Sokaklardan Bir Kız
₺445,00 Orijinal fiyat: ₺445,00.₺379,00Şu andaki fiyat: ₺379,00.
Edebiyatında her zaman gerçek yaşamın sorunlarını, zorluklarını, acımasızlıklarını ele alan, düzenin çarpıklığına ilişkin en derin eleştirileri dile getiren ama bütün bunların yanında iyiye, güzele ve insana olan inancını her zaman koruyan ve hep aydınlığın geleceğine inanan Orhan Kemal, Sokaklardan Bir Kız adlı bu romanında da tavrını sürdürüyor. Arka sokakları, pavyonları, batakhaneleri anlatırken insanın direncini ve mücadelesini de yansıtıyor okurlarına. Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kalır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Denilebilir ki her okurun hayatında, Orhan Kemal’in öncesi ve soması iki farklı zamandır. Onun kitapları aracılığıyla insan ve yaşam sevgisi, adalet ve vicdan duygusu, öğreticilik kaygısı güdülmeden, sadece yak bir insancıl bakışla girer hayatımıza. Bu nedenle öncesi ve sonrası kesin çizgilerle ayrılır ve her zaman sonrasında daha temiz oluruz, öfkelenmeyi değil sakinleşmeyi, yaralamayı değil anlamayı öğreniriz de boyun eğmeyi değil, değiştirmeye çalışmayı… Umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal’in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
| Yayınevi | Everest Yayınları |
|---|---|
| Yazar | Orhan Kemal |
| Baskı Yılı | 2013 |
1 adet stokta
Everest Yayınları – Sokaklardan Bir Kız
/n
Edebiyatında her zaman gerçek yaşamın sorunlarını, zorluklarını, acımasızlıklarını ele alan, düzenin çarpıklığına ilişkin en derin eleştirileri dile getiren ama bütün bunların yanında iyiye, güzele ve insana olan inancını her zaman koruyan ve hep aydınlığın geleceğine inanan Orhan Kemal, Sokaklardan Bir Kız adlı bu romanında da tavrını sürdürüyor. Arka sokakları, pavyonları, batakhaneleri anlatırken insanın direncini ve mücadelesini de yansıtıyor okurlarına. Orhan Kemal’in kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz kalır, çok az yazar okurunu onun kadar biçimlendirir. Denilebilir ki her okurun hayatında, Orhan Kemal’in öncesi ve soması iki farklı zamandır. Onun kitapları aracılığıyla insan ve yaşam sevgisi, adalet ve vicdan duygusu, öğreticilik kaygısı güdülmeden, sadece yak bir insancıl bakışla girer hayatımıza. Bu nedenle öncesi ve sonrası kesin çizgilerle ayrılır ve her zaman sonrasında daha temiz oluruz, öfkelenmeyi değil sakinleşmeyi, yaralamayı değil anlamayı öğreniriz de boyun eğmeyi değil, değiştirmeye çalışmayı… Umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemal’in kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.
İlgili ürünler
Babamdan Sonra
Eserleri yıllara meydan okuyan yazar Ahmed Günbay Yıldız’dan hayata dair yepyeni bir roman; Babamdan Sonra...
Genç Muhsin, babasının ısrarı ile hiç aklında olmayan biriyle evlendirilir. Hayatı boyunca bunu bir haksızlık olarak gören Muhsin, askere gider ve bu yüzden bir daha eve dönmez. Ardında bıraktığı eşi ve çocuğuna karşı bir vicdan yükünün altında içten içe ezilirken, ikinci evliliğini gerçekleştirir. Eşler arasında din farklılığı olan bu evlilikte bir oğlu olur… Hayat artık Muhsin için kambur üstüne kamburdur… Muhsin ne gidebilmiş ne kalabilmiş ne de bir yere ait olabilmiştir… O, bir öfke uğruna hayatını sil baştan yaşamaya çalışmış, geçmişini reddetmiş ve tam da bu yüzden “kaybolmuş bir adamdır”…
Baba oğul ilişkisinin birey üzerindeki hayati etkisini, farklı kültürlerden gelen kişilerin yapacağı evliliklerde çıkabilecek çatışmaları, ebeveynin farklı inançları arasında kalan çocukların düşebileceği çıkmazları, ani kararların beklenmedik sonuçlarını, sadakat ve vefa duygularından yoksun bir hayatın insanı sürükleyebileceği çıkmazları ve bu çıkmazlardan çıkış yollarını Ahmed Günbay Yıldız’ın güçlü kurgusu ve akıcı anlatımıyla bu kitapta göreceksiniz…
Define
“Mağazalar, paranın temin edeceği bütün zevk ve rahatlık, keyif ve neşe vasıtalarını bana birer birer takdim ediyor, kadınların hepsi tebessüm ederek beni davet ediyorlar gibiydi. Birdenbire sarsıldım, durdum. Şayet bir aksilik çıkar da bu emeller gerçekleşmezse ne tamir edilemez bir felaket, ne tahammül edilemez bir sefalet olacaktı!”
Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül ’ün yazarı Mehmet Rauf’un kendisiyle özdeşleşen tarzından farklı bir yola saparak serüven ve gizem hissini önde tuttuğu, kitabın devamı sayılan Kan Damlası ile beraber polisiye türünde kaleme aldığı tek eseri olan Define 1927 yılında yayımlanmıştı.
Sıkı bir polisiye okuru olan, Erzurum Hastanesi Başhekimi Şakir Feyzi’nin hastalarından Hacı Hanım, zamanında çalıştığı konaktaki Paşa’nın ona bir kitap verdiğini ve bu kitabın içinde büyük bir hazinenin yerinin saklı olduğunu söyler. Hacı Hanım yaşı nedeniyle defineyi bulamayacağından bu sırrı Şakir Feyzi’ye emanet etmek istiyordur. Büyük bir servetin heyecanına kapılan Şakir Feyzi, Fuzulî Divanı ’nın sayfalarında başlayan bu yolculukta, yalnızca okuduğu kitaplarda gördüğü türden bir maceranın içinde bulacaktır kendini.
Mehmet Rauf’un bir gizemi çözmenin coşkusunu, paranın akıl çelici kuvvetini anlattığı Define Türk polisiyesinin en sürükleyici yapıtlarından birisi.
Mürebbiye
Mürebbiye romanı Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın (1864-1944) henüz otuz üç yaşında iken tamamladığı İstanbul romanlarından biri. 1899 yılında basılan bu romanda olaylar Boğaziçi’nde bir yalıda gelişir. Fransa’da hayat kadını iken bir vesileyle İstanbul’a gelen, Dehri Efendi’nin yalısına mürebbiye olarak giren Anjel, evin erkeklerini bir bir baştan çıkarır. Âşıklar arasında hesaplaşmalara yol açar. Bir sürpriz gelişme ile olaylar sona erer. Hüseyin Rahmi’nin kahramanlara yaptırdığı felsefe tartışmalarında ve ansiklopedik bilgilerde üstadı Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi açıkça görülür. Eserin aslına sadık kalarak yayıma hazırlanan bu çalışmada gereken yerlerde köşeli parantez içinde açıklama verilmiştir.
Müşahedat
Müşâhedat, Ahmet Mithat Efendi’nin sadece natüralist bir roman yazmak için kaleme aldığı bir eser değil, bu natüralist romanın nasıl yazılacağına öncülük eden bir rehber niteliğindedir. Tanzimat Dönemi romanının ötesine geçerek Batı’da dahi henüz görülmediği söylenen tekniklerle yazılan bu roman, büyük oranda toplumsal beklentileri sorgular ve sosyal eleştiride bulunur.
Ahmet Mithat’ın olaylara ve insanlara karşı gözlemlerinden oluşan Müşahedât ’ta, yazar, romanın başkahramanı olarak kendine de yer verir. Mithat, çalıştığı gazeteye gitmek için Beykoz’dan Eminönü’ne giden bir vapura biner. Biri yaşlı ikisi genç üç kadın ile karşılaşır, aralarında geçen bütün konuşmalara tanıklık eder. Duyduğu ilgi uyandırıcı konuşmalar arasında yazacağı romanın konusunu düşünür ve kadınların konuşmalarına kulak kabartmaya devam eder. Vapur iskeleye yaklaşınca onları takip ederek ulaştığı gizemli kadının hikâyesi romanın temel izleğini oluşturur.
Yazar, romanında Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri, Müslüman ve gayrimüslimlerin yaşantıları konularına ilişkin tespitlerini dönemin sosyal ve siyasal atmosferiyle harmanlayarak ele alır. Mithat’ın flanörvari keskin gözlem yeteneği, İstanbul’un kalabalık sokaklarına ve gizli köşelerine hayat vererek, geçmiş dönemlere bir bakış sunar. Şehrin hareketli sokaklarının, entelektüel çevrelerinin, karakterlerinin özünü yakalayarak günlük yaşamın canlı bir resmini çizer.
Şair Evlenmesi
“Şimdi benim Kumrucuğum kafese girecek ha! Ah, bir kere kanadının altına girebileydim! Fakat insan kısmının yediği bir yem var ya, adına para derler. Eğer ondan isteyecek olursa mesela… E ne olmuş? Ben de elimden geleni esirgemem ya. Verebileceğim şey, çok mu? Hepi topu bir teselli.”
Tanzimat Dönemi’nin en önemli yazarlarından biri olan Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval gazetesinde tefrika edilen Şair Evlenmesi oyunu, Türk edebiyatının Batılı tarzdaki ilk tiyatro oyunu kabul edilmektedir. Şinasi, töre komedisi niteliği taşıyan bu eserinde görücü usulü evlenmenin sakıncalarına değinir.
Alafranga tutumu ve giyimi sebebiyle mahalleliler tarafından hoş karşılanmayan Müştak Bey, yoksul fakat eğitimli bir şairdir. Her ne kadar gönlünü Kumru Hanım’a kaptırmış olsa da mahallelinin entrikaları sebebiyle Sakine Hanım’la evlenmeye mecbur kalır. Müştak Bey’i bu zor durumdan kurtaracak kişi ise arkadaşı Hikmet Efendi’dir.
Anadolu geleneğini Batılı tarz ile ustalıkla harmanlayan bu eserle Şinasi, hem Anadolu âdetlerine hâkim olduğunu kanıtlamış hem de Türk tiyatrosunda yeni bir biçimin önünü açmıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.