Pollyanna
₺95,00
1 adet stokta
Pollyanna
Pollyanna´nın yaşam felsefesi “Mutluluk Oyunu” ve babasından öğrendiği iyimser tutumdur.
“Mutluluk Oyunu” yaşlı bir kadın, babasıyla ona koltuk değneklerini verirken:
“Bu değneklere bakıp onlara ihtiyacın olmadığı için sevin.” dediğinde başlamıştır. Annesini çok küçük yaşta kaybeden Pollyanna, babasını da kaybedince teyzesi Polly ile yaşamak zorunda kalır. Pollyanna, mutluluk oyunu sayesinde teyzesinin katı kalbini yumuşatıp mutlu olmasını sağlamaya çalışmaktadır.
İlgili ürünler
Altın Yağmur
Kimliği hakkında çok az şey bildiğimiz, Bizans döneminden İstanbullu hemşerimiz, Mabeyinci Pavlos, özgün adıyla Paulos Silentiarios... İS altıncı yüzyılda, İustinianos’un sarayında bir tür mabeyincilik görevi üstlenen (sessizliği sağlayan kişi) Mabeyinci Pavlos’un ismi, kendisine atfedilenlerle beraber 80’in üzerinde epigramma ile iki uzun şiiriyle (biri Pythia kaplıcaları üstüne, diğeriyse Ayasofya’nın yapılışı onuruna yazılan ve kilisenin açılışında halka okunan Ayasofya’nın Betimi [Kırmızı Kedi Yayınevi 2018]) bugünlere kadar gelir.
Mabeyinci’nin 70’in üzerinde epigramma’sını bir araya getirdiği Altın Yağmur kitabında, Samih Rifat’ın dört önemli kaynaktan, Anthologie Grecque (Pierre Waltz), Anthologie Grecque (Maurice Rat), Anthologie de la Poézie Grecque (Robert Brassilach) ve Poèmes Erotiques (Paul Le Silentiaire) derleyip çevirdiği şiirler, yüzyıllar sonra biz okurlarını “sessizliğe” davet ediyor.
“Daha ne kadar, ateşli bakışlarımızı saklayıp,
kaş göz işaretleriyle yetineceğiz, söyle!
Gel açığa vuralım sevdamızı ve karşı çıkarsa biri
her acıyı unutturacak kavuşmamıza, bir kılıç
çare olsun ikimiz için de: birlikte sahip olmak
en güzeli, sonsuza dek, yaşama ya da ölüme.”
Amerika
Hizmetçinin birini ayartıp, hamile bıraktığı için, yaşam koşulları elverişsiz ailesinin Amerika’ya gönderdiği on altısındaki Karl Roosmann, hızını düşürmüş bir gemiyle New York limanına yanaştığı anda, kaç vakittir seyrettiği Özgürlük Tanrıçası’nı yoğunlaşmış gün ışığında gördü.
Anıtın kılıçlı eli daha da tepelere uzanıyor, bedenini salıveren esintiler oluşturuyordu...
...
Kayıp, diğer adıyla Amerika, Kafka´nın yazdığı ilk romandır. Ailesi tarafından apar topar Amerika´ya gönderilen Karl Rossman´ın hikâyesini konu almaktadır.
Karl, on altı yaşında bir gençtir ve işlediği bir suçtan dolayı ailesi onu bu cezaya mahkum etmiştir. Sürgün edildiği Amerika’ya giderken, bulunduğu geminin ateşçisiyle tanışmış ve macera başlamıştır.
Artık önünde bazen zengin bazen fakir olacağı, farklı şehirlerde, farklı sosyal statülerde ve farklı yaşam şartlarında bir hayat onu beklemektedir.
Böyle Buyurdu Zerdüşt – Kırmızı Kedi Yayınevi
“Herkes için ve hiç kimse için bir kitap!”
Böyle karşılıyor eser bizleri.
Bu kitapta Nietzsche, şiirsel bir üslupla felsefi meseleleri dile getirmiş, kendi felsefi düşüncelerini ve kavramlarını açıklamıştır.
Düşünce tarihinde çığır açmış, üslubuyla kitabı belli bir kategorinin içine hapsedemediğimiz, edebiyatla felsefi çalışmanın sınırlarında gezinen eserde Nietzsche’nin “Ben bu kulaklara göre ağız değilim” gibi cümlelerini okurken tekrar tekrar düşünecek ve emin olun bu eseri defalarca okuyacaksınız!
Unutmadan, Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt için “Yazılmış en derin eser” dediğini biliyor muydunuz?
Ermişin Bahçesi
Halil Cibran’ın ölümünün ardından yayımlanan eseri Ermişin Bahçesi , bir geri dönüşün hikâyesini anlatır. El Mustafa, on iki yıl boyunca uzak kaldığı adaya ayak bastığında geri dönüşün bütün sancı ve sızılarını yüreğinde taşır. Halkına kavuştuğu an, daha derin bir yalnızlığın pençesine düştüğü andır. Annesiyle babasının ebedi uykuya yattığı o bahçenin duvarları, dünyayla arasına çizdiği bir sınır çizgisine dönüşür. Onun sesine hasret kulaklara fısıldadığı ise yaşama ve yaşamın getirdiklerine ve götürdüklerine dair kedere bulanmış cümlelerdir.

Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.