Cinayet Köy
₺543,00 Orijinal fiyat: ₺543,00.₺435,00Şu andaki fiyat: ₺435,00.
5 adet stokta
Cinayet Köy
Gece yarısı mezbelelikte bir ceset…
Cesedin başucunda yıllardır konuşmayan suskun bir çocuk…
Geçmişin sis bulutunun ardında bir yangın ve küle dönmüş bedenler…
Karanlık sırlar saklayan gizemli bir köy…
Mafyanın, uyuşturucu baronlarının, üfürükçü hocaların karıştığı olay örgüsünde, cinayeti ve çocuğun sır dolu geçmişini araştıran azimli bir gazeteci…
Kan donduran sırlar birer birer ortaya dökülürken, katilin yeni hedefi kim olacak?
İlgili ürünler
Aile Cinayetleri
Ayşe Erbulak, aile ilişkilerinde görünenin yüzeyselinden derinine, en derinine iniyor. Bir yaşam susma ritüeline dönüştüğünde bunun nelere mal olduğunu okurken şaşırıp çoğu kere kızacaksınız… Belki de katil, bu suskunluktan doğacak. Yaşam nerede kırılır? Sorunun cevabını ararken gittikçe katmanlaşan bu cinayet romanı, aile içi ilişkilerin gerisindeki trajediyi, travmaları ve sonuçlarını gözler önüne seriyor.
“Ayşe Erbulak’ın ilk okurlarındanım. İlk okur olmanın torpiliyle, bu kitabı da öncelikli okudum. Ayşe’nin polisiye zekâsı ve kalemi çok çok güçlü. Bu romanda sadece polisiye zekâsını değil, aile kurumuna bakışını ve eleştirisini de seveceksiniz. Mutlaka okuyun, sonra gidip diğer Ayşe Erbulak kitaplarına koşun…”
Armağan Çağlayan
Bodrum Katı – Tünelden Önceki Beyaz Ev
İstanbul Boğazı’nın kıyısında, boynunda altın bir kolye ile çarmıha gerilmiş şekilde duran bir kadın cesedi bulunur. Kısa sürede tüm ülke bu gizemli cinayeti konuşmaya başlar. Aradan geçen günlerde ise farklı yerlerde benzer cesetler bulunmaya devam eder.
Kadının boynundaki kolye ise Atlas’ın ikiz kardeşi Talya’nın kolyesinin birebir aynısıdır. Atlas, kardeşi ile cinayetler arasındaki ilişkiyi bulmaya çalışırken, hayatları babaları Enzel’in çeşitli sanrılar görmeye başlaması ve tuhaf davranışları nedeniyle altüst olur.
Atlas ve arkadaşları araştırmalarına devam ederken yolları tarihi gizemli Beyaz Ev ve evin yeni sahibi ile kesişir. Cinayetler, Beyaz Ev ve Enzel arasındaki bağlantıları çözmek ve olayların perde arkasını deşifre etmek ise hiç kolay olmayacaktır!
Paranormal Hikayeler ve Tünelden Önceki Beyaz Ev kitaplarının başarılı yazarı Işıl Işık’tan, aksiyon dolu ve her bölümü merak uyandırıcı bir polisiye gerilim romanı…
Ürpertici gizemlerle dolu Tünelden Önceki Beyaz Ev’e başka bir gözle bakmaya hazır mısınız?
Buz Gibi Soğuk
Temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor. Bir tıp konferansı için Wyoming’e giden adli tabip Maura Isles, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte bir kayak merkezinde geçirmeye karar verir. Ancak korkunç kar yağışı altında araçları devrilir ve ıssız dağ yolunda mahsur kalırlar. Yürüyerek ulaştıkları on hanelik köy ilk bakışta tamamen terk edilmiş gibi görünse de, sofralarda dokunulmadan bırakılmış yemekler, garajlardaki arabalar, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar burada bambaşka, esrarengiz olayların yaşandığını düşündürmektedir.
Maura’dan haber alamayan ve onun peşinden bu köye gelen dedektif Jane Rizzoli, arkadaşının izine rastlayamasa da karların altında tüyler ürpertici bir başka gerçeği keşfeder. Buz Gibi Soğuk temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor.
Cinayet Kokusu
Merdivenlerden çıkarken, “Ne kokusu bu?” diye sordu polislerden biri. Burunları her kokuya alışıktı; benzin kokusu, yanık kokusu, esrar kokusu, küf kokusu, devriye aracının arka koltuğuna oturttukları tutuklunun ter kokusu ve elbette ölü kokusu... “Her kokuyu unutabilirsin ama ölü kokusunu asla.” Emekli memurların teşkilata yeni girenlere tekrarladıkları bir cümleydi bu. Dairenin kapısını, “Aç, polis!” diye birkaç kez yumruklarken hâlâ burunlarına gelen keskin kokunun ne olduğunu anlamaya çalışıyorlardı.
Kadınlar neden polisiye izlemeyi sever? Para karşılığı bir insana işkence edilmesini seyredebileceğiniz “kırmızı odalar”gerçekten var mı? DNA analizleri suçluları saptamada ne kadar etkili? Bir tutam toprakla cinayet çözmek mümkün mü?
İnsanın kanını donduran seri katil öyküleri Prof. Dr. Sevil Atasoy'un kaleminde hayat buluyor. Yıllarca çözülemeyen cinayetler, Agatha Christie romanlarından fırlamış katiller, akıl almayacak yöntemlerle kurbanlarını yakalayıp öldüren caniler, insan eti yemekten zevk alan canavarlar...
Prof. Dr. Sevil Atasoy, Çin'den Brezilya'ya, ABD'den Avusturya'ya seri katillerin peşinde. Her birinin dehşete düşüren hikâyesini bizimle paylaşırken adli bilimlerin hayranlık uyandıran gelişmesini de aktarıyor. Cinayet Kokusu, yine elinizden bırakamayacağınız bir Sevil Atasoy kitabı.
Kardan Adamın Külleri
Emniyet teşkilatının deneyimli komiserlerinden Devin, hayatının bir günde altüst olacağından habersiz. Çözmeye çalıştığı bir cinayet soruşturmasının üstü kapatılmış; hırslı, kolay vazgeçmeyen genç kadının görev yeri değiştirilmiş. Devin’in yeni görevi hem daha zor hem de daha hassas: Peş peşe kaçırılan çocukları bulmak. Aylarca çözülmeyen bu vakalarda failin bıraktığı ilginç bir de ipucu var: Simli bir kardan adam kartpostalı.
Dahası bu korkunç suçun yeni odağı bizzat Devin’in kendisi. Bir yandan kaçırılan çocukları aramaktan, bir yandan da kapatılan cinayet dosyasını canlandırıp aralarındaki olası bağlantıları çözmekten başka çaresi yok. Üstelik bunu yaparken soruşturmadan sorumlu olan, soğuk ve ketum Esmer Başkomiser’le uzlaşmanın bir yolunu da bulmalı.
İpuçlarının adım adım peşinde, soluksuz bir kovalamaca sonunda Devin’i hayatının en sarsıcı şoku bekliyor. Düğümler çözülecek, sırlar açığa çıkacak ve herkesin hayatı sonsuza dek değişecek.
Kardan Adamın Külleri, gerilim ve polisiye hikâyelerinin başarılı ismi Işıl Işık’ın kaleminden aksiyon, macera ve dramın ustalıkla harmanlandığı, ters köşelerle dolu heyecan verici bir polisiye.
Mavi Trenin Esrarı
Lüks Mavi Tren Nice’e ulaştığında, kondüktör derin uykuya dalmış Ruth Kettering’i uyandırmaya çalışır. Ancak Ruth bir daha asla uyanmayacaktır. Yüzüne aldığı ağır bir darbe sonucu öldürülmüştür. Ayrıca kadının paha biçilmez yakut takıları da ortadan kaybolmuştur. Tüm olasılıklar değerlendirildiğinde, bir numaralı katil zanlısı Ruth’un ayrı yaşadığı kocası Derek’tir. Ama Dedektif Poirot toplanan kanıtlardan tatmin olmamıştır. Sonunda esrarengiz cinayeti trende tekrar sahneye koymaya karar verir...
“Polisiye romanlar kraliçesinden eşsiz bir cinayet romanı daha.”
- Sunday Express
Sonuncu Kurban
Dedektif Hercule Poirot, arkadaşı Ariadne Oliver'ın çağrısı üzerine hafta sonunda temsili bir cinayet oyununu izlemek için Devon'daki tarihi bir malikâneye gider. Oyunun hazırlıkları sırasında oyuncuların davranışları şüphe çekicidir. Daha da kötüsü oyundaki kurban rolündeki kişi öldürülür.
Poirot ve Oliver sahte ipuçları arasında gerçekleri bulabilmek için tüm dedektiflik hünerlerini ortaya koyarak katilin peşine düşerler...
Tüm zamanların en ünlü polisiye yazarı Agatha Christie'nin kitapları satış rekorları kırmıştır. Christie'nin polisiye romanların kraliçesi olduğu tartışılmaz...
Agatha Christie yine yepyeni mükemmel bir cinayet romanıyla.
New York Times
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
… alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından…
Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş…
Yüzünde kan var Nevzat!
Başkomser Nevzat bu kez geçmişin hayaletleriyle mücadele ediyor. Ailesini katledenlerin peşinde maceradan maceraya koşarken, Nevzat ve ekibinin yaşadıkları olaylar bir 21. yüzyıl Türkiyesi portresi çiziyor.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda Ahmet Ümit Türkiye’nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal hastalıkların röntgenini çekiyor.
Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden… Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.