80 Günde Devrialem
Phileas Fogg zengin, kibar bir adamdır. Günlerini evinde ve üyesi olduğu Londra Reform Kulübünde geçirir. O günlerde İngiltere Bankası soyulur ve yapılan tartışmalar dünyanın seksen günde gezilip gezilemeyeceği konusuna dönüşür.
Phileas Fogg dünyanın seksen günde gezilebileceği üzerine iddiaya girer ve bütün servetini ortaya koyar. Fogg ve yardımcısı Passepartout yolculuk için hazırlıklara başlarlar. Onları entrikalarla dolu, bol maceralı bir yolculuk beklemektedir. En sonunda Fogg iddiayı kazanır ve Bayan Audo ile evlenerek servetine servet katar.
Andersen Masallar
Billur Köşk Masalları
Dünya Klasikleri, içinde yazıldığı toplumu şekillendiren, aradan geçen zamana rağmen eskimeyen, yalnızca yazarının ait olduğu topluma değil, tüm okuyuculara hitap eden eserler olarak her toplumda kıymetli kabul edilen sanat eserleridir.
Bu eserler, çocuk okuyucuların algı seviyelerine ve yaş gruplarına uygun seviyede ve özenle hazırlanıp sizlere
sunulmuştur.İyi Okumalar...
Bir Aşk Sayfası
1878 yılında yayımlanan Bir Aşk Sayfası , Emile Zola’nın yirmi iki yılda tamamladığı “Rougon ve Macquart Aileleri: İkinci İmparatorluk Döneminde Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” adlı yirmi kitaplık dizinin sekizinci kitabıdır. Dizinin en çok gürültü koparan iki romanı Meyhane ile Nana ’nın arasında yayımlanan Bir Aşk Sayfası , bu iki fırtınalı romanın ortasında sakin bir durak, bir soluklanma gibidir.
Roman, Paris’in eteğinde bir mahallede hasta kızıyla birlikte yaşayan dul Hélène Grandjean ile komşusu Doktor Deberle arasındaki gizli aşkı anlatır. Tekdüze bir yaşamı delip geçen aşkın bir çocuğun ruhunda yarattığı çalkantılar; yalnızlığı, ihtirası ve anneliği arasında bocalayan bir kadın; farklı toplumsal kesimlerin aşkı farklı yaşayışları...
Romanın başkişisi Hélène pencere kenarında dikişini dikerek düşüncelere dalarken, okurlar da hem tüm bunlara, hem de müthiş bir gözlem gücüyle betimlenen Paris manzaralarına tanık olurlar. Paris bu romanın kahramanlarından biridir âdeta.
Dramatik gücü nedeniyle yazarın diğer birçok romanı gibi sinemaya da aktarılan Bir Aşk Sayfası ’nı, ülkemizin en yetkin Zola çevirmeni Hamdi Varoğlu’nun akıcı Türkçesiyle okurlarımıza sunuyoruz.
Cezmi
“Yüksel ki yerin bu yer değildir
Dünyaya geliş hüner değildir”
Namık Kemal’in İntibah ’tan sonra yazdığı ve “Türk edebiyatında ilk tarihi roman” özelliği taşıyan eseri Cezmi, 1880 yılında yayımlanmıştır. Romantik bir tavırla kaleme alınan ve bir ideoloji romanı olarak da anılan bu başyapıtın iki cilt hâlinde basılması planlanmış ancak ikinci cilt yazılamamıştır.
Cezmi ’de olaylar, Osmanlı İmparatorluğu’nun en parlak devrini yaşadığı, sonunda ise gerilemenin başlangıcı sayılabilecek birçok hadisenin meydana geldiği 16. yüzyılda geçer. Romanın girişinde, bu yüzyılda Osmanlı ve dünyada gerçekleşen olaylar okura sunulur. Yazarın başat temalarından biri olan vatan sevgisi, tarihi kişilikler üzerinden özgürlük, merhamet, fedakârlık ve adalet gibi alt temalarla zenginleştirilerek işlenir. Osmanlı İmparatorluğu, İran Şahlığı ve Kırım Hanlığı’nın bir dönemine ışık tutan bu romandaki aşk da serüvenlerle kurgulanır. Sonu ölüm müdür, hayat mıdır?
Namık Kemal’den tarihe yazılan, tarihi belgeleyen büyük bir anlatı...
Çocuklar İçin Hikayeler
Tolstoy, Çocuklar İçin Hikâyeler adlı bu eserinde birbirinden güzel on üç kısa hikâyeye yer vermiş, çocuklarla bağını, kendisi de on üç çocuğa sahip bir baba olması dolayısıyla hiçbir zaman koparmamış, onların hayal dünyasına hitap ederek kişiliklerinin gelişmesine yardımcı olmak istemiştir.
Gerçekçi ve sarsıcı üslubuyla sadece çocukları değil, her yaştan okuru etkisi altına alan, tekrar tekrar okunan bu kısa hikâyeler öylesine inandırıcıdır ki, kendinizi öykünün içinde, kahramanlara elinizi uzatıp dokunacak denli yakın hissedersiniz.
Çocuk edebiyatına, çocuk seviyesine ve çocuğa görelik ilkesine tam anlamıyla uyan, mini mini hikâyelerden oluşan bu eseri çocuğunuza bir başucu kitabı olarak keyifle sunabilirsiniz.
Çocukluk
“Hayatımın ilk yıllarında beni yönlendiren şey: korku, dehşet. Narin ellerin, kaba ellerden ayrı şeyler olduğunu tanımlamaya başladığımda, yavaş yavaş benim için itaat ve saygı çağrıştıran nesnelere dönüşüyorlar. Bu ellere alıştım ve hatta onları sevdim. Bana asla sevgi dolu davranmadılar ama bazen gözyaşlarımla ıslandılar ve korkularımı dindirdiler. Kaba eller çok haşindiler ama onların da arada yumuşadığı olurdu. Onları yöneten o gümbür gümbür ses acılığını yitirirdi. İçi boş bir kahkaha duyulurdu; o zaman her köşede saklanan korkular kaybolurdu. Ve biraz huzura kavuşurduk biz, zavallı yaratıklar: köpekler, bir çift afacan zenci, iki kız kardeşim ve tabii ben.”
Çocukluk edebiyatta “bölgeselcilik” akımının temsilcilerinden olan Graciliana Ramos’un 1945’te yayımlanan biyografik romanıdır. Yazar, Brezilyalı edebiyat eleştirmenleri tarafından kuzeydoğu bölgeselciliğinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilir. Ramos eserini Brezilya Eğitim Bakanlığı’nda çalıştığı dönemde kaleme alır; hafızasının derinliklerine, çocukluk anılarına ulaşmaya çalışmasıyla başlayan Çocukluk giderek belirginleşen kişiler, yerler ve detaylarla dikkatimizi, Ramos’un iç dünyasından hikâyedeki olaylara çeker. Eser, okumayı sökmeye çalışan bir çocuğun yaşadığı güçlüğü ve bunun sebeplerini ortaya koyar; anlatımdaki sadelik, çocuğun kendi dünyasını ortaya koyma şekli olarak sunulsa da eserin tamamına hâkimdir. Elinizdeki kitap Brezilya kırsalında yoksulluk, eğitimsizlik ve güven duygusundan uzak geçen bir çocukluğu ve bu koşullarda gençliğe adım atan Ramos’un şahit olduğu dünyayı yansıtmaktadır.
Delikanlı
"Her şey oyundu." kalbimin ortasında seksek oynayan çocuktan son duyduğum şey bu oldu.
Tek derdim futbol oynamak iken gittiğim okulda son golümü yedim.
Ben Asya dört abisi olan delikanlı bir kız.
Herkesin giydiğini giymem herkesin sevdiğini sevmem. Annem bu durumu garip karşılasa da abimler "helal sana."
türündeler.
Koltuktan atlarcasına maceraya atlarım. Bela çeker özelliğimi söylemez isem olmaz. Son bela olarak Kaan buldu beni. Bir anda savaşçı oluverdim.
Kemerlerinizi bağlayın zira bu savaşta düşene yer yok.
Devlet
“Savaş, Devletin sağlığıdır.”
Bourne’un klasikleşmiş eseri Devlet, savaş ve devlet ilişkisini derinlemesine inceliyor; devletin yasa ve kamu gücünü uygulayan hükümet mekanizması olarak, bireyleri kolektivite uğruna işbirliği yapmaya nasıl ittiğini, diğer tüm değerleri feda eden bir birlik duygusunu nasıl beslediğini gözler önüne seriyor. Savaş, “Devlet” idealini açığa çıkarır – insanları bir araya getiren, saldırgan ya da savunmacı reflekslerle örgütleyen otoriteyi kutsayan bir güç olarak Devlet.
Bourne’a göre, savaşın uluslara değil, devletlere ait bir işlev olması ve devletin, ulusun enerjisini yıkıcı amaçlar için tüketmesi önemli bir paradoksa işaret eder: Devlet savaşla güçlenir ve genişler, ancak bu genişleme çoğunlukla yurttaşların özgürlüklerinden ödün verilmesini gerektirir. Savaş, topluluğun sürü duygusunu canlandırarak, kolektif bir kimlik yaratırken muhalifleri dışlama ve bastırma eğilimini doğurur; bu, devletin kendi varlığını koruma çabasının bir tezahürüdür.
Evliya Çelebi Seyahatnamesi
19 Ağustos 1930 gecesi, rüyasında gördüğü Hz. Peygamber’in elini öperek heyecanlanıp ‘’ Şefaat ya Resulullah’’ diyecek yerde ‘’ Seyahat ya Resulullah’’ diyerek kendi geleceğine farklı bir kapı aralayan Evliya Çelebi, tam kırk yıl boyunca bütün Osmanlı coğrafyasını adım adım dolaştı. Kimi zaman han odalarında menakıb dinledi, kimi zaman da çarşıların kalabalığına karışıp değişik kültürlerin insanları ile tanıştı.