Şafakta Yanan Mumlar
₺275,00 Orijinal fiyat: ₺275,00.₺225,00Şu andaki fiyat: ₺225,00.
Dedeleri karşı saflarda çarpışmış iki genç kızın karşılaşmasını ve bu savaşta yaşanan olayları anlatan; savaş, barış, özgürlük kavramlarını sorgulayan bir gençlik romanı.
“Biri Avustralyalı biri Türk iki ailenin bu dokunaklı öyküsünü okurken, içinde yer alan dehşetin yanı sıra savaşın kötü ironisi seziliyor. Biraz da savaş ateşiyle biçimlenmiş iki farklı ulusal kimliğe karşın biri Avustralyalı biri Türk iki aile, özellikle de iki genç, Peggy ve Zeynep, aynı insanca duyguları taşıyorlar.
Öyleyse neden birbirimizle savaşıyoruz?
Düşmanlığın ne kadar boşuna olduğunu vurgulayan bu kitap, bir barış ve dostluk duası gibi. (1998)
Kutlarım. Kitabı bir kez daha büyük bir zevkle okudum. Bu yayının uluslararası anlayış ve hoşgörüye önemli bir katkı olduğuna inanıyorum. Keşke daha çok kişi bu tür çalışmalar yapsa… (2002)”
-Dr. Maurice Saxby Avustralyalı Çocuk Edebiyatı Profesörü
“Serpil Ural’ın ilk romanı olmasına rağmen son derece başarılı bu eserini 12-15 yaşlarındaki tüm gençlerin okumasını öneririm.
Savaşın acı yüzü ilginç bir kurguyla Çanakkale Savaşları mizansenine oturtulmuş. Akıcı, zaman zaman hüzünlendiren, çoğunlukla düşündüren ama, sevgi ve barışı hep öne çıkaran bir eser. Tüm ilköğretim okullarında okutulmalı.”
-Prof.Dr. Nilüfer Tuncer Hacettepe Üniversitesi Kütüphanecilik Ana Bilim Dalı
| Yayınevi | Bilgi Yayınevi |
|---|---|
| Yazar | Serpil Ural |
| Baskı Yılı | 2015 |
5 adet stokta
Bilgi Yayınevi – Şafakta Yanan Mumlar
/n
Dedeleri karşı saflarda çarpışmış iki genç kızın karşılaşmasını ve bu savaşta yaşanan olayları anlatan; savaş, barış, özgürlük kavramlarını sorgulayan bir gençlik romanı.
“Biri Avustralyalı biri Türk iki ailenin bu dokunaklı öyküsünü okurken, içinde yer alan dehşetin yanı sıra savaşın kötü ironisi seziliyor. Biraz da savaş ateşiyle biçimlenmiş iki farklı ulusal kimliğe karşın biri Avustralyalı biri Türk iki aile, özellikle de iki genç, Peggy ve Zeynep, aynı insanca duyguları taşıyorlar.
Öyleyse neden birbirimizle savaşıyoruz?
Düşmanlığın ne kadar boşuna olduğunu vurgulayan bu kitap, bir barış ve dostluk duası gibi. (1998)
Kutlarım. Kitabı bir kez daha büyük bir zevkle okudum. Bu yayının uluslararası anlayış ve hoşgörüye önemli bir katkı olduğuna inanıyorum. Keşke daha çok kişi bu tür çalışmalar yapsa… (2002)”
-Dr. Maurice Saxby Avustralyalı Çocuk Edebiyatı Profesörü
“Serpil Ural’ın ilk romanı olmasına rağmen son derece başarılı bu eserini 12-15 yaşlarındaki tüm gençlerin okumasını öneririm.
Savaşın acı yüzü ilginç bir kurguyla Çanakkale Savaşları mizansenine oturtulmuş. Akıcı, zaman zaman hüzünlendiren, çoğunlukla düşündüren ama, sevgi ve barışı hep öne çıkaran bir eser. Tüm ilköğretim okullarında okutulmalı.”
-Prof.Dr. Nilüfer Tuncer Hacettepe Üniversitesi Kütüphanecilik Ana Bilim Dalı
İlgili ürünler
Müşahedat
Müşâhedat, Ahmet Mithat Efendi’nin sadece natüralist bir roman yazmak için kaleme aldığı bir eser değil, bu natüralist romanın nasıl yazılacağına öncülük eden bir rehber niteliğindedir. Tanzimat Dönemi romanının ötesine geçerek Batı’da dahi henüz görülmediği söylenen tekniklerle yazılan bu roman, büyük oranda toplumsal beklentileri sorgular ve sosyal eleştiride bulunur.
Ahmet Mithat’ın olaylara ve insanlara karşı gözlemlerinden oluşan Müşahedât ’ta, yazar, romanın başkahramanı olarak kendine de yer verir. Mithat, çalıştığı gazeteye gitmek için Beykoz’dan Eminönü’ne giden bir vapura biner. Biri yaşlı ikisi genç üç kadın ile karşılaşır, aralarında geçen bütün konuşmalara tanıklık eder. Duyduğu ilgi uyandırıcı konuşmalar arasında yazacağı romanın konusunu düşünür ve kadınların konuşmalarına kulak kabartmaya devam eder. Vapur iskeleye yaklaşınca onları takip ederek ulaştığı gizemli kadının hikâyesi romanın temel izleğini oluşturur.
Yazar, romanında Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri, Müslüman ve gayrimüslimlerin yaşantıları konularına ilişkin tespitlerini dönemin sosyal ve siyasal atmosferiyle harmanlayarak ele alır. Mithat’ın flanörvari keskin gözlem yeteneği, İstanbul’un kalabalık sokaklarına ve gizli köşelerine hayat vererek, geçmiş dönemlere bir bakış sunar. Şehrin hareketli sokaklarının, entelektüel çevrelerinin, karakterlerinin özünü yakalayarak günlük yaşamın canlı bir resmini çizer.
Şair Evlenmesi
“Şimdi benim Kumrucuğum kafese girecek ha! Ah, bir kere kanadının altına girebileydim! Fakat insan kısmının yediği bir yem var ya, adına para derler. Eğer ondan isteyecek olursa mesela… E ne olmuş? Ben de elimden geleni esirgemem ya. Verebileceğim şey, çok mu? Hepi topu bir teselli.”
Tanzimat Dönemi’nin en önemli yazarlarından biri olan Şinasi’nin Tercüman-ı Ahval gazetesinde tefrika edilen Şair Evlenmesi oyunu, Türk edebiyatının Batılı tarzdaki ilk tiyatro oyunu kabul edilmektedir. Şinasi, töre komedisi niteliği taşıyan bu eserinde görücü usulü evlenmenin sakıncalarına değinir.
Alafranga tutumu ve giyimi sebebiyle mahalleliler tarafından hoş karşılanmayan Müştak Bey, yoksul fakat eğitimli bir şairdir. Her ne kadar gönlünü Kumru Hanım’a kaptırmış olsa da mahallelinin entrikaları sebebiyle Sakine Hanım’la evlenmeye mecbur kalır. Müştak Bey’i bu zor durumdan kurtaracak kişi ise arkadaşı Hikmet Efendi’dir.
Anadolu geleneğini Batılı tarz ile ustalıkla harmanlayan bu eserle Şinasi, hem Anadolu âdetlerine hâkim olduğunu kanıtlamış hem de Türk tiyatrosunda yeni bir biçimin önünü açmıştır.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.