White Fang
₺244,00 Orijinal fiyat: ₺244,00.₺195,00Şu andaki fiyat: ₺195,00.
1 adet stokta
White Fang
They did not remain in one place, but travelled acrosscountry until they regained the Mackenzie River, down which they slowly went, leaving it often to hunt game along the small streams that entered it, but always returning to it again. Sometimes they chanced upon other wolves, usually in pairs; but there was no friendliness of intercourse displayed on either side, no gladness at meeting, no desire to return to the packformation. Several times they encountered solitary wolves.
These were always males, and they were pressingly insistent on joining with One Eye and his mate. This he resented, and when she stood shoulder to shoulder with him, bristling and showing her teeth, the aspiring solitary ones would back off, turn-tail, and continue on their lonely way.
İlgili ürünler
Asi Çakıltaşı 3.Perde
Sanki bir mezarım vardı, yerini ondan başka kimse bilmiyordu.
Karan, Asi’nin yaralarını yavaş yavaş iyileştirirken, Asi artık hayatını usulca yoluna koymaya başladığını hisseder. Kelebeğin parçalanan kanatları yavaşça birleşiyordur ve karşısındaki adama gitgide daha da bağlanarak kördüğüm olan Asi, hislerinin bu denli büyük bir şiddetle büyüyerek onu ele geçirmesinden korkmaya başlar. Durdurulamaz bir şekilde birbirlerine karışan kelebek ve sığınağı için aşağı sarkan idam ipi, ucunda yeni acıları taşımaktadır. Asi, ruhunun bel kemiğini kıran bir olayla karşılaşır ve artık her şey daha karanlıktır.
“Şimdi sana nasıl dokunsam zamanı delerim ben?” Durdu, anlayamamıştım, zaman da bizimle birlikte durdu. “Şimdi sana nasıl dokunsam,” dedi tekrardan, sesi artık daha kısıktı, sanki bana bir sırrını fısıldıyordu. “Zaman dokunmaz bize?”
Hayalini Asan Kadın
Dünyanın evim olmadığına inanıyorum bu aralar. Pek yaşamak gelmiyor içimden. Yaşamak dediysem, öyle işte… Ne zaman balkona çıksam ay ışığı, “Ölmek için güzel bir gece,” diye fısıldıyor sanki kulağıma. Hayvan gibi sigara içiyorum. Parmaklarım sarardı, gözlerim sarardı; tırnaklarım, ruhum sarardı. Hayatımı renklendirmek için intihar süslü hayaller kuruyorum gecelerde.
Uyuyamıyorum. Gerçi çok takılmıyorum artık uyku sorunuma, bir şekilde uyanmak zorundayım çünkü. Uyandığımda yanıma uğramadan geçip giden hayallerimi, çocukken elimde oyuncak tabancayla babamın gidişini seyrettiğim gibi izliyorum.
Nereye gidersem gideyim, mutlu olacağıma inancım kalmadı hiç. Bakın bu, iki kez ölmek demek... Bilmiyorum. Kendi içimde boğuluyor gibi hissediyorum bu aralar ve inan bazı şeyleri içime atmaktan derin bir nefes bile alamıyorum artık. Ölüm değil de yaşamak öldürüyor sanki beni… Kurtarılmayı beklemiyorum, annemin gözlerimin önünde bitişini seyrettiğimden beri. Bize ne oldu böyle diye sorarsam, az biraz saçlarınla oynayıp derin bir nefes alacaksın, biliyorum. Başını yere eğip gözlerini kıstığında verdiğin derin nefesinde görüyorum ben tükenmişliğini. Kırılan kalplerin hesabını… Ya da neyse ya…
Kerime
1932… Anadolu’da bir kasaba…
Ezanın Türkçe okunma kararının alındığı yılda başlıyor Kerime’nin hazin hikâyesi.
Kerime sessiz ve korkak…
Ağabey Mehmet… Yüreğini kavuran gizli günahlarının bedelini ödeyemeyeceği gerçeğinin altında eziliyor günbegün…
Ailenin küçük kızı Nezihe… Umutsuz bir aşkın peşinde felaketine sürüklenip gencecik hayatını bir adam uğruna karartıyor…
Ve çevresine müşfik, ailesine hayatı zindan eden Kerime’nin babası Kâtip Efendi...
Tek arzusu; mutlu olmak, gerçek aşkın varlığına inanmakken, annesinin ve mahallenin baskısıyla kendinden yaşça büyük, dul bir adamla evlenen Kerime, hayatın girdabında kayboluyor…
Kerime, yeni bir Yaprak Dökümü…
Son Hasat
ŞEYTAN VADEDİLENİ ALMAYA GELİYOR
Babasını, göğsüne sımsıkı bastırdığı bir haçla kanlar içinde ve etrafı hayvan cesetleriyle çevrili hâlde komşu sığır çiftliğinin ahırında bulan on yedi yaşındaki yıldız oyun kurucu Clay Tate’in hayatı bir anda cehenneme dönmüştü.
Midland, Oklahoma’da gerçekleşen bu dehşet verici katliamın birinci yıl dönümünde bütün kasaba Clay’e sıra ona gelmiş gibi bakıyordu. Geçmişi ardında bırakıp sadece ailesini kurtarmak isterken, babasının şeytana tapmakla suçladığı Koruma Derneği’nin onu rahat bırakmaya niyeti yoktu.
Kasabanın kurucularının altıncı neslinin karanlık bir görevi vardı ve herkes payına düşeni yapmak zorundaydı. Clay delirmeye başladığını düşünüyordu ancak çok daha kötücül bir şey yaklaşmaktaydı.
2017 Bram Stoker Ödülü Kazananı
“Yenilikçi, tüyler ürpertici ve hepsinden öte dehşet verici.” —Virginia Boecker
“Klasik şeytana tapınma korku hikâyelerine tüyler ürpertici, taze bir bakış… Gerçekçi karakterleri ve olaylarıyla bu roman ürkütücü, duygusal ve kâbusu andıran sürprizlerle dolu.” — TeenReads
“Elinizden bırakamayacağınız, kesinlikle insanı dehşete düşüren bir roman. Son sayfayı kapadıktan sonra bile uzun bir süre zihninizi meşgul edecek. Büyülenmeye hazır olun.” —Jasmine Warga
“Anlatım çok güçlü ve görkemli, atmosferse ürkütücü, rahatsız edici ve gergin. Bayıldım.” —April Genevieve Tucholke

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.