Toplum Sözleşmesi
₺180,00 Orijinal fiyat: ₺180,00.₺149,00Şu andaki fiyat: ₺149,00.
3 adet stokta
Toplum Sözleşmesi
“Bir zamanlar hiçbir şey bilmeyen avamı küçümserdim. Rousseau beni doğru yola getirdi. Bu körleştirici önyargı ortadan kalktı; insanlara saygı duymayı öğrendim ve eğer bu bakışın insanlığın haklarını tesis etmek üzere başkalarına da değer kazandırabileceğine inanmasaydım, kendimi sıradan bir emekçiden çok daha az yararlı hissederdim.”
-IMMANUEL KANT
Jean-Jacques Rousseau, Aydınlanma düşüncesinin en sarsıcı ve etkili filozoflarından biridir. 1762’de yayımlanan Toplum Sözleşmesi, yalnızca siyaset felsefesinin değil, modern demokrasi düşüncesinin de temel metinlerinden biri kabul edilir. Egemenliğin kaynağını Tanrı’dan, kraldan ya da soydan alıp doğrudan halka veren bu eser; yurttaşlık, özgürlük ve meşruiyet kavramlarını yeniden tanımlamış, Fransız Devrimi’ne zemin hazırlamış ve günümüz siyasal tartışmalarında bile adından söz ettirerek geniş bir etki alanı yaratmıştır.
Rousseau bu kitapta, “İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur” cümlesinden yola çıkarak şu soruyu sorar: İnsanlar bir toplum içinde yaşarken özgürlüklerini nasıl koruyabilir? Yanıtını, bireylerin kendi iradelerini ortak iyilik doğrultusunda birleştirdiği toplum sözleşmesi kavramında bulur. Genel irade, yasalar, egemenlik, hükümet biçimleri ve siyasal otoritenin sınırları üzerine yapılan bu çarpıcı tartışma; birey ile toplum, özgürlük ile itaat arasındaki gerilimi hâlâ güncelliğini koruyan bir berraklıkla ortaya koyar.
İlgili ürünler
Amerika
Hizmetçinin birini ayartıp, hamile bıraktığı için, yaşam koşulları elverişsiz ailesinin Amerika’ya gönderdiği on altısındaki Karl Roosmann, hızını düşürmüş bir gemiyle New York limanına yanaştığı anda, kaç vakittir seyrettiği Özgürlük Tanrıçası’nı yoğunlaşmış gün ışığında gördü.
Anıtın kılıçlı eli daha da tepelere uzanıyor, bedenini salıveren esintiler oluşturuyordu...
...
Kayıp, diğer adıyla Amerika, Kafka´nın yazdığı ilk romandır. Ailesi tarafından apar topar Amerika´ya gönderilen Karl Rossman´ın hikâyesini konu almaktadır.
Karl, on altı yaşında bir gençtir ve işlediği bir suçtan dolayı ailesi onu bu cezaya mahkum etmiştir. Sürgün edildiği Amerika’ya giderken, bulunduğu geminin ateşçisiyle tanışmış ve macera başlamıştır.
Artık önünde bazen zengin bazen fakir olacağı, farklı şehirlerde, farklı sosyal statülerde ve farklı yaşam şartlarında bir hayat onu beklemektedir.
Deccal Hristiyanlığa Lanet
Nietzsche, ölümünden sonra yayımlanan başyapıtında, çoğunluk karşısında azınlık bile olamayacak bir azlığı ifade ederken, o zamana kadar sağır kalınmış doğrulara kulak verecek yeni bir vicdanın doğuşunu muştuluyor, tıpkı bir peygamber gibi. O günden bugüne çok şeyler değişti. Hıristiyanlığa lanet okuyanlar, hele ki bu coğrafyada, hiç az değil. Keza yeni bir vicdanın doğuşunu bekleyenler de. Ama söz savını koruyor hâlâ:
“Bu kitap en azlarındır.”
Dorian Gray’in Portresi
Ressam Basil Hallward’ın sıra dışı güzelliğiyle Dorian Gray adlı bir genç adamın portresini çizmesiyle başlar her şey. Dorian portrede gördüğü genç ve güzel halinin büyüsüne öyle kapılmıştır ki yaşamının devamını tuvaldeki suretini koruyabilmenin hırsı içinde geçirir. Kendisinin bile haberdar olmadığı tutku ve arzularını ona açan Lord Henry Wotton’sa Dorian’ın güzellik, şehvet ve zevk peşinde günden güne yozlaşmasına önayak olur. Dorian Gray’in Portresi, cinselliğe dair kalıpları yıkarken estetik, güzellik ve sanat kavramlarına da felsefi bir yaklaşımda bulunur.
Oscar Wilde’ın sansasyonel romanı Dorian Gray’in Portresi, metinde olan bitenler kadar yayımlanma öyküsüyle de merak uyandırır. Romanın yayımlanmasından beş yıl sonra, Wilde bir gecede İngiliz edebiyatının en renkli figüründen bir cinsel suçluya dönüşmüştür. Romandan alıntılar eşcinsel olduğu gerekçesiyle yargılandığı duruşmalarda yazarın önüne kanıt olarak sürülür. O günlerde ne yaşanmış olursa olsun, roman dönemin cinsellik ve erkeklik algısında bir kırılma yaratması ve yazarın yaşamından kolayca görülebilen izler taşımasıyla çağdaşlarından ayrışır. Okur ve eleştirmenler, karakterlerin yazarın gerçek yaşamındaki hangi kişilerden esinlendiğine kafa yoradursunlar, kendisi ise şöyle der: “Benden çok şey barındırıyor. Basil Hallward benim olduğumu düşündüğüm şey, Lord Henry Wotton insanların benim hakkımdaki düşünceleri; Dorian’sa olmak istediğim şey – belki de başka bir çağda.”
#dünyaklasikleri #ingilizklasikleri #güzellik #sanat #yozlaşma #iyilikvekötülük

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.