Rüzgarın On İki Köşesi
₺420,00 Orijinal fiyat: ₺420,00.₺345,00Şu andaki fiyat: ₺345,00.
1 adet stokta
Rüzgarın On İki Köşesi
Rüzgarın Oniki Köşesi nde öykülerini biraraya getiriyor Ursula K. Le Guin. Rastgele bir seçimle değil. Bugünden geriye doğru bakarak, yazarlık kariyerinde önemli bulduğu ilk dönem öykülerinden yaptığı bir seçki. Ressamların retrospektif dedikleri türe giren bir koleksiyon. Gecikmiş ama gözü pek bir şekilde yayın dünyasına açıldıktan sonraki on yıllık dönem içinde yazdığı kısa öyküleri ile ilgili kabaca da olsa kronolojik bir etüt. Sanatçının gelişim sürecini izleme olanağının da kitabın faydaları arasında yer alabilmesi için öyküler bu koleksiyonda aşağı yukarı yazıldıkları tarih sırasına göre dizilmişler. Tanıtım Metni
İlgili ürünler
Dumbledore : Hogwarts’ın Tanınmış Müdürünün Hayatı
Güllerin İhaneti – Yıldızların Laneti 2.Kitap Ciltli
“Burada güller, aşkı değil ihaneti simgeler.”
Sirius Halkı!
Atalarımın yüzyıllar önce kurmuş olduğu Sirius İmparatorluğu’nun başına geçtiğim ilk günden itibaren bu ülkeyi onurumla
yönetiyorum. Refah ve huzur içinde olan ülkemiz, tanrıların çocuklarımızı lanetlemesiyle birlikte yıllardır bir kâbus yaşıyor.
Çocuklarımızı bu lanetten kurtarmak ve ülkemizi tekrar huzura kavuşturabilmek için verdiğimiz mücadelede imparatorluğumuzun
tek vârisi ve prensesi olan kızım, Victoria Sirius, kaçırıldı.
Alexander Brown, vârisimizi geri getirmek için yaptığı çalışmalar sırasında kendilerine Hamal Birliği adı veren bir örgütün izlerine
rastladı. Kızımı kaçıran bu örgüt, sizlerin çocuklarını da kaçırmakla kalmayıp lanetlerini kullanmaları için beyinlerini yıkayarak kendi çocuklarımızı ülkemiz için bir tehdit olarak kullanmak istiyor.
Bu yaptıklarıyla imparatorluğumuza savaş açmış kabul edilen Hamal Birliği’ne ve siz değerli halkıma sesleniyorum. Ülkemizin tek vârisi ve prensesi olan kızım Victoria Sirius’un en yakın zamanda saraya teslim edilmesini emrediyorum! Emirlerime karşı gelen ve lanetini kullanmaya çalışan her kim olursa olsun, yaşına ve nereden geldiğine bakılmaksızın, derhal idam edilecektir!
“Ben bugüne kadar sadece seninle olan anılarıma tutunarak hayatta kaldım.
Seninle kurduğum hayallere inanarak ölülerden oluşan bir adada silbaştan bir hayat
yarattım! Sen olmadan bile bu kadar şey başarmışken sen yanımdayken nasıl kaybedebilirim?”
İskandinav Mitolojisi
“Başlangıçtan Önce Hiçbir Şey Yoktu: Ne Toprak Vardı Ne Gökkubbe, Ne Yıldızlar Vardı Ne De Gökyüzü¨. Şekilsiz Ve Şemalsiz, Sisten Bir A^lem İle Durmadan Yanan Ateşten Bir A^lemdi Var Olan.”
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
Gaiman, eski çağa bu ait hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…
“Gaiman’ın her zamanki gibi yalın ve su gibi akan kelimeleri ortaçağ metinlerinin dramatik gücünü yansıtmayı başarıyor. Hikâyeleri anlatma tarzı yediden yetmişe herkese uygun ve bu hem yerinde hem de akıllıca bir hamle.” –Ursula K. Le Guin
“İskandinav Mitolojisi’nde Gaiman eski mitleri öyle canlı anlatmış ki okurken yatak odam Valhalla’ya dönüşecek sanmaya başladım. Cüceler, devler ve yaratıklar da dahil tüm İskandinav panteonunu bir film ya da roman gibi işliyor. Ne yalan söyleyeyim, kendime göğüs zırhı sipariş etmeme şu kadar kaldı. Takdiminde Gaiman’ın da dediği gibi, bu öyküler dünyayı yaratan ateş ve buzdan başlayıp dünyayı sona erdiren ateş ve buza giden yolculuğu anlatıyor.” –Lidia Yuknavitch
“Bu kitap sayesinde, çocukken severek okuduğum mitler yeni nesle, baştan keşfedilmek üzere anlatılacak. Ne de olsa, tekrar anlatılamayan öyküler unutulmaya mahkumdur ve her neslin bu mitleri yeniden keşfetmesi ve anlaması gerekir.” –Joanne Harris
Karanlığın Şehri
Doğduğu günden beri ailesinin son derece korumacı ve baskıcı tutumuyla yetiştirilen Efsan Erez, doğum gününde en sevdiği grubun konserine gitmek üzere kardeşiyle beraber gizlice evden çıkar. Masum bir istekle başlayan bu çıkış, Efsan’ın kendini küçük dünyasından tamamen farklı bir evrende bulmasıyla sonuçlanır.
Krallıklar tarafından yönetilen topraklarda yaşayan tehlikeli yaratıkların ve büyü kullanabilen ırkların hüküm sürdüğü evrende biçare ve kimsesiz kalır. Artık o, olmaması gereken bir yerde, olmaması gereken kişidir. Yabancıların hoş karşılanmadığı bu karanlık şehirde tanımadığı kişilerin yardımına muhtaç olmasıyla, sonun başlangıcı için zaman akmaya başlayacaktır.
Bir yandan eve dönüş yolunu ararken, diğer yandan hayatta kalabilmek için kimliğini gizleyerek tehlikeli seçimler yapmak zorunda kalır; fakat bu girişimleri, yakalanmaması gereken en önemli kişinin, Alaz Şahzade’nin dikkatini çeker. Artık olmaması gereken yer, bu karanlık şehir değil, yanında dahi durmaması gereken bu adamın geceden daha siyah harelerinin içidir.
Canını kurtarmak için kaçarak ailesine geri dönmeye çalışan Efsan karanlık şehirden kaçabilecek midir ya da tan vaktini bile görebilecek midir, belli değildir.
Üstelik ne kadar engel olmak isterse istesin kalbi de yavaş yavaş Alaz Şahzade için çarpmaya başlarken…
Güçlü bir duruşu vardı, aynı zamanda karanlıktı da ve karanlık kötüydü. Karanlık bilinmezlik demekti, karanlık boşluktu ve... Ben karanlığı sevmezdim.
Powerless
New York Times Çok Satanlar listesinden!
Paedyn, Prens’in hayatı boyunca avladığı şeyin ta kendisi…
Prens ise Paedyn’in hayatını rol yaparak geçirdiği gerçekliğin ta kendisi…
Ilya Krallığı sadece sıradışı ve güçlü olan Seçkinlere ait. Seçkinlerin sahip oldukları güçler, onlara onlarca yıl önce yaşanmış Veba tarafından bahşedildi. Fakat herkes iyileşecek ve Veba’nın ödüllerinin tadını çıkarak kadar şanslı değildi. Sıradan doğanlar ise isimlerini hak edecek kadar… sıradanlar. Ve Kral, Elit topluluğunu korumak için tüm Sıradanları sürgün etmeye karar verdiğinde, bir yeteneğinizin olmaması aniden bir suç haline geldi. Şimdi Paedyn Gray bir kader suçlusu ve zorunlu olarak bir hırsız.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.