Siyah Tom’un Baladı (Ciltli)
₺300,00 Orijinal fiyat: ₺300,00.₺248,00Şu andaki fiyat: ₺248,00.
1 adet stokta
Siyah Tom’un Baladı
SHIRLEY JACKSON VE BFA EN İYİ NOVELLA ÖDÜLÜ
Korku edebiyatının ustası H. P. Lovecraft’ın “Red Hook’ta Dehşet” öyküsünün yeniden yazımı olan Siyah Tom’un Baladı, idolüne hayranlığını dile getiren bir yazarın güzellemesi olduğu gibi eleştirel bir yaklaşım da barındırıyor. Başka dünyaların kapıları “Beyaz Amerikalı” olmayanlarla dolu sokaklara açılıyor. Uyuyan Kral uyanıyor.
New York. 1924. Charles Thomas Tester evini geçindirmek ve hasta babasına bakabilmek için entrikalı işler yapan yirmi yaşında bir genç. Elinde gitarıyla sokaklarda, beyazların arasında usul usul dolaşan siyah bir müzisyen. Ama pek de şarkı bilmiyor, sesi güzel değil ve gitarı da çok iyi çaldığı söylenemez. Başkalarına göre bir dolandırıcı, oysa bir “eğlence” olarak görüyor kendi yaptıklarını, fakat eğlence de bir yere kadar. Korkunun onun gitarının tellerine dolanacağı gün yaklaşıyor.
Esrarengiz bir kadına garip şekillerle dolu bir kitap teslim etme işini aldıktan ve Robert Suydam adlı varlıklı bir adamla karşılaşıp tuhaf kütüphanesini ziyaret ettikten sonra hayatı yerle bir olmaya başlıyor. Tekinsiz vakalara meraklı polis memuru Thomas F. Malone’un da devreye girmesiyle birlikte, Charles Thomas Tester ya da yeni adıyla “Siyah Tom”, kendini karanlığın kalbinde buluyor.
Siyah Tom’un Baladı, gündelik gerçekliği sorgulatan bir kozmik dehşet hikâyesi.
“Tuhaf kurgunun ne yapabileceğini ve ne yapması gerektiğini gösteren muhteşem bir örnek.” –Laird Barron
“LaValle, Lovecraft’ın Cthulhu mitosunun altını üstüne getirirken dehasını konuşturuyor.” –Elizabeth Hand
“LaValle, Lovecraft’ın birtakım edebi unsurlarını alıp onları dönüştürerek toplumsal farkındalık yaratıyor.” –Diabolique Magazine
İlgili ürünler
Beni Seç
Tess Gerritsen ve Gray Braver’dan kusursuz bir işbirliği… Geçmişle bugün arasında gidip gelen, ifşalarla dolu, baştan çıkarıcı bir roman.
The Wall Street Journal
Büyüleyici bir suç romanı. Gerritsen ile Braver’ın usta hikâye anlatıcılığı tüm netliğiyle karşımızda.
Karin Slaughter
Üniversite son sınıf öğrencisi Taryn Moore’un cesedi yaşadığı apartmanın önünde bulunur. Görünüşe göre, dairesinin balkonundan atlayarak intihar etmiştir. Olay yerine gelen dedektif Frankie Loomis’in içgüdüleri bu genç ve güzel kadının ölümünün ardında başka gerçekler olduğunu söyler.
Dedektif Loomis’in soruşturması onu üniversite profesörü Jack Dorian’a ulaştırır. Taryn büyük hayranlık duyduğu hocasıyla bir ilişki mi yaşamıştır? İddialı ve hatta tehditkâr bir genç kadın olan Taryn’in ölümüyle Jack’in ilgisi var mıdır?
Frankie art arda sırları ortaya çıkarırken Jack’in bir şeyler sakladığı kesinleşir. Yalan söyleyen Jack aynı zamanda soğukkanlı bir katil midir?
Darren Shan Efsanesi 7-Gecenin Müttefikleri
Hizmetçi İzliyor
“Siz yeni komşularımız olmalısınız!” Bayan Lowell beyaz çitin ardından bize el salladı. Kızımın elini tutup ona gülümsedim fakat kocamı görür görmez Bayan Lowell’ın yüzünde tuhaf bir ifade belirdi. O anda bir karar verdim. Nihayet kendimize ait bir evimiz olmuştu. Geçmişim geçmişte kalmıştı. Orada kalmaya devam etmesi için her şeyi yapmaya hazırdım…
Eskiden başkalarının evlerini temizlerdim, şimdiyse bu evin bana ait olduğuna inanamıyordum. Göz alıcı mutfak, sakin çıkmaz sokak, çocuklarımın gönüllerince oynayabilecekleri arka bahçe… Kocam ve ben çocuklarımıza hak ettikleri hayatı verebilmek için yıllarca para biriktirmiştik.
Bayan Lowell’dan pek hoşlanmadıysam da bizi yemeğe davet ettiğinde bunu yeni mahallemizde arkadaş edinme fırsatı olarak gördüm. Kapıyı bize beyaz önlüğü ve sımsıkı topuzuyla hizmetçisi açtı. Onun yerinde olmanın nasıl bir his olduğunu çok iyi biliyordum.
Ama o buz gibi bakışları içimi ürpertti…
Lowellların hizmetçisi sokağımızdaki tek tuhaflık değildi. Bir silüetin bizi izlediğinden emindim. Kocam geceleri evden çıkıyordu. Ve karşımızdaki evde oturan kadınla tanıştığımda sözleri beni iliklerime kadar ürpertmişti: Komşularına dikkat et.
Ailemi buraya taşıyarak korkunç bir hata mı yapmıştım?
En karanlık sırlarımı arkamda bıraktığımı sanıyordum. Fakat bu sakin banliyö sokağı, şimdiye kadar bulunduğum en tehlikeli yer olabilir miydi?
Küllerin Günü
Peri Masalı
Dünya tehlikede… Hem bizimki hem de diğeri…
Charlie Reade on yedi yaşında, beyzbol ve Amerikan futbolunda başarılı, sıradan bir lise öğrencisidir. Bir gün Radar adında bir köpek ve onun sahibi Bay Bowditch’le tanışır.
Bay Bowditch bir tepede, tekinsiz görünen büyük bir evde tek başına yaşamaktadır. Evinin arkasında zaman zaman tuhaf seslerin duyulduğu bir kulübe, kulübenin içindeyse bir kuyu vardır.
Ve masal bu ya, bu kuyu bambaşka bir dünyaya açılır.
Gökyüzünde iki ayın ve bizim dünyamızdaki gökbilimcilerin hiç görmediği yıldızların parladığı, korkunç cezalara maruz kalmış prens ve prenseslerin sürgün edildiği, sakinlerinin hastalıkla lanetlendiği bir dünyaya...
Dahi yazar Stephen King, iyi ile kötünün savaştığı paralel bir dünyanın kapılarını aralıyor ve hayal gücünün en derin kuyusuna iniyor. Peri Masalı, King’in diğer eserleri kadar şaşırtıcı ve ikonik. Kahraman rolüne soyunan sıradan bir genç adamın olağanüstü macerasını konu alan gerilimli ve tatmin edici bir roman.
KİTAPTAN ALINTILAR
“Cesurlar yardım eder. Korkaklar sadece hediyeler getirir.”
“Herkesin içinde karanlık bir kuyu var bence ve o kuyu asla kurumuyor. Sorumluluğu kabullenerek oradan içiyorsun. Ve su aslında zehir.”
“İyi insanlar karanlık zamanlarda daha çok parlar.”
“Bence tüm dünyalar sihirli. Sadece sihirlerine alışıyoruz.”
“Sizin de muhtemelen bildiğiniz üzere sevgili okur, en derin etkileri bırakan ve en uzun süre aklımızda kalan çocukluğumuzda duyduğumuz hikâyelerdir.”
“İnanılmaz şeylere alışıyor insan, o kadar. Denizkızları ve IMAX, devler ve cep telefonları. Senin dünyandalarsa uyum sağlıyorsun. Harika bir şey, değil mi? Ama başka bir açıdan bakınca bir bakıma korkunç.”
“Disney prensi olmak istemiyorum. Prens olacaksam da karanlık bir prens olmak istiyorum.”
“Utanç da kahkaha gibi. İlham gibi. Kapıyı çalmıyor.”
“Hiçbir şey bekleme ama umudunu asla kaybetme.”
“Zaman aslında su, Charlie. Hayat ise onun altından akıp gittiği köprü.”
“Peri Masalı çoklu evrende geçen, edebiyat türleri arasında dolaşan ve King severler için eski hikâyelere bolca atıfta bulunan bir roman. Unutulmayacak tuhaf karşılaşmalar ve iyi işlenmiş, çoğu zaman heyecan verici olaylarla dolu sürükleyici bir kitap. Sürprizlerle sürekli değişen hikâye örgüsüne rağmen Peri Masalı’ndaki en büyük sürpriz King’in sabit okuruna mutlu son sözü vermesi olabilir.”
-The New York Times
“Stephen King klasik bir masalın tüm cüretkârlığını, büyüsünü ve hatta romantizmini sunmuş bu kitapta, yine de King’in kendine özgü tedirgin edici tarzı rüyalar âlemine sürüklenmenize müsaade etmeyecek.”
-Vanity Fair
“Çok güzel... çocuk klasiklerinin ürpertici gerilimini yakalıyor.”
- The Chicago Tribune
“Bir zamanlar Stephen King 'Peri Masalı' adında bir roman yazmaya cesaret etti ve kitabın basit ama yüce adının hakkını verdi... Kitap yaratıcılıkla dolup taşıyor... Zamansız ve güncel olan iyiye karşı kötünün hikâyesi... Son sayfayı çevirdikten sonra ruhen biraz daha güçlü
hissedecek, başka hikâyeler okumak isteyecek ve hatta belki de sonsuza dek mutlu yaşayacaksınız.”
-USA Toda
“Bu güzel, heyecanlı, dokunaklı masalı yazmak onu mutlu ettiyse, bir okur olarak size neler hissettireceğini bir hayal edin.”
- Bangor Daily News
Tehlikeli Şarkılar
Bir sahil kasabasında düzenlenen müzik festivalinin başlamasına günler kala, organizasyonun başındaki iki kişi vahşice öldürülür. Gözler, festivali yasaklatmak için uğraşan tarikata çevrilir. Olay medyaya yansıyınca toplumsal bir gerilime neden olur. Başkomiser Perihan Uygur, son görevinde yaşadığı psikolojik travmadan dolayı izinde olmasına rağmen Cinayet Büro’ya döner ve soruşturmayı üstlenir. Cinayetler birbirini izledikçe işinin düşündüğünden de zor olduğunu anlayacaktır.
Tuna Kiremitçi’den polisiyeyle müziği buluşturan, nefes nefese bir roman. Polisiye okurlarının sevgilisi Başkomiser Perihan Uygur bir kez daha bizlerle.
Ucubeler
Evrenin yasalarına karşı çıkabilir miyiz? İsyan edip kendimizi yeni baştan yaratabilir miyiz? Yoksa boşuna mı debeleniriz içimizdeki o gözden uzak bataklığın bulanık sularında?
"Dünyanın başına gelen en büyük felaket, insanın düşünmesidir; en iyi şeyse, düşünerek kendini yok etmesidir." Ucubeler, 2012'de Zignata Geçidi adlı kitabı yayımlanan yetenekli yazar Nuray Türk'ün ilk öykü kitabı. Sonunda evini yakan sahtekâr bir besteci, torununun garip hastalığıyla mücadele ederken aklını yitiren yaşlı bir adam, intikam peşinde büyük bir dövüşçüye dönüşen dev bir kadın ve yeniden çocuk olmak isteğiyle garip deneyler yapan bir Progeria hastası…
Dört öyküden oluşan Ucubeler'de varolma biçimlerinden hoşnutsuz, dayatılan dünyayı kabullenmeyen, ona başkaldıran insanların çığlıklarını duyuyoruz.
Nuray Türk öykülerinde işte bu kendini yeniden yaratma çabasını yüceltiyor ve soruyor: Bunu gerçekten yapabilir miyiz? Başa sarabilir miyiz? Düzeltmeler yapabilir miyiz? Ucubeler'i okurken yazarın bunu başarmayı ne kadar arzuladığını, aslında hiç de umutsuz olmadığını hissediyoruz. Sanki ne kadar çok sorarsa, ne kadar çok ayak direrse, başarıya o kadar yaklaşacakmış gibi. Ve Nuray Türk okuru da bu dirençli kahramanların dünyasına sürüklemekte çok usta.
Yörünge
NASA’nın görevlendirdiği Doktor Emma Watson hayatının macerasını yaşamak üzere Uluslararası Uzay İstasyonu’na çıkmıştır. Büyük bir heyecanla beklediği bu görev, yerçekimsiz ortamda tekhücreli bir organizma kültürünün kontrolden çıkmasıyla kâbusa dönüşür. Deney hayvanlarında görülen korkunç bir hastalık astronotlara da bulaşınca mekik ekibi dünyadan yardım istemek zorunda kalır. Ancak ABD ordusu duruma el koyar ve mekikle her türlü irtibat kesilir. Dev bir karantina merkezine dönüşen mekikte ölüm kalım mücadelesi başlamıştır artık.
Meraklandırıcı ve inandırıcı bir genetik facia hikâyesi… Tüyleriniz diken diken olacak…
-Publishers Weekly
Tess Gerritsen’ın ne kadar iyi olduğunu görmek ürkütücü…
-Harlan Coben

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.