Tekke Şiir Antolojisi
₺560,00 Orijinal fiyat: ₺560,00.₺475,00Şu andaki fiyat: ₺475,00.
1 adet stokta
Tekke Şiir Antolojisi
Edebiyatımızda adları Saz Şiiri ve Dîvan Şiiri olarak yerleşmiş iki grup manzum eser bulunduğu malûmdur. Bunların dışında, henüz hakkıyla tasnif edilmemiş, ayrı evsafta bir şiirler grubu daha var ki bu, dinî ve tasavvufî şiirler grubudur. Bu grubu adlandırmak icap ederse -tasavvufî olmak, tekke muhitlerinde doğup gelişmek ve az çok da bu adla anılmış bulunmak dolayısıyla- Tekke Şiiri tabiri çok yerindedir.
Tekke Şiirinin fikir ve edebiyat tarihimizdeki yeri, millî dil ve edebiyat bakımından rolü ve değeri büyüktür. Bu grup, Saz Şiirine nispetle daha çok fikrî ve felsefî, Dîvan Şiirine nispetle daha fazla millî ve hayatîdir. Her ikisine nispetle de daha tabiîdir, spontanedir. Edebî ve insani değer bakımından da onlardan aşağı kalmaz. Tekke şairleri de, bütün diğer şairler gibi, kendi ruhlarının ürperişlerini, hasretlerini ve rüyalarını söylemektedirler. Yer yer fikir, hayal ve duygu ile dolu olarak meydana getirdikleri eserler, Türk milletinin ve dolayısıyla insanlık psikolojisinin enteresan bir cephesini tespit etmiş bulunmaktadır.
Tekke Şiiri, Dîvan Şiirinin Arap-Acem tesirine mahkûmiyetine ve bu tesirle Saz Şiirinin gölgede kalmasına mukabil, millî dili ve halk zevkini kuvvetle yaşatmış, âdeta halkın dinî ruhunu ifade ile tanzim ve idare rolünü üzerine almıştır. Bütün İslâmî tesirlere rağmen, dinî-tasavvufî anlayış ve ananede eski Türk şamanizmine bağlı bir tarafı da vardır ki millî kahramanlık ruhuyla karışık müstakil bir Türk mistisizmi ifade etmektedir.
Şekilleri ve vezinleri ne olursa olsun umumiyetle ilâhi adını alan tekke şiirleri, bilhassa ilk zamanlarda, tıpkı saz şiirleri gibi, beste ile birlikte doğmuş; sonradan yazılanların hemen hepsi de bestelenmeye namzet olarak meydana getirilmiştir. Bu hususiyet de Tekke Şiirini İslâm’dan önceki Türk şiirine bağlamaktadır: Çeşitli tarîkat ananelerine göre, ney, saz, kudüm gibi müzik aletleri kullanan veya şiirlerini sadece kendi sesiyle besteli olarak okuyan, oyunlar ve ayinler tertipleyerek esrarlı ve olağanüstü hareketler gösteren şeyhler ve dervişler, Müslüman olmuş eski Türk kamlarından başka bir şey değildirler.
Bugüne kadar yazılan edebiyat tarihlerimizde ve antolojilerde Tekke Şiiri geniş ve müstakil bir şekilde mütalâa edilmemiş, birçok büyük şahsiyetleri ve mahsulleri tamamıyla ihmal olunmuştur. Edebiyatımızın, Eşrefoğlu Rûmî, Nizamoğlu Seyyid Seyfullah, Aziz Mahmud Hüdâyî, Ümmî Sinan, Mısrî Niyâzi, Sezâî ve Kuddûsî gibi en değerli mümessillerinden olan ve milletin diline, ruhuna, kültürüne girmiş bulunan birçok şahsiyetler hiç geçmemekte; Tekke Şiiri olduğu gibi açıkta kalmaktadır.
Tekke Şiiri Antolojisi bu noksanı telâfi için meydana getirildi.
İlgili ürünler
Bütün Şiirleri 1
Çeviri Şiirler
"Şiir tercümesinin adamakıllı güç, hatta çok kere imkânsız bir şey olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. Burada sadece mütercim olarak konuşmuyorum. Kendim de şiir yazdım. Bir şiirin ancak bir defa söylenebileceğini, ancak bir türlü söylenebileceğini kendi tecrübelerimle biliyorum. Bu gerçeği Fransız şairi Cocteau şöyle anlatıyor: 'Bir şiir hiçbir dile tercüme edilemez. Hatta yazılmış göründüğü dile bile/ Peki, mademki öyle, insan bu kadar güç, bu kadar imkânsız bir işe niçin girişiyor? Bunun cevabını kendime göre vermeye çalışayım- Şiir başka bir dile ister çevrilsin ister çevrilmesin, bir şair başka memleketlerin şairleri gibi duymaya, onların düşündüklerini düşünmeye, onların usullerini kullanmaya kalktı mı kendi imkânlarının başka hiçbir suretle genişletilemeyecek bir şekilde genişlediğini görüyor. Bu yalnız şair için değil, okuyucu için de böyle."
Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Yunan şiirinden Çin şiirine, Macar şiirinden İran şiirine çok geniş bir yelpazeden seçkin örnekler sundu. Bazıları ölümünden sonra yayımlanan çevirilere Orhan Veli tarafından hazırlanan Fransız Şiiri Antolojisi için yine kendisinin yazdığı önsöz ve tanıtma yazıları eşlik ediyor. Bir ustadan başka ustalara "farklı" bir bakış...
Eyvallah
O benim için geçmişe anıt bırakılacak kadar değerli; geçmişte bırakılamayacak kadar gereklidir.
Unutuyorum her seferinde neresinde kalmıştık ayrılığın?
Bana geldiğin yol, aşk izlerinle doluydu. Bir dolu aşkın izini örtüyordu şiirlerin. Gelmek eylemi pörsümüştü adımlarında... Oysa ben, gelişini ‘‘milat’’ sayacak kadar başlıyordum aşka...
Yolumdan dönemediğim için değil, seninle hiçbir yolda yürüyemeyeceğimi bildiğim için gidiyorum. Yeryüzünün bütün aşkları senin ve beni unutabilirsin!
Sol yanıma yatsam seni uyusam, hep rüyada kalsam...
Ama içime dokundun bir kere. Parmak izlerin duruyor bakışlarımda. Nereye baksam senden bir iz bırakıyorum.
Ben senin, kaçmak istediğinde açabileceğin ve sonrasında dünyanın yüzüne çarpıp gidebileceğin bir kapıyım!
Gel, aç ve kaç...
Söyle sevgili şimdi hayatında bir kayıp mıyım? Bulunmaz...
Açık bir yara mıyım? Sarılmaz...
Tehlikeli bir yol muyum? Gidilmez...
Şiirleri ve romanlarıyla kalplerinize dokunan Kahraman Tazeoğlu, "Eyvallah" ile sizi yine duygusal bir yolculuğa davet ediyor.
Gülü İncitme Gönül
GÜLÜ İNCİTME GÖNÜL
Çiçeklerle hoş geçin,
Balı incitme gönül.
Bir küçük meyve için
Dalı incitme gönül.
Konuşmak bize mahsus,
Olsa da bir güzel süs,
‘Ya hayır de, yahut sus.’
Dili incitme gönül.
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.
Başın olsa da yüksek,
Gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek
Yolu incitme gönül.
Mevlâ verince azma,
Geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma,
Külü incitme gönül.
Dokunur gayretine,
Karışma hikmetine.
Sahibi hürmetine
Kulu incitme gönül.
Kalbe Karışık
Şiir azıcık aklî, daha çok kalbî bir eylemdir. Şairin kastı konuşulduğunda birazcık aklı, daha çok ruhu konuşuluyor demektir. “el-Ma’nâ fî batni’ş-şâir.” der Araplar. Yani kasd-ı mahsusa şairin bâtınında, derûnunda, hâsılı ruhundadır. Ruh ise sırdır, akıl onu anlayamaz, kısırdır.
Şiiri ruh anlar; akıl ise belki ve ancak yorumlar.
Şiir, aklî düşüncenin kalbî idrake evrilmesidir.
Şiir, aklın devrilmesi, kalbin anlamı devralmasıdır.
Aslında muamma olan; sözdeki şiir değil, ruhtaki şuurdur. Kapalı olan, lafız değil ruhtur.
Kuş Uçar Kanat Ağlar
Buradan dağlara bakarım. Gün, eteklerini toplayıp giderken bir küçük anne gelir. Yatağındaki boşluğa bakar. Tülbentlerini açar, katlar. Kırlentleri düzeltir. Kitapları toplar. Çocukları sorar. Gözyaşımı kurular. “Göğsümdeki çiçeklerin dili yok, unutma.” Evine gülümser. Alın çizgilerimi düzeltir. Sonsuzluğun ağzıyla öper. Yalnızlığımı alır. Yalnızlığını verir. “Ölüler, yaşayanlarda yaşar, bunu hiç unutma.”
Buradan dağlara...
Nuyageva
Usta şair Nurullah Genç'in kalemiyle hayata armağan ettiği kelimeler, Nuyageva 'da yıllar sonra yeniden nefes buluyor.
O nasıl maceraydı, o nasıl “düş”tü
Çevresine ihtilâl kuzgunları üşüştü
Ay görünce düzenli ışıyan gözlerini
Hıçkırıklı bir mendil gökten kıyıya düştü
Öyle maktul bir esaret boşaldı ki doğudan
Köleler ata bindi; sultanlar yaya düştü
Nuyageva bir gümüştü, tılsımlı bir gülüştü

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.