Anadolu’nun Güneşi Mustafa Kemal Atatürk
Kerem Özakman ile eğitimci İclal San'ın ilköğretim öğrencileri için birlikte hazırladıkları bu kitap, çocuklarımızın Atatürk'ü tanımaları için kaleme alınmış, gerçekleri anlatan bir yaşam hikâyesidir. Asılsız bilgiler vermez, abartılı bir kahramanlık destanı da içermez. Ancak Kurtuluş Mücadelemiz o kadar şanlıdır ki bazen alçakgönüllü kelimelere sığdıramayız onu. Biz de kelimelerimizi bu olağanüstü mücadelenin ve benzersiz önderinin rüzgârına bıraktık, onlar uygun yerlere yerleştiler.
Atatürk, Türklük bilincini canlandıran, dirilten ve milletimizin uyanışını sağlayan en parlak ışıktır, bir güneştir. O'nu çocuklarımızın çok iyi tanıması gerekiyor. Bu kitapla katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize.
Anadoluda Türkmen Aşiretleri
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık konar-göçer topluluğu olan Türkmenler, Diyarbakır-Erzurum hattında yaylak-kışlak hayatı sürdürürlerdi. Onlar 16. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’ya dağıldılar. Diyarbakır’dan başka Ankara, Aydın, Karaman Türkmen aşiretlerinin yeni yaylak ve kışlak alanları oldu. Osmanlı merkezî yönetiminin Bozulus Türkmenleri adını verdiği bu aşiretler birçok Anadolu şehrinden daha kalabalık bir nüfusa sahiptiler.
Bu kitapta, Bozulus Türkmenlerinin sosyal hayatları, aşiret düzenleri ve Osmanlı ekonomik yapısı içindeki yerleri, Osmanlı arşiv vesikalarına göre incelenmektedir.
Anadolunun Sesi
Anadolu'nun Sesi, uygarlık tarihine yansız ve bilinçli bir yaklaşım sergileyen önemli bir yapıt. Halikarnas Balıkçısı, bu eserinde "Anadolulu düşünürler Patayonyalı da olsalardı, kendileri hakkında yazılanlar, yine burada yazılanlar olacaktı" diyor ve Anadolu kültürünün, aslında tüm uygarlık kültürünün temeli olduğunu vurguluyor.
Anahtar
Refik Halid Karay bu romanında Perihan ve Kenan çiftinin bir anahtar merkezinde farklı boyutlar kazanan evlilik hayatını ele alıyor; gerçeklik ve algı kavramlarının insan psikolojisi üzerine etkilerine odaklanıyor; keskin gözlem gücü ve tasvir yeteneğiyle dönem İstanbul’unun sosyal yaşantısı ve dokusunu okuyucuyla buluşturuyor.
Anahtar – İrfan Yayıncılık
Anahtar – Yakın Tarih İçin
Yakın Tarih İçin Anahtar, Atatürk’ün önderliğindeki Cumhuriyet Devriminin kapısını açıyor. O kapıyı açtığınızda; saltanatın kaldırılmasından 3 Mart Devrim Kanunlarına, laiklikten siyasette din istismarına, 20. yüzyılda Cumhuriyetin akıl-bilim eksenli aydınlanmasından 21. yüzyılda yağmur duasına ve türbelerin kutsanmasına, Osmanlı’nın Darülfünunundan Cumhuriyetin üniversitesine, Cumhuriyetin tamir ettirdiği Ağa Camisi’nden Mimar Sinan Türbesi’ne, harf devriminden mezar taşı okuma kulübüne, dünyadaki kadın hakları mücadelesinden Atatürk’ün kadın devrimine, İslam öncesinden Cumhuriyete Türk müzik tarihine, 1921 ruhundan (!) Andımız’a ve ulus devlete, dünya anayasalarındaki değiştirilemez maddelerden anayasamızdaki değiştirilemez maddelere, demografi ve devlet ilişkisinden Lozan’daki demografi savaşına, ülke kaynaklarını yabancılara teslim eden Abdülhamit modelinden ülke kaynaklarına sahip çıkan Atatürk modeline, Atatürk’ün çözüm önerilerinden ekonomik kurtuluş savaşına, Cumhuriyetin yüzen sergisinden Köy Enstitüleri deneyine, Cumhuriyetin sıtma savaşından Çin’e aşı göndermesine, Cumhuriyetin çay üretiminden kâğıt fabrikalarına, yok edilen Cumhuriyet değeri Sümerbank’tan yok edilen THK’ya, Lozan’dan Montrö’ye bağımsızlık mücadelesine, Afganistan’daki Atatürk etkisinden Taliban karanlığına, Cumhuriyetin anlamından Atatürk’e sahip çıkmanın anlamına ve Atatürk düşmanlığından yaşayan Atatürk’e kadar pek çok tarihi gerçekle karşılaşacaksınız. Yakın tarihten önemli dersler çıkaracaksınız. Türkiye’nin bugünkü durumunu çok daha iyi anlayacaksınız.
Anahtar Öyküler
Tuna, bir odada gözlerini tavana dikerek dinleneceği günün hayalini kurardı hep... Şansa bakın! İsteği masallardaki gibi şıppadak gerçek olmaz mı!
Tuna’nın başına ne mi geldi?
Az bilinen, nerdeyse on binde bir rastlanan bir şey! Tuna, ilaçların yan etkisi denemeleri için kobay olmadı. Uzay kampındaki uzun süreli uzay görevinin, astronotlarda yaratacağı psikolojik etkileri araştıran gruba denek olarak da girmedi. Hepsinden farklı, bambaşka bir şey geldi başına.
İlk iki gün yalnızlık çekmedi ve birileriyle konuşmaya ihtiyaç bile duymadı. Ama sonra... Bir değil, birçok gün yalnız kalacağı fikrine alışması zordu. Neyse ki teyzesinin kartondan yaptığı bir teleskop, Tuna’nın odasındaki pencereyi kocaman bir dünyaya açtı. Tuna'nın gördüğü, yüzlerinde rengârenk anahtar desenleri olan bir peron dolusu insandı ve o yüzlerdeki anahtarları sayıyordu...
Usta yazar Sevim Ak, çocuk edebiyatı alanındaki 30 yılı aşkın deneyimi ve özgün anlatımıyla bu romanında, tüm okurlarını anahtar deliğinden içeri davet ediyor.
Anamın Kitabı
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun belki romanlarımın bütün anahtarlarını verdiğim kitabım dediğ Anamın kitabı onun en önemli yapıtlarından biridir. İçindeki çocuğu dirilttiği bu kitabında Yakup Kadri, çocuklluk anılarından öte, bilinçaltına bir yolculuk yapma iddiasındadır. İnsanın alınyazısı çocukluğunda yazılmıştır ve hangi yaşa girerse girsin şuurunun altında daima çocuk kalışınını sebebi bundadır. diyen yazar, Anamın kitabı'yla klasik romanın çok yaygın bir görüşünü, karakter kaderdir formülünü onaylıyor.
Anatomi 101
İnsan vücudunun karmaşık mekanizması ve organların fonksiyonları kafanızı karıştırıyor, Latince isimlerle uğraşmak size zor geliyor değil mi? İşte, Anatomi 101 bu sıkıcı ayrıntılara ve gereksiz detaylara son veriyor ve insan vücudu ile ilgili herkesin bilmesi gereken en önemli konulara değiniyor.
Birçok işleve olanak sağlamak için karmaşık bir düzene sahip olan hücrelerin, doku ve organların yapısını ve bunların nasıl işlediğini nedenleriyle açıklıyor. Her bölümde insan vücudunun farklı bir kısmını ele alıyor, sistemlerin nasıl şekillendiğini ve hastalıkların vücudumuzu nasıl etkilediğini açıklıyor.
• Detaylı insan vücudu haritaları,
• Vücudumuzu meydana getiren başlıca sistemlerle ilgili görseller,
• Tıbbi terminolojiyi kolayca anlamanızı sağlayacak terimleri açıklayan bölümler, sayesinde insan vücudunun gizemini çözeceksiniz.
Kaslar ve kemiklerden organlar ve sistemlere kadar Anatomi 101 başka yerden edinemeyeceğiniz bilgilerle dolu.
And
Andersen Masallar
Andersen Masalları
Andersen Masalları – Can Çocuk
Hayat bazen adaletsizdir onun masallarında. Buna insanın bencilliği, duyarsızlığı, acımasızlığı neden olur.
Ama Andersen’in anlatımında hep bir umut vardır. Hayal gücünün koridorlarında küçük bir yürüyüşe çıkıp eskinin öykü ve efsanelerine yelken açmanın; insanın sınır tanımaz hırs ve zaaflarının farkına varırken, doğayı tüm zenginliğiyle kucaklamanın; mizahı ve ironiyi elden bırakmadan sürekli öyküler anlatmanın, zorluklara göğüs germeyi kolaylaştırdığını hissettirir bizlere. Her masal gibi, Hans Christian Andersen’in metinlerini de çağımıza ve değerlerimize göre yeniden düşünerek, anladıklarımızı sorgulayarak, üzerinde konuşup eleştirerek okumaktır en güzeli, en keyiflisi.
Bu kitabın ilk baskısını yaptığımız Nisan 2016’da, usta şair, yazar, çevirmen Behçet Necatigil’in 100. doğum gününü, Ayşe Sarısayın’ın sımsıcak önsözü eşliğinde, özellikle çocuklar ve masal severlerle birlikte kutlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Andersen Seçme Masallar
Hans Christian Andersen (1805 - 1875): Romanları, oyunları ve gezi kitapları olsa da Andersen, Masallar'ının ilk derlemesinin yayımlandığı 1835'den bu yana, dünyanın pek çok yerinde adı türle özdeşleşmiş bir "masalcı dede" dir. Elinizdeki kitapsa, yanlızca kapsamıyla değil, bu masal ustasının dilimize özgün dilinden çevrilişiyle de farkını oluşturuyor.
Anetil – İlk Okuma Yazma Seti 10 Kitap Set
Değerli ebeveynler, öğretmenler ve sevgili öğrenciler,
PARILTILI ÇOCUK İLK OKUMA YAZMA SETİ, çocukların okumaya başlama sürecini desteklemek, düzgün ve akıcı bir şekilde okumalarına yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır.
Okuma yazma setimiz, MEB müfredatına uygun olarak öğrenilen kelimeleri ve cümleleri pekiştirmeyi ve akıcı bir okuma becerisi kazanmayı sağlayacaktır. Metinler, okuma hızını düzenli bir şekilde artıracaktır.
Birinci kitap, birinci grup harfler olan “a, n, e, t, i, l” seslerine göre,
İkinci kitap, ikinci grup harfler olan “o, k, u, r, ı, m” seslerine göre,
Üçüncü kitap, üçüncü grup harfler olan “ü, s, ö, y, d, z” seslerine göre,
Dördüncü kitap, dördüncü grup harfler olan “ç, b, g, c, ş” seslerine göre,
Beşinci kitap, beşinci grup harfler olan “p, h, v, ğ, f, j” seslerine göre hazırlanmış metinlerden oluşmaktadır.
Altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu kitaplar, serbest okuma metinlerinden oluşmaktadır.
Onuncu kitap ise yazı alıştırmalarından oluşmaktadır.
Angelanın Külleri
"Geriye bakıp çocukluğumu anımsadığımda, nasıl hayatta kalabildiğime hala şaşarım."
Ekonomik kriz sırasında, Amerika'ya yeni gelmiş bir göçmen ailesinin çocuğu olarak, Brooklyn'de dünyaya gelen ve İrlanda'nın Limerick kentindeki yoksul mahallelerde büyüyen Frank McCourt'un anıları böyle başlıyor. Frank'ın babası Malachy, genellikle çalışmadığı, çalıştığı zamanlar da aldığı parayı içkiye yatırdığı için, annesi Angela'nın çocuklarını bakıp besleyecek parası yoktur. Ancak aynı Malachy, sorumsuz ve garip bir adam olmasına karşın, Frank'ın hikâye yazma yeteneğini ortaya çıkaracaktır. Frank, babasının, İrlanda'yı kurtaran Cuchulain hakkında anlattığı hikâyelerle, annesine bebekler getiren, Yedinci Basamaktaki Meleğin hikâyesiyle büyür.
Anime Mavi Prenses Boyama Kitabı
Anime Pembe Prenses Boyama Kitabı
Anı Hırsızları
Anılar Da Yakılır
Kan davası yüzünden yurtlarını bırakıp bir Akdeniz beldesine yerleşen iki varlıklı aile: Oflazoğulları ve Kozanoğulları...
Aşkla bağlanan bir yürek: Melek...
Şartlara yenik düşen bir adam: Cuma...
İstenmediğini bilmeden evlenen bir genç kız: Zeynep...
Gelecek nesillere gölge düşüren imkânsız bir sevda...
Anıların pençesinde kıvranan iki genç: Tunahan ve Berceste...
İftiralar, tehlikeli sırlar, servet kavgaları, husumetler...
Türk edebiyatının en üretken yazarlarından Ahmed Günbay Yıldız, 50. kitabıyla yine derinlikli, aşka ve hayata dair sorularla dolu, etkileyici bir romanla okurlarının karşısına çıkıyor: Anılar da Yakılır…
"Ve Allah aşkı yarattı, sevgi, şefkat ve hoşgörüyü yazdı insanların gönüllerine… 'Hayat sevgidir,' dedi, sevmeyi öğretti insanın kalbine… Sonra insanlara kimseye zararı dokunmayan hürriyeti bahşetti! Kendisi çizdi sınırlarını aşkın, ahlakın ve hürriyetin. Sevgi, saygı, hak ve hukuk silsilesinin en ince detaylarıyla işledi mahlûkatın vicdanına ve şefkati ekti duygularına insanın…"
Anılarımız Rengarenk
Anıtı Dikilen Sinek
Kimseye kulak asmadan umuda koşan sinekler, yıkılacağını bile bile kumdan kaleler kuran çocuklar, kendi tahtını deviren padişahlar, başkan seçilen öküzler, yoksulların dostu kardan adamlar, birbirini kıskanan taşıtlar, çocuklaşan dedeler, bilge küçükler, haddini bilmez uşaklar, kendini beğenmiş badem ağaçları var bu kitapta. Kimileyin öykü, kimileyin masal kılığına girmiş hayatın ta kendisi var. Apaçık gerçeği anlatmak için tatlı bir gülmeceyi kullanıyor Aziz Nesin ve çocukların dilinden konuşmayı çok iyi biliyor.
Ankara
Ankara – İletişim Yayınevi
Milli Mücadele yıllarında hiçbir çıkar gözetmeksizin yurtları için çalışan bazı subayların ve politikacıların zaferden sonra “sermaye çevreleriyle ilişkileri” ya da “arsa spekülasyonu”, “taahhüt işi” gibi girişimlerle zenginleşmeleri, “inkılap”a boşvermeleri. Romanın kadın kahramanı Selma’nın yaşamı izlenerek Milli Mücadele inancının ateşli dönemleri ve sonrası anlatılıyor.
Ankara Diye İnsanlar Vardır
Bir başka şehri sorun insanlara... Aklınıza ilk gelen nedir diye... Kimisi önce yemeklerini söyler, kimisi kalesini, camisini, gölünü, iklimini... Herkes kendi doğduğu şehrin en güzel yanını anlatır. Oysa Ankara bir “histir”. İlkin değer yargıları ve insanlar gelir aklınıza. Milli Mücadele gelir. İnanç gelir. Umut gelir. Yok oluşun, tükenişin üzerine yeniden doğan güneş gelir. “O” gelir. Mustafa Kemal Paşa. Cumhuriyet gelir. Vefa gelir. Dostluk gelir. Romanlarıyla tanıdığımız Bige Güven Kızılay bu defa doğup büyüdüğü, güzel anılarına ev sahipliği yapan şehrini; “yuvasını” anlatmak için oynatıyor zarif kalemini. Kelimeleriyle Ankara’nın tarihine, mekânlarına, şehrin dokusuna, en çok da insanlarına ışık tutuyor. Çünkü “Ankara bir tavır, bir duruştur, bir görgü, bir hayata bakıştır, Cumhuriyet’in ta kendisidir; işte o yüzden Ankara diye insanlar vardır.”
Anksiyete Terapisi
Anlamın Buharlaşması Ve Kuran
Biz bir metni nasıl anlarız?
Anlama faaliyeti esnasında neler olup biter?
Bir metni 'doğru' olarak anlamak imkânı var mıdır?
Anlam'ı 'doğru' ya da 'yanlış' olmakla nitelemenin ölçütü (nesnel koşulları) var mıdır, varsa, bu ölçüt nesnel bir biçimde gösterilebilir mi?
Anlama ile yorumlama arasındaki fark nedir?
Muhatabın, -metin'le ilişkisi bağlamında- aşmaması gereken bir sınır var mıdır?
Anlam, metnin içinde duran, bizi 'orada' ve 'öylece' bekleyen bir şey midir, yoksa metinle ilişki sırasında ve muhatabın katkılarıyla kendisini ifşa eden bir mahiyete mi sahiptir?
Bir metni, öylece, yani kendinde olarak nasıl idrak edebiliriz?
Bu sual listesi uzatılabilir. Bu suallere cevap vermeyi gerekli gördüğünüz andan itibaren...
Anlamın Tarihi
Anlaşıldı Tamam
Sıra dışının krallığına hoş geldiniz!
Casus, savaş pilotu, çikolata tarihçisi ve tıbbi buluşlar yapan bir mucit. Roald Dahl, yazdığı kitaplar kadar renkli bir yazar. Charlie’nin Çikolata Fabrikası ve diğer çocuk kitaplarıyla tanınan Dahl’ın yetişkinlere anlattığı hikâyeler de bir o kadar sihirli.
Düşen uçaklar, silah arkadaşlarının yolunu gözleyen askerler, savaşın akıl almaz cinnet hali... İkinci Dünya Savaşı’nda pilot olarak görev yapan Dahl, Anlaşıldı, Tamam’da savaş pilotlarının tuhaf hayatlarını ve deneyimlerini, havada her an ölümle burun buruna nasıl yaşadıklarını dehşetli ve karanlık, heyecan ve mizah dolu öykülerde resmediyor.
Anlaşıldı, Tamam, dünyayı kuşbakışı seyreden deneyimli bir pilotun gözünden, insanların içindeki iyiliğin ve kötülüğün savaşta ne şekillerde ortaya çıktığına dair sürükleyici ve çarpıcı bir derleme. Kemerlerinizi bağlayın!
Anlat Dede
Gençlerin en sevdiği kalemlerden Nehir Yarar, bu kitabıyla da genç sevinçlerin naif ortağı, gülümseten gençlik kaygılarının zarif sözcüsü oluyor. Hazırsanız o samimi anlatım dili, bir koluna okul yaşantısını, diğerine tatlı bir ailenin zorunlu göçle şekillenen derin öyküsünü takacak, usul usul akıp gidecek.
Herkesin bir hikayesi vardır. Günce'nin size anlatacağı bu hikaye ise bol sürprizli ve eğlenceli. Kimi zaman da biraz karmaşık. Neden mi? Okul hayatının zorluklarını tahmin edersiniz. Özellikle bitirim ikili Simge ve Selin'in yaptıklarına hiç anlam veremiyor Günce. Neyse ki Poyraz fikirleriyle hep yanında.
Günce'nin şenlikli geniş ailesi, mahalle yaşantısı ve kedisi Zozo da bu hikayeyi epey renklendiriyor, bizden söylemesi. Ama en renklisi, hiç kuşkusuz dedesinin anlatacakları...
Bir ödev sayesinde dedesinden dinledikleri, Günce'nin hikayesinde bambaşka kapılar açacak. Biz de akıp giden bu konuşkan satırlara bırakacağız kendimizi. Haydi!
Anlatının Krizi
“Bugün herkesin ağzında bir ‘anlatı’ lafıdır gidiyor. Oysa anlatı enflasyonu paradoksal olarak bir anlatı krizine işaret ediyor. Tüm bu storytelling yaygarasının ortasında, kendini anlam ve istikamet eksikliğiyle açığa vuran bir anlatı boşluğu hüküm sürüyor.”
Anlatılar bizi birbirimize kenetleyen bağları üretir; topluluk oluşturur, olumsallığı ortadan kaldırır ve bizi varlığa demirler. Ancak her şeyin keyfi ve gelişigüzel hale geldiği çağdaş enformasyon toplumunda, hikâye anlatıcılığı hikâye satıcılığına dönüşmekte ve anlatılar bağlayıcı güçlerini yitirmektedir.
Hikâye anlatıcılığı, anlatı ortaklıklarının aksine, sadece geçici bir topluluk ortaya çıkarır, bu da olsa olsa tüketiciler topluluğudur. Hiçbir storytelling, birbirimize hikâyeler anlatmak için etrafında toplandığımız ateşi yeniden alevlendiremez. O ateş çoktan söndü. Onun yerine artık dijital ekranlar var ama o da insanları birleştirmekten ziyade ayırıyor.
Hikâye anlatıcılığı yoluyla kapitalizm anlatıya el koyar: Hikâyeleri satar. Böylece anlatılar paylaşılan bir deneyim olmaktan çıkıp çağımızın patolojik bir fenomenine dönüşürler.
Çağdaş toplumun en tanınmış kültür kuramcılarından biri olan Byung-Chul Han, bu dönüşümü keskin bir kavrayış ve ustalıkla inceliyor.
Anlatmak İçin Yaşamak
Gabriel García Márquez çapında bir yazarın anılarını yalnızca hayranları değil, bütün edebiyat dünyası nicedir bekliyordu. 20. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran büyülü gerçekçiliğin büyük ustası, Yaprak Fırtınası'ndan Yüzyıllık Yalnızlık'a, Kolera Günlerinde Aşk'tan Benim Hüzünlü Orospula-rım'a, esin kaynaklarını hep kendi yaşamında, yakın çevresindeki insanlarda aramıştı. O yüzden, yapıtlarıyla yaşamı arasında sık dokunmuş bağlar vardı. García Márquez sonunda anılarını yazdı. Anlatmak İçin Yaşamak, anlatmak, yazmak için yaşamış bir yazarın anılarının çok ötesinde bir kitap. Ancak onun kaleminden çıkabilecek, roman tadında okunabilen bir eser. Anlatmak İçin Yaşamak'ta "Hayat, insanın yaşadığı değildir; aslolan, hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır" diyen yazarın yalnızca yaşamöyküsünü değil, tüm yapıtlarının izlerini de bulacaksınız.