Süreyya
₺260,00 Orijinal fiyat: ₺260,00.₺215,00Şu andaki fiyat: ₺215,00.
1 adet stokta
Süreyya
Süreyya…
Bir ad değil sadece. Bir suskunluk, bir isyan, bir kabulleniş ve en çok da bir başkaldırıdır.
O, annesinin bakmadığı bir kız çocuğu, babasının göremediği bir kadın, kendine bile zaman zaman yabancı düşen bir yürektir.
Yıllarca kimsenin elini uzatmadığı bir tabak gibi soğudu sofralarda; bir çiçek gibi değil, kurumuş bir dal gibi unutuldu pencere kenarında. Aynalara küs, rüyalara aç kaldı. Sevilmek için dua etti, affetmek için yıllar harcadı. Ve bir gün kendi elleriyle hayatını yeniden kurmaya karar verdi.
Bu bir kurtuluş hikâyesi değil. Bu, hayatta kalmanın da bir direniş olduğunu anlatan bir roman. Yaraların utanç değil, cesaret taşıdığı bir iç ses.
Süreyya’yı okuyunca belki siz de kendi içinize döneceksiniz.
Belki unuttuğunuz bir kız çocuğu, gözlerinizin içine bakacak.
Bu kitap, sadece okunmaz… İçten içe duyulur. Ve kalbinizin bir köşesine usulca yerleşir.
İlgili ürünler
Berdel 2
Sonunu görmediği yolu yürümekten hep korkan bir adamdı
Rezan Şahmaran. Hayal kırıklıklarına uğramaktan hoşlanmayan, insanlara çok sevmediği müddetçe bağlanmayan, sevgisini heba etmeyen bir adamdı.
Zorlu yolların sonunda hayatına bir kadın girdi.
Önünü arkasını düşünmeyi, olanların sonucunu
ölçüp biçmeyi unutturdu ve korkusuzca sona gidebileceğini öğretti o kadın.
Hesapsız kitapsız yürümenin güzel tarafını
bu kadın sayesinde öğrendi. İstemediği, sevmediğini defalarca kez yüzüne vurduğu
kadını bir felaketin sonunda kaybetti.
Kaybetmekten korkan bir aşık olacağı aklının ucundan geçmezdi. Nitekim Rezan Şahmaran’ın kalbi sevdanın yakıcı ateşine yandı. Yandı ve kaybetmekten ölesiye korktu.
Bir zamanlar sevmediği kadına, korkusunu pervasızca haykırdı:
Allah der ki; kimi benden çok seversen onu senden alırım.
Ve ekler: Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.
Yemin ederim seni benden önce alacak diye
çok sevmekten korkuyorum!
Emanet Gelin
İstanbul'un arsız Erkut'u, Mardin'in Barzan Ağa'sı… Yaşadığı iki hayatı da parmağında çevirebilen Zalim Hezeroğlu. Yaşadığı bu iki hayat, nihayetinde başına bela olmuştu. Belası da emanet bir gelindi. Güzel, uysal, günahkâr; Berçem Dağdelen.
Kimsesiz Berçem, düğün günü kocasının ölümüyle kayınbiraderiyle evlendirilmiş ve böylece bir darbe daha almıştı. Nelerle karşılaşacağını bilmeyen Berçem Nasıl bir hayat yaşayacağından habersizce koparılmıştı doğduğu topraklardan. Hayat ona zehir olacaktı. Bir günah keçisiydi o. Emanet edildiği zalim adamın ellerinde, işkence altında bir ömür geçirecekti.
Kocasının sevdiği kadınla aynı evde nefes alabilecek miydi? Hayatı darmaduman olan Barzan, bir yanda sevdiği kadın, diğer yanda emanet karısıyla vereceği savaştan galip çıkabilecek miydi?
Öteki
“Yaşamıma başka türlü devam etmem mümkün değildi belki de. Unuttum, suçluluk duygusundan kurtulmak istedim ve eski beni sildim, peki yerine koyduğum ne? Bir kukla, öyle mi? Algılarım zaman ve mekândan kopuyor, aklımda apansız bir tilki fikriyle ekranıma görmeden bakıyorum. “Av yoksa avcı da yok,” diye mırıldanıyorum kendi kendime, bu boşluktan çıkmak için düşünce akışıma tutunmalıyım.”
‘Öteki’ romanı; örneğine pek rastlanmayacak biçimde geleceğin tasarımını günümüz teknolojik gelişmeleriyle ilişkilendirerek okura hem sürprizlerle dolu hem de bir o kadar tanıdık bir dünya gösterirken yazar Barış Toprak, Türkiye’de ‘Bilim Kurgu’ ve 'Polisiye' edebiyatına yeni bir bakış açısı getiriyor…

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.