Fenerli Evler
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺182,00Şu andaki fiyat: ₺182,00.
Altın Yağmur
₺91,00
Paragone – Sanatların Karşılaştırılması
₺150,00 Orijinal fiyat: ₺150,00.₺124,00Şu andaki fiyat: ₺124,00.
| Yayınevi | Kırmızı Kedi Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Leonardo Da Vinci |
| Sayfa Sayısı | 176 |
| Kağıt Cinsi | 2. Hamur |
| Baskı Yılı | 2021 |
| Boyut | “12, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Stok kodu:
9786052988695
Kategoriler: Klasikler
Açıklama
Kırmızı Kedi Yayınevi – Paragone – Sanatların Karşılaştırılması
Değerlendirmeler (0)
“Paragone – Sanatların Karşılaştırılması” için yorum yapan ilk kişi siz olun Yanıtı iptal et
İlgili ürünler
Ceza Sömürgesi
Franz Kafka’nın külliyatından seçilen hikâyelerden oluşan Ceza Sömürgesi toplamda dört hikâye içeriyor. Bu hikâyeler de Dava ve Dönüşüm kitaplarında olduğu gibi, okuyucuyu Kafka’nın gizemli labirentlerinde dolaştırıyor ve modern hayatta bazen silik bir tablonun siması bazen de tabloyu bizatihi kendisi yapan insanın yasalar karşısındaki tutum ve davranışlarını betimliyor. Kafka’nın öykü ve romanlarında kullandığı ana unsur olan metafor ve çağrışımlar, bu hikayelerde de yer alarak okuyucuyla Kafka’nın kurmaca dünyası arasında kuvvetli bir bağ oluşturuyor.
Deniz Feneri – Kırmızı Kedi Yayınevi
Deniz Feneri, Virginia Woolf’un geçmişin bellekte bıraktığı kalıcı izleri eşine az rastlanır bir yoğunlukla sergileyen en başarılı romanlarından biri. Virginia Woolf’un çocukluğunda ailesiyle beraber St. IvesCornwall’da yaptığı tatillere dair anılarından izler ve aile fertlerine dair benzerlikler taşıdığı için otobiyografik bir boyutu da olan Deniz Feneri, ismini sekiz çocuklu ailenin en küçük ferdi James’in bir deniz fenerini ziyaret etme isteğinden alır. Ramsay ailesinin huzurlu günleri savaşta ölen çocuklarla ve ansızın hayatını kaybeden anneyle geride kalsa da ressam Lily Briscoe ve şair Carmichael’ın gelişiyle ailenin deniz fenerini ziyaret etme isteği yeniden canlanır. Mr. ve Mrs. Ramsay, Lily Briscoe, Augustus Carmichael gibi unutulmaz karakterleri edebiyat tarihine nakşeden Deniz Feneri, modernist romanın en zengin örneklerinden biri. “Deniz Feneri’nde bugünü geçmişten ayıran mesafe genç Virgina Woolf’un kayıplarını kateder.” JULIA BRIGGS
Dubrovski
Puşkin’in ölümsüz eseri Dubrovski , dünyanın pek çok dilinde karşılığı olan bir isyan hikâyesi... Topraklarına açgözlü bir derebeyi tarafından sözde hukuk marifetiyle el konulan genç bir soylunun adalet arayışını anlatıyor. Yozlaşmış bürokrasi tarafından eli kolu bağlanan Dubrovski, tek çareyi derebeyinin zulmünden kaçan bir grup köylüyle birlikte sistem dışına çıkmakta bulur. Zenginden çalıp fakirlere dağıtarak, tıpkı Robin Hood ya da İnce Memed gibi efsanevi bir halk kahramanına dönüşür.
“Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz” demişler... Güçlü düşmanının kızına ümitsizce sevdalanan Dubrovski, aşkı ve adaleti bulabilecek mi? Puşkin’in hiciv ile romantizmi sımsıcak harmanladığı bu eseri, Hasan Âli Ediz’in su gibi akan çevirisinden “bir solukta” okuyacaksınız.
Dürtü
Seni kim bekliyor? Kıyım ve ölüm, belki, ama başka kimsenin beklediği yok! Uyan, Ferdinand, özgür olduğunu gör, tamamen özgürsün, kimsenin senin üzerinde bir yaptırımı yok ve kimse sana emir veremez; dinle, özgürsün, özgür, özgür! Bunu sana binlerce kez söyleyebilirim, on bin kere, her saat, her dakika, sen bunu hissedinceye kadar! Sen özgürsün. Özgür! Özgür!
Vatan denilen toprak parçasının yeni ölü bedenler isteğiyle yaptığı çağrıyı duyunca içinde engel olamadığı bir gitme dürtüsüyle ayağa kalktı Ferdinand. Oysa gitmek, ölmek, öldürmek istemiyordu ama onun iradesini ele geçiren başka bir güç vardı. Bir yanda özgürlüğü öte yanda bir nesneden öte görülmediği, ondan itaat bekleyen anavatanın çağrısı.
Zweig, Ferdinand’ın yaşadığı bu ikilem üzerinden milliyetçilik ve faşizmi sorguluyor. Zevkle ve düşünerek okuyacaksınız.
Ermişin Bahçesi
Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi , bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır. Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.
Sahaf Mendel
“Zweig’ın eserini övmeye nereden başlayacağını bilemiyor insan.” –Ali Smith
Viyana’nın edebiyat camiasında el üstünde tutulan Sahaf Mendel aksi ama aksi olduğu kadar da eşsiz hafızaya sahip biridir. Her gününü aynı kafenin aynı masasında oturarak, bilgeliğinden yararlanmak için gelen ziyaretçilerle konuşarak geçirir. Tek tutkusu ise saplantı derecesinde bağlı olduğu kitaplardır, onlarla alakalı değilse çevresinde ne olduğu umurunda değildir, yaklaşan savaş bile. Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde Viyana’nın çehresi değişirken, Sahaf Mendel’in de hayatı “düşman” ile işbirliği yaptığı suçlamasıyla altüst olacaktır.
Zweig, yozlaşarak parçalanan Avrupa’yı arkaplanına yerleştirdiği ve mütevazı bir yaşamın trajedisini aktardığı Sahaf Mendel ’in her sayfasında geniş bir durum panoraması sunuyor.
Seçme Öyküler
Faik Baysal’ın Drina’da Son Gün, Sarduvan, Rezil Dünya ve Ateşi Yakanlar romanlarının ardından derlediğimiz Seçme Öyküler’ini siz değerli okurlarımıza sunuyoruz.
Faik Baysal, toplumcu-gerçekçi edebiyat içerisinde önemli bir yere sahiptir. Baysal bilhassa roman ve öyküleriyle tanınır. Seçkin zümreye hitap eden salon edebiyatının gerçek bir edebiyat olamayacağını düşünen yazar, eserlerinde bir yandan topluma ayna tutmaya çalışırken bir yandan da sosyo-politik bir dil üzerinde durur.
Faik Baysal öykülerinde de romanlarında olduğu gibi odağına halkı yerleştiren, halkın yaşamına ortak olan bir anlatıcı olarak beliriyor. Geçim derdi, sömürü düzeni, birey olabilmenin sancıları, eskiye özlem, mahalle anlatısı, yaşama inancı ve direnç onun vazgeçilmez izleklerindendir. Baysal bu tema ve meselelerini bize hiç de yabancı gelmeyen içimizden birilerini hikâyelerine konuk ederek anlatıyor.
Toplum Sözleşmesi
₺99,00
Jean-Jacques Rousseau tarafından 18. yüzyılda toplumun nasıl yönetilmesi gerektiğini ele alan ilk eserlerden biri olan Toplum Sözleşmesi, eşitsizlik, toplum hakları, yasalar, demokrasi, siyasetin nasıl şekillenebileceği gibi konulara odaklanıyor. Rousseau’ya göre yurttaşlar olmadan erdem, erdem olmadan özgürlük, özgürlük olmadan devlet olmaz.
“Hiç şüphesiz salt akıldan kaynaklanan evrensel bir adalet vardır, ancak aramızda kabul edilen bu adalet karşılıklı olmalıdır. Doğal yaptırımların yokluğunda adalet yasaları insanlar arasında etkisiz kalır. Dürüst insan herkese karşı yasalar çerçevesinde davrandığı ve hiç kimse aynı şekilde karşılık vermediği zaman bu yasalar kötüye iyilik ederken dürüstün mahvoluşuna sebep olur. Bu yüzden hakları görevlerle birleştirmek ve adaleti nesnesiyle ilişkilendirmek için anlaşmalara ve yasalara ihtiyaç duyulur.”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.