Yahşi Batı
₺355,00 Orijinal fiyat: ₺355,00.₺293,00Şu andaki fiyat: ₺293,00.
1 adet stokta
Yahşi Batı
“Özkan Abi’ye en gıllıgışlı, köstümlü, makyajlı, zahmetli karakterler düşer. Bir keresinde isyan ettiğini hatırlıyorum, “Oğlum bi normal adam yaz bana artık,” diye.
Cem Yılmaz
YAHŞİ BATI
“Bizi, bize en iyi anlatan adam” konumundaki Cem Yılmaz, Yahşi Batı’da bu özelliğini Aslan Cinotri’lerin topraklarında bir kez daha inşa ediyor. Filmin genel iskeletine göz atıldığında da esprilerin çoğu, bu kez Türk olmanın, Batı (ama daha çok da Western) âlemindeki çelişkileri üzerine kurulmuş. Matbaanın geç gelmesinden “Bizi dört karılı biliyorlar ama kimse ‘Yedi Kocalı Hürmüz’den bahsetmiyor”a uzanan halkada, Yılmaz bütün zekâsını ve “ince görme” yeteneğini konuşturmuş. Arada da mesela Şerif Lloyd’un hem kanun adamı hem de papaz olmasından mütevellit, kişiliğine yönelik “din ve devlet işlerini ayırması” yönündeki uyarı türünden “hırsızlık”lar da var.
Kızılderili âlemlerindeki “Barış Çubuğu Partisi” sahnesi ise mükemmel. Ayrıca Aziz Bey’in Suzan’a yazdığı sahne de G.O.R.A.’daki Brad Pitt’i överek başlanıp ama sonuçta Rasim Öztekin yüzünden nihayete erdirilemeyen sahne kadar hem başarılı hem de sonuç bakımından (bu kez öpüyor) daha bir “sonuç verici”.
Binaenaleyh, Yahşi Batı, Cem Yılmaz’ın sinema serüveni içinde o kıvrak zekâsını, gözlemciliğini ve çelişkilerimizi yüzümüze vuruculuğunu bir kez daha kanıtlıyor. Senaryosu, rejisi ve oyunculuklarıyla…
Uğur Vardan
İlgili ürünler
Cimri – Hasan Ali Yücel Klasikleri 37
Moliere (Jean-Baptiste Poquelin) (1622-1673); Eserlerindeki tiplemelerle dünya edebiyatında, Shakespeare’den sonra insan gerçekliğine belki de en derinlemesine nüfuz eden oyun yazarlarından biridir. Kadınlar Mektebi’nden Kibarlık Budalası’na, Cimri’den Hastalık Hastası’na bu oyunlar, sadece dönemin tutucu otoritelerini rahatsız etmekle kalmamış, tazaliklerini bugüne kadar korumuşlardır.
Koçyiğit Köroğlu
Cumhuriyet dönemi tiyatrosunda halk edebiyatından esinlenen ama çağdaş kalıplara uygun yazılmış oyunların ilk örneklerini veren Ahmet Kutsi TECER, "Koçyiğit Köroğlu"nun konusunu Köroğlu hikâyelerinden seçer. Köroğlu bir Oğuz destanı kahramanıdır. Olaylar Anadolu’da, İslamiyet öncesinde geçer.Türk efsanelerinde Gök ile Yer, tanrısal kudretlerdir. İnsanoğlu, bu ikisi arasındaki varlıktır. Eserin yapısı bu ikileme dayanır.Köroğlu- Bolubeyi çatışması, ezilen halkın bir derebeyine, yani feodal düzene karşı koyuşudur.Oyunda halk dilinden seçilmiş pek çok sözcük, pek çok deyim vardır. Anlatım dili, Dede Korkut hikâyelerini çağrıştırır. Buna uygun olarak, yazarın şair oluşu, oyunu yer yer şiirli ya da nesir-şiirli bölümlerle süslemesini sağlamıştır.İlk kez, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından 1949’da Büyük Tiyatro’nun açılış oyunu olarak temsil edilmiştir. "Ahmet Kutsi Tecer, çok yönlü bir sanatçı olup şairliği, oyun yazarlığı ve özellikle de sanatını da hayırlı yönde çok etkilemiş olan folklor araştırmacılığı ile edebiyatımızda önemli bir yer almaktadır..."Tanpınar’ın anlatımıyla, Sıvas’ta görevde bulunduğu yıllarda, Tecer "folkloru yeni bir iklim gibi keşfetmiş"; Türk halk müziği ve folklorunun önemli simalarından Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve Âşık Veysel gibi isimlerin ortaya çıkıp tanınmasında rol oynamıştır."... Tecer, oyunlarında da zengin folklorumuzdan, geleneksel Türk tiyatrosundan yararlanıp, halkın kullandığı canlı dili, şiir yüklü Türkçesiyle kaynaştırarak "Köşebaşı"; halk motiflerinden esinlenerek de destan-piyes olarak "Koçyiğit Köroğlu" gibi tiyatromuza ölümsüz eserler kazandırmıştır."- Sermet Sami Uysal
Kuru Gürültü – Hasan Ali Yücel Klasikleri 98
William Shakespeare (1564-1616) Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık dört yüz yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdürmektedir. Kuru Gürültü efsanevi yazarın olgunluk dönemine ait eserlerindendir ve en başarılı üç komedyasından biri sayılır. Yanlış anlamalar üzerine kurulan oyunda iki ayrı aşk ilişkisi gelişirken, kişiler karşıtlıkları ile ele alınmış, insan doğasının değişmez olduğu öne sürülen özellikleri dahiyane bir komedya içinde sergilenmiştir. Sevgi Sanlı: Oyun yazarı ve dramaturg olarak Türk tiyatrosuna büyük katkıları olan Sevgi Sanlı, çevirmen olarak da pek çok önemli eseri Türkçeye kazandırdı. William Shakespeare, Vaclav Havel, Bernard Shaw, Roger Norman ve Louis de Bernieres'den çeviriler yaptı Halide Edip Adıvar'ın Sinekli Bakkal adlı romanını tiyatroya uyarlayarak Yunus Emre 3. Özgün ve Uyarlama Oyun Yazarı yarışması'nda büyük ödülü kazandı. Her şeyin geçici olduğu bir dünyada sırrı insanın kendisinde bulan bir tasavvuf şairinin yaşamından hareketle yazdığ Kaygusuz Abdal adlı oyunu Devlet Tiyatroları'nda sahneye kondu.
Şair Evlenmesi – Bilge Kültür Sanat
Bir töre komedisi özelliği taşıyan “Şair Evlenmesi”, görücü usulüyle evliliğin sakıncalarını konu almaktadır. Batılı tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle pek sevilmeyen, eğitimli olmasına rağmen saf bir yapıya sahip olan Müştak Bey, şairliğe özenmiş romantik bir gençtir. İki kardeşten yaşı küçük olan Kumru Hanım’ı sevmektedir. Kılavuz ve yenge hanımlar aracılığıyla evlenmeye çalışır.
Bu kadınlar mahallenin imamı Ebüllâklaka ile iş birliği yaparak Müştak Bey’i Kumru Hanım’ın ablası Sakine Hanım’la evlendirmeye kalkışırlar. Müştak Bey, nikâh sonrasında kendisiyle evlendirilen kişinin, Kumru Hanım’ın çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım olduğunu görünce önce bayılır, sonra itiraz eder. Mahallelinin de işe karışmasıyla başına gelenleri kabul etme mecburiyetinde kalan Müştak Bey’in imdadına arkadaşı Hikmet Bey yetişir.
Şinasi Batılı bir eseri tercüme etme veya uyarlama yoluna giderek daha geniş kadrolu bir tiyatro eseri meydana getirme yoluna gitmemiş, halk tiyatrosu motiflerini kullanarak tiyatro yazarlarına adeta mesaj vermek istemiştir.
Tohum – 15
Tohum: (3 Perde ) Muhsin Ertuğrul, bir yemekte; "Niçin bir piyes yazmıyorsun?" sualiyle, tiyatroyu, "hayatın (kantite) gibi değersiz ve geçici yüzünü değil, (kalite) gibi derin ve sonsuz şahsiyetini zapteden ve onu molozlarından ayıklayarak tasfiye eden, tıpkısını, fakat başka türlüsünü gösteren mistik bir ayna" olarak gören Necip Fazıl`ın yıllardır içinde gömülü bir hasrete dokunur. O anda, Şehir tiyatrosuna bir eser teslim etmek için sadece 20 günlük bir süre kalmıştır. Hemen kararını verir ve 7 gün içinde "Tohum"u bitirir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.