Roma Ordusu(Ciltli)
₺725,00 Orijinal fiyat: ₺725,00.₺588,00Şu andaki fiyat: ₺588,00.
1 adet stokta
Roma Ordusu(Ciltli)
GÖRKEMLİ TARİHİYLE ROMA ORDUSU…
Dünyanın en çok belgesele, diziye ve filme konu olan, sembol dünyasından kıyafetlerine, taktik düzeninden manevra kabiliyetine, lojistik imkânlarından efsane isimlerine kadar her yönüyle merak edilen büyülü ordularından biri: Roma ordusu…
M.Ö 753’te şehrin kuruluşundan M.S 500’e dek süren döneme kadar Roma ordusu her detayıyla yeniden inceleniyor. Elinizdeki kitap Roma’nın kuruluşundan monarşinin tesisine, cumhuriyetin doğuşuyla birlikte izlenen yayılma stratejisinden hem siyasî hem de askerî anlamda inancın ve geleneklerin önemine, Roma’nın askerlerinin kimlerden oluştuğundan profesyonel orduya geçiş sürecine, orduda uygulanan cezalardan muhafızların esas rollerine kadar birbirinden kritik konuları belgesel niteliğinde ve çarpıcı biçimde sayfalara taşıyor.
Samet Özgüler’in titiz çevirisiyle hazırlanan bu eseri okurken Iulius Caesar’ın kanlı Galya Savaşı ve bunun ardından gelen, Roma’nın imparatorluk hâline gelmesini sağlayan İç Savaş’ı yakından hissedeceksiniz. Hadrianus dönemi lejyonerleriyle muharebe düzeni alacaksınız. Efsane imparator ve filozof Marcus Aurelius ile beraber Cermen barbarlarına karşı sefere katılacaksınız. Roma donanmasının I. Kartaca Savaşı’nda hem denizle hem de düşmanla nasıl mücadele ettiğini bizzat göreceksiniz. Senatörler arasındaki hiç bitmeyen siyasi düelloların tansiyonunu hissedecek, bir imparatorun zafer alayına yakından tanıklık edeceksiniz.
“Osprey Resimli Tarih Dizisi”nin ikinci kitabı “Roma Ordusu”, dünyanın gördüğü en büyük imparatorluklardan biri olan ve savaşı hayat tarzı hâline getirmiş Roma İmparatorluğu’nun askerî yönünü çok özel görsellerle anlatan, zevkle okunacak bir başucu eseri…
İlgili ürünler
Çanakkale Mahşeri
Çanakkale Mahşeri; “cihânın yedi iklîminden” Türk’ün aziz topraklarına “kaynayan bir kum gibi” sökün edip gelmiş, Türk’ü tarihten ve hatta beşeriyet hafızasından söküp atmaya ahdetmiş düşman karşısında, Türk’ün “göğsündeki kat kat îmanla” ve kanının her damlasıyla verdiği cevabın destanıdır. Çanakkale Mahşeri; asırlardır Anadolu coğrafyasında çalınan mayanın bozulmayacağının, en sağlam istihkâmın vatanını nâmûs bilenlerin pâk yürekleri olduğunun, “rükû” haricinde cihâna nizam vermiş başların asla eğilmeyeceğinin destanıdır.
Mehmed Niyazi’nin 1998 yılında yayınlandığı ilk günden bu yana büyük bir ilgiyle okunan romanı, Çanakkale muharebelerinin en gerçekçi anlatıldığı eserlerin başında geliyor. Bir muharebede tek bir neferin bile ne kadar önemli olduğu malumdur. Çanakkale Mahşeri romanını da, bu hakikatin âdeta bir tezahürü olarak kaleme alan Mehmed Niyazi, Çanakkale siperlerindeki en üst rütbelilerden en düşük rütbelilere kadar bizleri sayısız kahramanın dünyasında gezdirir. Çanakkale Mahşeri’nin kahramanları öyle bir rûh iklîminin insanlarıdır ki, efsanelerde anlatılanlardan daha efsanevî, tarih kitaplarında anlatılanlardan ise daha gerçektirler.
Enver Paşa – Bir Adanmışlık Öyküsü
Mefkûrem sevgili vatanımım büyüklüğü ve refahıdır. (...) Eğer bu, memleketi kurtaracaksa mutlu olurum. Ölürsem; vazifemi yapmış kabul ederim kendimi. Allah’a dua ediyorum; eğer projem Türkiye’ye mutluluk getirmezse, beni öldürmesi için dua ediyorum. Allah sizi korusun. Ata binmem lazım, beni bekliyorlar...
Osmanlı Devleti’nin son dönemleri… Bir yanda kaybedilen savaşlarla, toprak kayıplarıyla, göçlerle, Balkanlarda ve diğer bölgelerde patlak veren isyanlarla, diğer yanda ekonomik sorunlarla, yoksullukla, Meşrutiyet ve özgürlük hareketleriyle baş etmeye çalışan bir devlet… Bir yanda varoluş mücadelesi veren Osmanlı İmparatorluğu, diğer yanda hızla büyük bir harbe sürüklenen dünya...
Böyle bir ortamda doğan ve büyüyen, geçim sıkıntısı yaşayan memur bir babanın içe kapanık, çelimsiz ama inatçı oğlu İsmail Enver’in ise tek hayali sokakta gördüğü subaylar gibi olmak. Bu hayal diğer hayallerin kapısını açacak; kendini milletine adamış bir adamın hayalleri bir milletin hayallerine dönüşecekti…
Yakın tarihimizin en çok tartışılan tarihî figürlerinden Enver Paşa hırsları ve inatları uğruna vatanı feda eden bir hayalperest miydi yoksa kader kurbanı bir vatan sevdalısı mı?
Tarihimizin önemli olaylarını ve figürlerini anlatan romanlarıyla okurun büyük beğenisini toplayan İsmail Bilgin, hayatı mücadelelerle geçmiş Enver Paşa’yı daha önce hiç anlatılmamış bir şekilde kaleme aldı.
Bütün bir vatanın kaderini değiştiren Enver Paşa’yı hiç böyle okumadınız...
Fatih Sultan Mehmed Han
“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.” Hz. Muhammed (s.a.v)
Dünya Tarihi çok az zamanlarda İstanbul’un Fethi gibi eşine az rastlanan olaylara tanık olmuş, çok nadir zamanlarda tarihin seyrini değiştiren büyük komutanlar görmüştür. İşte bunların hiç kuşkusuz belki de en başında sayılacak olanlarından biri de Fatih Sultan Mehmet Han’dı.
Fatih, dünya üzerinde eşine az rastlanan bir devlet başkanı idi. Devlet yönetiminde kendisine rehber edindiği yegâne kişi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) olmuştu. Hz. Ebubekir’in sadakati, Hz. Ömer’in adaleti, Hz. Osman’ın yumuşak huyu, Hz. Ali’nin cesareti adeta Sultan Fatih ile tekrar yeryüzüne inmişti...
İşte bu sebeple özellikle yaşantımıza ışık tutması açısından O’nu tanımak ve gelecek nesiller tarafından tanınmasını sağlamak bizim yegâne görevlerimizden biri olacaktır.
İstanbul’u fethederek Peygamber Efendimizin övgüsüne nail olan Cihan Padişahı Fatih Sultan Mehmet nasıl yetiştirildi?
Hannibal
Hannibal was a Carthaginian general. He acquired his great distinction as a warrior by his desperate contests with the Romans. Rome and Carthage grew up together on opposite sides of the Mediterranean Sea. For about a hundred years they waged against each other most dreadful wars. There were three of these wars. Rome was successful in the end, and Carthage was entirely destroyed.
There was no real cause for any disagreement between these two nations. Their hostility to each other was mere rivalry and spontaneous hate. They spoke a different language; they had a different origin; and they lived on opposite sides of the same sea. So they hated and devoured each other.
Kurt Ve Kuzgun-Çaldıran Kılıçların Ve Şiirlerin Savaşı
Cihanı titreten bir hükümdar, Yavuz Sultan Selim…
Doğuya nam salan şahların şahı, Şah İsmail…
Yüzünü batıdan sonra doğuya döndüren Osmanlılar…
Her geçen gün biraz daha güçlenen, güçlendikçe de sesi yükselen Safeviler…
Ve dünyanın kaderini değiştiren bir savaş, Çaldıran…
Osmanlı’ya doğunun kapılarını açan savaşın, en zorlu çarpışma anlarında güle oynaya ölüme yürüyebilen adsız kahramanlar, Karatuğlar…
Ve Osmanlı’nın geleceğine damga vuran casusların piri, Vehimi!
Tarihi romanlarıyla yüz binlerce okuru geçmişin şanlı zaferleri ve heyecan dolu sahneleriyle buluşturan ödüllü yazar Okay Tiryakioğlu, Çaldıran Muharebesi’nin 500. yılında bugünkü Ortadoğu haritasının temellerini atan savaşı yazdı.
KURT VE KUZGUN…
Yalnızca kılıçların değil, şiirlerin de en güçlü silahlar kadar etkili olduğu kıran kırana bir mücadele…
Mehmed Akif – Milli Mücadele Yolculuğu
Ele avuca sığmaz, güçlü, sıhhatli ve enerjik... Ama hep çalışkan, hep erdemli...
Bir yanı şair ruhlu, bir yanı vatanı söz konusu olduğunda dinmez bir mücadeleci, sözüne güvenilir bir İslam büyüğü...
Vatan topraklarına düşmanların ayak basmasına daha fazla dayanamadı Mehmed Akif. İşgal yıllarında Sebilürreşad dergisiyle yaptığı mücadele de yetmedi ona. İstanbul’da artık rahat edemeyeceği hakikatine sarılarak, oğlu Emin Akif’le beraber Ankara yollarına düştü. Yeri geldiğinde gizlenerek, yeri geldiğinde at sırtında, yeri geldiğinde trenle, yeri geldiğinde yayan… Yolda karşılaştıkları bağımsızlık mücadelesine baş koymuş dostları ve insanlarla birleşip zorlu bir yolculuk gerçekleştirdi adım adım. İzmit, Eskişehir ve nihayet Ankara…
Milli Mücadele’de verdiği büyük hizmetlerle gerçek bir “istiklal kahramanı”nı karşıladı Ankara.
Bu, Türk tarihinin en hazin imtihanlarından biri olan Kurtuluş Savaşı yıllarında, memleketi karış karış adımlayıp pek çok yüreğe vatan sevdasını düşüren Mehmed Akif’in hikayesi…
Bu, hazin bir şekilde ölüme uğurladığımız Mehmed Akifler, Emin Akifler üzerinden; unutulmuş vatan savaşçılarının öyküsü
Sultan Bir Kanuni Romanı
Sultanlar sultanı, hakanlar hakanı, hükümdarlara taç veren Allah‘ın yeryüzündeki gölgesi, Anadolu‘dan Rumeli‘ye kara ve denizlerin yegâne hâkimi Kanuni Sultan Süleyman Han yedi cihana nam salmaya devam ediyor! Devir Muhteşem Süleyman devridir. Düşmanları bir korkudur sarar. Vehimi çıkar her köşe başından; yamandır, aman vermez. Pargalı ise her vezire benzemez, zekâsıyla savaşır da olmazları oldurur. Hürrem‘in tek bir sözüyle kayıplara karışır kimi, kiminin hayatı huzur bulur. Ancak başta Cihan Padişahı vardır ki sefer eyler Bağdat‘a, Estergon‘a; şanıyla Viyana kapılarına ulaşır. Ne Şarlken tanır ne Ferdinand. Denizler ise Barbaros‘tan sorulur. Preveze‘den gelen kahramanlık haberleri Kutsal Roma ile Safeviler arasındaki ittifakı körüklerken acaba bu güç savaşında kim galebe çalacaktır? Tarihi romanların vazgeçilmez ismi Okay Tiryakioğlu, Kanuni üçlemesinin ikinci kitabı Sultan‘da tarihin en ihtişamlı dönemini soluk soluğa bir anlatımla bugüne taşıyor.
Yavuz
Kuşatma 1453’ün yazarı Okay Tiryakioğlu’ndan eşsiz bir tarihî şahsiyetin sarsıcı romanı: YAVUZ.
Sefer güzergâhını soran vezire, “Sır tutmayı bilir misin?” diye soran; “Evet!” cevabını alınca “Ben de bilirim.” karşılığını verecek denli temkinli, “dünya”yı kafasında taşıyan bir gaye adamı.
Hedefleri uğruna kardeş kavgasını hatta baba-oğul çekişmesini bile göze almak zorunda kalan küçük şehzade.
Bu kararlılığına, son nefesine kadar, kaybettiği kardeşleri ve can dostlarının özlemi eşlik etmiş şair bir yürek.
Devletine ve ümmetine 400 yıl soluk aldıran eşi benzeri görülmemiş 8 yıllık bir “hamle”nin mimarı halife.
Ve çevresindekilere aklı yitirmenin sınırlarını zorlatan bir yaralı son: Şirpençe.
Hiç abartılı olmayan ama kahramanlarının dayandıkları manevi gücü de ıskalamayan olgun bir edebî dilin romanı: YAVUZ

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.