Sanata Dair – 2
₺250,00 Orijinal fiyat: ₺250,00.₺205,00Şu andaki fiyat: ₺205,00.
5 adet stokta
Sanata Dair – 2
“Sanata Dair”, Halit Ziya Uşaklıgil’in genel olarak sanat, edebiyat, dil ve müzik konuları üzerine kaleme aldığı gazete yazılarından oluşuyor.
1938-1963 yılları arasında dört cilt halinde yayımlanan Sanata Dair’i biz iki ciltte topladık. Abdullah Uçman tarafından hazırlanan Sanata Dair’in bu iki ciltlik yayınında, esas metne herhangi bir müdahalede bulunmadan, gerekli görülen birtakım isim, eser ve olaylarla ilgili kısa açıklamalar yapılmış; yazarın bir kısım kelimelerde tercih ettiği ve bugüne uymayan imlası günümüz imlasına uydurulmak suretiyle daha rahat okunabilecek bir eser ortaya konulmuştur.
Elinizdeki ikinci ciltte Halit Ziya, kendi kuşağından bir kısım edebî şahsiyetin portresini çizmiş, onların kitap halinde basılmış eserlerini değerlendirmiş; İngiliz ve Fransız edebiyatının belli başlı isimlerinin kısa biyografileri eşliğinde eserlerini tanıtmıştır.
Halit Ziya’nın son derece zengin ve geniş bir birikimle, rahatça okunan deneme üslubuyla kaleme aldığı yazılarında, günümüz araştırmacılarıyla okuyucularının öğreneceği ve tartışacağı önemli konular olduğu kanaatindeyiz.
İlgili ürünler
Gece Yarısından Sonra Bir Saat – Novalis
Hermann Hesse’nin, yapıtında izlediği yolu anlamak isteyen okurlar için gençlik dönemi eserleri arasında önem atfedip Hermann Lauscher ve Peter Camenzind kitaplarıyla birlikte andığı ve henüz yirmi bir yirmi iki yaşlarında kaleme aldığı Gece Yarısından Sonra Bir Saat masalsı atmosferiyle, Maeterlinck’in etkisi altında genç bir yazarın kendisine yarattığı düş ülkesinden ezgiler niteliğindedir.
Yazarın ilk düzyazı denemelerinden, yine aynı yıllarda yazdığı, kitap sevgisine ilişkin “Novalis” öyküsü, bibliyofil anlatıcının aktarımıyla okuru eski kitapların geçmişteki ve gelecekteki hayali okurları ve dostluk üzerine düşündüren bir yolculuğa çıkarır; bu yolculuk boyunca romantizmin öncülerinden 18. yüzyıl sonu Alman şairi Novalis’in yapıtını selamlar.
“Şimdi burada gördüğün ne varsa, her şey bütün gerçekliklerden daha güzel ve bütün gerçekliklerden daha gerçek.”
Sözler metalden yapılmış gibi, yavaş ve ağır okunuyor. Buna rağmen kitap edebi değil. En iyi yerlerinde gerekli ve tuhaf. Taşıdığı huşu içten ve derin. Sevgisi büyük ve içindeki bütün duygular saf: Sanatın eşiğinde duruyor.
Rainer Maria Rilke (Gece Yarısından Sonra Bir Saat kitabına dair)
Gece Yarısından Sonra Bir Saat ’teki düzyazılar üzerinde çalışırken, kendime bir sanatçı-düş ülkesi, bir güzellikler adası yaratmıştım; düzyazılardaki şiirsellik güncel dünyanın çalkantılarından ve en diplerinden geceye, düşlere ve yalnızlıkların güzelliğine bir geri çekilme anlamı taşımaktaydı...
Hermann Hesse (Gece Yarısından Sonra Bir Saat, “1941 Baskısı İçin Önsöz”den)
Huzursuzluğun Kitabı – Ayrıntı Yayınları
Bu rastlantısal izlenimlerde, rastlantısal olma dışında başka bir arzu taşımadan, kurgusal otobiyografimi, yaşamsız tarihimi, kayıtsızca aktarıyorum. Bunlar benim İtiraflarım...
Lizbon’da bir şirkette muhasebe yardımcısı olarak çalışan Bernardo Soares yaşamının büyük bölümünü kiralık odasıyla kasvetli işyeri arasında geçirir. Gün boyunca kendini bir hiç olarak hissettiği beniyle ancak gece olunca bir araya gelmektedir. Bu aslında belirsizliklerle dolu, kendinden taşarak insan varoluşunu sorgulayan bir karşı karşıya geliştir. Sessiz odasında, eskiden beri olduğu ve gelecekte de olacağı gibi yalnızlık, iç sıkışıklığı ve kederle yazar.
Muhasebe yardımcısı Bernardo Soares’in düşlerdeki gece yolculuğunu kâğıda döken Huzursuzluğun Kitabı, Portekiz dilinin büyük şairi Fernando Pessoa’nın bugün neredeyse onun kadar nam sahibi sandukasında bulunmuştur. Olağanüstü birikimi ve edebi derinliği ölümünden çok sonra kabul görmüş olan yazarın ardında bıraktığı binlerce el yazması belge arasında öne çıkan Huzursuzluğun Kitabı, esasen nevi şahsına münhasır bir otobiyografik romandır. Pessoa yalnızlıklar, çaresizlikler, pişmanlıklar ve acı veren mutluluklarla örülü yaşamını, günce, anlatı ve deneme gibi türlerin olanaklarından yararlanarak, yer yer aforizma biçiminde alımlanacak çarpıcı ifadelerle ve günün birinde okunacağı ve takdir edileceği umuduyla kaleme alır.
İdealist Öğretmen – Koridor Yayıncılık
Moskova Üniversitesi’nde başarılı bir matematik profesörü olan Raçinski, herkesin gıptayla baktığı kariyerini bir kenara bırakıp istifa eder. Hem de yalnızca köyüne gidip sıradan bir öğretmen olabilmek için. Başta kimselerin anlam veremediği bu durum, Raçinski’nin hayatında aldığı en önemli karardır. Çünkü halkın içindeki keşfedilmemiş cevherleri bulacak ve onları parlatıp hak ettikleri gibi aydınlığa kavuşturacaktır.
Profesör Raçinski’nin bir bilinmeze doğru attığı adımlar, bu yoldaki umutları ve fedakarlıkları sizi öylesine sarsacak ki hayatta neyin önemli olduğunu ve sonunda gurur duyacağınız bir yaşam sürmeniz için ne yapmanız gerektiğini bir kez daha sorgulayacaksınız.
Bu küçük ama etkisi büyük kitapta yalnızca bir öğretmenin çırpınışını değil, aynı zamanda Rusya’nın o dönemdeki içler acısı durumunu, halkın tembelliği, sefaleti ve cehaletiyle nerelere sürüklendiğini ve eğer doğru yönlendirilirse neler başarabileceğini de okuyacaksınız. Atatürk tarafından, bir bataklıklar ülkesi olan Finlandiya’nın kurtuluşunun ülkemize örnek olarak gösterildiği Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi yazan Grigoriy Petrov’un kaleminden yine unutulmaz, sarsıcı bir hikaye.
Meczup – Can Yayınları
İnsan nasıl meczup olur? Cibran’a göre herkes kadim gerçeklerin bilinciyle doğar. Gerçek yüzlerini gizleyen toplumun içinde bu bilgiyi unutur, arayışından vazgeçer. Ta ki bir gün uykusundan uyanana ve her şeyi olduğu gibi görene kadar. Ancak bu özgürlüğün bedeli meczup olarak görülmesi ve toplumun dışına itilmesidir. Yazarın kendi çizimleriyle yayımladığımız Meczup, adeta yüzyılların birikimini taşıyan bir bilgelikle bize, insanın benlik arayışında her zaman aklına gelen soruları sorduruyor.
Mektub
“Türkiye’den geliyorum,” dedi üstada adam. “Bu yolculuğu size bir tek soru sormak için yaptım.”
Yaşlı adam ona şaşkınlıkla baktı:
“Çok güzel. Bana tek bir soru sorabilirsiniz.”
“Size soracağım soruyu açık seçik sormalıyım. Sorumu Türkçe sorabilir miyim?”
“Sorabilirsiniz,” diye yanıtladı bilge. “Tek sorunuzu yanıtlamış bulunuyorum. Başka bir şey öğrenmek istiyorsanız, onu yüreğinize sorun, sizi yanıtlayacaktır.”
Paulo Coelho Mektub’da farklı kültürlerin gözünden rengârenk bir deneyim hazinesi sunuyor. Coelho’nun ifadesiyle, “Mektub bir tavsiye kitabı olmaktan ziyade tecrübeleri aktarmayı amaçlıyor.”
Sözlü anlatının her türlü kaynağından köken ayırt etmeden beslenen bu duru metinler okura hem dünyevi karmaşanın ortasında soluklanma hem de kendini daha yakından tanıma fırsatı veriyor.
Nasıl Temizlenebilirim?
İnsanlara veya bazı nesnelere değdikten sonra, hatta bazen onlara
dokunmamışken bile kirlenmekten korkuyor musunuz?
• Dokunma yoluyla size bir hastalık bulaşmasından çekiniyor mu-
sunuz?
• Başkaları tarafından kirletilmekten ya da onları kirletmekten en-
dişeleniyor musunuz?
• Dışarıdan evinize girecek şeylere karşı sürekli tetikte misiniz?
• Kirlendiğini düşündüğünüz şeyleri aşırı mı temizliyorsunuz? Ya
da onları atıyor musunuz? Kirlendiğini düşündüğünüz şey bir kı-
yafetse, onunla temiz olduğunu düşündüğünüz bir yere oturmak-
tan kaçınıyor musunuz?
• Herhangi bir şeyin tam anlamıyla temiz olduğundan bir türlü emin
olamıyor musunuz?
• Evinizde aile üyelerinin bile giremeyeceği, dokunamayacağı, otu-
ramayacağı “temiz”, “güvenli”, “yasak” alanlar oluşturuyor musu-
nuz?
• Bir şeylerin temizlendiğini hissedene kadar harcadığınız saatler-
den veya hiçbir şey kirlenmesin diye aldığınız önlemlerden artık
yoruldunuz mu?
• Kirlilik hissine dayanamıyor musunuz?
• Yıkanmak size durdurulması imkânsız bir şey gibi mi geliyor artık?
Prof. Dr. M. Hakan Türkçapar’ın editörlüğünde hazırlanan Hayatı
Anlamak Serisi’nin ana rengi, psikolojik bozuklukların nedenleri ve
çözümlerini anlamak için iletişime dayalı bilimsel yöntemi esas alan
Bilişsel Davranışçı Psikoterapi. Bireyin kendine nasıl yardım edebile
ceğine yoğunlaşan serinin bu kitabının konusu ise Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluk.
Türkçapar, Bulaşma-Yıkanma Tipi Obsesif Kompulsif Bozukluğun ne olduğunu ve neden olduğunu anlatırken, azımsanmayacak sayıda kişinin mustarip olduğu bu sorunun, doğası gereği kendini saklayan ve sürekli gözden kaçırılan asıl temelini gözle görülür hâle getiriyor.
Türkçapar şunu soruyor: Asıl sorun kirlenme-bulaşma mı, yoksa
obsesif kompulsif bozukluğun kendisi mi?
Rahatsızlığın sonlandırılmasında kritik bir öneme sahip olan bu
sorunun yanıtı, kitapta verilen özgün yöntemler ve etkin çözümlerle
birlikte okuru sahici bir iyileşmeye davet ediyor.
Tormesli Lazarillo Yeni Beyaz Kapak
16. yüzyıldaki ekonomik kriz sebebiyle İspanya’nın her köşesinde açlık ve sefalet kol gezmekteydi, bu durumun bir ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. İspanyol toplumundaki bu maddi ve manevi çöküntünün ortasında, 1554 yılında, sonradan pikaresk roman adı verilecek olan yeni bir anlatı türünün ilk örneği olan Tormesli Lazarillo ortaya çıktı. Din adamlarının ahlaksızlıklarına bolca yer veren bu eser, engizisyonun hışmına uğramamak için imzasız olarak basıldı.
Sefiller, dilenciler, dolandırıcılar ve kimsesiz çocuklarla dolu bir dünyayı tüm çıplaklığıyla sergileyen Tormesli Lazarillo, dönemin İspanyol toplumuna ayna tutan bir klasik.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.