Sonuncu Kurban
₺320,00 Orijinal fiyat: ₺320,00.₺264,00Şu andaki fiyat: ₺264,00.
Dedektif Hercule Poirot, arkadaşı Ariadne Oliver’ın çağrısı üzerine hafta sonunda temsili bir cinayet oyununu izlemek için Devon’daki tarihi bir malikâneye gider. Oyunun hazırlıkları sırasında oyuncuların davranışları şüphe çekicidir. Daha da kötüsü oyundaki kurban rolündeki kişi öldürülür.
Poirot ve Oliver sahte ipuçları arasında gerçekleri bulabilmek için tüm dedektiflik hünerlerini ortaya koyarak katilin peşine düşerler…
Tüm zamanların en ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin kitapları satış rekorları kırmıştır. Christie’nin polisiye romanların kraliçesi olduğu tartışılmaz…
Agatha Christie yine yepyeni mükemmel bir cinayet romanıyla.
New York Times
| Yayınevi | Altın Kitaplar |
|---|---|
| Yazar | Agatha Chrıstıe |
| Baskı Yılı | 2017 |
3 adet stokta
Altın Kitaplar – Sonuncu Kurban
Dedektif Hercule Poirot, arkadaşı Ariadne Oliver’ın çağrısı üzerine hafta sonunda temsili bir cinayet oyununu izlemek için Devon’daki tarihi bir malikâneye gider. Oyunun hazırlıkları sırasında oyuncuların davranışları şüphe çekicidir. Daha da kötüsü oyundaki kurban rolündeki kişi öldürülür.
Poirot ve Oliver sahte ipuçları arasında gerçekleri bulabilmek için tüm dedektiflik hünerlerini ortaya koyarak katilin peşine düşerler…
Tüm zamanların en ünlü polisiye yazarı Agatha Christie’nin kitapları satış rekorları kırmıştır. Christie’nin polisiye romanların kraliçesi olduğu tartışılmaz…
Agatha Christie yine yepyeni mükemmel bir cinayet romanıyla.
New York Times
İlgili ürünler
Buz Gibi Soğuk
Temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor. Bir tıp konferansı için Wyoming’e giden adli tabip Maura Isles, hafta sonunu arkadaşlarıyla birlikte bir kayak merkezinde geçirmeye karar verir. Ancak korkunç kar yağışı altında araçları devrilir ve ıssız dağ yolunda mahsur kalırlar. Yürüyerek ulaştıkları on hanelik köy ilk bakışta tamamen terk edilmiş gibi görünse de, sofralarda dokunulmadan bırakılmış yemekler, garajlardaki arabalar, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar burada bambaşka, esrarengiz olayların yaşandığını düşündürmektedir.
Maura’dan haber alamayan ve onun peşinden bu köye gelen dedektif Jane Rizzoli, arkadaşının izine rastlayamasa da karların altında tüyler ürpertici bir başka gerçeği keşfeder. Buz Gibi Soğuk temposu son sayfaya kadar düşmeyen, bitirmeden elinizden bırakamayacağınız, gerilim yüklü bir roman. Tess Gerritsen yine kaleminin ve kurgusunun gücünü kanıtlıyor.
Ne Yaptığını Biliyorum
Karımı Üç Kelimeyle Anlatabilirim:
GÜZEL. HIRSLI. MERHAMETSİZ.
Kocamı Tanımlamak İçin Tek Kelime Yeter:
YALANCI.
Tipik bir İngiliz kasabası olan Blackdown’da bir kadın öldürüldüğünde, BBC spikeri Anna Andrews bu haberi yapmak istemiyordu. Dedektif Jack Harper’sa onun bu vakayla bir alakası olduğundan şüpheleniyordu. Ta ki başında bulunduğu cinayet soruşturmasında kendi de şüpheli durumuna düşene kadar.
Bazı sırlar, uğruna öldürmeye değerdi.
“Hızlı akan bir macera… Hikâye yalnızca katili ortaya çıkaran değil, anlatıcıların güvenilirliğini de sorgulatan bir doruk noktasına doğru ilerliyor.” —New York Times Book Review
“Zekice kurgulanmış bir psikolojik gerilim… Nefes kesici finalinin okurları hazırlıksız yakalayacağı kesin.” —Publishers Weekly, starred review
“Muazzam bir kedi fare oyunu.” —Booklist
“Bu yılın en heyecanlı kitabını buldunuz.” —Woman & Home
“Kimse bir hikâyeyi Alice Feeney gibi kurgulayamaz. Ne Yaptığını Biliyorum insana kime güvenebileceğini sorgulatan, çarpıcı, elinizden bırakamayacağınız bir roman.” —Samantha Downing
“Ne Yaptığını Biliyorum’da Alice Feeney, okurların sayfaları hızla çevirmesine neden olacak karanlık ve sarsıcı bir hikâyeyi ustalıkla dokuyor. İnsanın tüylerini ürperten bu cinayet romanında gerçek suçluyu tahmin etmeye çalışıp her seferinde yanılacaksınız.” —Mary Kubica
“Feeney yine yapacağını yapmış! İnsana bundan sonra birine güvenip güvenemeyeceğini sorgulatıyor. Elimden bırakamadım.” —Christina Dalcher
“Ne Yaptığını Biliyorum’u bir çırpıda okudum. Ustaca kurgulanmış anlatıcıları ve karanlık sırların gün yüzüne çıktığı tipik İngiliz kasabasıyla film gibi bir atmosferi olan sürükleyici bir roman.” —Helen Monks Takhar
Ölüler Diyarı
Cinayet büro amiri Stephane Corso, bir dizi striptizci cinayetini araştırmakla görevlendirildiğinde, ne peşinde olduğu katilin karmaşık ruh halinin ne de girmesi gereken karanlık dünyanın farkındadır. Soruşturma onu geçmişi şaibeli, goya hayranı bir ressama götürür: Phılıppe Sobıeskı’ye. ressamla Corso arasındaki düello, porno ve sadomazoşizm dünyasının labirentlerinde bir kedi fare oyununa dönüşür. Gerilimin efendisi Grange, ölüler diyarı’nda insan doğasının kuytu köşelerini keşfe çıkıyor…
Sen kötüsün.
Sen bir katilsin.
Sen bir sapkınsın.
Senin kanın çürümüş, zehirli ve kokuşmuş bir kan. soyun neyse kanın da odur.
Ölümle Randevu – Altın Kitaplar
"Nil’de Ölüm adlı romandan iki misli daha heyecanlı." Observer Petra’nın sarp kayalıklarının tepesindeki şişmiş ceset, iğrenç bir Buda heykeline benziyordu. Bayan Boynton’un bileğindeki minik iğne izi onun cinayete kurban gittiğini gösteren tek kanıttı. Cinayetin 24 saat içinde çözülmesi gerekiyordu. Hercule Poirot, Kudüs’te kulak misafiri olduğu sözleri anımsadı. "Onun bir an önce ölmesi gerek, anlıyorsun değil mi?" Bayan Boynton, Poirot’nun tanıdığı en iğrenç kadındı...
Sherlock Lüpen Ve Ben Gizemli Tilki Avı
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
… alıştığımız ülke, alıştığımız İstanbul, alıştığımız hayat kayıp gidiyordu avuçlarımızın arasından…
Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş…
Yüzünde kan var Nevzat!
Başkomser Nevzat bu kez geçmişin hayaletleriyle mücadele ediyor. Ailesini katledenlerin peşinde maceradan maceraya koşarken, Nevzat ve ekibinin yaşadıkları olaylar bir 21. yüzyıl Türkiyesi portresi çiziyor.
Yırtıcı Kuşlar Zamanı’nda Ahmet Ümit Türkiye’nin yıllardır mustarip olduğu toplumsal hastalıkların röntgenini çekiyor.
Olan bitenin farkındaydım, arkadaşlarım etrafımdaydı, insanlar bana yardım etmek için çırpınıyorlardı. Ama umurumda bile değildi. Yemek yiyemiyordum, iğne ipliğe dönmüştüm. Vazgeçmiştim, her şeyden, herkesten, hepsinden… Kılımı kıpırdatamıyordum. Kıpırdatmak istemiyorum diye değil, kıpırdatamıyordum, çünkü artık içimde yaşama isteği yoktu.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.