Uygunsuzlar
₺210,00 Orijinal fiyat: ₺210,00.₺174,00Şu andaki fiyat: ₺174,00.
1 adet stokta
Uygunsuzlar
Neşe Koçak öykülerinde, deliliğin çok renkli duygu dünyasından yaşamın kısa kesitlerine ve anlık durumlara yansıyan çelişkileri dramatize ederek, görmeye alışık olmadığımız yeni biçimler yaratıyor. Çevrede olup bitenlerden çok kahramanın iç dünyasına yoğunlaşan öyküler, gerilimi koruyan boyutlarda tasarlanmış. Olay kurgusu belli olan, fakat okuru metne bağlayan kapalı bir anlatımı benimseyen yazar, klasik kısa öykünün röportaj tarzı ile modern organik öykünün gizemli anlatımını ustalıkla uzlaştırıyor.
Neşe Koçak’ın öykülerinde hayalle gerçek iç içe. Yazar bizi uzak iklimlere, yabancı kültürlere değil, ruhumuzun derinliklerinde gezdirip düşünmeye davet ediyor. Deliliğin aklın sınırlarını zorlayan cesareti ve çocuksu masumiyetiyle, içimizde bilerek hapsettiğimiz duygulara farklı açılardan bakan kapılar aralıyor.
Öyküye gerçek değerini, ancak iyi öykücüler kazandırabilir. Neşe Koçak’ı okuduğunuzda buna hak vereceksiniz. Kısa metinlerde estetik, sanat, psikoloji ve felsefeyi harmanlama becerisi, onun öykücülüğünün esas gövdesini oluşturuyor. Bilip de çoktan beri dile getiremediğimiz sözcükler yazarın öykülerinde hayat buluyor; Türkçe zenginleşiyor, okuru sıkmadan, bunaltmadan coşkuyla akıyor.
Heykeltıraş kimliğine, uzun süredir kuluçkada beklettiği yazarlığı da ekleyen Neşe Koçak, sanatseverlerin yanı sıra okurların da beğenisini toplamaya devam ediyor.
Neşe Koçak öykülerinde, deliliğin çok renkli duygu dünyasından yaşamın kısa kesitlerine ve anlık durumlara yansıyan çelişkileri dramatize ederek, görmeye alışık olmadığımız yeni biçimler yaratıyor. Çevrede olup bitenlerden çok kahramanın iç dünyasına yoğunlaşan öyküler, gerilimi koruyan boyutlarda tasarlanmış. Olay kurgusu belli olan, fakat okuru metne bağlayan kapalı bir anlatımı benimseyen yazar, klasik kısa öykünün röportaj tarzı ile modern organik öykünün gizemli anlatımını ustalıkla uzlaştırıyor.
Neşe Koçak’ın öykülerinde hayalle gerçek iç içe. Yazar bizi uzak iklimlere, yabancı kültürlere değil, ruhumuzun derinliklerinde gezdirip düşünmeye davet ediyor. Deliliğin aklın sınırlarını zorlayan cesareti ve çocuksu masumiyetiyle, içimizde bilerek hapsettiğimiz duygulara farklı açılardan bakan kapılar aralıyor.
Öyküye gerçek değerini, ancak iyi öykücüler kazandırabilir. Neşe Koçak’ı okuduğunuzda buna hak vereceksiniz. Kısa metinlerde estetik, sanat, psikoloji ve felsefeyi harmanlama becerisi, onun öykücülüğünün esas gövdesini oluşturuyor. Bilip de çoktan beri dile getiremediğimiz sözcükler yazarın öykülerinde hayat buluyor; Türkçe zenginleşiyor, okuru sıkmadan, bunaltmadan coşkuyla akıyor.
Heykeltıraş kimliğine, uzun süredir kuluçkada beklettiği yazarlığı da ekleyen Neşe Koçak, sanatseverlerin yanı sıra okurların da beğenisini toplamaya devam ediyor.
İlgili ürünler
Aşk Böyle Yaşanır
"Aşk", baş tacı edilecek, kalbin en temiz yerinde saklanacak bir duygu iken; maalesef onu ayağa düşürenler oldu. Aşklarını ayağı düşüren insanlar ise, ne yazık ki kendileri de ayağa düştü.
"Aşk", diye ete-kemiğe sarılanlar, "aşk" diye her türlü değerleri ayaklar altına alanlar, aşktan nasipsiz insanlardır. Çünkü aşk insan ruhunu temizler, olgunlaştırır, kişiyi ulvi duygularla donatır.
Günümüz insanının ve özellikle de günümüz gençlerin en fazla problem yaşadığı konuların başında "aşk" gelmektedir.
Bu kitap; baştan sona kadar yaşanmış ve nefes kesen ibretli olaylarla doludur.
Bir Kadının Hayatından 24 Saat
Riviera’da eşi ve iki kızıyla tatil yapan 33 yaşındaki Henriette bir gece ansızın ortadan kaybolur. Kusursuz bir evliliği olduğu sanılan genç kadının nasıl ve neden ortadan kaybolduğu dedikodu konusu olur. Pansiyonda kalanlar küçük çaplı bir Madam Bovary vakasıyla karşı karşıya oldukları düşüncesiyle kadını iffetsizlikle suçlar, anlatıcımız da kadını savununca tartışma alevlenir. Masadaki yaşlı ve zarif bir İngiliz hanımefendi de hoşgörüsünden cesaret bularak anlatıcıya gençliğinde, bundan tam 24 yıl önce, başından geçen unutulmaz bir 24 saatin hikâyesini anlatmaya başlar.
“Tüm duygularımla bu yabancı insanın, bu neredeyse her şeyini kaybetmiş, ölümün eşiğine gelmiş insanın tüm hırsları ve tutkularıyla son bir şeye tutunduğunu hissediyordum
Deve Gözü
Eserleriyle dünya edebiyatında en fazla tanınan yazarlardan olan Cengiz Aytmatov, bu kısa hikayesinde her zamanki berrak ve sade üslûbunu bu defa tabiat tasvirleri için kullanmıştır. Onun eserlerini okurken, tasvir ettiği yerlere ayak basmış, o yerleri karış karış gezmiş gibi hissedersiniz. Deve Gözü isimli bu hikâye de işte o eserlerden biridir. Aytmatov’un halk ile aydınlar arasındaki çatışmaya da yer verdiği bu hikayesi, kısalığına rağmen okuyucuda iz bırakır. Bunda hikâyenin muhtevası kadar Aytmatov’un üslubunun da tesiri olduğu muhakkaktır.
Yıldırım Sesli Manasçı-Asker Çocuğu-Beyaz Yağmur
Cengiz Aytmatov’un birbirinden güzel üç hikayesinin yer aldığı kitap; aslında insan, mekan ve hafıza arasında birbirini sürekli besleyen ilişkinin göz önüne serilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Aytmatov, Asker Çocuğu isimli hikayesinde tıpkı çocuk kahramanların olduğu diğer hikayelerindeki gibi, çocuğa uçsuz bucaksız bir hayal dünyası vermiştir. Yazarın bu hikayesinde yetim bir çocuğun babaya duyduğu hasret okuyucuya öyle kuvvetli hissettirilmiştir ki, kısacık bir hikayede bunu başarmak elbette Aytmatov’un ustalığını bir kez daha ispatlamaktadır. Beyaz Yağmur hikayesinde aşkın tertemiz halini, Yıldırım Sesli Manasçı’da ise ölümsüz olanın fikir olduğunu anlatan Aytmatov, şu sözlerle Kırgız kahramanını bir Manas anlatıcısına dönüştürür: “Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. (…) Ama dünyada, insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapatıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır”

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.