Yazılar 1
₺360,00 Orijinal fiyat: ₺360,00.₺295,00Şu andaki fiyat: ₺295,00.
Yazılar, Nâzım Hikmet’in çok yönlü yazar kişiliğini farklı bir boyutta sunuyor: “Orhan Selim” imzalı Akşam yazılarında İstanbul’un, bugün bile diriliğini koruyan temel srounlarını irdelerken kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla ırkçılığın tarihçesinden çağının sanatına, kültürüne, dış politikasına ve kendi serüvenli yaşamına geniş bir yelpazeden dünyayı kuşatıyor… “Nâzım Hikmet Külliyatı”nın düşün damarı…
| Yayınevi | Yapı Kredi Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Nazım Hikmet Ran |
| Sayfa Sayısı | 343 |
| Kağıt Cinsi | 1. Hamur |
| Baskı Yılı | 2022 |
| Boyut | “13, 00″, 50 X 21 |
| Cilt Tipi | Karton Kapak |
1 adet stokta
Yapı Kredi Yayınları – Yazılar 1
/n
Yazılar, Nâzım Hikmet’in çok yönlü yazar kişiliğini farklı bir boyutta sunuyor: “Orhan Selim” imzalı Akşam yazılarında İstanbul’un, bugün bile diriliğini koruyan temel srounlarını irdelerken kendi adıyla ve çeşitli takma adlarla ırkçılığın tarihçesinden çağının sanatına, kültürüne, dış politikasına ve kendi serüvenli yaşamına geniş bir yelpazeden dünyayı kuşatıyor… “Nâzım Hikmet Külliyatı”nın düşün damarı…
İlgili ürünler
Ağlamıyorum Gözüme Eğitim Kaçtı
“Eğitim, çocuğumun, öğrencimin içindeki coşkuyu, yaratıcılığı, sevgiyi, dünyaya duyduğu ilgiyi öldürmesin; çünkü insan bir sayı, hayat da bir şık değil” diyen ebeveynler, öğretmenler ve hayata dair heyecanını hiç yitirmeyenler; bu kitap sizin için. Okuyun, hep birlikte değiştirelim.
“Sekiz yaşındaki bir çocuğun sabah uyanmamak umuduyla dua ederek yattığı bir ülke, hiçbirimizin hayali değil ama gerçek. Gece yatağa girerken gülümseyen, büyük hayallerini besleyerek nice umutlarla uykuya dalan çocukların hayaliyle ve bir şeyleri değiştirebilme inancıyla yazıyorum.
23 yıldır okulda olan biri olarak değişimin başladığı yerin okul değil, evlerimizin içi olduğunun farkındayım. Tam da bu nedenle sevgili anne ve babalar, bu kitap sizler için. Biliyorum ki bu ülkenin milyonlarca çocuğu örselenmiş olarak okula başlıyor, öğretmeninden gördüğü sevgi ile yüzünde güller açıyor; işte tam da bu nedenle sevgili öğretmenler, bu kitap aynı zamanda sizler için.
Bu coğrafyada kendimizden çok çocuklarımızı düşünüyor, onlar için en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Evde çocuklarımıza verdiğimiz zararın farkında olmadan, okulda alacakları eğitimle başarılı çocuk yetiştireceğimizi zannediyoruz. Okulun, çocuklarımızın hayatından çaldığının farkında olmadan koca bir yalana tutunuyor ve adına eğitim sistemi denen bu çarkın içinde çocuklarımızın umutlarının tüketilmesine müsaade ediyoruz.”
Aşık Veysel Halk Müziğinin Seyyar Radyosu
Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma
“Bu kitapta yer verdiğim, Ekim 2022’den sonra VeryansınTv ‘Mavi Vatan’ köşesinde yayınladığım makaleler, genelde Avrasya’daki jeopolitik hesaplaşmaya gidişin 26 Mayıs 2024 tarihine kadar söz konusu olan ana olay ve hatlarını sunmaktadır. Bundan önceki kitabımın adının Jeopolitik Fırtına olduğunu hatırlatırsam neden bu kitabın adını Avrasya’da Jeopolitik Hesaplaşma olarak belirlediğim ortaya çıkar. Fırtına artık hesaplaşma dönemine girmiştir.
Dilerim 100 yıldır savaş görmeyen, II. Dünya Savaşı gibi milyonları yok eden bir savaşın dışında kalabilmeyi başaran Cumhuriyetimizin yaşayan nesilleri olarak, coğrafyamızın ve tarihimizin gücünü kullanarak jeopolitik hesaplaşmanın dışında kalırız. Ancak unutulmamalıdır ki, Avrasya’nın kilit ülkesi olarak bu hesaplaşmada Atlantik güçlerinin yanında savaşmamız için her türlü baskı, sindirme, tehdit ve gerekirse silahlı güç ile tehdit metotları kullanılacaktır.”
Doğu Avrupa’da yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Ordadoğu’da Hamas-İsrail çatışması sonrası bölgede gerçekleşen katliamlar, yıllardır Suriye’de olanlar... Peki ya sonrası? ABD, Rusya, Çin gibi “büyük aktörler” ve Türkiye’nin çevresinde yaşananlar karşısında ne yapacağı sorunu ise apayrı bir başlık. Cem Gürdeniz Avrasya’da Jepolotik Hesaplaşma adlı kitabında son yıllarda yaşanan bildiğimiz gelişmelerin haricinde bilmediğimiz detayları da değerlendirerek tüm süreci analiz edip Türkiye’nin ne yapması gerektiğini ele alıyor.
Divan-I Hikmet
Heykelden Taşa Ve Nobel Konuşması
Heykelden taşa. Saramago’nun yıllar sonra kendi yazını ve zanaatına dönüp baktığında gördüğü seyrin veciz bir eğretilemesi. Saramago severlerin, okudukları kitapları yerli yerine oturtabileceği bir çerçeve ya da bir izlek önerisi de diyebiliriz.
Bu kitap Saramago’nun 1998’de Torino Üniversitesi’nde yaptığı “Heykelden Taşa” adlı konuşmayı yine aynı yıl İsveç Akademisi önünde gerçekleştirdiği Nobel Konuşması ile birleştirirken, eşi Pilar’ın başlığın öyküsünü anlattığı sunuşu, Fernando Gómez Aguilera’nın derinlikli analizi, yazarın kendi eliyle kaleme aldığı otobiyografisi ve en sondaki albümle birlikte dört başı mamur bir Saramago haritası çıkarıyor.
İki Gözüm Türkçe
Türkçe, evde, sokakta, okulda konuşulan hâliyle, canlı ve güçlü edebiyatıyla, her bakımdan işlenmişliğiyle bir büyük dünya dilidir. Yeni zamanların bütün gelişmelerini anlamaya, anlatmaya, yorumlamaya yeten bir dünya dilidir. İlim ve sanat dili hâline gelmiş, yüksek kültür yaratmış, büyük bir tarihin içinde parlayan, büyük bir milletin dilidir. Unutulmamalıdır ki kimlik bir kültür işidir ve dil ekseninde oluşur.Sağlam bir dil edinmeyen nesillerde millî kimliğin edinilmesi ve savunulması mümkün değildir. Dile dikkatsizlik milletin varlığına kayıtsızlıktır.Bu kitabın anlatmak istediği budur. Yeni zamanların tabiriyle “farkındalık” yaratmak mecburiyetinde bulunduğumuz en köklü meselemizin Türkçe olduğunu düşündürmektir.“Dil, ek ve kökten, kelime ve cümle çözümlemelerinden ibaret değildir. Dil hayatın içindedir ve dil üzerinde dururken onun bu tarafını unutmamak gerekir. İşte Yağmur Tunalı da bunu yapıyor ve dili, hayatın içinden gözlüyor.(...)Konuşulan Türkçenin ses akışına, musikisine kulak veriyor Tunalı, kulağını tırmalayan ne varsa ortaya döküyor. Vurgular, tonlamalar, duraklar veya durmamak gereken yerler onun ilgi alanındadır. Kulağı bunları hemen kapar ve burada durulmayacak, burada vurgu olmayacak, burada hece uzatılmayacak, diye sizi uyarır.”
İstiklal Marşı Tarihçesi Anlamı Ve Yorumu
Türkçe Off
Türkçe “Off”un yazılışının üstünden çeyrek yüzyıla yakın zaman geçti. Ne yeni bir bilinç ışıltısı var ortalıkta ne kendine gelme, uyanma, silkinme... Gitgide batıyoruz. Üstelik dilimize bunca yabancılaşma, artık pek çok kişiyi irkiltmiyor bile. Yabancı sözcükleri sevgiyle bağrımıza basarken Türkçeyi yitiriyoruz.
Yeni bir Osmanlıcayı ilmek ilmek dokuyoruz. Osmanlı, dilinin Türkçeden ne kadar uzaklaştığını fark ettiğinde halkın konserve gibi, bozulmadan koruduğu Türkçeyi bulmuş ve ona dört elle sarılarak içine düştüğü açmazdan kurtulmaya çalışmıştı. Biz ne yapacağız? Türkçeyi bozulmadan koruyan o halk yok şimdi. Halkın dilini de kirlettik, yozlaştırdık. Televizyon ve internet, girdiği evlerde Türkçeyi bozmakla işe başladı. Yitirdiğimiz Türkçenin aslını biz nereden bulacağız?

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.