Macbeth (Bez Ciltli)
William Shakespeare’in en önemli trajedilerinden biri sayılan Macbeth’te insanın güç uğruna yapabileceklerinin dehşet verici ve ibretlik hikâyesi sahnelenir. Kehanetler, entrikalar ve kanlı iktidar mücadeleleri üzerine kurulu oyunda iyilik ve kötülük, kader ve irade, hayal ve hakikat arasındaki çizgiler kâh silikleşir kâh belirginleşir.
İlk kez 1606 yılında sahnelenen oyun daha sonra 1623’te Shakespeare’in toplu oyunlarının yer aldığı Birinci Folio’da ilk kez yayımlanmıştır. O zamandan beri Shakespeare’in en çok sahnelenen oyunları arasında yer almış, gözükara Macbeth’in yanısıra hırslı Lady Macbeth karakteriyle, kâhine Cadılar’ın gizemli sözleriyle edebiyat kadar etik, siyaset ve toplumsal cinsiyet alanlarında pek çok yoruma konu olmuştur.
İnsan doğasındaki ikircikli halleri gelgitleriyle sergileyen ve yüzyıllardır güncelliğini koruyan Macbeth’i Mehmet Zeki Giritli’nin özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Benim Üniversitelerim – Modern Klasikler 68
Benim Üniversitelerim, Gorki’nin Çocukluğum’ la başlayıp Ekmeğimi Kazanırken’ le devam eden ve Rus dilinde yazılmış en güzel otobiyografilerden biri olarak kabul edilen üçlemesinin son kitabıdır.
Gorki’nin üniversiteleri, ona kendi hayatlarının acımasız gerçekliğini öğreten gerçek insanlardır… Toplum dışına itilmiş yersiz yurtsuz aylaklar ve serserilerdir… Açlığı, zulmü ve baskıyı; devlet ve kiliseyle ilişkilerini sorgulayan devrimcilerdir… Kürek mahkûmları gibi sürekli çalışan, hayatlarını aklın rehberliğinde yaşamak isteyenlere düşman olan mujiklerdir…
Devrime yol açan fikirlerin filizlenmeye başladığı bir dönemde yazarın sosyal çevresini bu kesimlerden insanlar oluşturur. Çocukluğundan itibaren yazgısı olan sefil ve hoyrat gerçekliği daha güzel, daha insani bir hayata dönüştürme çabasındaki Gorki, Rus toplumunun devrim öncesindeki umutlarının cisimleşmiş halidir adeta.
Vesiletü’n – Necat Mevlid
Süleyman Çelebi (1351-1422): Bursa’da kültürlü bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur, taşıdığı “çelebi” unvanı da eğitim görmüş bir kişi olduğuna işaret eder. Yaşamı hakkındaki bilgiler yetersiz ve çelişiktir. Doğum tarihi en meşhur eseri Vesîletü’n-Necât’ı yazdığı 1409 yılında altmış yaşında olduğunu belirten bir beytinden hareketle hesaplanmıştır. Ölüm tarihi genellikle 1422 olarak kabul edilir. Süleyman Çelebi’nin sevecen ve naif üslubuyla vücut bularak halk kitlelerine yayılıp nüfuz eden Vesîletü’n-Necât’ı pek çok Türk şairini mevlid yazmaya yöneltmiş ve birçok farklı mevlid metninin ortaya çıkmasına vesile olmuştur.
Vesîletü’n-Necât’ın çok tutulması nedeniyle kimi müstensihlerin farklı şairlerin mevlidlerinden beğendikleri parçaları Süleyman Çelebi’nin eserine katmaları da farklı uzunluklardaki mevlid nüshalarının sayısını artırmıştır. Bu çalışmada dil içi çeviriye Süleymaniye Kütüphanesi Fatih 5430 numarayla kayıtlı nüsha esas alınmıştır, bu nüshadaki eksik başlıklar Topkapı Sarayı Kütüphanesi 1477 numarayla kayıtlı nüshadan yararlanarak tamamlanmış, eserin transliterasyonu ve dil içi çevirisi paralel olarak verilmiştir.
Konuşmalar – Hasan Ali Yücel Klasikler
Konfüçyüs (MÖ 551-MÖ 479): Tarihteki en önemli, en ünlü Çinli filozof. Yaşadığı dönem Çin için hem siyasi açıdan tam bir kargaşa çağı, hem de Çin tarihinin en parlak düşünsel dönemlerinden biriydi. “Yüz Okul” adı verilen felsefe akımlarının düşünürlerinden olan Konfüçyüs beylikler arasında seyahat ediyor, yöneticilere fikirlerini aşılamaya çalışıyordu. Konfüçyüs sorunların barışçıl yöntemlerle çözülmesinden yanaydı. Ona göre iyi, ahlâklı ve yetenekli kişilerin yönetime gelmesi, toplumun düzelmesinin ilk adımıydı. Platon’dan yaklaşık yüz yıl önce kendi okulunu kuran Konfüçyüs şiir, müzik, tarihi belge ve kroniklerden oluşan antik metinleri derleyerek derslerinde kullanmış, bu eserler daha sonra Çin medeniyetinin temel kaynakları olarak kabul edilmiştir. Çin tarih, kültür ve medeniyetini anlamak için Konfüçyüs’ü anlamak çok önemlidir. Çin düşüncesinin en temel metinlerinden biri olarak kabul edilen Konuşmalar eseriyle Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi de yayım hayatının 15. yılında 400 esere ulaşmış oluyor.
Dar Kapı – İş Bankası Kültür Yayınları
André Gide 1909 yılında kaleme aldığı Dar Kapı’da bizi Normandiya’nın masalsı ve pastoral atmosferine, dar bir aile çevresinde bütün yoğunluğuyla yaşanan bir aşk gerilimine götürüyor. Jérome’un Alissa’ya duyduğu tutkulu aşk ile Alissa’nın Tanrı’ya duyduğu aşk arasındaki metafizik bir gerilim bu. Yazarın 1902 tarihli L’Immoraliste (Ahlaksız) yapıtındaki egoizmin karşısında bu kez Dar Kapı’nın aşk için kendinden vazgeçmeye hazır, aşk için acı çeken karakterleri dikiliyor. Ne var ki, Gide bütün dram tablosunun altında, söz konusu metafizik bağlılıklara ilişkin keskin bir hicvi de ince ince örüyor. Kaybetme korkusu, hayal ile gerçek arasındaki kopukluk, yürek ile aklın diyalogu, aşk üzerine başyapıt kabul edilen Dar Kapı’nın uğraklarını oluşturmaktadır.
Bütün Şiirleri – Orhan Veli Kanık – Türk Edebiyatı Klasikleri 1
“Bir delikanlı Orhan’ın şiirlerini okumuşsa içi titremeden, gözü yaşarmadan insana, ağaca, kuşa, taşa, toprağa, Ankara’ya, İstanbul’a bakamaz, kaldırımına tüküremez, ağacını kesemez; sokakta kendi halinde, sakalı ağarmış, paltosu yırtık, üfürsen uçacak bir adamın Süleyman Efendi budur diye eline sarılmadan edemez olur.
Orhan’ın şiirlerini okuyan kız, erkek kimseyi öldüremez, kimseyi dövemez, kimseye sövemez.
Türkçe Orhan’ın elinde bugüne kadar bilmediğimiz hale gelmişti. Biz Türkçemize neler, ne ukalâlıklar, ne yabancılıklar, ne paçavralar giydirmiştik. O Türkçeyi soyuvermiş, yakışır urbalar giydirmişti. Aman şu Türkçe ne güzel şeymiş, dedik.”
Sait Faik Abasıyanık
Prens – Düşünce Klasikleri – Bez Ciltli
“Halkların tabiatından iyi anlamak için prens olmak icap eder,
prenslerinkinden iyi anlamak içinse halktan biri olmak icap eder.”
Modern çağın en önemli düşünürlerinden İtalyan filozof, siyasetçi ve tarihçi Niccolò Machiavelli’nin Prens’i tarihte en çok tartışma yaratmış kitaplardan biridir.
16. yüzyılın başında Avrupa’da ve İtalya’da siyasi ve coğrafi olarak son derece karmaşık bir dönemin ürünü olmanın ötesinde iktidarın ve devletin işleyişine, halkların psikolojisine ve hükümdarlık sanatına dair gerçekçi çözümlemeleri ve iddialı önerileriyle yüzyıllarca siyaset kılavuzu olarak okunmuş, filozoflarca ve siyasetçilerce modern politikanın kurucu metinlerinden biri olarak tartışılmıştır.
Ahlakdışı bir siyaset anlayışıyla da özdeşleştirilen kitabın şöhreti yazarının adından Makyavelizm kavramının türemesine yol açmış olsa da, Prens tarihsel ve coğrafi koşulları, zamana bağlı zorunlulukları, fiili gerçekliği, siyasi önderlerin meziyetlerini ve talih dönüşlerini gözeten çok yönlü yapısıyla siyasetin hem değişken hallerine hem de temel ilkelerine dair bir klasik haline gelmiştir.
Betül Parlak’ın İtalyanca aslından özenle çevirdiği bu eseri, Fırat Mollaer’in metni Machiavelli’nin düşüncesi dahilinde ve siyaset felsefesi bağlamında aydınlatan önsözüyle ve notlarıyla sunuyoruz.
Köyde Bir Ay
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilk çevrilen 19. yüzyıl Rus romancıları arasında yer alır. Moskova, Petersburg ve Paris üniversitelerinde öğrenim gören Turgenyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. Zayıf iradeli Rus aydınlarını, serflerin yaşantısını, toprak sahibi soyluların aşklarını ve kendisini yakın hissetmediği radikal genç kuşağı tarafsız ve gerçekçi bir dille eserlerine aktarmıştır. Köyde Bir Ay Turgenyev’in en tanınmış tiyatro oyunlarındandır. 1848-1850 yılları arasında Fransa’da “Öğrenci” adıyla yazılan eser Rusya’da sansür tarafından yasaklanmış, siyasi olmaktan çok ahlaki gerekçelerle yapılması istenen değişikliklerin ardından 1855’te “Köyde Bir Ay” adıyla yayımlanmıştır. Oyun zengin bir toprak sahibinin oğluna ders veren üniversite öğrencisinin evin hanımı ve ailenin evlatlık kızı arasında kaldığı üçlü bir aşk hikâyesini anlatır. Oyunun yazar tarafından gözden geçirilmiş son ve sansürsüz hali ancak 1869’da yayımlanabilmiştir.
Bilge Nathan
Gotthold Ephraim Lessing (1729-1781): Alman yazar, şair, filozof ve eleştirmen. Edebiyata ve dine eleştirel bakışı, insanlar arasında eşitliği ve özgür iradenin gücünü savunan fikirleriyle Alman Aydınlanmasının en önemli figürlerinden biridir. Sanatın ve özellikle de tiyatronun eğitici fonksiyonuna büyük önem veren Lessing’in felsefi oyunu Bilge Nathan ilk kez yazarın ölümünden sonra 1783’te sahnelenmiştir. Oyun, Sultan Selahattin tarafından fethedildikten sonra Yahudi, Hristiyan ve Müslümanların bir arada yaşadığı Kudüs’te geçer. Bilge Yahudi Nathan’ın, Sultan Selahattin’e anlattığı ünlü “üç yüzük meseli” temelinde dinler arası hoşgörünün ustalıkla vurgulandığı Bilge Nathan, Lessing’in döneminin katı ahlakçılığına karşı insanların eşitliği ve özellikle de düşünce özgürlüğünün her insan için vazgeçilmezliğini savunduğu eserlerinin başında gelir.
Hamlet
Kumarbaz Ciltli
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.
Erdemli ve asil bir ruha sahip Aleksey İvanoviç, sevdiği kızın borçlarını ödeyebilmek için kendini rulet masasında bulur. O masadan kalktığında artık zengin bir adamdır ama içindeki kumarbazın uyanışıyla artık hiçbir şey eskisi gibi değildir. İçinde büyüyen kumar tutkusuyla verdiği savaşta kaybedilecek çok şey vardır.
Bu atmosferde ortaya çıkan Kumarbaz’da hikâye, kurmaca bir kumar merkezi olan Roulettenburg’da geçer. Dostoyevski, okuyucuları ruhun karanlık sorularıyla yüzleşmeye zorlar: Kumar masasında para mı, aşk mı, onur mu kaybedilir? Yoksa hayatın kendisi mi?
Kendisi de bir kumarbaz olan Dostoyevski, teslim tarihine bir aydan daha kısa bir süre kaldığında romanına henüz başlamamış olduğunu fark eder. Eğer başaramazsa romanlarının telif hakkını kaybedecektir. Kendisine yardımcı olması için Anna Grigoryevna isimli stenografla anlaşır ve hem romanı tamamlar hem de gerçek aşkı tadar.
Okuyucuların Dostoyevski’nin ruhuna dokunma fırsatı buldukları bu ölümsüz eseri, Işıl Karasay’ın özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Hayy Bin Yakzan – Hasan Ali Yücel Klasikler
Muhammed ibn Tufeyl el-Kaysî (ö. 1185): XII. yüzyıl başlarında Endülüs’te, Granada’nın Vâdîâş beldesinde dünya gelmiştir. Arapların Kays kabilesine mensuptur. Ünlü bir hekim, filozof, matematikçi ve şairdir. İbn Sînâ’yı takip eden İşrâkıyye düşüncesinin mensubu sayılmaktadır. Ortaçağ Avrupası’nda Abubacer adıyla tanınmıştır. 1130-1269 yılları arasında Endülüs’te hüküm sürmüş olan Muvahhidler döneminde yaşamıştır. Granada’da hekimlik yapmış, ardından bölge valisine kâtip olmuştur. 1147’de Fas’ı ele geçiren Muvahhid hanedanının kurucusu Abdülmü’min’in Sebte ve Tanca valisi olan oğluna sır kâtibi olarak tayin edilmiştir. Sonunda Muvahhid halifesi Ebû Ya’kûb Yûsuf’un sarayında kadı ve hekimlik görevlerini üstlenmiştir. Kendi kendini eğiten insanın hikâyesi olan Hayy bin Yakzân Ortaçağ’ın en önemli dinî-felsefî eserlerinden biri sayılmaktadır. İbranice, Latince, Flamanca, Fransızca, Almanca, İngilizce çevirileriyle XVII. ve XVIII. yüzyıl Avrupası’nın en popüler eserlerinden biri olmuş, Avrupa edebiyatında azımsanmayacak bir iz bırakmıştır. İbn Tufeyl 1185’te Merrâküş’te ölmüştür.
Mesneviden Seçmeler
Harf nedir ki sen onu düşünüyorsun! Harf nedir? Üzüm bağının dikenden duvarı! Harfi, sesi, sözü birbirine vurup parçalayayım da seninle bu üçü olmaksızın konuşayım. Mevlana! Kendisinden önce gelen şairlerin sözünü tamamlayan ve sonraya aşkın bütün hallerini bir bir hatırlatan büyük aşk insanı... Şair, düşünce insanı, mutasavvıf gibi sıfatlar yalnızca bir sıfat olarak kalır onda. Yunus Emre, nasıl insanlaşmış Anadolu ise Mevlana, insanlaşmış aşktır. Aşka binlerce kapı açmış ve böylelikle bütün ümitsizlik kuyularını kapatmış olan bir gönül insanıdır. Aşk, son sözdür çünkü aşk gelince diğerleri varlık alemini terk eder. Tıpkı aşkla bu alem yaratıldığında yokluğun yerini varlığa bırakması gibi... Alem, aşkla başlangıçtadır. Ve insan, bu aşkı dillendiren biricik sestir! Söz ırmağının sonu denizdir. Deniz ise Mevlana’dır. Ne mutlu ki Mevlana gibi bir mücevherin parıltısını tekrar okuyup bu parıltıdan yine binlerce dersler aldık. Sizler de bu yolda kalbinizin inleyişini duyar, melali anlayan nesillerden olursunuz.
Amerika
Deniz Feneri – Bilgi Yayınevi
Hepsi buydu, basit bir soru; yıllar geçtikçe insana giderek daha da yaklaşabilen bir soru.
Virginia Woolf’tan ölümün, uzun süren bir yasın ve boşluğun sözcüklerle inşası…
Woolf’un bilinç akışı tekniğini ustalıkla kullandığı başyapıtlarından biri olan Deniz Feneri’nde onun kendi hayatına da ışık tutan fenerle birlikte okuyucu da derin dehlizlere dalıyor. Ramsay ailesinin yazlıklarında on yıl aralıklarla geçirdikleri iki günün anlatıldığı bu eserde Woolf, incelikle işlediği her karakterin geçmişi ve geleceği arasında muazzam bağlar kurarak okura ilerlemesi için tüneller açıyor.
Çağının ötesinde bir yazar olan Woolf hâlâ bizlerle konuşuyor ve fenerinin ışığı aydınlatmaya devam ediyor.
Deniz Feneri’ni, çevirmeni Cahit Kaya’nın kapsamlı önsözüyle sunuyoruz.
Yüksek Ökçeler
Hikâye ve roman yazarı, şair, fikir ve siyaset adamı, asker, öğretmen… yönüyle Tanzimat’tan sonraki Türk edebiyat ve düşünce dünyasının önemli şahsiyetleri arasında gelir Ömer Seyfettin. 36 yıl gibi kısacık bir ömre birçok eser sığdırabilmiş bu üretken yazar her şeyden önce Türk hikâyeciliğinin kilometre taşlarından ve kurucu isimlerindendir. Çoğunlukla “milli edebiyat” çerçevesi içinde değerlendirilmiş ve yine bunun devamında öykülerindeki sadece tarihi arka plan üzerinde durulmuş olsa da aslında bundan çok daha fazlasını hak eden bir yazardır.
Toplam 27 hikâyenin yer aldığı ve ünlü öyküsünden hareketle Yüksek Ökçeler adını verdiğimiz bu küçük seçkide, yazarın hatıra özelliği taşıyan ve Türk tarihinin farklı zamanlarında geçen olayların anlatıldığı hikâyeler yanında mizahi özellikler taşıyan eserlerine de yer verdik. En ünlülerinden en az bilinenlere, onun hikâye evreninin farklı yönlerini gösteren ve yazarlık yeteneğini ortaya koyan metinleri tercih etmeye gayret gösterdik.
Dorian Gray’in Portresi
İrade Terbiyesi – İndigo Kitap
İnsanlığa faydalı olacak işler acele ve koşuşturma ile değil, temkinli ve sakin bir çalışmayla vücuda getirilmiştir.
Bir insan çok iyi eğitim almış, çeşitli bilgi ve becerilerle donatılmış olabilir. Peki, bütün bunlar verimli ve sistemli bir çalışma olmaksızın ne işe yarar? Şehvet, bencillik ve tembellik gibi güçlü duygu ve dürtülerin kontrolünde, kendini eğlencenin tatlı kollarına bırakan bir genç için gelecek nasıl bir hal alır? Fransız Profesör Jules Payot, dünyada pek çok dile çevrilmiş bu klasik eserinde, tembellik ve isteksizlikten kurtularak içgüdülerin ehlileştirilmesinin ve iradenin eğitilmesinin önemini anlatıyor. Bu sayede yapabileceklerimizin sınırlarını genişletmek için atılması gereken adımları gösteriyor.
Cemil Meriç'in de disiplinli çalışma hayatını borçlu olduğu bu eser 19. yüzyılda kaleme alındı. Kişisel gelişim türünün ilk örneklerinden biri olan İrade Terbiyesi, gücünü ve güncelliğini ilk günkü gibi koruyor…
Deniz Feneri – Kırmızı Kedi Yayınevi
Beyaz Diş – Koridor Yayıncılık
Eylül – Koridor Yayıncılık
Suat ile Süreyya evli ve mutlu bir çifttir. Yaz için Boğaziçi’nde bir yalı kiralayan bu çifti, hem akrabaları hem de yakın dostları olan Necip sık sık ziyaret eder. Necip, Suat’ı diğer kadınlardan farklı görerek ona hayranlık duymaya başlar ve zamanla bu hayranlık artık vazgeçemeyeceği bir aşka dönüşür. Bu aşk, her birinin yaşamında büyük felaketlere neden olacak çıkmazları da beraberinde getirir.
“İlk psikolojik roman” olarak nitelendirilen Eylül’de Necip ile Suat’ın iç dünyalarına, bunalımlarına, dünya görüşlerine, çelişkilerine, gelgitlerine, çaresizliklerine ve yaşadıkları yasak aşkla toplumun ahlaki değer yargıları arasında kalmalarına geniş bir şekilde yer veren Mehmet Rauf, karakterlerin ruh hâllerini de uzun çözümlemelerle tahlil eder.
Mehmet Rauf’un bu romanı, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olan Ayşegül Pomakoğlu tarafından yayına hazırlanmıştır. Editörlüğünü ise yine aynı bölümden öğretim üyesi Tülay Gençtürk Demircioğlu gerçekleştirmiştir. Yaklaşık yüz yirmi yıl önce kaleme alınmış olan eserin bu baskısı, dönemin diline ve ruhuna olabildiğince uygun fakat günümüz okuru için de anlaşılabilir olması amaçlanarak yayına hazırlanmıştır.
Brezilya – Geleceğin Ülkesi – Modern Klasikler 166
Zweig, ırkçı cinnete kapılmış felakete sürüklenen Avrupa’dan kaçıp sığındığı Brezilya’da ütopik bir cennet bulmuştu. Uçsuz bucaksız verimli toprakları, sonsuz kaynakları, muhteşem doğası ve barındırdığı potansiyelle; kaygısız ve dost canlısı halkıyla Brezilya onu büyülemişti. Farklı ırkların barış içinde bir arada yaşadığı ve geleceğe umutla bakabildiği bu çok renkli düş ülkesi, o sırada kaosa teslim olmuş Avrupa ile tam bir tezat içindeydi. Zweig’ın Brezilya’ya ilanıaşkı, farklı tepkiler aldı. Yabancı bir yazarın coşkulu övgüsü Brezilya halkını sevindirirken, kitap bir yandan da ülkenin gerçekleriyle bağdaşmadığı ve siyasi iklimini yansıtmadığı gerekçesiyle eleştirilere hedef oldu. Petrópolis’teki evinde eşiyle birlikte inzivaya çekilen Zweig, dostlarından ayrı düşmüş, sürgündeki diğer Avrupalı entelektüellerle mektuplaşması savaş nedeniyle sekteye uğrayınca daha da yalnızlaşmıştı. Onu asıl kahreden, sadece anayurdundan değil yapıtlarını verdiği anadilinden de sürgün edilmiş olmasıydı. Brezilya, 22 Şubat 1942’de yaşamlarına son veren Zweig çiftinin son durağı oldu.
Retorik – Hasan Ali Yücel Klasikleri 369
Aristoteles (MÖ 384-323): Antik Yunan’ın en önemli ve çok yönlü filozoflarından biridir. Platon’un öğrencisi, Büyük İskender’in öğretmeni, Lykeion Okulu’nun kurucusudur. Orta Çağ’da Musevi, Hristiyan ve Müslüman düşünürleri etkilemiş, etkisi Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemine kadar yayılmıştır. Biyoloji, fizik, kimya, psikoloji, etik, mantık, metafizik, retorik, şiir sanatı, bilim felsefesi ve siyaset kuramı hakkında günümüze ulaşan metinleri bu alanlarda kurucu metinlerden sayılmaktadır. Antik Yunan’da eğitim sosyal ve siyasal hayatta çok önemli olan güzel konuşmayı da kapsadığından, Aristoteles de Lykeion’da retorik üzerine dersler vermiş, notlar ve kitaplar yazmıştır. Bu konuda günümüze ulaşan en önemli eseri Retorik adıyla bilinen çalışmasıdır. Güzel konuşmanın bir sanat olduğunu belirten Aristoteles, bu eserinde retoriğin tanımını verir, türlerini ve öğelerini belirtir, uzun açıklamalar ve örneklerle başarılı bir söylevin nasıl hazırlanacağını anlatır.
Dublinliler
Dublinliler James Joyce’un ilk büyük yapıtıdır. 1914’te yayımlanan bu derlemede yer alan 15 öykünün farklı karakterleri ve olay örgüleri olsa da, hepsi de 20. yüzyıl başında Dublin’de yaşayan orta sınıftan insanların hayatlarından kesitler sunar. Joyce bizi tüccarların, memurların, kâtiplerin, tezgâhtarların küçük burjuva dünyasında gezintiye çıkarır. Mutsuz karakterleri kiralık odalardan, pansiyonlardan, sokaklardan ve pub’lardan oluşan dünyalarında; hayal kırıklıklarıyla, yalnızlıkla ve kasvetle dolu bir hayatın içinde sıkışıp kalmış, adeta felç olmuşlardır. İrlanda’nın yeni bir ulusal kimlik arayışında olduğu o dönemde, Joyce yalnızca ulusal kimliğin değil, bireylerin kimliklerinin de felce uğradığını gözlemler. Bu öykülerin bir diğer ortak özelliği de, karakterlerin yaşadıkları “epifanya” anlarıdır. İsa’nın paganlara ve müneccimlere görünmesi anlamına gelen “epifanya” terimini, Joyce bir kişi ya da olayla ilgili asıl gerçeğin birdenbire ortaya çıkmasıyla karakterlerinin yaşadığı aydınlanma anlarını ifade etmek için kullanır. Dublinliler’de bu dönüştürücü deneyimin doruğa çıktığı öykü ise başlı başına bir mücevher, “İngiliz dilinde yazılmış en güzel öykü” olarak kabul edilen “Ölüler”dir.
*Kız Kardeşler *Bir Karşılama *Araby *Eveline *Yarıştan Sonra *İki Delifişek *Pansiyon *Küçük Bir Bulut *Suretler *Toprak *Elim Bir Hadise *Kurul Odasında Sarmaşık Günü *Bir Anne *Tanrı’nın İnayeti *Ölüler
Hamlet Bez Ciltli
Edebiyat tarihinin en büyük yazarlarından William Shakespeare’in tüm zamanların en çok yoruma konu olan edebiyat eseri Hamlet, eser üzerine kapsamlı bir çalışması da bulunan Ferit Burak Aydar’ın çevirisiyle Koridor Klasikler dizisinin 100. kitabı olarak başköşedeki yerini alıyor.
Shakespeare’in ilk olarak 1600/1601 yılında sahnelenen Hamlet tragedyası ihanet ve sadakat, intikam ve sürünceme, vicdan ve acımasızlık, delilik ve akıl, iktidar ve zayıflık, başkaldırı ve itaat, mizah ve ciddiyet, sevgi ve nefret, ölüm ve yaşam gibi çatışmalı temaları muammalı bir biçimde işleyişiyle, kuşkucu ve kararsız modern bireyin arketipi olan başkarakteriyle 400 yıldan fazladır okurların, izleyicilerin, eleştirmenlerin, sanatçıların, filozofların zihnini ve hayalgücünü cezbetmeye devam ediyor.
Eserin en kapsamlı ve güncel edisyonlarını temel alan bu titiz ve mahirane çevirinin Türkçedeki Hamlet okumalarında ve uyarlamalarında önemli bir yer edineceğine inanıyoruz.
Böyle Buyurdu Zerdüşt – Kırmızı Kedi Yayınevi
Leyla İle Mecnun – Say Yayınları
Aşk denilince akla ilk gelen, türlü kitaplara, filmlere konu olan Leyla ile Mecnun mesnevisi, edebiyatımızın en lirik şairi Fuzulî’nin şaheseri olmasının yanı sıra en büyük aşk mesnevilerinden de birisidir. Sevgiliye kavuşamamakla inşa olan bu aşk, dünyevi aşkı tarif eder gibi görünse de tasavvufi öğelerden beslenerek sonunda Tanrı aşkına ulaşmaya varır ve vahdet-i vücud inancını (varlığın birliği) ortaya koyar. Diğer aşk mesnevilerinin çoğunun aksine sevgililer kavuşamazlar ve ölüm bu aşkın tamamına erdiği yer olur.
Sefiller – Koridor Yayıncılık
En çok okunan klasikler, özenli çevirilerle ve alanında uzman akademisyenlerin editörlüğünde okuyucuyla buluşuyor.
Ailesini doyurabilmek için ekmek çalan ve bu yüzden kürek mahkûmu olan Jan Valjean, on dokuz yılın ardından serbest bırakıldığında bütün kapıların ona kapandığını görür. Bir piskoposun merhameti ile ikinci bir şans elde eden Valjean yeni kimliğiyle toplumda saygın bir yer edinir ama geçmişi peşini bırakmaz. Kendisine emanet edilen ve kızı gibi gördüğü Cosette’le birlikte Paris’in çalkantılı zamanlarında sakin bir hayat sürmeye çalışırken, attığı her adımı gölge gibi takip eden kanun adamı Javert’in onun için başka planları vardır.
Hayata umutla sarılmanın, mücadelenin ve yasaların çürümüşlüğünün gerçek olaylardan esinlenilerek yansıtıldığı Sefiller, adaletsizliğe karşı bir duruşun temsilcisi olmuştur.
Victor Hugo’nun sürgün yıllarında yazdığı ve insan ruhunun çarpıcı bir portresinin çizildiği bu eseri, Süleyman Doğru’nun özenli çevirisiyle sunuyoruz.
Huzur Çıkmazı
Haldun Taner’in ilk dönem oyunlarından Huzur Çıkmazı üç perdelik oyun yazılışından altmış yıl sonra ilk kez okuruyla buluşuyor.
1962’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyun ilerleyen yıllarda Ankara ve İzmir Devlet Tiyatrolarında defalarca sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü.
Oyun metnini yıllar sonra yazarın eşi Demet Taner buldu ve yayına hazırladı. Böylece tiyatromuzun büyük yazarının bir eseri daha oyun okuruyla buluşmuş oldu.
Ayşegül Yüksel, oyun hakkında Haldun Taner Tiyatrosu kitabında şöyle diyor: “Huzur Çıkmazı, üç perdeden oluşan bir buruk güldürüdür. Taner’in dar aile çevresi içinde yer alan özel ilişkileri irdeleyen tek oyunudur. Huzur Çıkmazı, geleneksel ‘aşk üçgeni’ örgesinden yola çıkan, olaylar dizisi baştan sona ‘karı-koca-sevgili’ ilişkisinin bilinen aşamaları (kocadan soğuma – yasak aşk ilişkisine giriş – ilişkiyi kocaya söylenen yalanlarla sürdürme – korku ve tedirginlik aşamasına ulaşma – gerçeğin koca tarafından öğrenilmesi) üstüne kurulmuş bir oyundur; olayların akışı bilinen merak öğelerinin uyandırılması yolunda gelişir.
Haldun Taner, Huzur Çıkmazı’nı ‘gerilimsizlikten gerilim çıkarmaya çalışan bir tiyatro araştırması’ olarak nitelendirir.”
Pollyanna – İş Bankası Kültür Yayınları
Pollyanna, Amerikan edebiyatının umudu ve iyimserliği temsil eden, bu özelliğiyle de en çok sevilen karakterlerinden biridir. Anne ve babasını kaybettikten sonra tek akrabası Polly Teyzesi ile birlikte yaşamak üzere kurgusal Beldingsville kasabasına giden Pollyanna Whittier, etrafındaki bütün yetişkinlerin hayatını olumlu yönde değiştirip güzelleştirir. Küçük kız bunu yoksul ama bilge babasının öğrettiği “mutluluk oyunu” sayesinde başarır. En karanlık olayda, en umutsuz durumda bile bir mutluluk vesilesi bulabilen Pollyanna, içselleştirdiği bu hayat felsefesini bütün kasabaya öğretir.
Pollyanna, pozitif psikolojinin “şükran” duygusunun insanın mutluluk ve esenliği üzerindeki etkisini araştırmaya başlamasından yaklaşık yüz yıl önce yayımlandı. Eleanor H. Porter’ın büyük ilgi gören 1913 tarihli romanı, şükran duymanın insan sağlığı üzerindeki faydalarının bilimsel olarak kanıtlandığı günümüzde yepyeni bir anlam kazanmıştır.