Asilzadeler
Aşina Güzeller
Yüksek medeniyetler, millete ait maddî ve manevi değerlerin tümünü, zaman içerisinde kendisine has duyuş, düşünüş ve ifade ediş tarzı ile kültürlerine sindirirler ve gelecek nesillerini onunla korumuş olurlar. Osmanlı medeniyetinin söze verdiği değer, nesirden ziyade şiirde kendini göstermiş ve en çarpıcı, en gizemli ifadeler daima şairlerce telâffuz edile gelmiştir. Divan şiiri, asırlardan süzülerek akan bir kültür tecrübesinin sarraf titizliğiyle işlenmiş bir ifadesinden ibarettir. Kitabımızın sayfaları arasında gezinirken klâsik şiir zevkimizin güzellerine rastlayacağınızı ve onlarla, aranızda bir göz ve ses aşinalığı bulacağınızı umuyoruz. Çünkü onlar, bizatihi biz demektir, siz demektir.
Aşiyan 1 – Virane
İnsan bir ölüme bir de sevdaya böylesine yenik düşüyormuş.
Bir ateş ancak başka bir ateşle bütünleşince büyüyormuş.
Bir tan vaktinde gece ile gün birbirinden ayrılırken sardı yangını. Şafak söktü, gün aydı, yabancısı olduğum barut kokusu ruhuma bulaştı.
“Sen benim evimsin Gülfem,” dedi bir yemin gibi.
“Şu tenin, her karışını ezbere bildiğim, başkasının el sürmesine dahi izin vermeyeceğim vatanım. Benim tüm savaşlarım sana, senin uğruna.
Sen buraya girdiğinden beri...” dedi
Aşıklar Delidir Ya Da Yazı Tura
Saatin içindeki kum taneleri gibi parmaklarının arasından akıp giderken hayat, hikâyeleriyle birbirini tamamlayan iki aşık, belirsizlik içinde sevgilerini var ediyor. Ama bazen kum saati sadece akmıyor, yere düşüp kırılıyor, kumlar ortaya saçılıyor. Böyle anlarda ailenin sadece huzur ve güzelliği değil geçmişe terk edildiği sanılan hatıraları, marazları da taşıdığı anlaşılıyor.
İki aşığın genetik bir hastalıkla kesişen yolları bir noktada ayrılsa bile biri İstanbul’da, diğeri New York’ta aynı nefesi alıp vermeyi sürdürecekler… nefesleri yettiği sürece.
Ayfer Tunç, ilmek ilmek işlediği cümleleriyle modern bir destan yazıyor. Aşıklar Delidir ya da Yazı Tura ailenin, arkadaşlığın, sadakatin, hastalığın ama en çok deliliğin ve acının öyküsü.Çünkü âşıklar delidir ve deliler acı çeker.
Umutlandı. Yüzü açık kalmış bir kitap gibiydi, aşk hakkında hiç söylemediği sözler satır satır okunuyordu. Mucizeler her zaman beklenir hayattan. Aşkın kendi varlığından gelen, iyileştirici bir gücü vardır ve kıyaslanacak olursa, aşkla geçen zamanın özgül ağırlığı, saatlerin gösterdiği zamanınkinden kat kat fazladır.
Aşk zamanın yoğunluğunu arttırmaya muktedir olan tek kimyadır.
Aşıklara Yer Yok
“Kim bilir, belki de cehennem insanın kendini bağışlayamamasıdır.”
Aşk sandığımız bağlılıklar, gerçekte bizi kendine tutsak eden bağımlılıklarımız mıdır?
Akademisyen Orhan büyük bir tutkuyla bağlı olduğu Firdevs’in peşinden umutsuzca koşarken, bir yandan kendi geçmişindeki travmalarla diğer yandan Firdevs’in bir başka adama duyduğu hastalıklı aşkla mücadele etmektedir. Gece yarısı aldığı telefonla kendini sayfiye kasabası Saklıkuyu’da bulur. Geçmişte hastane olarak kullanılmış, Osmanlı sarayının ve İstanbul zenginlerinin sırlarıyla dolu eski bir köşkün odasına yerleşir. Hatıralarına hapsolmuş Defne’yle ve diğer komşularıyla tanışan Orhan, onların yaralı hikâyelerine ortak olurken, kendini buraya sürükleyen kaderi anlamaya çalışmaktadır. Firdevs’in birden ortadan kaybolmasıyla içine düştüğü merak, nefes kesen bir sonla cevap bulur.
Âşıklara Yer Yok, gerçeklikle hayalin iç içe geçtiği olağanüstü bir aşk ve tutku hikâyesi.
Aşkın büyülü ve karanlık doğasına dair duygu dolu, eşsiz bir roman.
Her sayfasında kendinizi bulacağınız bir edebi şölen.
Asılacak Kadın
Asılacak Kadın, yayımlandığı ilk günden büyük ses getirmiş, gerek anlatım tekniği gerekse kadının toplumda konumlandırılmasına ilişkin cesur tavrıyla Türkçe edebiyatın klasikleri arasına girmiş bir roman. Nicesini gazetelerin iç sayfalarında okuyup geçtiğimiz bir cinayeti ele alan Pınar Kür, kadına karşı örülmüş yargının ardında yatan toplumsal dokuyu da tüm gerçekliğiyle masaya yatırıyor.
“Her biri kendi iç bütünlüğünde, alabildiğine öznel tutulan üç söylem: Çıkarını ‘ortak bilinç’in çıkarıyla bütünleştirmiş Faik İrfan Elverir’in insanlıktan soyutlanmış söylemi. Cinsel bir nesne, somut bir çaresizlik, tam bir kurban konumuna yargılı Melek’in, sesi olmayan söylemi.Ve şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan Yalçın’ın edilginliği aşamayan bilincinden yansıyan söylemi. Bu üçünün, romanın ana sözü bakımından, neredeyse önemini yitiren bir kilit olay (yalı cinayeti) çevresinde sarmallanmasından bir o kadar nesnel bir mesaja ulaşılıyor. Pınar Kür’ün, yürekli bir toplumsal eleştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırdığı bu roman, kadının, dolayısıyla da elbet insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.”
Füsun Akatlı
Aşırı Seven Kadınlar
Siz De Aşırı Seven Bir Kadın Mısınız?
Sorunlu, Mesafeli, Karamsar Erkekleri Çekici Bulurken
“İyi Adamlar'ın Sıkıcı Olduğunu Mu Düşünüyorsunuz?
Onunla Birlikte Olmak Eziyet Gibi Geldiği Halde Onun Yokluğunda İçinizde Bir Boşluk Mu Hissediyorsunuz?
Mutsuz Veya Sağlıksız Birini Mükemmel Bir Partnere Dönüştürme Fikri Size Çekici Ve Vazgeçilmez Mi Görünüyor?
Peki, Sizi Aslında Çocukluğunuzda Geliştirdiğiniz Sağlıksız İlişki Kalıplarını Sürdürmeye Yönelten Nedir?
Bir kadın aşırı sevdiğinde, bir erkeğe yönelik takıntı geliştirip bu takıntıyı aşk olarak tanımlar, bunun duygu ve davranışlarını kontrol etmesine izin verir, ruh ve beden sağlığı olumsuz etkilense de bundan kurtulamaz. Aşırı seven kadın aşkının derinliğini, çektiği ıstırabın derinliğiyle ölçer.
Evlilik, aile ve çocuk ruh sağlığı alanlarında uzman bir terapist olan Norwood, tüm dünyada 3 milyondan fazla okura ulaşıp hayatlarını değiştirmelerine yardımcı olan bu kitabında bizi içinde bulunduğumuz aşırı sevme kalıbından, kestirme yollarla kurtulamayacağımız konusunda uyarıyor; bu kalıpları temelden değiştirmediğimiz sürece hep bir hayatta kalma mücadelesi içinde olacağımızı hatırlatıyor. Ve kararı bize bırakıyor: Siz de bu kitapla iyileşme sürecine adım atmayı seçerseniz, aşırı severek kendine zarar veren bir kadından, bu sorununa dur diyecek kadar kendini sevebilen bir kadına dönüşeceksiniz.
“Sürükleyici bir roman gibi okuyabileceğiniz, sıradışı bir kişisel gelişim kitabı.”
-Los Angeles Times
“Sürekli değiştirmek istediğiniz erkeklere âşık olduğunuzu fark ettiyseniz, Aşırı Seven Kadınlar’ı okumalısınız.”
-Houston Chronicle
“Aşırı seven bir kadın değilseniz bile bu kitap size hayatınızın kendi ellerinizde olduğunu ve aşkın mutluluk vermesi gerektiğini hatırlatacak.”
-Boston Herald
“Norwood, uzmanlığı ve bir kadın olarak kurduğu empatiyle o kadar ikna edici bir mesaj veriyor ki, okurlar burada önerilen on adımlık iyileşme programını uygulamak isteyeceklerdir…”
-Philadelphia Inquirer
Akıldışı bir aşk ile sağlıklı sevme biçimini birbirinden nasıl ayırırız?.. Erkeklerle ilişkileri ne kadar sağlıklı olursa olsun, her kadın bu kitapta kendinden bir parça bulacak.
-Star Publications
Aşırı Yemeyi Yenmek
Aşk (Gri Kapak)
"Ya ortasındasındır Aşkın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde..
Ella Rubinntain (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir.
Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella'yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır.
Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde kat etmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller...
Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası...
Aşk... Elif Şafak'tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.
Aşk (Pembe Kapak)
Ya ortasındasındır Aşk’ın merkezinde; ya da dışındasındır, hasretinde.. Ella Rubinstein (40) Amerikalı bir ev kadınıdır. Tipik burjuva değerlerinin hâkim olduğu oldukça varlıklı bir ailesi, düzenli ve görünüşte "sorunsuz" bir evliliği vardır. Üç çocuğunu da büyüttükten sonra bir yayınevinde editör-asistanı olarak iş bulur; görevi A. Z. Zahara adlı tanınmamış bir yazarın tasavvuf felsefesini konu alan tarihi romanını değerlendirmektir. Ancak hayatının kritik bir döneminde eline aldığı bu kitap, hiç beklemediği bir şekilde Ella’yı derinden sarsacak, dünyevi aşkı keşfetmek adına zorlu ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmasına neden olacaktır. Hayatlarımızın durgun gölünü dalgalandıran taş misali, yüzleşmek zorunda olduğumuz sıkıntılar, acılar... ve aşkın peşinde katetmek zorunda olduğumuz zorlu yollar, ödediğimiz bedeller... Aşk... kitap içinde bir kitap, hayatın anlamı peşinde bir aşk macerası... Aşk... Elif Şafak’tan arayışa, gerçeğe ve keşfetmeye dair bir roman.
Aşk Beş Vakittir
Gelirken getirmediğin, giderken de gitmelerine mâni olamadığın hiçbir şeye benim diyemezsin.
Benim diyemediğin şeyden hak talep edemezsin.
Hak talep edemediğin şeyden şikâyet edemezsin.
Ama aldandın bir kere.
Damarlarına kadar işlemiş haram sevdaya mukabil, sana şah damarından daha yakın olduğunu söyleyen bir Rabbin vardı.
Duymadın!
Kimse bilmez diye derinlere gömdüğün dertlerine mukabil, yarattığı kalbin atomlarına kadar işiten Rabbin vardı.
Anlamadın!
Onların batıp giden sevgilileri çiçek alırken, bizim Sevdiğimiz (c.c.) tüm çiçekleri yarattı.
Görmedin!
Şimdi hüzünlü yüreğine şöyle söyle dostum:
Geçmez sandığın ne varsa geçiyor.
İçin geçiyor önce.
Sonra anıların gözlerinin önünden geçiyor.
Geçmez sandığın kabuk tutan yaraların da geçiyor.
Ben de gidiyorum artık, gözümün önünden kabrim geçiyor.
Kestiğim elimi ispat olsun diye gözlerimin önünde tamir eden Allah’ım!
Kırık gönlümü başka cerrahlara götürdüğüm her gün için affet!
Tırtıl öldüm demiş, Allah kelebek yaratmış...
Kitapları ve videolarıyla milyonlarca insana ulaşan Mehmet Yıldız, Aşk 5 Vakittir'te de akıcı ve keyifli üslubuyla Allah'ı, ibadeti ve namazı anlatmaya devam ediyor.
Aşk Cephesi
Aşk Çıkmazı
Sadie ile yakışıklı düşmanı, asansörde mahsur kaldıklarında rekabetlerini ve aşklarını bir sonraki seviyeye taşıyacaklardı.
Mühendis olmak, özellikle de tüm zorluklarına rağmen kadın bir mühendis olmak, Sadie için bitmek bilmeyen mücadele anlamına geliyordu. Bununla birlikte, kalbini paramparça eden adamla küçücük bir asansörde –hem de saatlerce– mahsur kaldığında, bu savaştan sağ çıkabileceğinden emin değildi. Erik büyük hatası yüzünden istediği kadar özür dileyebilirdi; fakat genç kadın onu affetmemeye kararlıydı.
Sadie’nin en karmaşık batıl inançları bile böylesine garip bir kavuşmayı öngöremezdi. Erik, üşüdüğü için ceketini çıkarıp ona uzatırken ve bakışları yumuşarken bile tam bir çelişkiydi. Böylece genç kadının aklında önemli bir soru şekillendi:
Taş kalpli düşmanı göründüğünden daha fazlası olabilir miydi?
Aşk Çölü
Aşk Diye Birşey
Hayat, türlü türlü gelir karşına. Sevdayla gelir. Acıyla... Mutluluk ve yalnızlıkla çalar kapını. Bir tarafta sonsuz huzur penceresi açılır, diğerinde seni alıp götüren arzular serilir önüne. Gül gibi olabilmektir esas olan. Gül gibi kalabilmek...
Kalbin kapılarını gerçek aşka aç… Derdine deva bulacağın ufuklara taşı gönlünü... Aşk Diye Bir Şey’dir en nihayetinde, bir ömürlük misafir olduğun dünyanın gerçeği... Uzat elini ki dünyan değişsin…
“İçindeki ışıkları söndürme!.. Gün akşam olsa da güneşini kaybetsen de umudunun ışığı daima yansın. Aldırma mevsimlerin sergilerine, her mevsim kendine yakışan rengi seçer.”
Aşk Estetiği
Aşk, bir medeniyet yıldızına nasıl dönüşür?
İslam inanç ve kültürü kendi medeniyet estetiğini
nasıl inşa etti?
Mimari, süsleme sanatları, şiir, edebiyat, güzelliğin sırrını
keşfetmek için hangi eşiklerden geçti?
Dünün poetik ve estetik mirası nasıl ve
kimler tarafından devralındı,
hangi krizleri yaşadı?
Beşir Ayvazoglu o her zamanki zarif ve kuşatıcı üslubu ve çok
yerinde geliştirdiği sorularıyla sanat ve düşünce
ufkumuza yepyeni ışık tuğları dikiyor.
İlk baskıları yıllar önce yapılan ve her yönden bir
ders kitabı sayılan
AŞK ESTETİĞİ yeniden sizinle.
Zihniyet dünyamız kadar hayat üslubumuzun sanat duraklarının
ruhunu kavramak için...
Hep aşk ve elbette Aşk Estetiği...
Aşk Hikayesi
Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hay deli gönül
Hele düşün devr-i Âdem’den beri
Neler gelmiş geçmiş say deli gönül
Ruhsatî
10 Haziran 1617 sabahı Kulaksız Kabristanı’nda hatun kişi mezarı üzerinde, biri hanım üç ceset bulundu. Erkekler mezara kapaklanmış, kadın da erkeklerden birine sarılmış vaziyetteydi. Devrin ases teşkilatı aylar sonra üçünün de aynı vakitte öldüğünü açıkladı; aşk yüzünden…
Aşk Hipotezi
“Okurlar, nükteli diyalogları ve sevilesi yan karakterleriyle hem gerçekçi hem de eğlenceli olan bu kitabıellerinden bırakamayacaklar.”
Library Journal
Doktora öğrencisi Olive Smith aşka inanan biri değildir. Bu inancına şanssızlığı da eklenir ve başına gelen olayların sonunda, sevgilisi olduğuna dair yalan söylemek zorunda kalır. Yalanına kanıt arayan Olive panikler ve okulun koridorunda karşısına çıkan ilk adamı öper.
Ne yazık ki bu adam, öğrenciler tarafından “meşhur pislik” olarak bilinen genç biyoloji profesörü Adam Carlsen’dan başkası değildir. Olive hiç beklemediği bir tavırla karşılaşır; genç adam onun sırrını saklayacağını hatta işbirliği yaparak sevgilisi rolünü oynayacağını söyler.
Olive ile Adam’ın küçük bir deney olarak başladıkları sahte ilişkileri, sonunda her şeyin gerçek olduğu bir noktaya varır. Genç kadın, aşk hipotezlerinden daha karmaşık tek şeyin kendi kalbini mikroskop altında incelemek olduğunu çok geçmeden fark edecektir.
Sahte bir gönül ilişkisinde taraflar birbirlerine karşı koyamazsa ne yaşanır? Tabii ki tüm aşk hipotezleri yerle bir olur.
Aşk İle Boya Büyüklere Boyama
Renklerin iyileştirici etkisi olduğunu bilmeyen yoktur. Hele bu renkler kullanmayı en sevdiklerinizse... Yediden yetmişe her yaş için uygun olan boyama kitabımız sevdiğiniz renkleri kullanmanız için size fırsat sunuyor. Kitabı açtığınızda karmaşık desenler, birbirine geçmiş modellerle karşılaşacaksınız. Sakın korkmayın! Günlük hayattaki karmaşadan uzaklaşmanızı sağlayacak olan bu kitapla içinizdeki ressam ortaya çıkacak. Kesinlikle müptelası olacağınız bu boyama kitabı sizleri dünyadan soyutlayacak. Bir an önce işlerimi bitireyim de başına oturayım diye vakit kollayacaksınız. Kural yok, sınırlandırma yok tamamıyla özgür olacağınız bu kitapları istediğiniz yere de taşıyabilirsiniz. Bu yüzden çok pratik bir hobi. İhtiyacınız olan şeyler boya kalemleri ve “Aşk ile Boya". Duyduğumuza göre insanlar hangi deseni hangi renk ile boyasam diye rüyalar görüyormuş. Sakın ha kendinizi fazla kaptırmayın. Başlayınca bırakmak zor oluyor.
İyi eğlenceler, iyi boyamalar.
Aşk Kanatları
Aşk Köpekliktir
Ben de en az aşk kadar saçmayım… Aşkın kaç yüzü, kaç hali vardır? Stefan’la Ayşe’nin aşkı gibi bir çeşit köpeklik midir, yoksa ancak rüyalarda rastlanılan bir mucize mi? Profesör Numan’ın inandığı gibi çözümsüz bir problem midir, yoksa Ceren’in sandığı gibi bir yanılsama mı? Belki iki âşığın giriştiği bir düello ya da hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopyadır! Hem hastalık hem direniş, hem av hem de avcı olmaktır aşk…
Aşk rüzgârın söylediği bir şarkıdır Polisiye romanlarıyla tanınan Ahmet Ümit, bu kez Aşk Köpekliktir’de “katil kim?” yerine, binlerce yıllık “aşk nedir?” sorusuna yanıt arıyor. Kitapta bir araya gelen dokuz öykü, bu eskimeyen soruya kendi cevaplarını ararken, bir yandan da her bir hikâye farklı kurguları, kahramanları, mekânları ve Ahmet Ümit’in bildik “gizem”li üslubuyla okuru peşinden sürüklemeyi başarıyor.
Zaman insanla oynamayı seven, hem zalim hem de merhametli bir tanrıdır. Ona karşı çıkamazsın, yapman gereken beklemek. Onun, derin bir unutuşla bizi rahatlatacak örtüsünü üzerimize örtmesini beklemek...
Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri
İlk öykü kitabı olan Fildişi Karası ile çok olumlu tepkiler alan Yekta Kopan, duru, abartısız, akıcı dili, yaşamın içinden seçilmiş, şaşırtıcı ayrıntılarla zenginleştirilmiş konularıyla; hüzün ve duygusallıkla mizah ve ironiyi dengede tutmayı başaran kurgularıyla, Türk edebiyatı içinde kedine özgü yolunu bulmuş görünüyor. Olayın ön planda tutulduğu öyküleri, titizlikle işlenmiş, fazlalıklardan arındırımlış, çok yönlü, çok boyutlu karakterlerle donatılış, ‘insan olan’ türlü şeyle bezenmiş. Gerçekçi bir anlatım içinde hayalgücüne de çok yer vermesi, Yekta Kopan’ın öykülerinin öne çıkan özelliklerinden. ‘Yaşam kurgulanmalıdır’ diyor Yekta Kopan ve insanlık durumlarından beslenen öyküler yazıyor.
Aşk Neden Can Yakar
Aşk Ölümcül Bir Hülyadır
Aşk Terapi
Aşk Varsa Kusur Yoktur
Aşk Ve Anlatı Şiirleri
William Shakespeare (1564-1616): Oyunlarında insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazarın Aşk ve Anlatı Şiirleri’yle oyunları arasında söz, duygu, ruh, ihtiras, inanç bakımından çeşitli yakınlıklar bulunmaktadır. Bu şiirlerde de lirik cazibe, heyecanlı olaylar, sürükleyici yaşantılar, billur özdeyişler vardır, şairin anlatı ustalığına ve imge yaratıcılığına hayran olmamak, mekân, görüntü, doğa ve nesne betimlemelerini başarılı bulmamak mümkün değildir. “Venüs ile Adonis” güzellik tanrıçasının isteksiz bir genci baştan çıkarmak uğrundaki ısrarlı çabalarının küçük bir mitolojik destanı, “Lükres’in İğfali” kocasına sadık soylu bir kadına şehvetten gözü dönmüş bir prensin tecavüzünün öyküsü, “Anka ile Kumru” felsefi ve vicdani gücü ağır basan bir “saf” şiir, “Bir Âşıkın Yakınması” sevgiye güvendiği için bir çapkının tuzağına düşen bir kadının haklı şikâyetidir. Aşk ve Anlatı Şiirleri’nde Shakespeare’in yazdığı sanılan “Coşkulu Yolcu” ve “Ölsem mi?” adlı şiirler de yer almaktadır.
Aşk Ve Gurur
En çok okunan klasikler, Türkiye’nin önde gelen çevirmenlerinin özenli çevirileri ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucularla buluşuyor.
18. yüzyılın sonlarına doğru İngiltere'nin küçük bir kasabasında, taşralı bir beyefendi ve korumacı bir baba olan Mr. Bennet ve onun aklı havada karısı Mrs. Bennet'ın beş kızının iyi birer evlilik yapmak dışında hayatta başka bir seçenekleri yoktur. Fakat kardeşlerden Elizabeth kent soylusu, züppe ama bir o kadar da kendini içindeki zindanlara hapsetmiş olan Mr. Darcy ile yolları kesiştiğinde kaderine başkaldırarak tarihin en büyük aşklarından birinin yazılmasını sağlayacaktır.
Her satırıyla kalbinizde iz bırakacak, aşkın yüceliği ve fedakarlıklarını insana hatırlatan bu romanı Handan Haktanır'ın eşsiz çevirisiyle sunuyoruz.
Aşk Ve Öbür Cinler
"Mezar yazıtı ilk kazma darbesiyle parça parça yerinden fırlamış, bakır renginde canlı bir saç yığını mezardan dışarı taşmıştı. Ustabaşı, işçilerinin de yardımıyla bunları tümüyle dışarı çıkarmak istedi, ama saçları ne kadar çok çekerlerse o kadar uzun ve gür görünüyorlardı; sonunda hala bir kız çocuğunun kafatasına yapışık son saç telleri de dışarı çıktı... Yere yayılan o harikulade saçlar yirmi iki metre on bir santim uzunluğundaydı..."
Gabriel Garcia Marquez, yıllar önce tanık olduğu bu ürkünç olayın izini sürerek, gizemli bir aşk öyküsü çıkarıyor ortaya, bahtsız bir genç kızla bir rahibin olağandışı aşklarının öyküsünü. Büyülü gerçekliğin büyük ustası, Aşk ve Öbür Cinler'de, yaşama ve ölüme meydan okumakla kalmayan, aklın ve inancın sınırlarını da zorlayan bir aşk hikayesi sunuyor okurlarına. Gerçekle söylencenin ustalıkla harmanlandığı çağdaş bir novella.