Yevgeni Onegin
₺650,00 Orijinal fiyat: ₺650,00.₺535,00Şu andaki fiyat: ₺535,00.
1 adet stokta
Yevgeni Onegin
Yevgeni Onegin, Puşkin’in epik şiirler dizisi içinde olgunluğuyla doruk oluşturan başyapıtı. Yazılması 8 yıl süren bu şiir-roman, erken 19. yüzyıl Rusya’sının toplumsal ve entelektüel yaşamı üzerine gerçekçi bir açılımdır. Belinski’nin deyimiyle Puşkin Yevgeni Onegin’de Rus yaşamının bir ansiklopedisini yaratmıştır. Şairin tüm yaşamı, sevgisi, duyguları ve görüşleri bu yapıttadır.
(Tanıtım Bülteni)
İlgili ürünler
Ahmet Kutsi Tecer’in Bütün Şiirleri
Ahmet Kutsi Tecer, 4 Eylül 1901'de Kudüs'te doğdu. 1922'de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu'nu bitirdikten sonra Paris'e gitti. Sorbonne Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürürken Paris Ulusal Kütüphanesi'ndeki eski Türk yazmaları ve özellikle Karacaoğlan üstüne yeni belgeler bulmuştur. Bu çalışmalar ile dikkatleri üzerine çeken genç Ahmet Kutsi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü bitirerek öğrenimini tamamlamıştır.
Öğretmenlik yaşamına Ankara Gazi Lisesi'nde başlayan Tecer, 1930 yılında Sivas Lisesi'ne atandı. Sivas'ta halkla yakın ilişki içine girerek ilk Halk Şairleri Derneğini kurdu ve ülkemizde ilk kez bir Halk Şairleri Bayramı düzenledi, Âşık Veysel, Ali İzzet, Talibi gibi halk ozanları, bu bayramla tanındılar. 1934'te soyadı yasası çıkınca yöreye duyduğu sevgiden dolayı Tecer soyadını aldı. 1934'ten başlayarak Yüksek Öğretim Genel Müdürü, Gazi Eğitim Enstitüsü (şimdiki Gazi Üniversitesi) edebiyat öğretmeni görevlerinde bulundu. Ankara Devlet Konservatuvarı Halk Müziği Bölümünü geliştirdi; Muzaffer Sarısözen'i oraya atayarak ilk arşiv çalışmalarına öncülük etti.
Önce Oluş Dergisi'ni çıkaran Tecer, 1941-1946 yılları arasında Ülkü Dergisi'ni yönetti ve bu dergi ile Cumhuriyet'in genç edebiyatçılar kuşağına ışık tuttu.
1942-1946 yılları arasında Seyhan ve Urfa milletvekilliklerinde bulundu.
1949'da Paris'te UNESCO daimi delegesi, kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi görevlerinden sonra 1951'de yurda dönerek İstanbul'a yerleşti. Uzun yıllar, Galatasaray Lisesi'nde edebiyat dersleri verdi. Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik dersleri verirken emekli oldu. Bir yıl sonra, 23 Temmuz 1967'de İstanbul'da öldü.
Köylü Temsilleri adlı önemli bir araştırması, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış geleneksel Türk tiyatrosu üzerine makaleleri, denemeleri vardır. Oynanmış oyunları: Yazılan Bozulmaz (1947), Köşebaşı (1947), Koçyiğit Köroğlu (1949), Bir Pazar Günü (1959), Satılık Ev (1960).
İlk şiirlerini 1932 yılında Sivas'ta Şiirler adıyla yayınlayan Tecer'in tüm şiirleri, bu kitapta kendi düzenlemesine bağlı kalınarak sunulmaktadır.
Çeviri Şiirler
"Şiir tercümesinin adamakıllı güç, hatta çok kere imkânsız bir şey olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. Burada sadece mütercim olarak konuşmuyorum. Kendim de şiir yazdım. Bir şiirin ancak bir defa söylenebileceğini, ancak bir türlü söylenebileceğini kendi tecrübelerimle biliyorum. Bu gerçeği Fransız şairi Cocteau şöyle anlatıyor: 'Bir şiir hiçbir dile tercüme edilemez. Hatta yazılmış göründüğü dile bile/ Peki, mademki öyle, insan bu kadar güç, bu kadar imkânsız bir işe niçin girişiyor? Bunun cevabını kendime göre vermeye çalışayım- Şiir başka bir dile ister çevrilsin ister çevrilmesin, bir şair başka memleketlerin şairleri gibi duymaya, onların düşündüklerini düşünmeye, onların usullerini kullanmaya kalktı mı kendi imkânlarının başka hiçbir suretle genişletilemeyecek bir şekilde genişlediğini görüyor. Bu yalnız şair için değil, okuyucu için de böyle."
Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Yunan şiirinden Çin şiirine, Macar şiirinden İran şiirine çok geniş bir yelpazeden seçkin örnekler sundu. Bazıları ölümünden sonra yayımlanan çevirilere Orhan Veli tarafından hazırlanan Fransız Şiiri Antolojisi için yine kendisinin yazdığı önsöz ve tanıtma yazıları eşlik ediyor. Bir ustadan başka ustalara "farklı" bir bakış...
Eyvallah
O benim için geçmişe anıt bırakılacak kadar değerli; geçmişte bırakılamayacak kadar gereklidir.
Unutuyorum her seferinde neresinde kalmıştık ayrılığın?
Bana geldiğin yol, aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında... Oysa ben, gelişini ‘‘milat’’ sayacak kadar başlıyordum aşka...
Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!
Sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam...
Ama içime dokundun bir kere. Parmak izlerin duruyor bakışlarımda. Nereye baksam senden bir iz bırakıyorum.
Ben senin, kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım!
Gel, aç ve kaç...
Söyle sevgili şimdi hayatında bir kayıp mıyım? Bulunmaz...
Açık bir yara mıyım? Sarılmaz...
Tehlikeli bir yol muyum? Gidilmez...
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Eyvallah" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Gerdanlık 1 – Bütün Şiirleri 9
Gülü İncitme Gönül
GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus.’
Dili incitme gönül.
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.
Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.
Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.
Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.
Söyle Bana Hindiba
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Kartallar uçar mı bir harâbeden
Köprülerden benim yârim geçer mi
Sen neden bu kadar güzelsin, bilmem
Taşırsın yeryüzüne ebedî tohumları
Ben ise kuruyacak bir suyun mahkûmuyum
Avuçlayıp öpüyorum kumları
Bir karadelikten bakarken hayat
Meydan okuyanlar kim bu seraba
Söyle bana hindiba
Yalnızlığıma Dokun
Harikadır şimdi bizim oralar,
Her manzara ayrı dilden konuşur...
Bahar cümle sergisini açmıştır...
Gökte uçan kuşlar ve akan sular,
Mevsimin efsunu orda buluşur...
Kırlarda çiçekler, dalda meyveler,
Toprağın bağrına düşen sebzeler,
Doğada süzülen tüm kelebekler
Ve hatıralarımın sindiği her yer.
Doğduğum o diyar beni konuşur...
Ahmed Günbay Yıldız, eserleriyle nesilden nesle sayısız insanın duygu ve düşünce dünyasının şekillenmesine katkıda bulunmuş, durmadan üretmiş, Türk edebiyatının en önemli kalemlerinden. Yıldız’ın hem yeni hem de uzun zamandır baskısı bulunmayan şiirlerini bir araya getiren Yalnızlığıma Dokun , en derinlerde saklanan duygularımıza yoldaşlık edecek.
Yanılgı Saatleri
Nurullah Genç'in hayata armağan ettiği kelimeler, şiirin en güzel duraklarına götürüyor okuru yeniden.
Yürümekle yanıldım sana ey hummalı göl
Heyecana gömülmek ve gülmekle yanıldım
Can merhemiydi elem burcunda sessizliğin
Bilemedim ki cellat değildir yâr dediğin
Ey sarışın kahkaha, yeşil bakışlı ölüm
Aynaları sömüren bin bir nakışlı ölüm
Gir şimdi düşlerimin ebedî zindanına
Çünkü cinnetle girdin yüreğimin kanına

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.