Yusufcuk Yusuf(Akçasazın Ağaları
Akçasazın Ağaları tarihle, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanı başlarında yeni bir tarih yazılır, değişme kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir. Yusufçuk Yusuf Çukurova'ya kuşaklar boyunca egemen olmuş iki derebeyinin hikayesidir. Köylüleri yıllarca baskı altında tutan bu güç kırılırken, yeni zamanların gereklerine uyum sağlamış yeni zenginler başka bir güç oluştururlar. barbarlığı çağrıştıran bu güç, "bataklıktan kutulmaya yüz tutmuş bir bataklık toprağını yağmalar." "İnsanoğlu farklılaşıyor, deri değiştiriyor ve kendini yeniden tanımlıyor. Acaba ortaklaşa yitirilen yüzyılların ağırlığını bir kenara koyabilecek mi? Genleştirmek bizim elimizde. Yaşar Kemal'in Binbir Geceleri bizi buna davet ediyor." Alain Bospuet, Le Matin, (Fransa) "Hasatla birlikte, omuzları evrensel genişlikte Türk yazarı Yaşar Kemal'in yeni kahramanlık destanı geldi. Bunalım evreninde bir trajedi. Kitapta İnce Memed'in yazarının bizi alıştırdığı epik ve toprak kokan soluğu bulmak da mümkün." Andre Clavel, Nouvelles litteraires, (Fransa) "Yusufçuk Yusuf'ta Yaşar Kemal'i yeni ve büyük bir atılım içinde buluyoruz. Bu kitap yalnız Yaşar Kemal'in en önemli yapıtı değil, Türk romanının da başyapıtlarından biridir." Cemal Süreya, Oluşum "Hugo çapında bir yazar olan Yaşar Kemal'in en önemli özelliği, günümüzde gözardı edilen bir tarzda freskler çizerek yazması." Christian Guidicelli, Guide Lire, (Fransa)
Devleti Aliyye V
Devlet-i ‘Aliyye’nin birinci cildi Osmanlı Devleti’nin bir beylikten Balkanlar ve Ortadoğu’ya hükmeden güçlü bir imparatorluğa dönüşümünü konu alır. İkinci cilt, padişah ve devlet otoritesinin zayıfladığı 17. yüzyılın ilk yarısındaki iktidar mücadelelerini inceler. Üçüncü cilt, merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulduğu “Köprülüler” dönemini, Orta Avrupa’da Habsburglarla süren uzun iktidar mücadelesini, malî ve siyasî bunalıma karşı çözüm arayışlarını ayrıntılarıyla ele alır. Dördüncü cilt ise, Osmanlı Devleti’nin geçirdiği askerî ve malî dönüşümü mercek altına alır, Tanzimat ve Meşrutiyet dönemine kadar uzanan süreçte gelişen olayları takip eder. Ayrıca Birinci Dünya ve Kurtuluş Savaşları sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına uzanan geniş bir kesit sunar.
Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinin, hukukî ve idarî teşkilâtının, ekonomik, sosyal ve toplumsal altyapısının detaylı olarak işlendiği Devlet-i ‘Aliyye külliyatının beşinci cildi, Osmanlı-Avrupa ilişkileri, Annales Okulu ve bu okulun Osmanlı tarih araştırmalarına etkisiyle sonlanıyor. Halil İnalcık’ın bu son cilt için bir araya getirdiği İngilizce ve Türkçe makalelerinin yer aldığı eserde, ayrıca serinin tamamını ihtiva eden detaylı bibliyografya da sunulmaktadır.
Değersiz Bir Hayat
Üniversiteden tanışan dört erkek arkadaş: Nazik, yakışıklı ve oyunculukta kariyer yapmak isteyen Willem. Sanat dünyasına hızlı bir giriş yapmak isteyen, zeki ama bazen kalpsiz davranabilen JB. Hayallerini gerçekleştirememiş, aileden zengin mimar, Malcolm. Bu arkadaş grubunun merkezinde duran, tam bir kapalı kutu olan avukat Jude. Yıllar içinde dörtlünün dostlukları bağımlılık, şöhret ve kibirle dönüşür ve derinleşir. Üç arkadaşın karşılaştıkları en büyük zorluk, hem bedensel hem de duygusal olarak ağır yaralı arkadaşları Jude’un yanında yer almak olacaktır. Jude’un üstesinden gelemediği çocukluk travmaları tüm yaşamını etkileyecek ve dostları onu hayatta tutmak için ellerinden geleni yapacaklardır.
Dostluk, aşk, kalp kırıklığına dair dokunaklı, müthiş bir hikâye...
“Enfes... Bu romanı bir şaheser olarak adlandırmak hiç de mübalağa olmaz. Hatta bu kelime hafif bile kalır.”
San Francisco Chronicle
“Harikulade... Travma ve arkadaşlık öylesine zekice ve derin bir kavrayışla ele alınıyor ki bu roman bundan sonra bu konuda yazılmış tüm romanlar için bir ölçüt olacak.”
The Wall Street Journal
“Değersiz Bir Hayat başka hiçbir romana benzemiyor. Sınırı aşıyor, çizgiden dışarı taşıyor, kısaca unutulmaz.”
The Independent
“İçinize işliyor. Yanagihara insanın davranışının en aşağı ve en yüce uç noktalarını can acıtıcı bir yoğunlukla sorgulayabilme yeteneğine sahip bir yazar.”
The Times Literary Supplement
10.000 Exercices De Grammaire Fransızca Dilbilgisi Alıştırma Kitabı
Fransızca Dilbilgisi Alıştırma Kitabımızda konu başlıkları, basitten karmaşığa doğru sistematik olarak sıralanmıştır. Başlıklar, Avrupa Konseyi Yabancı Diller Ortak Başvuru Metni’nde yer alan A1, A2, B1, B2, C1 ve C2 düzeyleri gözetilerek öğrenenin dildeki yapıları kolaydan başlayarak zora doğru ilerlemesini sağlayacak şekilde düzenlenmiştir. Soru türleri, konulara göre değişkenlik göstermekle birlikte yoğunluklu olarak boşluk doldurma, bağıl cümle kurma, eşleştirme ve çoktan seçmeli şeklinde dağılım göstermektedir. Gerek cümle ve gerekse metin şeklinde sunulan soruların her biri, yeni ifadeler ve kavramlar öğretmeyi amaçlarken, geçmiş konulardaki yapıların ve kelimelerin pekiştirilmesini sağlayacak şekilde büyük bir özenle hazırlanmıştır.
Kitabın kapağındaki QR kod cep telefonuyla okutularak, cevap anahtarı PDF formatında kolayca indirilebilir.
Fransızcanın dilbilgisine yönelik olarak hazırlanmış yayınlar arasında, içerdiği soru sayısı bakımından en zengin alıştırma kitabı olma özelliği taşıyan eser, geniş bir konu çeşitliği sunduğundan kendi kendine veya herhangi bir eğitim ortamında Fransızca öğrenen herkes için eşsiz bir kaynak niteliğindedir.
Büyücü
Mitolojik öğelere ve Shakespeare’in ünlü oyunu Fırtına’ya çeşitli göndermelerin yapıldığı hikâyede John Fowles, savaşın acımasızlığını, bir Akdeniz adasının dinginliğini, insan zihninin karmaşık yapısını, kadın-erkek ilişkisinin doğasını, Tanrı ve özgürlük kavramlarını ustaca anlatımıyla irdeliyor. Gerçek özgürlüğün ancak kendini tanımakla mümkün olabileceği savından yola çıkılarak hayallerle gerçek deneyimler arasındaki ilişkiler, Fowles’un Prospero’su Conchis tarafından bir dizi yanılsama, maske ve gösteriyle çarpıcı bir biçimde sahneye konuyor. Büyücü’de, insanlığın karşı karşıya bulunduğu tehdit, Batı kültürünün duvarları arasına olduğu kadar insanın kendi bilincinin duvarları arasına da gizlenmiştir. Urfe gibi, içinde doğdukları kültürün sosyal yapılarınca dayatılan davranış kalıplarından uzak durma özgürlüğüne sahip olduklarını keşfeden bireylerin çabalarıyla varılabilecek yeni bir bilinç düzeyine yolculuktur bu. Random House’un 20. yüzyılda İngiliz dilinde yazılmış en iyi yüz yapıt listesinde yer alan Büyücü, kişisel özgürlüğe ulaşmanın ve insanın kendini keşfetmesinin zorluklarına dair bir edebiyat şöleni...
Demir Alev – Olimpos Yayınları
Herkes Violet Sorrengail’in Basgiath Savaş Akademisi’ndeki ilk yılında ölmesini bekliyordu; buna Violet da dâhil. Ancak Harman, iradesi zayıf, değersiz ve şanssız öğrencileri ayıklama amacıyla yapılan imkânsız sınavların sadece ilkiydi. Asıl eğitim şimdi başlıyordu ve Violet bu eğitimlerden nasıl geçeceğini merak ediyordu. Mesele bu eğitimlerin sadece zor ve acımasız olmaları, hatta binicilerin acı eşiğini sağlamlaştırmak için tasarlanmış olmaları da değildi. Mesele, Violet’a ne kadar güçsüz olduğunu hatırlatmayı şahsi görevi hâline getiren ve onu sevdiği adama ihanet etmeye zorlayan yeni komutan yardımcısıydı. Violet’ın bedeni diğer öğrencilere göre daha zayıf ve kırılgan olabilirdi ama zekâsı ve demir gibi bir iradesi vardı. Önderler Basgiath’ın ona öğrettiği en önemli dersi unutuyordu: Ejderha binicileri kendi kurallarını kendileri koyardı. Ama bu yıl hayatta kalmak için, yalnızca kararlı olmak yetmeyecekti. Çünkü Violet, Basgiath Savaş Akademisi’nin yüzyıllardır saklanan sırlarını öğrenmişti ve sonunda onları hiçbir şey kurtaramayabilirdi. Ejderha ateşi bile.
İşgal
1. Dünya Savaşı sırasında Müttefiklerin donanmalarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip İstanbul’u işgal etme planları Osmanlı ordusunun destansı savunması sonucu boşa çıkmıştı. Ancak bundan üç yıl sonra, Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) uyarınca, Müttefik güçler Çanakkale Boğazı’ndan direnişsiz geçtiler ve 160 gemiyle İstanbul’a girip şehri kontrol altına aldılar. 16 Mart 1920 günü ise şehri resmen işgal edip, Osmanlı meclisini kapattılar ve ağır Sevr maddelerini sadrazam Damat Ferit Paşa’ya imzalattılar.
Bu arada, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkarak başlattığı kurtuluş mücadelesi meyvelerini vermeye başladı. Ankara’da kurulan yeni meclisin, işgalci güçleri bozguna uğratması sonucu imzalanan Lozan Anlaşması’yla birlikte, Müttefikler 6 Ekim 1923’te İstanbul’u terk etmek zorunda kaldılar.
Araştırmacı Turan Akıncı, yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi olmuş bir şehirde, bu onur kırıcı işgal dönemi boyunca yaşananları ve aynı dönemde, Anadolu’da gerçekleşen kurtuluş mücadelesini tüm detaylarıyla gözler önüne seriyor.
Gülün Adı
"Gülün Adı" adlı bu dev romanıyla bir anda dünyanın dört bir yanında ünlenen İtalyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir bilimadamı. İtalya'da, Bologna Üniversitesinde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi; filozof, estetikçi, ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri.
Umberto Eco'nun bu ilk romanı, 1980'de İtalya'da ilk yayımlanışından bu yana sayısız basım yaptı ve dünyanın pek çok diline çevrildi. Dünyada olağanüstü bir ilgi uyandıran bu romanın yankıları hala sürüyor. Filmi de dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu romanın başarısında, kuşkusuz, yazarın ortaçağ konusunda derin ve dolaysız bilgisinin büyük payı var.
Tam anlamıyla ve her bakımdan ortaçağ dünyasını yansıtmakla birlikte "Gülün Adı" kesinlikle çağdaş bir roman; çağdaş romana yepyeni ve uzun soluk getiren özgün bir roman. Bir anlamda ortaçağda geçen, Hıristiyanlık düşüncesini tartışan tarihsel bir roman, bir anlamda da ustaca kurulmuş polisiye ve sürükleyici bir öykü.
Ve en önemlisi olağanüstü bir dil ve benzeri az bulunur bir sanat yapıtı. Bu ünlü romanı İtalyanca aslından başarıyla Türkçeye çeviren Şadan Karadeniz'in titiz ve uzun çalışmasını da burada hayranlıkla belirtmemiz gerekiyor. Umberto Eco'nun yayınlarımız arasında çıkan ikinci dev romanı "Foucault Sarkacı" da, "Ortaçağı Düşlemek" adlı deneme kitabı da yine Şadan Karadeniz'in çevirisi...
Mızraklar. Mızraklar Tüfekler. Tüfekler
"Silah sanayinde neden hiç grev olmaz?" Saramago, ömrünün sonlarına doğru kafasını kurcalayan bu soruya yanıt aramak için, tamamlayamadığı bu son romanına başlıyor. Romanın çıkış sorusu son derece yaşamsal ve güncel bir etik anlam taşımaktadır: Silah üreten fabrikaların karanlık geçmişi, her türlü grev girişiminin kanlı bir şekilde bastırıldığını göstermektedir. Silah fabrikalarında hiç durmayan ve zorla sürdürülen bu üretim, aslında dünyada asla bitmeyen savaşları da temsil etmektedir.
Bir silah fabrikasında çalışan ve ağır silahlar bölümüne terfi etmek dışında bir amacı olmayan Artur, acaba idealist karısı Felícia'nın peşinden gidip, görev aşkıyla çalıştığı fabrikanın İspanya İç Savaşı'nda oynadığı karanlık rolü deşifre edecek midir? Yani Saramago'nun metinlerinde sıkça vurguladığı bir ilkeyi, "çöküş koşullarında bir erdem isyanı başlatmayı" başarabilecek midir?
Saramago'nun romanı yazma sürecinde aldığı notlar, usta bir yazarın romanını kurgularken aklından geçenlere ışık tutuyor ve kitapta yer alan Saramago üzerine yazılmış diğer metinlerle birlikte, okuru romanı tamamlamaya, sorulan etik soruların peşinden gitmeye davet ediyor.
Ölümlü Nesneler – Kırmızı Kedi Yayınevi
José Saramago’nun Portekiz’de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü’nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar. Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago’nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış
Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.
“Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir.”
Keşif Atlası
Çocuk Köstebek Tilki Ve At
“Yaşamam Gereken Dünya Burası
Ama Keşke Orada Yaşasam
Dediğim Dünya, Mackesy’nin
Yarattığı Dünya.”
Elizabeth Gilbert
“Sevgi, Dostluk Ve İyi Kalplilik –
Bu Kitap Evrensel Bir Dil Konuşuyor.”
Bear Grylls
“Harika Bir Sanat Eseri Ve
İnsan Kalbine Açılan
Harika Bir Pencere.”
Richard Curtis
“Açıkcası Dünyanın Şu Anda Charlie’nin
Yapıtına İhtiyacı Var.”
Miranda Hart
Bir Gün Tek Başına
“Ağır ağır çıktı odadan, banyoya girdi, şofbeni yaktı, suyu açtı. Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi. Fakat yine de bir türlü giremiyordu suyun altına. Değişmek istemiyorum da ondan. Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek. Sonra yavaşça girdi.
Hiçbir şeyin akıp gideceği yok. Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan. Her şey hemen değişiversin istiyorsun. Sanki daha mı iyi olurdu? O zaman da peşinden koşar, bir türlü yetişemezdin. Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de… Altından çekiliverdi, çok kızmıştı su. Gözlerindeki sabunları akıtmak için uzattığı eli bile zor dayanıyordu. Sende iş yok oğlum. Bu sıcak, beriki soğuk…
Öteki sert, beriki yumuşak… Ömrünce sınırda kalacaksın. Sende iş yok oğlum, sende iş yok… Biraz ferahlamıştı. Şofbeni ayarladı, tekrar girdi suyun altına. Her vakit böyle olurdu. Sonunda dönüp dolaşıp kesinlikle kendini suçladı mı bitirirdi. Söyleyecek söz kalır mı? Ben, böyleyim… Bitti…
Artık savunma bile boşuna. Değil mi ki değişmez… O vakit bırakırsın yaşamayı kendi yoluna, yürür gider. Sonra yine kımıldamaya başlar birikenler. Sonra yine kızgın su. Ya da bir diş ağrısı. Ola ki bazı görmeden bastığın asfalta yayılmış yemyeşil bir balgam. Bir vapurun kaçması…”
Sarı Defterdekiler
"Dağ köylerinden, obalardan, kasabalardan ikide bir kopup gelir Adana'ya ve önümüze, ağıtlar, türküler, destanlar sererdi, buruşuk sarı kâğıtlar üstüne yazılmış... Her getirdiği söz yumağı akıllara durgunluk verirdi. Dehşetli acı, dehşetli güzeldi... "Ağıtlar toplamak, ölümle kavgaya tutuşmak gibi bir şeydi. Yitebilecek olanla, yitenle, ölümle, yok olmakla bir yarışma... Kurtarmak gerekti Çukurova ve Toros doğasının, insanın söz serüvenini... Ona 'Türküler Müfettişi' adını takmıştım." Sarı Defterdekiler, Yaşar Kemal'in 1992'de Alpay Kabacalı'ya armağan ettiği defterlerle yer alan koşma, semai, destan, türkü, ağıt, mani ve türkülü halk hikâyesi türlerindeki, çoğu ilk kez yayımlanan derlemelerinden oluşuyor.
365 Cıvıl Cıvıl Etkinlik Ciltli
Eğlenceye hazır mısınız?
Biraz kâğıt, biraz boya, bir makas ve bütün bir dünya!
Kesin, yapıştırın, boyayın!
Arabalar geçsin, kuşlar cıvıldasın, kelebekler uçuşsun, dinozorlar geri dönsün…
Kâğıtlarınızın üstünde dünya şenlensin!
Renk renk uzaylılar, lezzetli dondurmalar, kendinize maskeler, arkadaşlarınıza kartlar, süslü kutular, robotlar, baskılar daha neler neler…
Canınız ne zaman çizmek, boyamak, kesmek, yapıştırmak, el işi yapmak, kısacası eğlenmek ya da bunları birine yaptırmak isterse, bu kitap tam size göre!
Bu kitap; hem çocuklar, hem öğretmenler hem de ebeveynler için eşsiz bir kaynak!
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
Şu Çılgın Türkler
80 yıldır beklenen kitap
Dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı, en kutsal savaşlardan birinin, emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşının, bir millileşme ihtilalinin romanı, şaşırtıcı bir yakın zaman destanı...
Tüm yeni nesillere eşi olmayan bir armağan.
"...Özakman'ı kitabı tarihsel bir gerçeğin güzelim bir Türkçeyle roman diline dönüştürülmesidir. Kırk yıllık özel çabayla saydamlaştıran özgün tarihimizin anlamamızı yeniden ve bu vakitte içimize sindirmek, bize ve yeni kuşaklara her zamankinden daha çok gerekli. Bu kitabı okuyun, çocuklarınıza okutun, dostlarınıza armağan edin.
- İlhan Selçuk, Cumhuriyet
"Şu Çılgun Türkler'i okuyun 'çılgın' babalarınızla, dedelerinizle onur duyun."
- Hasan Pulur, Milliyet
"Hiç 688 sayfa boyunca gözlerinizin sürekli dolduğu oldu mu? Hiç, bir kitap acıyı, kederi, gururu ve zaferi akıl almaz med-cezirler arasında adeta yaşadığınız oldu mu?... Hiç, hıçkırıklarınızdan övünç duyduğunuz oldu mu?... Benim oldu. Elleri öpülesi Turgut Özakman'ın 'Şu Çılgın Türkler' kitabını okurken."
"An be an, gün be gün bir kurtuluşun, yeniden varoluşun çoşkusunu soluk soluğa Şu Çılgın Türkler'de yaşayacaksınız."
- Doğan Hızlan, Hürriyet
"...Bu kitabı okurken. kendi babamdan ve amcamdan, ailemden hep duyduğum olayları yaşadım. Bunu ancak çılgın Turgut yazabilirdi. Ancak doğrusu, haset duymadım desem yalan olur; böyle bir şaheseri kendim yazamadığım için!"
Altemur Kılıç, Ortadoğu
"Şu Çılgın Türkler'i bu yaz mutlaka okuyun... Okutun... Hatta 'çılgın türkler' kursları açıp gençlere Kurtuluş Savaşı'nı öğretin... Mutlaka!"
Lugat 365 Bazı Kelimeler Çok Güzel
Bazı Kelimeler Çok Güzel. Lugat 365 projesi, 2014 yılının sonlarına doğru, Banu-Onur Ertuğrul çiftinin aklına düşer. "Hissikablelvuku" gibi, "müşkülpesent" gibi bazı kelimeler, hem söylenişleri, hem de kapsadıkları anlam alanları, dolu dolu geçmişleri ile ne güzeldirler.
Kolları sıvar, 2015 yılı boyunca her gün beğendikleri bir kelimeyi twitter üzerinden paylaşmaya, eski kelimeleri unutmuş ya da hiç duymamış günümüz toplumunun dikkatine sunmaya başlarlar. Öyle ki, zamanla paylaşılan kelimeler o günün güncel olaylarına, duygularına göndermeler içermeye, adeta "yaşamaya" başlar. Takipçileri kısa zamanda yüz binleri bulur. Lugat365 paylaşımları 2015 yılı sonu itibariyle sona erecek. Ama yayımladığımız kitap, o kelimeleri bir araya getirerek önemli bir kaynak ve başucu sözlüğü olacak. Kendine özel tasarımı ve sunumuyla.
Fransızca Dilbilgisi
Memleket Yazıları 1 – Hep İstanbul
Memleket Hikâyeleri’nin unutulmaz yazarı Refik Halid Karay’ın 1938-1965 yılları arasında Tan, Akşam, Yeni İstanbul, Zafer gibi dönemin en çok ses getiren gazete ve dergilerinde yayımlanan eserleri Memleket Yazıları dizisinde yeniden hayat buluyor. Karay’ın muharrir kimliğinin ayrılmaz bir parçasını oluşturan gazeteci ve fıkracı yanı böylelikle 18 kitaplık bir diziyle okurlarına ulaşıyor. Memleket Yazıları 1938-1965 ile Türkiye tarihinin en hareketli döneminde memleketin geçirdiği siyasi, kültürel, kentsel dönüşümler konusunda Refik Halid’in neler düşündüğü, Osmanlı geçmişini nasıl değerlendirdiği ve hatırladığı, tek parti iktidarı sırasında ve demokrasinin tesis edilmeye çalışıldığı yıllarda memleket gündemine nasıl baktığı daha iyi anlaşılacaktır.
Baştan Çıkarma Sanatı
Dünya Bestseller Listelerinde Aylarca 1 Numarada Kalmış "İktidar" Kitabı Yazarından
Herkesin en büyüz zaafı olan arzu ve zevki manipüle ederek isteklerinizi elde edin.
Baştan çıkarma gücü en etkili, en şaşırtıcı ve en hoş şeklidir. John F. Kennedy'nin kitleleri kendinen hayran bırakması, Cleopatra'nın Antonius'u avucunun içine alması bunun en güzel kanıtıdır.
"Güç Sahibi Olmanın 48 Yasası: İktidar" adlı kitabın yazarı şimdi de tarih boyunca baştan çıkarma sanatında ustalaşan karakterlerin başarıları ve başarısızlıklarını da konu alan, yepyeni bir kitapla karşımızda. Robert Greene aşk oyunlarıyla göz boyamayla, direnişi kırarak karşısındakini tamamen avucunun içine alabilmenin 24 kuralını gözler önüne seriyor.
Baştan Çıkarma Sanatı tarihin en büyük silahlarından biri olan sonsuz güce sahip olabilme şeklinin en güzel örneğidir.
Ölmek Ya Da Ölmemek
• Ailenizde prostat kanseri öyküsü mü var? O süt bardağını bırakın ve diyetinize olabildiğince keten tohumunu ekleyin.
• Karaciğer hastalığıyla mı savaşıyorsunuz? Kahve içmek karaciğer enflamasyonunuzu azaltabilir.
• Meme kanseriyle mi mücadele ediyorsunuz? Soya tüketmek daha uzun süre hayatta kalmakla ilişkilendiriliyor.
• Kalp hastalığından mı endişelisiniz? Hastalığı önlemekle kalmayıp durdurabildiği de defalarca ortaya konulan işlenmemiş bitkisel temelli bir diyete geçin. Erken ölümün başlıca on beş nedeni kalp hastalığı, kanser, diyabet, Parkinson, yüksek tansiyon ve diğerleri her yıl milyonlarca insanın hayatına kastediyor. Böyle olmak zorunda değil. Dr. Greger’ın tümü güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen önerilerini takip ederek bu hastalıkları önleyebilirsiniz!
Tamamen kullanışlı, uygulanabilir öneriler ve beslenme biliminin en yeni, en şaşırtıcı verileriyle dolu bu reçete uzun, sağlıklı bir hayat sürmek için tam ihtiyacımız olan şey. "Bu kitap, hastalıklardan korunmak isteyenlere yardımcı olacaktır."
-Dalai Lama
"Dr. Michael Greger bu kitapta, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için gerekli olan faydalı yiyeceklerin rolünü tüm berraklığıyla gözler önüne seriyor."
-Daily Mail
Yunan Mitolojisi (Ciltli)
Olympos Dağı’nın tepesinde, bulutların üzerine kurulmuş bir saray, içinde dünyaya hükmeden tanrılar... Aşağıda ise krallar, canavarlar ve sıradan insanlar...
Tanrılar tanrısı Zeus, aile ve sadakat tanrıçası Hera, deniz tanrısı Poseidon, bitki ve toprak tanrıçası Demeter, yeraltı dünyasının tanrısı Hades ve diğer güçlü tanrı ve tanrıçalar...
Dünyanın en güçlü erkeği olduğunu herkese kanıtlayan Herakles, Troya Savaşı’nın kahramanı İthaka Kralı Odysseus, aşkı uğruna ölüler ülkesine gitmeyi bile göze alan Psykhe, tanrı Apollon’un cezasıyla kulakları eşek kulaklarına dönüşen Kral Midas...
Tek gözlü devler, uçan atlar, dokuz kafalı ejderhalar, yarı insan yarı hayvan yaratıklar, periler, büyücüler, cadılar...
Harika illüstrasyonlar ve geniş bir rehber eşliğinde keyifle okuyacağınız bu kitap, sizi Yunan mitolojisinin muhteşem dünyasıyla tanıştıracak
Türk Dünyası Kültür Atlası
“Bilmek isteyen yola çıkar!” sözünden hareketle bizi “biz” yapan kültürel birikimin köklerine ulaşmak amacıyla, Türk Dünyası’nda kilometrelerce yolculuk yapmaya hazır mısınız?
Sonsuzluk hissi uyandıran bozkırlardan doruğu bulutlarla kaplı mavi dağlara, kızıl ve siyah renklerle yoğrulmuş İpek Yolu çöllerinden derin ve karanlık taygalara, en soğuk tundralara, coşkun bir sel gibi akan yeşil ırmaklara sayısız yolculuk…
Bu atlasla çocuklar; Türk Dünyası’na dair pek çok ayrıntıyı okuyup öğrenecek, merak ettiklerini araştıracak. Yetişkinler ise sahip olduğumuz kültür mirasıyla bir kez daha gurur duyacak.
Haydi, şimdi yolculuk zamanı!..