YANAN TUVAL DAVASI – DEDEKTİF ÇÖZME OYUNU – MT DEDEKTİFLİK
₺78,00
18 adet stokta
İlgili ürünler
Avengers: Yok Oluş Anahtarı
Dünya’nın en güçlü kahramanları Kaptan Amerika, Demir Adam, Thor, Kara Dul ve Yeşil Dev ne zaman dünyayı tehdit eden evrensel bir tehlike peyda olsa, onlarla savaşmak için bir araya gelirler. Onlar Yenilmezler’dir. Fakat bazı tehlikeler, bazı tehditler çağların da ötesine uzanır.
Yüzyıllar öncesinden gizemli bir Anahtar vardır. Bu öyle bir Anahtar’dır ki akılalmaz ve son derece gizli enerjileri aktarabilir. Düşman Zodyak bu enerjileri kullanmak isteyince, onlarla mücadele etmek için daha önce eşi benzeri görülmemiş bir grup kahraman antik çağlarının Yenilmezler’i olarak bir araya gelir ve büyük bir savaş çıkar. Gezegen korkunç hasarlar almış, Anahtar ise kaybolmuştur.
Zodyak üyeleri saklanıp gölgelerin arasından dünyada olup bitenleri etkilemeye devam ederken, bir yandan da geri dönüşlerine öncülük edecek yıldızların denkleşmesini beklerler.
21. yüzyılda, 12 burcun özelliklerini taşıyan tuhaf varlıklar ortaya çıkınca, Yenilmezler tekrar bir araya gelir. Ama bu modern kahramanlardan oluşan ekip kendi aralarında güçlerini bölünce, düşman gitgide daha çok güçlenir. Ve mecburen… Yeniden Yok Oluş Anahtarı’nın peşine düşerler…
Çünkü Yenilmezler onu bulamazsa dünyamızın sonu gelmiş demektir.
Dan Ve Ölüler
Dan sıradan bir çocuk değil. Hayaletleri görebiliyor, onlarla konuşabiliyor hatta onların sorunlarını çözmeye çalışıyor. Ama bu yeteneği ona sadece hayaletlerle dolu, gizemli ve tehlikeli bir dünya sunmakla kalmaz; aynı zamanda sırlarla dolu bir maceranın da kapılarını açar.
Dan bir gün sessiz kasabasından çıkıp, hayaletlerin fısıldadığı karanlık sırları ortaya çıkarmaya karar verir. Ancak bu yolculukta yalnız değil! Ona, gizemli bir geçmiş olan hayalet Simon eşlik eder. Dan ve Simon, unutulmuş hazinelerin peşine düşerken, ölülerin dünyası ile yaşayanların dünyası arasındaki sınırlar gittikçe bulanıklaşır.
Dikkatli Olun!
Lanetli illüzyonları olan ölü bir sihirbaz ve karanlık planları olan bir hırsız, her adımda Dan`in peşinde! Dan, bu zorlu görevde sadece hayaletlerin yardımına değil, kendi cesaretine ve zekasına da güvenmek zorunda.
Doktor Moreau’nun Adası – Modern Klasikler 100
Wells’in öncü niteliğindeki bilimkurgu klasiği Doktor Moreau’nun Adası yayımlandığı günden beri “sarsıcı” etkisinden hiçbir şey yitirmedi. Bilimsel yöntemlerinin doğuracağı sonuçlar konusunda hiçbir sorumluluk hissetmeyen çılgın bilim insanının hikâyesi, unutulmaz filmlere ilham vermiştir. Acı, zulüm, ahlaki sorumluluk, insanın doğaya müdahalesi gibi felsefi temalarıyla dikkat çeken yapıtında, Wells daha sonra genetik alanındaki çalışmaların gündeme getireceği etik meseleleri öngörmüştür.
Bir deniz kazasından kurtulan Edward Prendick, mahsur kaldığı adada garip yaratıklar ve karanlık sırlarla karşılaşır. Bu ada, insanı ve yazgısını kollayacak bir Tanrı’nın bulunmadığı, bütünüyle ahlaktan yoksun bir evrenin mikrokozmosudur adeta.
Doktor Moreau’nun Adası bilimin kontrolden çıktığı zaman barındırabileceği potansiyel tehlikelere karşı bir uyarı niteliği taşır.
Dune Sapkınları – Bilimkurgu Klasikleri
II. Letonun ... bilinen evrenin her yanına korku salan Tiranın ... üç bin yıldan uzun bir süre boyunca tahtında hüküm sürmüş Tanrı imparatorun ... Arrakisin en ünlü solucanının ölümünün ardından da artık binlerce yıl geçti. Ama yine de hiç kimse emin değil Tiran gerçekten öldü mü ... yoksa ta en başından beri hazırlayıp yürüt tüğü Altın Yol denen o korkunç sistem hala güçlü bir şekilde işliyor mu İnançlı olan kim sapkın olan kim?
İçeriden Ölmek
“ İçeriden Ölmek , hepimizin içten içe öldüğümüzü ve nihayetinde bir zamanlar olduğumuz kişinin yitişiyle yüzleşmek zorunda kalacağımızı anlatan muhteşem bir roman.” —Michael Dirda
“Silverberg bilimkurgu sevmeyenler için mükemmel bir bilimkurgu romanı yazmış.” — The New York Times
“KİM OLACAĞIM BEN, KENDİM OLMAYI BIRAKTIĞIMDA?”
2004 yılında Amerika bilimkurgu yazarlarının büyük üstadı seçilen, Hugo ve Nebula ödüllerinin gediklisi Robert Silverberg bilimkurgu ve fantazi edebiyatının yaşayan en büyük isimlerinden biri. 1972’de yayımlanan ve türe farklı bir pencereden bakan İçeriden Ölmek zengin, alaycı ve şiirsel diliyle Silverberg’ün başyapıtı.
Eşsiz bir yeteneğe, zihin okuma gücüne sahip David Selig bu yeteneğine rağmen alelade bir hayat sürüyordu. Kötülükle savaşmıyor, dünyayı kurtarmıyor, üniversite öğrencileri için ödev yazarak para kazanıp boş zamanlarında insanların içini röntgenliyordu.
Orta yaşlara yaklaştıkça Selig’in hiç beklemediği bir şey olmaya başlamıştı. Telepati gücünü yavaş yavaş kaybediyordu. Hayatı boyunca beyninin içinde başkalarının iç sesleri yankılanan Selig artık kendi zihninin sesini dinlemek zorunda kalacaktı, tıpkı diğer herkes gibi.
Yalnızlık, yas, iletişimin kaybı ve orta yaş bunalımı gibi konuları incelikle işleyen İçeriden Ölmek, iyi bilimkurgunun hangi seviyelere erişebileceğini gösteren nadir bir eser.
İçeriden Ölmek, insan olmanın ne demek olduğunu öğrenmek zorunda kalan bir süperinsanın acıklı hikâyesi.
İnsanlar
“Bu satırları okuyanlarınızın büyük çoğunluğunun, insanların bir mitten ibaret olduğuna inandığını biliyorum ama ben size onların gerçekten var olduklarını bildirmek üzere buradayım. Bilmeyenler için söyleyeyim, insan dediğimiz şey orta zekâlı ve iki ayaklı bir yaşam formu; evrenin çok ıssız bir köşesinde yer alan küçük ve sulu bir gezegende, büyük ölçüde yanılsamalarla dolu bir varoluş sürdürüyor.”
Yağmurlu bir akşamda Profesör Andrew Martin, önce dünyanın en büyük matematik bilmecesini çözmeyi başarıyor, ardından sırra kadem basıyor. Nihayet bir yol kenarında çırılçıplak halde bulunduğunda, kıyafetsizlikten daha ciddi bir meselesi olduğu ortaya çıkıyor: Andrew Martin artık insanlardan tiksiniyor; görünüşlerinden de yiyip içtiklerinden de bitmeyen şiddet ve savaş arzularından da... Yabancı bir tür arasında kaybolmuş hissediyor kendini. Sevgi ve aile kavramları onda şaşırtıcı bir ilgi uyandırsa da tüm sakinlerinden nefret ediyor bu gezegenin. Newton hariç... Ama o da bir köpek işte...
Sahi, kim bu adam? Onun –ya da herhangi birinin– insanlık hakkındaki tüm fikrini değiştiren şey ne olabilir?
Son yılların en önemli romancılarından Matt Haig, onca karmaşıklığına rağmen hayatın içindeki mutluluğa ve insan doğasına dair alışılmadık bir hikâye sunuyor. İnsanlar, neşeli ve etkileyici bir üslupla “bizi” bize anlatıyor.
EDGAR ALLAN POE ÖDÜLÜ EN İYİ ROMAN ADAYI GOODREADS OKUR ÖDÜLLERİ EN İYİ BİLİMKURGU ADAYI IMPAC DUBLIN EDEBİYAT ÖDÜLÜ ADAYI
Özerkin Hisarı – Yeni Güneş Kitabı 4
“Günümüzün kesinlikle en iyi, en özgün yazarlarından. Eserleri benzersiz, hipnotize edici, hiçbir şeyle kıyaslayamamak korkutucu.” –Harlan Ellison
John W. Campbell En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü / Prix Apollo
Sizin İçin Tüm Vaatlerimi Yerine Getirdim Mi?”
Bilimkurgunun Melville’i olarak bilinen Gene Wolfe, spekülatif edebiyatın sınırlarını zorlayan, fantaziden bilim ve bilimden de fantazi çıkarmayı başaran, türün her alanında eşit muazzamlıkta eserler veren ender yazarlardan biri. Wolfe’un dilin ve türün imkânlarını sonuna kadar kullandığı, bilimkurgunun Ulysses’i olarak da anılan Yeni Güneş Kitabı dörtlemesinin son cildi Özerkin Hisarı başladığı yerde bitiriyor yolculuğu.
Günümüzden yüz binlerce yıl sonrası. Ancak öyle bir gelecek ki geçmişten farkı yok. Bugüne ait kültür ve olaylar artık bir anı bile değil. Gezegen, beklenmedik ve gizemli biçimlerde değişimler geçirmiş. Güneş’in ömrünün sonu gelmiş, sönmekte.
Severian bir zamanlar işkenceciydi, ardından liktor görevini üstlendi, şimdiyse yazgısındaki asıl mertebeye erişmek üzere. Ama önce ölü bir askeri diriltmeye çalışacak, ateşler içinde hasta yatacak, daha sonraysa dinleyeceği dört hikâyenin en iyisini seçecek.
Dörtlemenin son kitabında, Severian kadim bir nesneyi asıl sahiplerine teslim edecek, büyük bir savaşın içinde bulacak kendini, Harçâlem’in Özerki ile tanışacak en nihayetinde ve zamanın ötesindeki yeşil adam ile karşılaşacak bir kere daha. İnsanlığın yıldızlara tekrar erişip erişmemesi onun elinde artık. Güneş ise bir gün ölecek elbette. Peki, Yeni Güneş doğacak mı yine?
Özerkin Hisarı, tek bedende birden fazla ömrün kitabı.
Vakıf Ve İmparatorluk
Hugo Tüm Zamanların En İyi Serisi Ödülü
1941 yılında genç bir bilim insanı ve yazar olarak Isaac Asimov, Edward Gibbon’ın yazdığı Roma İmparatorluğu'nun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi’nden etkilenerek çağının çok ötesinde bir destan yazdı: Galaktik İmparatorluk’un çöküşü ve feodalizmin dönüşü, İkinci Galaktik İmparatorluk dönemindeki güvenli ortamdan geçmişe bakan bir bakış açısıyla anlatıldı. İşte bu süreç sonucunda “Tarih tahmin edilebilir mi?”, “Toplum nasıl yönetilmeli?” ya da “İmparatorluklar neden yükselir ve çöker?” gibi soruları sormaktan çekinmeyen destansı Vakıf Serisi ortaya çıktı.
Vakıf, çökmekte olan İmparatorluk’a rakip olacak kadar gelişmişti. Üstün teknolojisi ve diğer gezegenlerin sahip olmadığı enerji kaynaklarına ulaşabilmesi sayesinde Galaksi’nin dört bir yanından destek görüyordu, kısacası her şey Seldon’ın Planı’na göre ilerliyordu. Ancak öngörüsünü geniş kitleler üzerinden yapan bu plan, giderek daha da güçlenen bir kişiyi hesaba katmamıştı: duyguları ve düşünceleri kontrol etme gücü olan Katır’ı. Katır’ın, Galaksi’yi ele geçirmesini engelleyen tek şey ise yeri gizli tutulan ve insanların bu sırrı korumak adına ölmeyi göze aldığı, gizemli İkinci Vakıf’tı.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.