Tılsımlı Deri
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺214,00Şu andaki fiyat: ₺214,00.
5 adet stokta
Tılsımlı Deri
“Evet, bir insanın kumar oynamasını anlayabilirim; yeter ki bu, ölümle kendisi arasında sadece tek bir kuruşunun kaldığını fark ettiğinde olsun,” diyor Rousseau. Tılsımlı Deri’nin kahramanı Raphaël de işte tam bu noktada bulunuyor. Kasvet dolu kumarhanenin kapısından içeri adım attığı anda önünde yalnızca iki ihtimal olduğunun farkında: Ya hayatını geri kazanacak ya da onu sonsuza dek kaybedecek. Ve biliyoruz ki kaybetmek, kazanmaktan daima daha kolaydır. Ama bu kayıp, şimdilik bir sonun değil, yepyeni bir hikâyenin başlangıcı oluyor romanda. Cebindeki son meteliği de yitiren Raphaël, Seine Nehri yakınlarında dolanarak intihar için en uygun zamanı beklerken, bütün görkemiyle insanı kendine çeken bir antikacı dükkânına rastlıyor ve burada ona sahip olanın her dileğini gerçekleştiren, üzerinde Süleyman’ın mührünün yer aldığı o büyülü nesneyle tanışıyor: tılsımlı deri. Elbette dileklerin yerine getirilmesinin bir bedeli de var. Zira, “Bana sahip olursan,” yazıyor tılsımlı derinin üzerinde, “her şeye sahip olursun. Fakat hayatın bana ait olacaktır.”
Gerçekçi romanın büyük ustası Balzac’ın kaleminden çıkan Tılsımlı Deri, ilk kez 1831 yılında yayımlandı. Roman, yazarın erken dönem eserlerinden biri olması itibarıyla fantastik unsurlarla örülü bir romantizmi içinde barındırsa da, Balzac 19. yüzyıl Fransa burjuvazisinin gerçekliklerini ortaya sermekten kaçınmıyor. Arzulara ulaşmak için çaba sarf etmek gerekmese nasıl olurdu sorusundan yola çıkıyor ve insanın karmaşık tabiatını, zayıflıklarını ve aşırılıklarını keskin ve canlı tasvirlerle satırlara döküyor. Büyük “İnsanlık Komedisi” külliyatının bilindik pek çok karakteri de yine Tılsımlı Deri’de okurun karşısına çıkıyor.
Tılsımlı Deri, Hamdi Varoğlu’nun gözden geçirilmiş çevirisiyle…
İlgili ürünler
Aya Yolculuk – Modern Klasikler 72
İnsanın Ay üzerinde ilk yürüyüşünden yaklaşık yüz yıl önce, 1865’te yayımlanan bu roman, insanlı Ay yolculuğuna dair bilimsel düş gücü ve hiciv yönünden hayli zengin bir kehanet gibidir. Baltimore Silah Kulübü’nün seçkin üyeleri, Amerikan İç Savaşı’nın sona ermesiyle boşluğa düşünce, kulübün başkanı bir uzay silahı icat ederek, Ay’a bir yolculuk gerçekleştirme önerisini ortaya atar. Yeni bir roman türünün, bilimsel romanın yaratıcısı olarak görülen Jules Verne, çağdaş bilimkurgunun da temellerini atmıştır. Bugün bizler için hiçbir şaşırtıcı yanı kalmamış birçok bilimsel gelişme, henüz ufukta yokken onun yapıtlarında ayrıntılarıyla anlatılmıştır. Verne, fantastik serüvenlerinde uzay yolculuğunun yanı sıra bilim ilerledikçe hayatımıza katılan denizaltıları, televizyonu ve oksijen tüpünü de öngörmüştür.
Meyhane
Meyhane hiç tartışmasız Emile Zola’nın başyapıtlarından biri... Paris’in kenar mahallelerinin birinde çamaşırcı Gervaise’in hikâyesini anlatan roman yayımlandığı dönemde büyük fırtınalar koparır, edebiyat dünyasını âdeta ikiye böler. Kentin gözden ırak köşelerinde yaşayan işçilerin yoksullukla, alkolle, aylaklıkla çürüyen yaşamları, ahlakın yavaş yavaş yitirilişi, yaşadığı gibi sefilce ölen bütün bu insanlar öyle yalın ve ödünsüz bir gerçekçilikle anlatılıyordur ki pek çok kişi ortaya çıkan toplum tablosunu kabul etmek istemez. Roman mimlenir, Emile Zola çeşitli suçlamalara uğrar.
Eleştirilere karşı yazdığı önsözde Zola, romanının halkın kokusunu taşıyan ilk roman olduğunu ve yalnızca gerçeği söylediğini belirtir. Eserinin kendisini savunacağına inandığını, bunun için zamana ve halkın iyi niyetine güvendiğini dile getirir. Bu düşüncesinde de yanılmaz: Roman çok kısa sürede onlarca baskı yapar, başka bir deyişle halk romanı sahiplenir. Meyhane yalnızca Zola’nın en çok okunan romanlarından biri olmakla kalmaz, Fransız romanının da köşetaşlarından biri olur.
Bu büyük romanı ve onun unutulmaz kahramanı Gervaise Macquart’ın umutlar ve hüsranlarla dolu hazin yaşamını Hamdi Varoğlu’nun yetkin çevirisiyle okurlarımıza sunuyoruz.
Monte Cristo Kontu – 2 Cilt – Hasan Ali Yücel Klasikleri 332
Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda Avrupa’yı saran siyasal ve sosyal çalkantıları yaşamasına rağmen daha çok on altıncı ve on yedinci yüzyılın tarihi olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Yaşadığı dönemin sevilen ve en çok okunan romantik yazarlarından biridir. Monte Cristo Kontu ilk kez 1844 yılında Journal des Debats’da tefrika edilmiş, Batılı kültür dünyasına tüketilmesi imkânsız bir arketip armağan etmiştir. Sinemaya, tiyatroya, televizyona ve hatta bilgisayar oyunlarına uyarlanmış, hakkında besteler yapılmış bu eser, Fransa’nın, Kral ve taraftarlarının Napoleon’un dönmesinden endişelendiği Restorasyon Dönemi’nde geçer. İftiraya uğrayan Denizci Edmond Dantes, bu şüphe girdabında sevgilisi Mercedes’i, babasını, özgürlüğünü bir anda kaybeder. Acı, korkunç tecrübelerle dolu bu dönemden kaderin cilvesi ve azimle çıkmayı başarır. Artık güçlü, bilgili ve zengin biridir ve aklında tek bir şey vardır: Tanrı’nın adaletinin gereğini yapmak. Doğu’dan gelmiş gizemli bir kont kılığında bir intikam meleği gibi Paris sosyetesinin üzerinde dolaşır ama intikamı yalnızca düşmanlarının değil masumların hayatını da değiştirecektir.
Seksen Günde Dünya Gezisi – Modern Klasikler 94
Londralı beyefendi Phileas Fogg, üyesi olduğu Reform-Kulüp’te gazetesini okurken seksen günde dünyayı dolaşmanın mümkün olduğunu öğrenir. Bu olağanüstü yolculuk 19. yüzyılda sanayi devrimiyle gelen tren ve buharlı gemi gibi toplu taşıma araçlarının yanı sıra 1869 yılında açılan Süveyş Kanalı sayesinde yapılabilmektedir.
Kulüp arkadaşlarıyla bu yolculuğu seksen gün içinde tamamlayacağına dair bahse tutuşan Fogg, aynı gün uşağı Passepartout’yla birlikte Londra’dan ayrılır. Bu meydan okumayla başlayan bin bir türlü maceraya, bir polis soruşturmasıyla, bir de aşk hikâyesi eklenir. Yayımlandığı 1972 yılından beri popülaritesinden hiçbir şey yitirmeyen Seksen Günde Dünya Gezisi yazarın en sevilen yapıtlarından biridir. Verne’in ulaşım olanaklarının gelişmesiyle “küçülen” dünyasına, artık elektronik çağa adım atmış ve geleneksel medyanın yerini yeni medyaya bırakmasıyla bir “küresel köy”e dönüştüğünden dem vurulan günümüz dünyasından bakmak da ayrı bir macera olsa gerektir.
Siyah Lale – Hasan Ali Yücel Klasikleri 281
Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu yüzyılda Avrupa’yı saran siyasal ve sosyal çalkantıları yaşamasına rağmen daha çok on altıncı ve on yedinci yüzyılın tarihi olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Yaşadığı dönemin sevilen ve en çok okunan romantik yazarlarından biridir. Siyah Lale romanı, yazarın Monte Cristo Kontu, Demir Maske gibi en tanınmış eserleri arasında yer alır. Hollanda tarihinde “lale çılgınlığı” olarak bilinen dönemin üzerinden otuz yıl geçmiştir. Johan de Witt ve kardeşi Cornelis idam edilmiştir; Hollanda, tarihinin en sancılı günlerini yaşamaktadır, bu sırada Çiçek Üreticileri Derneği ilk siyah laleyi yetiştiren kişiyi ödüllendireceğini ilan eder. Cornelis van Baerle adındaki genç bir doktor, ilk siyah laleyi yetiştirmek için harekete geçer, ama yazgısı onun bu arzusunu hapisle, aşkla ve fedakarlıkla sınayacaktır.
Vadideki Zambak – Hasan Ali Yücel Klasikleri 294
Honore de Balzac (1799-1850): 19. yy Fransız edebiyatının büyük ismi. Edebi kariyerine oyun yazarak başladı.
Ancak aldığı eleştiriler neticesinde romana yöneldi. Yirmi yılda 85 romanı tamamladı, öldüğünde arkasında 50 roman taslağı bıraktı. 1830 yılında kurmaca eserlerini Dante’nin İlahi Komedya’sına atıfla İnsanlık Komedyası başlığı altında topladı. Bir kısmı zamanla edebiyatın arketiplerine dönüşen 2000’i aşkın karakter yarattı, tüm bu karakterleri önyargıdan uzak analitik bir yaklaşımla, toplumsal sınıfından yalıtmaksızın ele aldı. Romana kazandırdığı toplumsal ve gerçekçi çerçeve ona gerçekçi romanın kurucusu unvanını kazandırdı.
İnsanlık Komedyası’nın Töre İncelemesi ayağında Taşra Yaşamından Sahneler başlığı altında yer alan Vadideki Zambak 1836 yılında yayımlandı. Roman, gençlikten yetişkinliğe uzanan yolu, evli bir kadına duyduğu aşkla kateden Felix’in hikayesini anlatıyor.
Yaşama Sevinci – Hasan Ali Yücel Klasikleri 194
Émile Zola (1840-1902): Natüralizm akımının en önemli temsilcilerinden olan yazar, romanları için gerekli yaşam deneyimini zorluklar içinde geçen gençlik yıllarında kazandı. 1864'de ilk öykü kitabı Ninon'a Öyküler yayımlandı. 1865'de kendi yaşamından izler taşıyan Claude'un İtirafları çıktı. Zola, romancının olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemesi, kişileri ve tutkularını bir dizi deneyden geçirirken, duygusal ve toplumsal olguları bir kimyacı gibi işlemesi gerektiğini savundu. 1867'de yayımlanan Thérèse Raquin'den başlayarak tüm romanlarını aynı görüşle yazdı. Meyhane (1877), Nana (1880), Yaşama Sevinci (1884), Germinal (1885) ve Toprak (1887) en tanınmış romanları arasında yer alır. Zola Yaşama Sevinci'nde karşılaştığı zorluklara, çektiği acılara rağmen yaşama sevincini ve olağanüstü saflığını asla kaybetmeyen fedakâr Pauline'in hikâyesini tüm yalınlığıyla ustaca aktarır. Bertan Onaran (1937): Haydarpaşa Lisesi'ni, İÜ Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. İlk çevirilerini 1963 yılında yayımladı. 1964'de Memet Fuat'la tanıştı; eserlerini çevirdiği yazarlar arasına Gide, Sartre, Camus, Mayakovski katıldı. Ardından Saint-Exupery, Marguerite Duras, Albertine Sarrazin, Gilles Martinet'den çeviriler yaptı. Cervantes'in başyapıtı Don Quijote'yi ilk kez tam metin olarak çevirdi. Wilhelm Reich'ın bütün kitaplarını Türkçeleştirdi. Andr'e Malraux, Emile Zola, Stendhal, Panait Istrati, Euge'ne Ionesco, Alain Robe Grillet, Nathalie Sarraute'dan çeviriler yapan Bertan Onaran'ın 1972'de Beauvoir'dan aktardığı Konuk Kız'a TDK çeviri ödülü verildi.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.