20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk (1923’Ten 1938’E)
(1923´ten 1938'e)
Aylarca çok satanlar listesinden kalan 20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal'in devamı niteliğinde olan İlker Başbuğ'un hazırladığı bu kitapta Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilanından ölümüne kadarki yaşamına yansıyan liderlik dersleri yer alıyor.
Atatürk ise bu konuda şöyle diyor:
"Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçılarım olurlar."
20. Yüzyılın En Büyük Lideri Mustafa Kemal (1881’Den 1923’E)
Mustafa Kemal, her şeyden önce yorulmaz bir savaşçıdır; işine sertlikle, eserine gönülden bağlanmıştır. Çok hareketli, sabırlı, dostluklarına sadık fakat onların egemenliği altına girmeyen bir mizaç.
Her şeyde gösterişten nefret eder, ancak her şeyle ilgilenilmesini de şart koşar. Anlattıklarındaki açıklık, çarpıcı niteliktedir; hafızalarda asıl kalan şey, kanıtlamadaki berraklık, tabirlerdeki isabettir.
Gözlem yapma becerisi en ileri derecede gelişmiş, hiçbir şeyi rastlantıya bırakmıyor. Kendine güveni tam. Ama yine de beklemeyi, düşmanı yorgun düşürmeyi, kendine kalan zamanı kullanmayı iyi bilen bir lider.
Mustafa Kemal, beklemesini bilir, hiçbir şeyi tesadüfe bırakmaz. Başarısının belirgin üç nedeni var: sezgi, tedbirli olma ve inceleme.
(Berthe G. Gaulis; Aralık 1921, Ankara)
Ana – Baba Okulu
Haluk Yavuzer’in editörlüğünde işlenen konular:
• Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş)
• Okul Öncesi Dönemi (3-6 Yaş)
• Temel İhtiyaçların Kazanılmasında Ailenin Rolü
• Arkadaşlık İlişkileri
• Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Gelişim ve Eğitim
• Çocuk Yetiştirmede Farklı Ebeveyn Tutumları
• Baba Olmak
• Çalışan Anne ve Çocuğu
• Ailede Disiplin Anlayışı
• Ergenlik Dönemi, Problemleri ve Anne-Babalar
• Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Kaygı
• Kimlik Bocalamasından, Şizofreniye: Neden Her Şey Ergenlikte Ortaya Çıkar?
• Çocuk ve Ergenlerde Ruhsal Sorunlar
• Eğitim Başarısını Yükseltmede, Sağlıklı ve Mutlu İnsanlarYetiştirmede Ailenin Rolü
• Bilişsel İşlemlerin Akademik Becerilere Dönüşmesinde Ebeveyn Rolü
• Sınava Hazırlanan “Kaygılı” Çocuğunuza Yardımcı Olabilirsiniz
• Okul Başarısını Etkileyen Önemli Sorunlardan Biri: Özel Öğrenme Güçlükleri
• Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nda Anne-Babanın Yapabilecekleri
• Saldırganlık ve Aile
• Kişisel Gelişimde Bir Güç Olarak Güven ve Öz-Saygı Kavramı • Eşlerde Problem Çözme
Ankara Destanı
Aşkın Celladı
Saul, Stockholm'den gelen ve açamadığı üç mektuptan dolayı niye acı çekiyordu?
Thelma'yı geçmişteki bir aşk macerasına bu kadar bağlayan şey neydi?
Carlos'un maço fanteziler', onu yavaş yavaş öldüren kanseri kabullenmesine nasıl yardımcı oldu?
Elinizdeki bu kitapta, psikoterapist Irvin D. Yalom'un yalnızlık, ölüm korkusu, yaşama amacını yitirme gibi, aslında hiçbirimizin tamamen kaçamayacağı temel insanlık kaygılarından rahatsız olan hastalarıyla yaptığı çalışmalardan seçtiği, on ilginç öykü bulacaksınız.
Dr. Yalom bu öyküleri aktarırken, bir insan olarak psikiyatrın terapi sürecinde karşılaştığı güçlükleri de, duygusal ve sürükleyici bir dille anlatıyor.
Bana Hazır Mısın Baba?
Babanın çocuğun gelişimindeki vazgeçilmezliğini vurgulayan bu kitap babalar ve baba adayları için başvuru kaynağı...Anne ile çocuk arasındaki biyolojik bağ, simbiyotik ilişki ve sosyal değerler, çoğunlukla baba çocuk ilişkisinin gölgede kalmasının sebebi olarak gösterilir. Anne-çocuk ilişkisine yüklenen “kutsallık” önemli derecede doğru olsa da babanın “eve ekmek getiren” aile üyesinden ibaret olduğunun düşünülmesi oldukça hatalıdır. Babanın, hem kavram olarak hem de üstlendiği sorumluluklarla çocuğun ruhsal dünyası ve kişilik gelişimi üzerindeki etkileri tahmin edilenin çok üzerindedir. Çocuk sahibi olmak kadın için olduğu kadar erkek için de çok önemli ve hayat boyu sürecek bir ilişkinin başlaması demektir. Kadın ve erkek birlikte olmasalar dahi çocuklarına karşı anne-baba olarak sorumlulukları devam edecektir. Bir baba adayının ömür boyu sürecek bu bağlılık için çocuğu gerçekten istemesi, baba olmaya ve baba kalmaya hazır olması gerekir. Çocuğun yetiştirilmesi, eğitimi, ruh sağlığı ve esenliğinde baba da en az anne kadar etkilidir ve eşit derecede sorumludur.
Bir Kadın Bir Ses
Bu kitapta bir kadın ve onun sesi var, ama anlatılan gerçek yaşam öyküsünün en önemli kahramanı bir erkek.
Saniye, Torosların bir köyünde büyüdü. Babasının gözüne girebilmek için ‘erkek gibi bir kız' olması gerektiğini anladı ve kısa saçıyla, sert bakışıyla, asker gibi rap rap yürüyüşüyle onun takdirini kazandı.
Mehmet yakışıklı, tatlı dilli, kadınların dikkatini çekip onların gönlüne girmesini bilen biriydi ve ‘erkek gibi bir kız' olan başı dik Saniye'den hoşlandı.
Saniye babasının gözüne girmek için erkek gibi bir kız olmasını öğrenmişti, ama kadın olmanın ne demek olduğunu hiç bilmiyordu; kimse kadın olmayı öğretmemişti. Neye uğradığını anlayamadan kendini evlenmiş buldu ve oldukça çetrefil, karmaşık, acılarla dolu bir yaşam öyküsü başladı.
Evliliğinin dördüncü ayında kocasının pantolonunun cebinde genç bir kıza yazılmış bir aşk mektubu buldu ve ancak bir kadının gösterebileceği bir yaratıcılıkla bir komplo kurdu: kızın evini buldu, görücüymüş gibi kızın evine gitti ve kocasını oraya getirtti; önce hayret daha sonra öfkeden dona kalan Mehmet'in yüzüne kapıyı çarparak çıktı.
Bu yaşam öyküsü çetrefil, karmaşık ve acılarla dolu; aynı zamanda bu toplumun kadınlarının birçoğunun öyküsü.
Erkek karısını kendinden uzak tutmaya kararlı; uzaklığından, bilinmezliğinden ve yalnızlığından gelen bir gizemi var. Kadın onun iç dünyasına girmeye, onun can yoldaşı olmaya sürekli çabalıyor. Acılarla dolu yalnız bir yolculuk; her ikisi için de süregiden yalnız bir yolculuk.
Saniye duygularını ve özlemlerini şiire döküyor. Sadece kendi için değil, bu ülkenin tüm kadınları için yazdığını düşünüyor. Otuz yılı aşkın evliliğinde adını bir kez bile duymuyor. 'Acaba ben var mıyım?' kuşkusuna kapılıyor.
Yoksam ben
Varmışım gibi
Canlıymışım gibi
Neden acıyor yüreğim
Yaş akıtıyor gözlerim.
Saniye Çelik'le konuşmamı sanki rahmetli annem benden istedi. Dinlediğimde, Saniye'nin acıları, yalnızlığı, içinin burukluğu annem Zehra'nın yaşamını anımsattı.
Ve bu kitap oluştu.
Bir Zamanlar Nişantaşı’nda
Vali Konağı’nın da yer aldığı modern bir semt olan Nişantaşı’ndan anılar, portreler...
Hıfzı Topuz bu kitabında çocukluk ve gençlik yıllarındaki Nişantaşı’nı anlatıyor. Nişantaşı’nın 40’lı 50’li yıllarından konaklar, sokaklar, pastaneler, ünlü sakinler, renkli sosyal ilişkiler, akşam turları, göz aşinalıkları ve belki de yaşam boyu anımsanacak aşklardan buruk anılar…
Çocuk Psikolojisi – Remzi Kitabevi
Damdan Düşen Psikolog
Afrika kabilelerinden birinde bir bebek doğduğunda kabilenin kadınları hep birlikte ormana çekilir, o bebeğe bir şarkı yaparlarmış. Dikkatle gözlemledikleri bebeğin karakteristik özelliklerini ve gücünü ona anlatan bir şarkı… Sonra, çok sonra bir gün, hayatla başa çıkmakta zorlanıp da kolu kanadı kırılacak
olursa o şarkıyı, yani kendini hatırlasın diye, Afrikalı bebek o şarkıyı dinleyerek büyürmüş… Günün birinde o şarkıyı tekrarlayamayacak kadar kendine inancını yitirdiğinde, onu tanıyan biri ona şarkısını çalarmış ıslıkla. Kendini, gücünü, öz halini hatırlar, kendine gelirmiş…
Doğan Cüceloğlu aramızda bir ıslık gibi dolaşıyor…
Kendi şarkısına gelince…
Annelerimiz yaşarken ayrıca bu şarkıyı duymaya ihtiyacımız yoktur. Annemiz o şarkının ta kendisidir zaten. Ama Cüceloğlu, sadece on yaşındaymış annesi “gitti de gelecek” sandığında… Söyleşimiz boyunca içinde yakaladığı, annesinin bıraktığı boşlukta büyüyen kocaman bir ağıt oldu; kalabalıklar içinde ürkek, mahcup, çekingen bir çocuk…
Kendi çocukluğuna el uzatır gibi uzatıyor şimdi elini bütün çocuklara; o çocukların anne-babaları, öğretmenleri hınca hınç dolduruyorlar seminerlerini. Kitapları baskı üzerine baskı yapıyor. Çünkü Nasrettin Hoca topraklarının çocukları olarak biliyorlar ki damdan düştüklerinde, çarenin hasını kendisi de daha önce damdan düşmüş olan bilir. Hele de damdan düşüp de doğrulan üstüne üstlük bir de doktorsa…
Gizlisiz saklısız anlattı bütün hayatını. Bu kitap, damdan düşen doktoralı bir psikoloğun, düştüğü yerden doğrulurken kendine mırıldandığı şarkısının gözyaşı ve kahkaha dolu öyküsü…
- Canan Dila
Derviş’in Aklı
Prof. Ahmet Dervişoğlu ile Sohbetler Bu kitapta, okulu olmayan Akçapınar köyünden bilge bir babanın inancıyla yola çıkarak okumaya başlamış, öğrenci olarak girdiği İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’nde profesör olmuş, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi’nde üç yıl araştırmalar yapmış ve dersler vermiş, sonrasında Türkiye’ye dönüp mezun olduğu fakültede dokuz yıl dekanlık yapmış dostum Ahmet Dervişoğlu’yla sohbet ettim. Ama bu sohbetlerin amacı, Ahmet Dervişoğlu’nun akademik başarılarından çok, değerlerini, yaşama bakış tarzını, insan sevgisini sizlere aktarmaktı. Bugün seksen yaşında olsa da, içindeki çocuğu dipdiri korumayı başarmış, gözleri ışıl ışıl bakan bir insandan öğrenilecek bir şeyler olmalı, diye düşündüm. Sohbetimizde
Ekonominin Temelleri
Dr. Mahfi Eğilmez bu kitapta, ekonominin temellerini oluşturan kavramları, hipotezleri, yaklaşımları, teorileri, endeksleri, göstergeleri ve kurumları ele alıyor. Ekonomiyle doğrudan ya da dolaylı olarak ilgilenenlere, ekonomi derslerini izleyenlere olabildiğince basit bir biçimde temel bilgileri vermeyi amaçlıyor.
Ekonominin Temelleri, ekonomi öğrenenler için rehber niteliği taşımanın yanı sıra bu alanda belli bir düzeyde olanlar için de çeşitli kavram ve kurumları hatırlamak, bilgi tazelemek açısından bir referans kitabı olma özelliği taşıyor.
Enver Paşa – Cilt 1
Şartlar, Olaylar ve Atmosfer: Bu kitap, bir insanın değil, bir devrin hikayesidir. Bu devir ne zaman başlar? Nerede biter? Bunu belirlemek güçtür. Çünkü tarih içinde devirlerle, bu devirlere müdahalesi olan kahramanlar, daha öncelerden gelişen birtakım şartların, oluşların mahsulüdürler. Onları bu şartlar ve bu oluşlar hazırlar. Onların bu şartlardan, bu oluşlardan kesin sınırlarla ayırmak mümkün değildir. Bir devri ve kahramanlarını, kendilerinden evvelki devrin doğum ağrılarından kopardığımız zaman, bu devir ve bu şahsiyetler, köksüz ve havada kalırlar. Bu esasa bağlı kalaraktır ki biz de, <> eserimizde ele aldığımız devri, onun eşhasını ve başlıca davalarını verirken, onları hazırlayan daha önceki şartları ve olayları, mümkün olduğu kadar öncelerden aldık. Konumuzu tarihin akışı içine yerleştirmeye çalıştık. Böylece bir devri ve onun kahramanını hayat sahnesine atan doğum ağrılarını, derinlere inen uzunca bir zamanın akışı içinde izlemeye gayret ettik...
Evlilik Okulu
Kitabın genişletilmiş ve geliştirilmiş 3. basımını sunuyoruz.
Evlilik Okulu, evlenmeye aday gençlerin ve evli bireylerin evlilik yaşamları ve ilişkileriyle ilgili farkındalık ve bilinç düzeyini artırmak amacıyla yazıldı.
Haluk Yavuzer başkanlığında İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından kaleme alınan bu çalışmadaki başlıca temalar: Bireylerin eş olmaya hazırlanmaları; eşler arasında iletişim becerilerinin geliştirilmesi; sorun çözme ve ana-babalığa hazırlık...
Evrenle Uyumlaşma Sürecinde Varolmak. Gelişmek. Uzlaşmak
İnsan yarına kalmak, uzun yaşamak; yakınlarının, genlerinin, kültürünün yarına kalmasını ister. En azından, bu dünyada hoş bir seda bırakmak ister. Bunların gerçekleşmesi, insanın varolma, gelişme ve uzlaşma becerisini artırmasına bağlıdır.
Kitabın kuramsal temelinde bilişsel psikoloji, genetik, sosyobiyoloji, sosyometri ve kuantum mantığıyla kaynaştırılmış varoluşçu felsefe ve psikoloji var. Prof. Dökmen, karmaşık açıklamalardan arındırılmış, günlük yaşama indirgenmiş, iyimser bir varoluşçuluğu ele alıyor.
Gün O Gün Dür
Banu Avar her zamanki gür sesiyle Kuvayi Milliye ruhuna çağrı yapıyor…
Bu kitapta, Türkiye tarihinde büyük önem taşıyan son üç yılın notlarından seçmeler bulacaksınız...
Türkiye’nin sokulduğu ‘deli gömleği’nde nasıl çırpındığını, iktidarın ve sahte ‘muhalefetin’ aynı gömleğin içinde olduğunu, Amerika’nın ‘Arap Baharı’ ve ‘Kürt Baharı’ harekâtını; Suriye’nin düşmesinin Türkiye’nin düşmesi demek olduğunu ve Türkiye’yi cinnete iteleyenlerin nihai hedeflerinin, onu intihara sürüklemek olduğunu okuyacaksınız...
Türkiye, 100 yıl önce emperyal odakların oyununu bozan bir ülke! Yine bozacaktır...
‘GÜN’ ‘O GÜN’dür! ‘Zafer’ de tekerrür edecektir!
İçimizdeki Biz
İçimizdeki Biz, yaşamımızdaki dayanışma gerçeğinin temelidir. Bu gerçeği yaşayan insanlar birbirlerine güvenduyarlar. Alie yaşamı, komşuluk ilişileri, ekonomik ve politik yaşam bu güven üstüne kurulur. Böyle bir toplumda trafik ışığında motoru stop eden arabanın sürücüsüne yardım eli uzanır; çocukların ve toprağın geleceğine sahip çıkılır. Evlerin içi kadar sokakların ve kentlerin temizliğine de önem verilir.
Dayanışma bilincinin olmadığı yerde, Sen-ben Anlayışı hakimdir. Evrendeki daşanışma gerçeğinin fark edilmesi Biz Bilinci'nin temelini oluşturur.
Bu kitap, Sen-Ben Anlayışı üzerine kurulmuş aile ve iş yaşamının sorunlarını irdelemekte ve çözümün Biz bilinci'nde yattığını göstermektedir.
İçimizdeki Zalim
Anlamak ve Üstesinden Gelmek
İçinizdeki zalime teslim olmayın!
Prof. Dr. Emre Kongar, bir toplumbilimci duyarlığıyla hem bireysel dünyamızda hem de toplumsal yaşamın derinliklerinde bu kez "zalim"in izini sürüyor.
Psikolojinin ve sosyolojinin kesişme noktalarında karşımıza çıkan "zulüm" kavramını, günümüzün toplumsal olguları açısından yorumlayan Kongar, bireysel ve toplumsal gelişmemize yönelik yepyeni bir bakış açısı getiriyor.
İkinci Adam 3
Şevket Süreyya Aydemir'in İkinci Adam isimli serisi, elinizde bulunan bu üçüncü ciltle tamamlanmış bulunuyor. Bu üç ciltlik büyük eser, İnönü'nün hayat mihveri etrafında bir devrin hikayesidir. Öyle bir devir ki, yakın tarihimizin en hareketli, en manalı ve neticeleri itibariyle sosyal ve siyasal hayatımızın, milli kaderimiz üzerinde en etkili olaylarını içine alır.İkinci Adam, Şevket Süreyya Aydemir'in gene üç ciltlik Tek Adam isimli diğer büyük eserinin adeta bir bütününü teşkil eder.
İletişim Çatışmaları Ve Empati
Bu kitapta öncelikle kişilerarası iletişimle ilgili bazı bilgiler veriliyor. Bu bilgiler, hem çocukların eğitiminde yararlı olabilir, hem de ailede, işyerinde ve benzeri ortamlarda görülen çatışmaların çözümüne ışık tutabilir.
Ayrıca, geleneksel kültürümüze ve bugünkü yaşam biçimimize yeni bir bakış açısıyla bakılarak bir iddia ortaya atılıyor. Bu iddiayı test etmek amacıyla çeşitli kültür ürünlerimiz, özellikle edebiyatımıza ve sanat tarihimize ilişkin ürünler psikolojik açıdan inceleniyor. Öte yandan Prof. Dökmen iletişim çatışmaları ve empati ile ilgili yeni kuramsal modeller ve sınıflamalar geliştiriyor.
Tüm bu yönleriyle kitap, hem psikolojiye ilgi duyanlara hem de edebiyata ve sanat tarihine farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak isteyenlere ilginç bilgiler sunuyor.
İnferis
‘Güneş, ay ve gerçekler uzun süre saklanamaz.’
Mahfi Eğilmez bu romanında kamu ihalelerindeki yolsuzlukları araştıran bir maliye müfettişini, o yolsuzluklarla bağlantılı görünen cinayeti aydınlatmaya çalışan polis komiserini, aynı konuyu farklı açıdan soruşturan savcıyı ve olayların peşinden koşan bir gazeteciyi nefes nefese bir takip içinde buluşturuyor.
İnsan Ve Davranışı
“İnsanı anlarsak bireyin ve toplumun daha sağlıklı ve anlamlı bir yaşam oluşturmasında yardımcı olabiliriz.”
Türkiye’de psikoloji alanında büyük bir boşluğu dolduran ve öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak olan İnsan ve Davranışı, her çağdaş insanın bilmesi gereken modern psikolojinin temel kavramlarını ilk kez Türk bilim adamlarının katkılarıyla ve Türk toplum yapısının özellikleriyle kaynaştırarak sunuyor.
İlk yayımından bu yana otuz yıl geçmiş olan kitabın gözden geçirilmiş ve geliştirilmiş bu basımına psikolojinin değişik alanlarındaki yeni gelişmeler eklendi.
İşgal
1. Dünya Savaşı sırasında Müttefiklerin donanmalarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip İstanbul’u işgal etme planları Osmanlı ordusunun destansı savunması sonucu boşa çıkmıştı. Ancak bundan üç yıl sonra, Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) uyarınca, Müttefik güçler Çanakkale Boğazı’ndan direnişsiz geçtiler ve 160 gemiyle İstanbul’a girip şehri kontrol altına aldılar. 16 Mart 1920 günü ise şehri resmen işgal edip, Osmanlı meclisini kapattılar ve ağır Sevr maddelerini sadrazam Damat Ferit Paşa’ya imzalattılar.
Bu arada, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesi meyvelerini vermeye başladı. Ankara’da kurulan yeni meclisin, işgalci güçleri bozguna uğratması sonucu imzalanan Lozan Anlaşması’yla birlikte, Müttefikler 6 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etmek zorunda kaldılar.
Araştırmacı Turan Akıncı, yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi olmuş bir şehirde, bu onur kırıcı işgal dönemi boyunca yaşananları ve aynı dönemde, Anadolu’da gerçekleşen kurtuluş mücadelesini tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.
Kızlarıma Mektuplar Yaşamdan Satırbaşları
Korku Kültürü
“Ben” değil “biz” diyen güçlüdür. Toplum olarak “biz” kimliğimizi keşfetmek ve yaşamak zorundayız. Barış, huzur, üretim, gelişme içinde özgürce yaşamamız, “biz” diyebilmemize bağlı.
Evinin temizliğine titizlikle dikkat ettiğimiz halde, nasıl oluyor da yollarda, kaldırımlarda, parklarda, kumsalda arkamızda bir çöplük bırakıyoruz?
Neden engelliler için ayrılmış park yerlerine, engelli olmadığımız halde aracımızı park ediyoruz?
“Sadece ben” diyen insan nasıl yetişiyor?
Kötü insanlar değiliz, ama birbirimize kötü davranıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenleri dinlemek bile istemiyoruz ve hemen ötekileştiriyoruz.
Niçin?
On günlük bir Türkiye yolculuğunda günlük gözlemlerle bu ve benzer soruların cevabını bulmak için bir sohbet oluşturduk. Üç kişiydik; ben Doğan, bu kitabın yazarı; Timur, tatil için Amerika’dan gelen otuz yaşlarında oğlum ve Arif öğretmen. Neden “sadece ben” demenin ötesinde “biz” diyemediğimizi anlamaya çalıştık. Neler keşfettiğimizi merak ediyorsanız, buyurun sohbetimize siz de katılın.
Küçük Şeyler 1 – Deniz Kabukları
"Bu kitapta, temel konulara, özellikle toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğüm ve seminerlerimde izliyenlerin etkilendiklerini gözlediğim konulara yer veriyorum. Pek çok kişi televizyondaki "Küçük Şeyler" adlı programımızı izledi, beğendi. Ancak kitap ve televizyon farklı şeyler. Televizyon renkli, ama kitap da gerekli! Televizyonda paylaşamadığım, tartışamadığım konuları burada ele almaya çalışıyorum."
Küçük Şeyler 3 – Yaşama Yerleşmek
Küçük Şeyler 4 – Eşitler Evi
Biz köle miyiz?
Kollarımızda zincirler var mı?
Yüreklerimizde, zihinlerimizde zincirler var mı?
Galiba var. Çünkü bizler "çağdaş köle"leriz.
Evlerimizde, işyerlerimizde, marketlerde sloganlarla, kredi kartlarıyla, taksitlerle yönetilen, yönlendirilen köleleriz.
Kölelikten ya da kulluktan kurtuluşa nasıl geçebiliriz?
Yaşantılarımızı esirler evinden eşitler evine nasıl çevirebiliriz?
Prof. Dr. Üstün Dökmen, "Küçük Şeyler" dizisinin yeni kitabı Eşitler Evi'nde bu konuları irdeliyor.
Mitoloji Sözlüğü
Mitoloji Sözlüğü, Azra Erhat'ın geniş bilgi ve kültürünün son ürünü, ustaca yazarlığının en yüksek aşamasıdır. Titizlikle hazırlanan kitap, başta Anadolu efsaneleri olmak üzere, Yunan ve Latin mitolojisini açık seçik, tatlı bir dille okuyucuya sunmaktadır. Azra Erhat, efsaneleri, hem bilimsel bir gözle incelemeye, hem de dünya yazın ve sanatındaki yerlerini, eşsiz bir esin kaynağı olarak değerleriyle canlandırmaya çalışır. Bu yolda, dilimizdeki çevirilerden de geniş çapta faydalanarak Mitoloji Sözlüğü'ne bir antroloji niteliği kazandırmıştır. Çabasına, bugüne dek mitoloji alanında çalışmış Türk yazarlarını da ortak etmiştir. Mitoloji Sözlüğü, genç, yaşlı herkesin zevkle okuyacağı bir elkitabı, Batı kültürünün tümüne ve özüne açılmış bir penceredir.
Mış Gibi Yaşamlar
Ne demek ‘mış gibi’ yaşam?
Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı demek.
“Böyle insanlar var mı?” diye sorarsanız, çevrenize bir bakın! Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde asık yüzlü, kırıcı, ilgisiz anne veya babaları; öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanları göreceksiniz.
Üstelik mış gibi yaşam, insanların bu anlayışla oluşturduğu ya da işlettiği kurumlar yoluyla giderek tüm topluma yayılıyor: Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşıyor; güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline geliyor; adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor.
Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor: Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak… Ve yaşamadığının farkında bile olmamak…
Ancak, farkında olan, gözlemleyen ve irdeleyen iki kişi var! Doğan Bey ve Arif Bey sizi sohbete davet ediyorlar.
Mış Gibi Yetişkinler Yetişkin Çocuklar
Yetişkin Çocuklar Aile Ortamı ve Çocuk Yetiştirme Üzerine Yakup Bey’le Söyleşiler Doğan Cüceloğlu’nun Yetişkin Çocuklar adlı kitabını, içeriğini daha iyi yansıttığına inandığımız yeni bir kapak ve yeni bir isimle sunuyoruz.
Bu kitap, aslında bildiğimiz, ancak üzerinde düşünme gereğini pek duymadığımız bir öyküyü anlatıyor. Bu öykünün kahramanlarını tanıdıkça çocukluğumuzu, ailemizi, çevremizdeki insanları ve en önemlisi kendimizi de daha iyi anlayacağız.