Türk Töresi
₺220,00 Orijinal fiyat: ₺220,00.₺175,00Şu andaki fiyat: ₺175,00.
Ziya Gökalp ilk kez 1923 yılında yayımlanan kitabında, Türklerin töreyi ne şekilde tanımladığını, töre anlayışlarının nasıl şekillendiğini, töreyle ilgili bilgilerin hangi kaynaklarda ne ölçüde yer aldığını, kısacası Türk töresinin ne demek olduğunu araştırmaktadır.
Eserin “Başlangıç” kısmında “Töre Ne Demektir?”, “Türk Kendisini Başkalarından Nasıl Ayırıyordu?” gibi sorular sorarak bunlara cevap arayan Ziya Gökalp, öncelikle töre kelimesini, tarihî ve edebî kaynaklardaki takibini yaparak tanımlamıştır. Ziya Gökalp’a göre Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kaidelerin toplamı demektir.
Bu yüzden Ziya Gökalp, Türk mitolojisinin ana karakterlerinden tutun da yirminci yüzyılda bile canlılığını hâlâ muhafaza eden kadim geleneklerimiz arasında bağlantılar kurarak, Türk töresini bütün yönleriyle ele almış ve oldukça sade bir dille okuyucuya sunmuştur.
| Yayınevi | Ötüken Neşriyat |
|---|---|
| Yazar | Ziya Gökalp |
18 adet stokta
Ötüken Neşriyat – Türk Töresi
/n
Ziya Gökalp ilk kez 1923 yılında yayımlanan kitabında, Türklerin töreyi ne şekilde tanımladığını, töre anlayışlarının nasıl şekillendiğini, töreyle ilgili bilgilerin hangi kaynaklarda ne ölçüde yer aldığını, kısacası Türk töresinin ne demek olduğunu araştırmaktadır.
Eserin “Başlangıç” kısmında “Töre Ne Demektir?”, “Türk Kendisini Başkalarından Nasıl Ayırıyordu?” gibi sorular sorarak bunlara cevap arayan Ziya Gökalp, öncelikle töre kelimesini, tarihî ve edebî kaynaklardaki takibini yaparak tanımlamıştır. Ziya Gökalp’a göre Türk töresi, eski Türklere atalarından kalan bütün kaidelerin toplamı demektir.
Bu yüzden Ziya Gökalp, Türk mitolojisinin ana karakterlerinden tutun da yirminci yüzyılda bile canlılığını hâlâ muhafaza eden kadim geleneklerimiz arasında bağlantılar kurarak, Türk töresini bütün yönleriyle ele almış ve oldukça sade bir dille okuyucuya sunmuştur.
İlgili ürünler
Ağlamıyorum Gözüme Eğitim Kaçtı
“Eğitim, çocuğumun, öğrencimin içindeki coşkuyu, yaratıcılığı, sevgiyi, dünyaya duyduğu ilgiyi öldürmesin; çünkü insan bir sayı, hayat da bir şık değil” diyen ebeveynler, öğretmenler ve hayata dair heyecanını hiç yitirmeyenler; bu kitap sizin için. Okuyun, hep birlikte değiştirelim.
“Sekiz yaşındaki bir çocuğun sabah uyanmamak umuduyla dua ederek yattığı bir ülke, hiçbirimizin hayali değil ama gerçek. Gece yatağa girerken gülümseyen, büyük hayallerini besleyerek nice umutlarla uykuya dalan çocukların hayaliyle ve bir şeyleri değiştirebilme inancıyla yazıyorum.
23 yıldır okulda olan biri olarak değişimin başladığı yerin okul değil, evlerimizin içi olduğunun farkındayım. Tam da bu nedenle sevgili anne ve babalar, bu kitap sizler için. Biliyorum ki bu ülkenin milyonlarca çocuğu örselenmiş olarak okula başlıyor, öğretmeninden gördüğü sevgi ile yüzünde güller açıyor; işte tam da bu nedenle sevgili öğretmenler, bu kitap aynı zamanda sizler için.
Bu coğrafyada kendimizden çok çocuklarımızı düşünüyor, onlar için en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Evde çocuklarımıza verdiğimiz zararın farkında olmadan, okulda alacakları eğitimle başarılı çocuk yetiştireceğimizi zannediyoruz. Okulun, çocuklarımızın hayatından çaldığının farkında olmadan koca bir yalana tutunuyor ve adına eğitim sistemi denen bu çarkın içinde çocuklarımızın umutlarının tüketilmesine müsaade ediyoruz.”
Divan-I Hikmet
Heykelden Taşa Ve Nobel Konuşması
Heykelden taşa. Saramago’nun yıllar sonra kendi yazını ve zanaatına dönüp baktığında gördüğü seyrin veciz bir eğretilemesi. Saramago severlerin, okudukları kitapları yerli yerine oturtabileceği bir çerçeve ya da bir izlek önerisi de diyebiliriz.
Bu kitap Saramago’nun 1998’de Torino Üniversitesi’nde yaptığı “Heykelden Taşa” adlı konuşmayı yine aynı yıl İsveç Akademisi önünde gerçekleştirdiği Nobel Konuşması ile birleştirirken, eşi Pilar’ın başlığın öyküsünü anlattığı sunuşu, Fernando Gómez Aguilera’nın derinlikli analizi, yazarın kendi eliyle kaleme aldığı otobiyografisi ve en sondaki albümle birlikte dört başı mamur bir Saramago haritası çıkarıyor.
İki Gözüm Türkçe
Türkçe, evde, sokakta, okulda konuşulan hâliyle, canlı ve güçlü edebiyatıyla, her bakımdan işlenmişliğiyle bir büyük dünya dilidir. Yeni zamanların bütün gelişmelerini anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya yeten bir dünya dilidir. İlim ve sanat dili hâline gelmiş, yüksek kültür yaratmış, büyük bir tarihin içinde parlayan, büyük bir milletin dilidir. Unutulmamalıdır ki kimlik bir kültür işidir ve dil ekseninde oluşur.Sağlam bir dil edinmeyen nesillerde millî kimliğin edinilmesi ve savunulması mümkün değildir. Dile dikkatsizlik milletin varlığına kayıtsızlıktır.Bu kitabın anlatmak istediği budur. Yeni zamanların tabiriyle “farkındalık” yaratmak mecburiyetinde bulunduğumuz en köklü meselemizin Türkçe olduğunu düşündürmektir.“Dil, ek ve kökten, kelime ve cümle çözümlemelerinden ibaret değildir. Dil hayatın içindedir ve dil üzerinde dururken onun bu tarafını unutmamak gerekir. İşte Yağmur Tunalı da bunu yapıyor ve dili, hayatın içinden gözlüyor.(...)Konuşulan Türkçenin ses akışına, musikisine kulak veriyor Tunalı, kulağını tırmalayan ne varsa ortaya döküyor. Vurgular, tonlamalar, duraklar veya durmamak gereken yerler onun ilgi alanındadır. Kulağı bunları hemen kapar ve burada durulmayacak, burada vurgu olmayacak, burada hece uzatılmayacak, diye sizi uyarır.”
Türk Edebiyatı Tarihi
"Tanrının devlet güneşini Türk burçlarından doğdurmuş olduğunu ve onların ülkeleri üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduğunu gördüm. Tanrı onlara Türk adını verip yeryüzüne hâkim kıldı. Zamanımızın hakanlarını onlardan çıkardı. Dünya milletlerinin idare yularını onların eline verdi. Onları herkese üstün eyledi. Kendilerini hak üzre kuvvetlendirdi. Onlarla birlikte çalışanı, onlardan yana olanları aziz kıldı ve Türkler yüzünden onları her dileklerine eriştirdi.
Bu kimseleri kötülerin şerrinden korudu. Okları dokunmasından korunabilmek için aklı olana düşen şey, bu adamların tuttuğu yolu tutmak oldu. Derdini dinletebilmek, Türklerin gönlünü almak için onların dilleriyle konuşmaktan başka yol yoktur. Bir kimse kendi takımından ayrılıp da onlara sığınacak olursa o takımın korkusundan kurtulur. Bu adamla birlikte başkaları da sığınabilir."
Kaşgarlı Mahmud Dîvânü Lugati’t-Türk’ten; Yazılışı: 1072
Türkçe Off
Türkçe “Off”un yazılışının üstünden çeyrek yüzyıla yakın zaman geçti. Ne yeni bir bilinç ışıltısı var ortalıkta ne kendine gelme, uyanma, silkinme... Gitgide batıyoruz. Üstelik dilimize bunca yabancılaşma, artık pek çok kişiyi irkiltmiyor bile. Yabancı sözcükleri sevgiyle bağrımıza basarken Türkçeyi yitiriyoruz.
Yeni bir Osmanlıcayı ilmek ilmek dokuyoruz. Osmanlı, dilinin Türkçeden ne kadar uzaklaştığını fark ettiğinde halkın konserve gibi, bozulmadan koruduğu Türkçeyi bulmuş ve ona dört elle sarılarak içine düştüğü açmazdan kurtulmaya çalışmıştı. Biz ne yapacağız? Türkçeyi bozulmadan koruyan o halk yok şimdi. Halkın dilini de kirlettik, yozlaştırdık. Televizyon ve internet, girdiği evlerde Türkçeyi bozmakla işe başladı. Yitirdiğimiz Türkçenin aslını biz nereden bulacağız?
Yazılar 1
Yazılar, Nâzım Hikmet'in çok yönlü yazar kişiliğini farklı bir boyutta sunuyor: "Orhan Selim" imzalı Akşam yazılarında İstanbul'un, bugün bile diriliğini koruyan temel srounlarını irdelerken kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla ırkçılığın tarihçesinden çağının sanatına, kültürüne, dış politikasına ve kendi serüvenli yaşamına geniş bir yelpazeden dünyayı kuşatıyor... "Nâzım Hikmet Külliyatı"nın düşün damarı...

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.