Yüreğimi Avuçlarına Bıraktım Düşürme E Mi?
₺319,00 Orijinal fiyat: ₺319,00.₺255,00Şu andaki fiyat: ₺255,00.
3 adet stokta
Yüreğimi Avuçlarına Bıraktım Düşürme E Mi?
YARIMSIN YALNIZKEN
Bir tohum
Düşer yüreğe
Sürüm verir filizler
Fide olur
Çoğalır orman olur
Bulursun diğer yarını
Yüreği yüreğin olur
Tamamlanırsın
İlgili ürünler
Dört Oyun
İvan Sergeyeviç Turgenyev (1818-1883): Avrupa’da ve ülkemizde eserleri ilk çevrilen 19. yüzyıl Rus romancıları arasında yer alır. Moskova, Petersburg ve Paris üniversitelerinde öğrenim gören Turgenyev döneminin Avrupalı bakış açısına sahip tek Rus yazarı olarak anılır. Zayıf iradeli Rus aydınlarını, serflerin yaşantısını, toprak sahibi soyluların aşklarını ve kendisini yakın hissetmediği radikal genç kuşağı tarafsız ve gerçekçi bir dille eserlerine aktarmıştır. İhtiyatsızlık beklenmedik bir ihaneti, Taşralı Kadın kadının fendini, Ana Yolda Konuşma insanı eğlendiren boş konuşmaları, Sorrento’da Bir Akşam kendi yolunu bulan aşkı sahneye taşır.
Fazilet Eczanesi
Haldun Taner’in, “Eczanenin Akşam Müşterileri” (1952) adlı öyküsünden yola çıkarak yazdığı Fazilet Eczanesi, çok katmanlı sosyo-kültürel özellikleriyle, dik başlı ama insancıl Saadettin Bey ve çevresindeki renkli kişileriyle tiyatromuzun klasiklerinden.
Haldun Taner: “Eczane bir bakıma sade bir ilaç laboratuvarı değil, bir insan laboratuvarıdır da. Oraya iki ayaklı ne konular gelir gider. Eczane bir mikrokozmostur. Bir yaşam dilimi yansıtmak istemiştim bu oyunda. Bizim insancıklarımızla örülü bir yaşam kesiti. Onların bütün kusur ve meziyetleri ile, doğru yanlış bütün koşullanmaları ile, sevinçleri, dertleri, sevgileri, kinleri, şakaları, tutkuları, duygusallıkları ve kalender felsefeleri ile... Sahneye, daha doğrusu eczaneye girip çıkan yirmi yedi insan göreceksiniz.”
Ayşegül Yüksel: “Fazilet Eczanesi, 1950’ler Türkiyesi’nde yaşanan toplumsal ve ekonomik geçiş döneminin içerdiği eski ve yeni değer dizgelerini yan yana ve tüm çelişkileri içinde verir... Saadettin’in eczanesiyle simgelenen ‘eski düzen’in kaçınılmaz yıkılışı da oyunun dokusuna aşama aşama sindirilmiştir.”
Huzur Çıkmazı
Haldun Taner’in ilk dönem oyunlarından Huzur Çıkmazı üç perdelik oyun yazılışından altmış yıl sonra ilk kez okuruyla buluşuyor.
1962’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenen oyun ilerleyen yıllarda Ankara ve İzmir Devlet Tiyatrolarında defalarca sahnelenmiş ve büyük ilgi görmüştü.
Oyun metnini yıllar sonra yazarın eşi Demet Taner buldu ve yayına hazırladı. Böylece tiyatromuzun büyük yazarının bir eseri daha oyun okuruyla buluşmuş oldu.
Ayşegül Yüksel, oyun hakkında Haldun Taner Tiyatrosu kitabında şöyle diyor: “Huzur Çıkmazı, üç perdeden oluşan bir buruk güldürüdür. Taner’in dar aile çevresi içinde yer alan özel ilişkileri irdeleyen tek oyunudur. Huzur Çıkmazı, geleneksel ‘aşk üçgeni’ örgesinden yola çıkan, olaylar dizisi baştan sona ‘karı-koca-sevgili’ ilişkisinin bilinen aşamaları (kocadan soğuma – yasak aşk ilişkisine giriş – ilişkiyi kocaya söylenen yalanlarla sürdürme – korku ve tedirginlik aşamasına ulaşma – gerçeğin koca tarafından öğrenilmesi) üstüne kurulmuş bir oyundur; olayların akışı bilinen merak öğelerinin uyandırılması yolunda gelişir.
Haldun Taner, Huzur Çıkmazı’nı ‘gerilimsizlikten gerilim çıkarmaya çalışan bir tiyatro araştırması’ olarak nitelendirir.”
Kısasa Kısas
Konu Vatansa Gerisi Teferruattır
Macbeth
Bir çayırda karşılaştığı üç tuhaf kız kardeşin kehanetlerine saplantılı şekilde inanan Macbeth’in gözünü karanlık bir iktidar hırsı bürür. Karısının hastalıklı kışkırtmalarının da iyice beslediği bu hırs, Macbeth’e en kötü kâbuslarında bile göremeyeceği şeyler yaptırır. Yeni kral ve kraliçe karanlık geçmişlerinin hatırasıyla günden güne paranoyaklaşırken, elde edilen gücün bedeli de her gün yükselir. Tuhaf olansa, Shakespeare’in diğer kötülerine kıyasla Macbeth’in yaptıklarından her an pişmanlık ve korku duyuyor oluşudur.
Shakespeare’in 1606 yılında kaleme aldığı düşünülen Macbeth , yazarın trajedileri arasında en kısa, ancak en çarpıcı olanıdır. Diğer oyunlarında yaptığından farklı olarak Shakespeare’in daha çok iki karaktere, Macbeth ve Lady Macbeth’e yoğunlaştığı oyun iktidar hırsı, manipülasyon, açgözlülük, ahlak, iyilik ve kötülük kavramlarına odaklanır.
#dünyaklasikleri #ingilizklasikleri #iktidarhırsı #karanlık #paranoya #vicdanmuhasebesi #ölüm
Orestes – Hasan Ali Yücel Klasikleri 395
Euripides (MÖ y.484-406): Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu özelliği şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripides’in kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri tutkularından kaynaklanır. Euripides çağdaş tiyatroya en yakın eserler veren klasik ozan veya modern ozanların ilki sayılabilir. Orestes MÖ 408 yılı civarında Atina’da sahnelenen son tragedyasıdır. Konusu Aiskhylos’un Eumenides oyununun konusuyla hemen hemen aynıdır. Ancak her şey daha gerçekçidir. İnsanüstü güçlerle donatılmış mükemmel kahramanların Euripides’in eserlerinde yeri yoktur. İdealleri savunma kararlılığı hayatta kalma mücadelesine dönüşmüştür. Kahramanlar arasındaki keskin zıtlaşmalar karakterlerini olduğu kadar dönemin ahlak değerlerini de gözler önüne serer.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.