyla kültürel ve ekonomik ilişkileri düzenleyecek, bununla ilgili yapılması gerekli girişimleri hükümete önerecek, bir Afrika Enstitüsü” kurulmasını önerir. Çünkü artık, “Yabancılaşmayı bırakarak, mazlum ulusların yürek çırpıntılarını duymanın vaktidir”.
Nuri Pakdil için edebiyat, sadece güzel söz üretme eylemi değildir. Edebiyat; bir duruş, bir tutum alış, karşı koyuş ve muhalefet etme aracıdır.
Dua Kader Değiştirir
İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya...
Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte...
Eğer yüreğinde Rabb'in varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma.
Hz. Mevlana'nın şu dizesi ne de hoştur aslında:
“İyi değilim demek ne haddimize?
Şükürler olsun her halimize!”
Erkeklerin İç Sesi
Bir cümlenizle kırılan, bir cümlenizle yelkenleri suya indiren, bir cümlenizle affeden adam değilim ben artık.
Yoruldum.
Her şeyi geçiştirmek, sadece gülmek istiyorum.
Bir zamanlar hayatın getirdiği her şeyin üzerine iyi ya da kötü daha çok kafa yorardım. Uykularım kaçardı düşünmekten. Anı yakalayamazdım. En mutlu olmam gereken anda bile, ya geçmiş için üzülür, ya gelecek için kaygılanıyor olurdum.
Bu saatten sonra kendimi yormayacağım hiç.
Gülüp geçeceğim.
Böyle tertemiz delirdim işte, sizi de beklerim, burası çok eğlenceli...
Türkiye’nin en çok takip edilen fenomeni Çağrı Taner’den, bilinen ama adlandırılamayan, hissedilen ama dile dökülemeyen, yanımızda olan ama yüzleşilemeyen ne varsa, hayatımıza, sustuklarımıza, anlatamadıklarımıza dair içten, duru bir sesleniş.
Bir erkeğin içinden, sadece erkeklere değil, hepimize…
Eşref Saat
Türkçeyi güzel kullanan yazarlardan biri olan Şevket Rado sohbetlerinde akıcı ve kolay anlaşılır bir üsluba sahip. Eşref Saat çocuklara hatta her seviyedeki insana vazife duygusunu, etrafına faydalı olmayı, güçlüklerden yılmamayı, aileye bağlı olmayı telkin etmek amacıyla İstanbul Radyosu’ndaki konuşmalarından oluşuyor. Eşref Saat’i okuyarak hayatı sevecek, sağlığınızın değerini bilecek, zengin olmak için doğru davranışın ne olduğunu öğreneceksiniz. İlköğretim öğrencileri için belirlenen 100 Temel Eser’den biri olan Eşref Saat pek çok insanın keşke öğrencilik yıllarında, çok daha önce okusaydım diyeceği türden bilgiler içeren bir kitap. Eser, yazarın radyo konuşmalarını dinleyenlerin o günlere dönmelerini sağlayacak türden bir anlatıma sahip. Yazarın ifadesiyle "hayatı sevmeyi, çalışmayı, iyiliğe, doğruluğa, güzelliğe değer vermeyi üstün tutan" bir insan olmanın kapısını aralıyor Eşref Saat.
Kelime Defteri
Ben ilkokula gittiğim yıllarda öğretmenimiz bize Kelime Defteri tuttururdu. Alfabetik fihrist formunda, ince uzun bir defterdi bu. Türkçe dersi sırasında karşılaştığımız yeni bir kelimeyi ve onun anlamını günlük defterimize değil Kelime Defteri’ne yazar, karşı tarafta cümle içinde kullanırdık. Böylece kendimize ait sözlüğümüz oluşurdu.
Şimdi ben de kendi kelimelerimi merak ediyorum ve onları bir araya getirerek cümle içinde kullanmayı deniyorum. Bir tür Kelime Defteri çıkarmak istiyorum kısacası. Bir de merak ediyorum, acaba fark etmediğim kelimelerim de var mıdır benim? Yoksa hepsinin farkında mıyımdır?
İşte benim Kelime Defteri’m...
…
Aşk: Ezelden beri aşk olduğu için kelimelerin en başına yazıldı.
İnsaniyet: Her türlü davanın üstünde.
Tabiat: Yarı ölü düştüğüm bahçede yabani bir lâvanta çiçeğini saçlarımın arasına takma arzusunu duyduğumda, beni taşıdığım can hatırına onaracak olanı da tanıdım.
Nergis: Gül devrim, lâle devrim geçti. Şimdi nergis devrimdeyim.
Karadeniz: Karadeniz’in ayrı bir kimliği var. O yüzden Kelime Defteri’nde Deniz’e rağmen Karadeniz var. İçinde Fırtına.
Çay: Çayı yaratan Allah’a hamd olsun. Ya yaratmamış olsaydı!
Yazı: Hayatımın merkezinde duran şey yazıdır, yazarlık değil.
Defter: Bitti. Oysa benim daha çok kelimem kaldı. Su gibi. Ateş gibi.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.